Çanakkale Haftası

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Çanakkale İle İlgili Yazı Resim vb Dökümanlar Burada yer alacaktır.Konuya resim eklemek isteyen fakat eklemeyi bilmeyen arkadaşlar

http://www.edebiyatturkiye.com/forum/index.php?topic=1171.msg4765#new

Bu bağlantıya girerek öğrenebilirler.


Elinizde Çanakkale ile ilgili her şeyi paylaşabilirsiniz...

Teşekkürler
 
C

cengaver

#2
Ynt: Çanakkale Haftası

Zafer kazanıldıktan sonra... Hadi! derler Seyit Onbaşı'ya,bu sefer de kaldır da şu 250 okkayı bir fotoğraf çekelim de tarihe kalsın...ne kadar denese de kaldıramaz bu sefer.İşte asıl bu geçer tarihe...İman gücü ve yüreğinin ateşiyle okuduğu duaların etkisi daha fazladır o savaş anında,diğeri ise sadece bir fotoğraf olacaktır..Sonra daha düşük okkalı bir mermiyi kaldırır temsili bir fotoğraf çekilir böyle:

 
C

cengaver

#3
Ynt: Çanakkale Haftası

Şehitliklerimizin simgesi olan Şanlı Çanakkale abidesi....



 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#6
Ynt: Çanakkale Haftası

Vatan sevme özürlülerin, herkese silah zoruyla vatan sevdirmeye yeltendiği şu günlerde, Müslimleri ve Gayrı Müslimleriyle bu yurdun insanın vatanını nasıl sevdiğini okumak şart
Bu ülkede vatanseverliğin en anlamlı sembolüdür Çanakkale savaşları.


Haber7 Kitap Dünyası olarak, Mehmet ile Memo'nun, Ahmet ve Abdullah ile Aron, Avram, Anastas Efendilerin yanyana çarpışarak can verdikleri Çanakkale Savuması'nın yurt severliğin ne olduğunu herkese anlatması dileği ve bu vatan parçasında yaşayan herkesin gerektiğinde nasıl omuz omuza çarpıştığının hatırlanması ümidiyle 18 Mart Çanakkale Zaferi öncesinde, o muhteşem destanı anlatan kitaplardan size bir güldeste sunalım istedik.

Bu kitapların herkese dedelerimizi omuz omuza çarpıştıran o ulvi duyguları yaşatmasını ümit ediyoruz...

"Üç beyinsiz kafanın", 'vatansever politikaları' yüzünden parçalanan ve böyle bir destan yazmak zorunda kalan bu vatanın evlatlarının ilelebet yeni Çanakkale Savaşı yaşaması dileğiyle, herkese iyi okumalar...

Bir Çanakkale Destanı Şehadetname

Halide Alptekin
Yitik Hazine Yayınları

Ölüm ile hayat, esaret ile hürriyet arasında kıl kadar mesafenin kaldığı bazı zamanlar vardır. Vatanı korumak için vatanın binlerce kilometre ötesinden gelindiği ve burada kalındığı zamanlar...
Böyle bir zamanda yola çıkar İstanbul Sultanisi'nden elli yiğit genç. Geride gözü yaşlı analar, babalar ve yârlarını bırakırlar. Çanakkale'de kıpkırmızı açan birer Cennet gülü olurlar sonra; ardından okulları sarı ve siyaha boyanır. Mezar taşlarına yazılamasa da isimleri, tarihin kara sayfalarına altın harflerle kazınır. Ve Sultani'den alamadıkları diplomayı cephede alırlar. Bu belge vardıkları mertebenin de nişanı olur: Şehadetname...
Onlar sadece İstanbul Sultanisi'nin yiğitleri değildir, bu vatanın yüz otuz iki ayrı köşesinden cepheye koşan Mehmetçiklerdir. Memleketleri; Musul, Adana, Üsküp, Erzurum, Van, Bağdat, Bursa, Selanik, Diyarbakır, Mekke, Sivas... değildir, artık Çanakkale memleket olmuş, vatan Çanakkale'ye emanet edilmiştir.
Elinizdeki roman, sayıları iki şehir nüfusunu bulan kahramanların "bu topraklar için toprağa girişinin" destanıdır.
Çünkü biliyoruz ki memleketimiz neresi olursa olsun biz Çanakkaleliyiz.


Çanakkale'de Şahlananlar

Destan Yazan Yiğitler ve Analar

Vehbi Vakkasoğlu
Nesil Yayınları

Çanakkale’de yaşananlar, sadece kuru bir “savaş” kelimesiyle açıklanamaz. Orada yaşananlara ancak bir milletin “şahlanışı” denebilir. Osmanlı torunu yiğit Mehmetçikler, yüreklerindeki iman gücüyle dünyanın “Süper Güç”lerine meydan okumuşlardı Çanakkale’de.
Hz. Ali’nin Hayber Kalesi’nin kapısını sökerken şahlanışı gibi şahlanmıştı Seyit Onbaşı… O şahlanışla 276 kiloyu sırtlanmıştı. O şahlanışın tesiriyle Müstecib Onbaşı, bir denizaltıyı, periskopundan, hem de top atışıyla yakalamıştı.
Şehit anaları, oğullarını “Ya şehit ol, ya gazi; yeter ki bu vatana düşman ayak basmasın” diye göndermişti cepheye… Kahraman hanımlar da eşlerini cepheye bizzat kendileri uğurlamış, şehadet haberleri geldiğinde de acıyı kalplerine gömmüş, aziz hatıraları için her öğün bir tabak da onlar için indirip kaldırmışlardı sofraya… Zaferi kazandıran yiğitler kadar analar da destanlar yazmıştı Çanakkale’de… Çanakkale destanı, kanla ve gözyaşıyla yazılmıştı.


Çanakkale Yolunda

Gabriel Domergue
Babıali Kültür

“Almanya’yı yenmemiz için onu çember içine almamız, çembere almamız için de Ruslarla ittifak yapıp Çanakkale’den serbest geçişi sağlamamız gerekiyor. Böylece, Türkleri yenmek ve başkentlerini fethetmek zorundayız.”
Bu kitap, 1915 yılının dünyayı kasıp kavuran savaş ortamında, bir Fransız gazetecinin Balkanlar’dan Çanakkale’ye kadar uzanan cephelerde tuttuğu günlükten oluşmaktadır.
Fransız savaş muhabiri Gabriel Domergue, kaleme aldığı bu günlükte, İngiltere, Fransa, Rusya ve daha sonrasında İtalya’nın Osmanlı karşısındaki, savaş stratejilerinin yanı sıra bu milletlerin Türklere bakışlarını anlatmaktadır.
Savaşın yapmacık bir yanı olmadığını vurgulayan yazar, bir yabancı olduğu halde Türklerin asil ve kahraman bir millet olduğunu dile getirmekte ve maceraperest bir avuç Jön-Türk tarafından kandırılarak savaşa sürüklendiklerini de özellikle belirtmektedir.





Çanakkale

Mehmet Işık & Murat Tuna
Yakamoz Yayınevi

Yarım milyon can düştü yere..Savaşın en acı yerinde duruyorlardı şimdi.
Gözyaşının kana karıştığı anda, artık ölümden başka bir seçenekleri kalmamıştı.
Bir yanda, binlerce kilometre uzaktan gelen ve neyle karşılaşacağını henüz bilmeyen askerler, öte yanda ise yaşadığı yeri korumaya ant içmiş vatanseverler vardı..
VATANIN TANIMI, BU SAVAŞLA BİRLİKTE YENİDEN YAPILDI...



Türk Romanında Çanakkale Muharebeleri

Celal Mat
Akçağ Yayınları

Şüphesiz “Çanakkale”; şairin “Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.” dediği Türk milletinin, “bir hilâl uğruna” yazdığı “tarihe sığmayan bir destan”; “yok”luğun “var”lık yolunda ebediyete vâsıl olduğu; vatan, bayrak ve millet uğruna verilen her canın ve akıtılan her kanın, sonsuzlukta yankılandığı bir abide; Türk insanındaki yüksek ruh ve kudretin, tarihte emsali görülmemiş ölçüde tebarüz ettiği bir şahikadır.
İşte konusundaki ilk ve tek akademik eser olma özelliğine sahip bu kitap, yukarıda sözü edildiği üzere Türk milletinin şahlanarak yeniden tarih sahnesine çıktığı Çanakkale Muharebelerinin, Türk romanına olan yansımasını ortaya koymayı amaçlıyor..

Çanakkale 1915 - Ölüme Koşanlar

Recep Şükrü Apuhan
Timaş Yayınları

O gün, siperlerimizde akıllara durgunluk verecek kanlı bir boğazlaşma vardı. 30. Alay’dan bize kayıplarıyla hüzünlü, zaferiyle gururlu bir bayrak kaldı.
Bu kitapla bütün yönleriyle gözler önüne serilen Çanakkale Savaşı’nı gün gün yaşayacak, kendinizi siperlerde Mehmetçiğin yanında hissedecek, heyecan, gurur, hüzün ve zevkle okuyacaksınız…
Bu kitap; vatanı korumak uğruna ölüme koşanların, Çanakkale’de 1915 yılında tarih yazan kahramanların öyküsünü anlatıyor.
İngiliz, Fransız, Anzak resmi arşivlerinden, Osmanlı arşivlerinden, Mehmetçiklerin anılarından, komutanların raporlarından yararlanarak kaleme alınmış, ÇANAKKALE'nin her yönünü anlatmak amacıyla arşiv belgeleri, hatıratlar ve diğer kaynaklar taranarak hazırlanmış, Türkiye'de ilk defa yayınlanan fotoğraflarla zenginleştirilmiş bir kitap...

Çanakkale Savaşları ve Savaş Alanları Rehberi

Burhan Sayılır
Siyasal Kitabevi

Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Çanakkale Savaşları'nın anlaşılmasını kolaylaştırmak, savaşın geçtiği yerlerin derli toplu bilgilerle gezilmesini sağlamak için, böyle bir çalışmanın yararlı olacağı kanaatine varılmıştır.
Bu çalışmada, sadece anıt, mezarlık ve şehitliklerin tanıtılmasıyla kalınmayıp, yaşanan muharebeler, askerlerin beslenme, barınma, sağlık gibi içinde bulundukları koşullar konusunda da ziyaretçilerin bilgilendirilmesi hedeflenmiştir. Rehber, bugüne kadar bu konuda yapılmış çalışmalar içinde Anadolu tarafından geniş çaplı bahseden ilk çalışma olması açısından da önemlidir.

Türk Kurmay Subaylarının Gözüyle Çanakkale Savaşı


Burhan Sayılır
Salyangoz Yayınları

Türkler gibi medeniyet sahibi olmayan bir milletin elinde bulunan Avrupa'nın bu son kalesine Hıristiyanlar tarafından hücum ediliyor.
Eğer İngilizler ve müttefikleri bunu başarırlarsa, bu fethedilmiş bir ülkenin peşinden koşan fatihler gibi burayı elde tutmak için değil, belki ilk kıvılcımı 1792'de Fransa'da parıldayan medeniyet ışıklarını Asya'nın karanlık köşelerine sokmak içindir. Hayalimizin ufkunda gözden uzak Bağdat'ın sisler içinde gizlenmiş göz alıcı manzarası canlanıyordu. Britanya'nın en tanınmış devlet adamlarının zihinlerinden yüz sene önce doğmuş olan bu siyaset, bugün Çanakkale'de yaşanmakta olan savaş ile de ilgiliydi. Temel şart ise, İngiltere'nin bu savaşta galip gelmesidir. Bunun ne kadar temel bir şart olduğunu, vazgeçilmez olduğunu, bugünkü nesil gerektiği gibi takdir edemez. Eğer İngiltere'nin askerleri, Gelibolu Yarımadası'nda başarısızlığa uğrayacak olursa, İngiliz güneşi Türkiye'de, Mısır'da, Hindistan'da kısaca bütün Doğu'ya ışıklarını önceki kadar vuramayacak ve aydınlatamayacaktır.
- Granville Fortescu (Çanakkale Ümitler, Yanılgılar, Gerçekler, Ankara 2003)
Türk Tarihindeki en önemli olaylardan biri olan Çanakkale Savaşı’nın gerçek tarihini bilmek için, birincil kaynak özelliğini taşıyan harp cerideleri ve birlikler arasındaki yazışmalar gibi arşiv belgelerinin yazı sıra bizzat bu savaşa katılmış olan subay düzeyindeki kişilerin kaleme aldıkları günlük, hatıra, kitap, makale ve savaşa sonrasında verdikleri konferanslara bakmak ve incelemek de oldukça yararlıdır. Bu düşünceyle, bu çalışmada savaşa katılmış subayların savaşa bittikten sonra verdikleri konferanslara yer verilerek Çanakkale Savaşı ile ilgili kaynakların topluma kazandırılması amaçlanmıştır. Söz konusu konferanslarda Anafartalar, Arıburnu, Seddülbahr ve Kumkale’de yaşanan çarpışmalara değinilmektedir.

Bir Hilal Uğruna - Çanakkale

Bilal Eren & Hakkı Karatekeli
Cihan Yayınları

Bir hilal uğruna nice güneşlerin battığı, tarihe sığmayan nice kahramanların ortaya çıktığı, her karış toprağının şüheda ile dolu olduğu bir kutlu mekandır Çanakkale...
"Hasta Adam ölürse, mirasını patlaşmak için birbirimize gireriz. İyisi mi hazırlıklı olalım, anlaşalım. Hasta, kucağımızda ve kontrolümüz altında ölsün. Mirasını da kavgasız - gürültüsüz paylaşalım" diyerek gelmişlerdi İtilaf Devletleri. Çörçil, "Bir elimizi arkamıza bağlasalar, diğer elimizle o milleti yener ve geçeriz" diyordu: "Komutanım! Bir kolum koptuysa da diğer kolum var. Beni tekrar cepheye gönderin. Ben, tek kolumla da iş görebilirim ve düşmenı Çanakkale'den geçirmem!..." İşte, Mehmetçiğin Çörçil'i sağlam kalmış tek koluyla yendiği yerdir Çanakkale...

Atatürk ve Çanakkale'nin Komutanları


Sermet Atacanlı
MB Yayınevi

Çanakkale'de Komutan Savaşları'nı anlatan dev bir tarihi araştırma: Atatürk ve Çanakkale'nin Komutanları
Çanakkale Savaşı'nın farklı bir açıdan öyküsü. Atatürk'ün muharebeler sırasında Türk üst komuta kadrosuyla ilişkileri, anlaşmazlıkları, kişilik çatışmaları. Muharebelerin ortasında yaşanan sıkıntılı dönemler, Atatürk ve komutanlar arasında gerginlikler. Rollerin değişip Atatürk'ün tek lider olduğu Cumhuriyet döneminde aynı komutanlar ile ilişkilerin seyri...
Atatürk'ün muharebe meydanında karşı karşıya geldiği İngiliz ve Fransız komutanlarla, savaştan sonra kesişen yollar. Kanlı bir savaşın arkasından gelişen sıcak dostluklar.
Arşivlerden yeni belgeler, bilinmeyen mektuplar, gün ışığına çıkan yeni fotoğraflar.
Çanakkale nasıl geçilemedi, savaş ne pahasına kazanıldı?
91 yıl sonra kimleri ve nasıl hatırlayalım, kimleri ve neleri unutmayalım?


Çanakkale'nin Kahraman Mekteplileri

İsmail Çolak
Lamure Kitap

İşte Çanakkale'nin Eğitim Ordusu: -Galatasaray Lisesi'nin, İstanbul Lisesi'nin, Vefa Lisesi'nin ve daha nicelerinin Gelibolu yamaçlarındaki Genç Mehmetleri - Vatansever eğitim neferlerindeki Çanakkale ruhu -19 Mayıs'ın kör şafağında kırılan 'gençliğim eyvah!' - Harbin eğitime ödettiği ağır bedel
Ve İşte Mahşerin Mektepli Kahramanları: - Galatasaraylı ilk gönüllü 646-Celal İbrahim - Galatasaraylı 948-Muzaffer'in destansı mahareti - Vefa'lı Fransızca öğretmeni Ahmet Rıfkı - Üniversiteli altı fedai ve Seracettin Öğretmen - Gönüllüler sınıfı ve Profeör Emin Efendi - İstanbul Lisesi'nin bahadırları ve Esat öğretmen - Çanakkale semasında batan iki mekteplinin ebedi aşkı - Öğretmen Hasan Ethem'in ölümsüz mektubu Ve Çanakkele'nin Kahraman Mekteplileri'ne dair bilinmeyen birçok olay bu kitapta…

Yakın Tarih İncelemeleri 1 / Çanakkale Savaşı

Muzaffer Albayrak
Yeditepe Yayınevi

Katkıda bulunan yazarlar: Bursalı Mehmet Nihat, Tuncay Yılmazer, Savaş Karakaş, Ahmet Yurttakal, İslâm Özdemir, Melike Bayrak, Özge Gürkan, Halis Ataksor
Büyük Savaşta Çanakkale Seferi
Bursalı Mehmet Nihat
Çanakkale Muharebelerinde Mütevazı Bir Asker: Binbaşı Halis Ataksor
S. Serdar Halis Ataksor
27. Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey'in Arıburnu Savaşları Raporu
Zığındere'yi Anlamak
Tuncay Yılmazer
Çanakkale Geçildi mi?
Savaş Karakaş
Arıburnu'nun Şanlı Müdafaası ve 27. Alay 2. Tabur 4. Bölüğünün Hazin Hikâyesi
Ahmet Yurttakal
4 Mart 1915 Seddülbahir Çıkarması ve Bigalı Mehmed Çavuş
İslâm Özdemir
Çanakkale Savaşlarında Anadolu Yakası Muharebeleri
Melike Bayrak
25 Nisan Çıkarmaları Üzerine Genel Bir Değerlendirme
Özge Gürkan
Bir Bulut Hikâyesi
Tuncay Yılmazer

Çetinceviz Çanakkale

Ferit Erden Boray
Kum Saati Yayıncılık

Türkler öldürülebilir fakat mağlup edilemezler."
Napolyon Bonaparte
Çanakkale...
Bir milletin ölüm kalım savaşı...
Savaşmaya değil, ölmeye yemin etmiş kutlu bir ordu! Özgür ve bağımsız yaşamaya azmin ölümle dansı....
Topyekün bir halkın kaderinde ince bir çizgi...
Kitapta, Çanakkale savaşıyla birlikte onu oluşturan ruh kuvvetinin fikirsel anlamda dayanakları olan çetin ceviz kişilikleri de ön plana alarak inceliyor.

Çanakkale Savaşanlar Anlatıyor

Ruşen Eşref, Naşit Hakkı, K. Mülmann, Hamdullah Suphi
Örgün Yayınevi

- E sen nerelisin bakalım, ağam? diye sordum.
- Afyon Karahisar'ın Sandıklı kazasının Kusura kariyesinden Hüseyin oğlu Mustafa.
- Rütben?
- Onbaşı.
- Sen de Çanakkale'de bulundun, demek!
- Evet efendim, bulunduk.
- Yaralandın mı?
- Evet, kolumdan, bileğimden, parmağımdan.
- Ne ile yaralandın?
- Misket parçasıyla, şarapnel misketinin parçasıyla.
- Hangi taraftaydın?
- Seddülbahir tarafındaydım. "Donuz deresi"nden girdik, "Kanlı dere"ye çıktık; Kirte köyünün alt yanında "Kanlı dere" vardı; işte oraya!..
- Derler ki muharebede bizim askerlerin gözüne yeşil sarıklı askerler görünürmüş; siz de gördünüz mü onlardan?
- Hayır efendim, biz görmedik. Yalnız kuşlar vardı. Yeşil yeşil. Ateşin arasında gezerlerdi. Sonra zeytin ağaçlarına konarlardı. Başka bir şey görmedik. İşte o zeytin ağaçlarını kurşun, gülle kırmış, yıkmış, dalını budağını karıştırmış. O yeşil kuşlar oraya konarlardı. Kurşun murşun, Allah tarafından, onlara dokunmuyordu.

Çanakkale Savaşı Karikatürleri

Halil Ersin Avcı&Mehmet Ali Bingöl
Truva Yayınları

Savaş propaganda işidir. Tarihimizin en şanlı, ne yazık ki aynı zamanda en kanlı mücadelelerinden biri olan Çanakkale Savaşı'nda propagandanın rolünü anlamak için dönemin karikatürlerine bakmak yerinde olacaktır.
Karikatürlerin genelde mizah amaçlı çizimler olduğunu düşünürüz. Oysa çok etkili manipülasyon araçlarıdır bu sevimli resimler. Tarihçi Halil Ersin Avcı, genel olarak Birinci Dünya Savaşı perspektifinden başlayarak özelde Çanakkale Savaşı'nı irdeleyen tarihi karikatürleri bir araya getirdiği bu çalışmada; İngiltere, Almanya, Avusturya, Fransa, Rusya ve Osmanlı karikatürlerine yer veriyor. Bu ülkelerin gözlerinden bakıyor savaşa ve onların stratejilerini gösteriyor bizlere karikatürün, fotoğrafın, illüstrasyonun, kartpostalın basit ve renkli diliyle.
Bu kitap gösterecek ki, savaşan dünyanın tarafları cephede yaptıklarından çok, yazıp çizdikleriyle var oluyorlar kendi halklarının gözlerinde. Bazen birkaç küçük karikatür yetiyor insanların cepheye koşmasına. İşte bu çalışmayla da anlıyoruz ki savaşlar sadece cephede kazanılmıyor. Kimi zaman bir mücadelede kazanan olmak için top tüfek değil, kağıt kalem tutmak gerekiyor…

Çanakkale'de Çocuklarda Savaştı

Salim Koçak & Sevinç Koçak
Çilek Yayınları

"Arkadaşlar!.. Askerler!.. Ben, Emre'nin bize katılmasını kabul ediyorum. O, çok cesur bir arkadaş. Sizler ne dersiniz?"
Herkes birbirine baktı. Emre'nin gözleri sevinç ve heyecanla arkadaşları arasında gidip geliyor, umutla verecekleri cevabı bekliyordu.
İsa atıldı:
"Komutanım, madem öyle uygun buldunuz, ben de kararınıza uyarım." Diğer çocuklar da aynı şeyi söylediler.
Emre, öyle bir sevinç çığlığı attı ki tepelerde yankılandı:
"Yaşasın!.."
Hızla gidip, abisinin boynuna sarıldı. İsa, sert bir davranışla kardeşini itti. "Asker!" dedi. "Artık evin dışında abi-kardeş yok. Madem ki çetenin içindesin, ona göre davranıp, ona göre hareket edeceksin.
Tamam mı?"
Emre, hızla hazırol durumuna geçip "Emredersin, komutanım!" dedi. Hepsi birden ellerini tekrar birleştirip, bir kere daha yemin ettiler:
"Ölmek var, dönmek yok!"

Çanakkale Her Şey Yanıp Gül Oldu...

Nurullah Genç
Timaş Yayınları
Çanakkale şimdi bir sevdalı Türkiye'dir
Ey hoyrat bir kavgada yar kapısı bulanlar
Ey hayal cümbüşünü karanlıktan alanlar
Ey bahriyeli umut, piyadeler buyruğu
Ey zehirli sularda nergis arayan kuğu
Bedbaht emek, baykuşa yuva kuran sermaye
Kime verildiğinden habersiz dertli paye
Ey mana evreninde boynuma ilmek olan
Ey gayesi tepinmek, tıkınmak, gülmek olan
Ey ibrişim tutkular zindanına girenler
Ey düşmana en mahrem sırlarını verenler
Bu destanın bayrağı gönderinden iner mi
Çanakkale kutlu bir meşaledir; söner mi
Sönmeyecek; karanlık bilmese de, niyedir
Bu eflâtun sessizlik güller mahzun diyedir
Dünyayı yenenlerin yenildiği, o eşsiz
Çanakkale şimdi bir sevdalı Türkiye'dir

Atatürk ve Çanakkale

Fikret Günesen
İleri Yayınları
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
“Bu taşındır” diyerek Kabe’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Ebr-i nisanı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
- Mehmet Akif Ersoy-

Çanakkale'yi Yaşamak

Kolektif
Emre Yayınları

Çanakkale… Türk tarihinin iftihar tablolarının en kanlısı, en acısı, fakat aynı zamanda en şereflisi. Topuyla tüfeğiyle, taşıyla, kazmasıyla savaşa koşan; genciyle yaşlısıyla, askeri, öğrencisiyle kendisini feda eden; yorgun ama inançlı Türk Milleti… Çanakkale Zaferi, millet olma bilincine ermiş bir toplumun bir ve beraber olduğunda dünyaya neler yapabileceğini, nelere katlanabileceğini gösterdiği ve ispatladığı bir zaferdir.
Osmanlı Devleti bu savaşta çok önemli bir şey yaptı. Askerinin savaş alanında verdiği mücadeleyi, o ağır sefalete rağmen kazandığı başarıları gelecek kuşaklara aktarmak için devrin en önemli yazarlarını, hocalarını, nam-ı diğer “kalem ehli”ni cepheye götürdü ve savaş bitiminde bu kişilerin bizzat tanık olduklarını yazıya dökmesini sağladı.
Bu kitap işte o dönemin aydınlarının, en önemli kalem sahiplerinin yazdıklarından oluşan özel bir Çanakkale Zaferi anma sayısıdır. Yahya Kemal'den Ziya Gökalp'e, Yunus Nadi'den Namık Kemal'e kimler yok ki yazarlar arasında? Birebir yaşanmışlığın izlerini her satırda görmeniz ve o satırların aralarında dönemin ruhunu hissetmeniz için, kısacası, kelimenin tam anlamıyla Çanakkale'yi yaşamanız için...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: Çanakkale Haftası

Çanakkale / 18 Mart 1915

Murat Çulcu
E Yayınları

Yeni Mecmua, Ziya Gökalp’in yönetiminde 1917’de yayımlanmaya başlayan bir dergi. Yahya Kemal’den Hamdullah Suphi’ye kadar bir çok aydının katkıda bulunduğu bir çalışma. İmparatorluğun zor günlerinde ulusal bilinci geliştirme, halkın bozulan moralini yükseltme çabası içinde olan İttihad ve Terakki Fırkası’nın da desteklediği bir yayın.
1918 yılının ilk yarısında Birinci Dünya Savaşı devam ediyor, Yeni Mecmua da ulusal bir söylemle yayınlarını sürdürüyordu ve o yıl Çanakkale Savaşı’nın 3. yıldönümüydü. Savaşın sonu iyi görünmüyor, ülke bir ‘bilinmeze’ doğru sürükleniyordu.
İşte böyle bir dönemde tarihin en görkemli savunmalarından birini ‘özel sayı’ ile anmanın yerinde olacağı düşünülmüş ve bu sayı hazırlanmıştı.
Murat Çulcu’nun titizlikle hazırlayıp, ayrıntılı bir ‘sunuş’la dönemi, dergiyi ve Ziya Gökalp’i anlattığı yazısı açıklayıcı bir özellik içeriyor.
Yeni Mecmua’nın Nüsha-i Fevkaladesi’nde yer alan tüm makaleler ve edebi yazılar ana hatları itibariyle Ziya Gökalp’in “Türkleşmek-İslamlaşmak-Musaırlaşmak” düşüncesiyle uygunluk taşıyordu. Sayısı 75’i bulan yorum, anı, söyleşi, inceleme, hikaye, şiir vb. yazıların yer aldığı dergide en dikkati çekici bölümlerden birisi de Ruşen Eşref Bey’in Mustafa Kemal Paşa ile yaptığı söyleşidir. Bu zor günlerde toplumun beklediği güçlü kişilik, kurtarıcı ve önder; Fevkalade Nüsha’nın sayfaları arasından tüm İmparatorluk coğrafyasına ve dünyaya haykırıyor: “Ben buradayım ve zamanımı bekliyorum.”
Bu güçlü adam o zamana kadar fazla öne çıkmaya çalışmayan; verilen görevleri hakkıyla yapan bir konumdan ‘müthiş zamanlamacılığı’yla tarih sahnesinin önüne çıkıyor. Bu çok değerli tarihsel belgeyi yeni harflerle ilk kez sunmuş olmayı bir görev ve sorumluluğumuzun gereği olarak görüyoruz.

Siperin Ardı Vatan / Çanakkale Savaşı

Gürsel Göncü
MB Yayınevi

Bu kitapta yakın tarihin gerek yapılışı, gerek kahramanları, gerekse sonuçları bakımından en önemli olaylarından biri olan Çanakkale Savaşı; başlangıcından sonuna tüm operasyonel detaylarıyla, Türk tarafı açısından ve objektif kriterlere göre değerlendiriliyor
Türkler hangi alanda, hangi koşullarda nasıl savaştı? Siperlerde neler doğru, neler yanlış yapıldı? Vatanı savunanlar, dönemin en güçlü orduları karşısında hangi fedakarlıklara katlandılar ve nasıl kazandılar?
Mustafa Kemal’in muharebelerin kaderini değiştiren karar ve uygulamaları nelerdi? Türk komuta kademesinde ne tür problemler yaşandı? Düşman, hangi noktalarda neleri planladı; hangi hesaplar tümden tutmadı?
Lojistik ve idari hizmetler ne ölçüde verilebildi? Sağlık hizmetlerinde hangi zorluklar yaşandı? Yaralı ve hastalara nasıl bakıldı? Türk askeri gerçekte ne kadar kayıp verdi?yer isimleri, ayrıntılı krokiler, nadir fotoğraflar ve dile getirilmemiş olaylar.

Çanakkale Çocukları

Pierre Miquel
Literatür Yayıncılık

“Kim bu çılgınlar” diye sordu Albay Ruef, atlıları dürbünle izlerken.
“Kazmacı Türkler, Albayım. Kalenin duvarını yıkanlar. Sanki yediklerini sindirmek için gezintiye çıkmışlar. Gördüğünüz gibi onları hiçbir şey durduramaz.”
Henüz çok gençtiler ve bir gemiye bindirilip savaşa gönderildiler. Ne savaşmayı biliyorlardı ne de gittikleri yeri. Osmanlı toprakları üzerinde oynanan büyük oyunun birer piyonuydular sadece, Fransa'dan, Cezayir'den, İngiltere'den, Hindistan'dan, Avustralya'dan gelen bu genç çocuklar.
Türkler vatanları uğruna savaşıyorlardı, peki ya onlar? 1915 yılında ayak bastıkları Çanakkale'nin daracık sahillerinde on binlerce ölü bıraktılar arkalarında. Ve dirençlerini kıramadıkları Türkler karşısında yenilgiye uğramış, başları önlerinde giderken onlarca soru vardı kafalarında...
Çanakkale Savaşı bu kitapta karşı cepheden anlatılıyor. Genç bir Fransız askerinin gözünden savaşı tüm çıplaklığıyla yaşarken, bir yandan da tarihten gerçek kişiliklerin, daha doğrusu savaşın asıl sorumlularının çıkar çatışmalarına tanık oluyoruz.

Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na Son Kahramanlar

Recep Şükrü Apuhan
Timaş Yayınları

Soğanlı Dağlarında 87. Alay'dan geriye kalan yalnızca Alay sancağı idi. Çanakkale'de derelere daldırılan mataralara kan doluyordu. Gazze'de siperlerin önünde patlamamış mermi aradık. Felahiye'de Yüzbaşı Muzaffer son sözünü bir zarfın üzerine yazdı: "Kıble ne yöndedir?" Dumlupınar'da Üsteğmen Hamza dikenli telleri elleriyel parçaladı. Onlar yeryüzünün en yalnız insanlarıydılar...
Kan, ter ve gözyaşı ile örülmüş günler, binlerce şehit ve gazi.. I. Dünya Savaşı'nın ve Kurtuluş Savaşı'nın unutulmaz anları Recep Şükrü Apuhan'ın kalemiyle bugünlere taşınıyor...
Bu kitap, 1914-1922 yılları arasında en çetin imtihanlardan yüzünün akı ile çıkmış bir aşkı anlatıyor. Belki o hüzne, hasrete, o mektupları kaybolan adamlara karışmak isterseniz... Belki o yalnızlığa bir son vermek istersiniz diye...

Türk Basınında Çanakkale Günleri

N. Ahmet Banoğlu
Kırmızı Beyaz Yayınları

Çanakkale Zaferi olmasaydı, Kurtuluş Savaşı Zaferi'de olmayacaktı. Mustafa Kemal olmasaydı, ne Çanakkale'yi, ne de Milli Mücadele'yi görecektik. Bütün bunlar olmayınca da Türkiye olmayacaktı. Çünkü, her iki savaş da Türkiye'yi haritadan silmek gayesi ile oluşturulmuştu.
Düşmanlarımız bu gayelerine Çanakkale Savaşı ile ulaşamayınca 1919'da dünyanın en güçlü Avrupa Devletleri Türkiye'ye saldırmışlardı. Demek oluyor ki, tarihi gerçek, Çanakkale Zaferi, Türk Milleti'nin varoluşu için atılan ilk adımdır. Mustafa Kemal; Bu savaşta Türk Tarihi'ne imzasını atmıştır. Düşmanlarımız 'Zafer Yolu Çanakkale'den Geçer' parolasıyla yola çıktıkları Çanakkale Boğazı'nda açacakları kapı ile önce imparatorluktan Payitaht-ı istanbul'a, sonra da Anadolu'ya hakim olamayınca 1919'da ikinci büyük hamleleri ile vatanımıza saldırmışlardı.
Anlaşılıyor ki, Çanakkale mağlûpları Mustafa Kemal'i unutmuşlardı. Tarih, bir milletin hafızasıdır, tarihini bilmeyen ve sevmeyen millet, hafızasını kaybetmiş insana benzer..'

Atatürk ve Çanakkale

Atatürk'le varolan, Atatürk'ü duyan, Atatürk'le yaşayan, Atatürk'le dolu bir kuşağın çocuklarıyız.
Büyük Atatürk'ün yaşadığı dönemler, Atatürk'ün yaptıkları, birer anı olarak kullarımızda... İlk yazmayı öğrendiğimiz gün, O büyük insanın adını yazdığımızda duyduğumuz sevinci ve kıvancı, şimdi O'nu daha yakından tanırken, yaptıklarını değerlendirirken, büyüklüğünü duyuyoruz.



Çanakkale Savaşları

M.Orhan Bayrak
Birharf Yayınları

Kahraman Türk Ordusunun kazandığı zaferler sade Türk tarihinde değil insanlık tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.Çanakkale zaferi, dünya tarihinde tüm ulusların imreneceği, altın sayfalarla yazılmış bir direniştir. Beş kuvvetli ulusun donanmaları Çanakkale Boğazını geçemediği gibi Gelibolu yarımadasını da geçememiştir.
Türk askeri bu toprağın her parçasını savunurken destanlar yazmıştır. Ölüme gideceğini bile bile savaşmıştır, aç, perişan bir ordunun inanılmaz mücadelesini göreceksiniz. Türk askerinin başarısını, fedakarlığını okuduğunuzda göğsünüz kabaracak. Yürekli ve vicdanlı Türk askerinin cephedeki mücadelesinin yanı sıra yabancı askerlerle kurduğu iletişim ve yabancı askerlerin anılarını da Çanakkale Savaşları kitabında Orhan Bayrak'ın kaleminden okuyacaksınız.
Orhan Bayrak'ın titizlikle hazırladığı çalışmasında Çanakkale marşlarının güfte ve bestelerini de okuyabilecek, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bu savaştaki Türk kuvvetlerini bir avuç toprak içinde nasıl bir irade ile yönettiğini öğreneceksiniz.

Bir Askerin Günlüğünden Çanakkale Cephesinden Filistin'e

"Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale, Kafkas, Irak, Filistin, Aden, Romanya, Galiçya, Makedonya olmak üzere sekiz cephede Umman Denizi'nden Avusturya ortalarına kadar olan bölgelerde sel gibi kan akıttık. Milyonlarca zayiat verdik. Ocaklar söndü. Nesiller kurudu. Mesut yuvalar tarumar oldu. En kuvvetli devletlerle beş sene dövüşmüştük. Mağlup olmuştuk. Elimizden silahlarımız alındıktan sonra Yunan sürüleri yaralı arslanların yatağına saldırdılar. Üç buçuk sene de onunla boğuştuktan sonra, onu da yüzülmüş tavşana benzettik. Bütün zincirleri kırdık. O savaşlar bugünkü kudretli devletimizin temelini kurdu. O akan kanların meyvasını bugünkü nesil idrak ediyor. Yalnız babalarının, dedelerinin nasıl uğraştıklarını bilmiyorlar. Bunları öğrenirlerse, şerefli hayatın da lezzetini daha iyi idrak etmiş olurlar. O günlerden kalmış subay ve yedek subaylar var. Lakin gün günden de eksiliyoruz. Hepimizin bildiği ve gördüğü kendisiyle beraber gömülüyor. Torunlarımıza ne bırakıyoruz? Hiç.

Ben bu eserimle biraz bir şey öğretebildiysem benim için ne mutlu."
-Şerif Güralp-

Çanakkale Benim Adım

Cemal Yeşilyurt, Mustafa Kitabevi

Bir gün mutlaka Çanakkale'ye gidiniz. Orada Gelibolu Milli Parkı'na uğrayınız. Resmi tarih anlatımını bir tarafa bırakarak, Kocaçimen sırtlarında durup, denize bakınız. Derin sessizlik içinde uyuyan toprağa kulak verince yer altından gelen kalp atışlarını duyacaksınız
Bu bölgede, 25 Nisan 1915'te başlayan Çanakkale kara savaşlarında, son nesil Osmanlı Türkü'yle, O'nu tarihten silmek isteyen güçlerin, sekiz buçuk ay süren göğüs göğüse vuruşmalarına tanık olacaksınız. Sağınıza, solunuza bakınız.aya çıkan kemikleri de görebilirsiniz belki. Onurlu ve haysiyetli bir savaşın verildiği bu yerlerde, her adımda bir mezarlığa rastlayacaksınız. Dehşeti olan, ama nefreti olmayan bir savaşın izlerini de gözlemleyeceksiniz.

haber7
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#9
Ynt: Çanakkale Haftası

Nûr içinde yatsınlar...

 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#10
Ynt: Çanakkale Haftası

...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#11
Ynt: Çanakkale Haftası

...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#12
Ynt: Çanakkale Haftası

...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#13
Ynt: Çanakkale Haftası

...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#14
Ynt: Çanakkale Haftası

...
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#15
Ynt: Çanakkale Haftası

...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#16
Ynt: Çanakkale Haftası

paylaşımlar için çok teşekkürler.hepsi birbirinden anlamlı resimler...
 
Katılım
27 Ocak 2007
#17
Ynt: Çanakkale Haftası

Çanakkale Şehitlrini rahmatle anıyorum ve herbiriyle sonsuz gurur duyuyorum.O mübarek güçleriyle kazanmış oldukları zafer sayesinde bugün bayrağımız dalgalanıyor...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#18
Ynt: Çanakkale Haftası



İnanın utanıyorum onları anmaya bile.Mahçup bir halde sadece Allah ebedi razı olsun diyebiliyorum.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap