Corona

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Yeni dünya düzeni sizce nasıl olacak?
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
İnsan özgürlükleri sona erecek
Devletçilik esas olacak
Demokrasi kalkacak
Zaten elektoronik çağ tohumları baş vermişti teknoloji çağ hayat olacak
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Maslow amcayı hatırlamak vakti. Corona hiyerarşik hareket ediyor. Şöyle de diyebilirim: corona hiyerarşiyi doğruluyor. Hiyerarşinin tarif ettiği özelliklere sahib insan coronanın sahibini yanıltmıyor.

Tepeden inme hüküm:

corona ile insanı kodlamaya yahut alıştırmaya çalışmıyor virüslü akıl bilakis kodlanmış ve alıştırılmış insanın kodlanmışlık ve alışmışlık seviyesini tesbit ediyor. Kim ne vaziyette? Sualinin cevabı için vasıtadan ibaret mezkur virüs. Bizim akl-ı evvellerimizden südur eden "bizi alıştırıyorlar, bu deneme henüz, test ediyorlar, tek dünya milleti..." felan fişman gibi süslü cümleleri coronanın zihnin çapını tesbit eden tarafı olarak anlamak pekala mümkün. Devletlerin reflekslerine bakarak olan biteni anlamaya çalışmak suyun içinde kırılmış görünen kaşığa bakmaya benzer. Kaşığın varlığı haricinde doğru bilgi hayal-i muhal... hal bu ki "bir kaşık yok!" (Bakınız matrix)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Kaşık yok velevki cipler için harekete geçildi... senelerdir dizi film ve haberlerle alıştırıldık tamam tamam da müslüman ne yapacak? Ne diyecek? Zaten bu fikrin tohumu zihnimde var buyrun bedenimi mi dicek yoksa La ilahe illallah demeye devam mı edecek? Ne dersin baki hocam?
 

Dilhun

Divân Üyesi
Es-Selam:)

Hani zarif şâir demisti ya "bazen var'ı anlarsın yok ile".Temizliğin önemini, paylaşmanın değerini, özgürlüğün anlamını, sevdiklerimizin kıymetini şimdi anladık.Yokluk varlıktan daha görkemliymiş,yokken anladık sahip olduğumuz varları.Camiler,kutsal topraklar kapanınca suratımiza o zaman anladık önemli olan sahip olmak değil lâyık olmakmış . Meğer ne güzel hayatımız varmış bilememişiz.En basitinden, insan sabah ekmeğe kim gidecek kavgasını özlüyor:)İstediğine sarılabilmeyi ...Sarılamayinca darılıyor insan bu hayata.

"Ramazan geldi diye sevinmek imandandır "Sevinçle beraber bi burukluk var içimizde .Teravih yok,iftar çadırları yok,Ramazan eğlencesi yok,sevdiklerimizi iftara cagirdigimiz aman yemek yetişsin tatlı telaslari yok.Ama yoktan var eden bı Allah var.Bunun inancı bugünümüzü yarına çıkartıyor.
Allah selâmet versin .
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ramazanda en sevdiğim maaile cümbür cemaat iftar ve sahur sofrasıdır.misafirsiz iftar sofraları buruk olacak...ihtiyaç sahipleriyle değilde kendi kendinize mi yersiniz haydi bakayım şimdi size oldu.ilk önce kendimize çeki-düzen verdik mi dünyada düzelecek gibi...
 

UluğBey

Divân Üyesi
Evde kalmaktan rahatsız olmayan ben bile rahatsız olmaya başladıysam eve girmeyen arkadaşlara Allah sabırlar versin.

sağ sağlim bi atlatabilseydik şu süreci...
 

adlena

Divân Üyesi
Açılın bi müsade edin, uzmanım ben hem de bu işin yani ateşli hastalıkların uzmanı. Çocukluktan bu yana her çocuğun yaşadığından belki bir dirhem miktarı fazlasıyla çok çeşitli badirelerden sırıksız atlamışlığım vardır. Ağaçtan düşmeler, kol bacak kırılmaları, bisiklet kazaları mahalle kavgaları derken bir hayli sargı bezi ,tentürdiyot, alçı ve medikal malzeme tüketmiş olup az da olsa bu sektörde fiyatların yükselmesine sebep olmuşumdur. Parantez içinde takım arkadaşlarımın hakkını da teslim etmek istiyorum .

Her neyse asıl meselemize dönecek olursak bunca kaza belanın içinde hiç aksatmadan her yıl özellikle kış aylarında muhakkak ateşli bir hastalığa yakalanır en az yedi gün en fazla bir hafta yorgan döşek kan ter içinde sabahlara kadar nöbetçi kömür sobası olarak yanardım. Bu yangınlar zaman zaman annemin ultra alternatif tıp yöntemleriyle söndürülmüş olsa dahi ilk fırsatta küllerinden alevlenip bu naçiz vücudumu hastane kapılarına , sedyelere ve gözünü antibiyotik bürümüş tıpçıların eline düşürürdü.

Aradan yıllar geçmesine , dünyanın öteki ucuna gitmeme ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin her türlü tedbirine rağmen gelenek hiç bozulmadan devam etti. En son terhisime bir hafta kala alt solunum yolları enfeksiyonu hastalığına yakalanıp Samsun eğitim ve araştırma hastanesinde yedi günlük eğitimin ardından ateşli hastalıklar uzmanı unvanımı alıp ocak ayının son haftası kırkbir derecelik ateşimle koğuşta yaza merhaba partisi vermiştim.

Bütün bu cereyanın içerisinde Senegal'de sıtmaya yakalanmış, Liberya'da ebolayı görmüş Deve Tuncaydan sarsı duymuş biri olarak Corona hakkında benim de bir iki kelam etmeye hakkım olduğunu düşünüyorum.Ama önce sıtmaya nasıl yakalandım onu anlatayım ... :)
 
Son düzenleme:

ferahsan

Divân Üyesi
Yalnızca Batı'nın seçtiği toplumların üretilmiş sahte risklerle tehdit edilmesinin ötesinde Batı'nın kendisinin de çaresiz kaldığı bir durum olması açısından ayrıca önemli. Modernizmin insanın her şeyi yönetebilir ve kontrol edebilir olduğu yönündeki iddiasını derinden sarsan bir doğal olay olduğu için bir fırsat da olabilir. Batı tanrı değildir. Kaderin üstündeki kadere imanımız tamdır.
 

adlena

Divân Üyesi
Sıcak ama nasıl sıcak , sıcak neyse de nem ama ne menem bir nem. Üç tarafı okyanusla çevrili ortalama hava sıcaklığının 40 derecelerde olduğu fakat hissedilen sıcaklığın kaynama noktasına yakın bir yerlerde gezindiği, raybanın bile güneşten gelen ultraviyole ışınlar için çaresiz kaldığı sıcaklığın başkenti Dakar'dayız. Olmaz olaydık,yanmaz olaydık, ama oldu bir kere yandık bin kere...

İşte o sıcak günlerden bir gün başka bir şirkette çalışan çok okumuş az yaşamış baĞzı arkadaşlar dediler ki: "Buranın halk pazarı çok meşhur. Meyve sebze, kılık kıyafet, oyuncak hırdavat, tak takıştır, sür sürüştür ne ararsan var. "demez olaydılar ama dediler.
Araçla girmenin na-mümkün olduğu bu yerel pazara doğru tozun toprağın içinde , tüfekle ateş edilesi güneşin altında, popstar Bayhan edasıyla başladık yürümeye . "Akıl , izan, mantık, muhakeme, feraset, basiret, hadi hepsi sıcaktan buharlaştı yahu vücudunuz da mı hissetmiyor? " diye sormadım ! Keşke sorsaydım ama sormadım. Varacağımız yerde bizi gölgeler içinde, dere kenarında Maraş dondurmacısı bekliyormuş gibi yürüdük ha yürüdük .
Az gittik uz gittik ne dere vardı ne tepe sıcakta dümdüz gittik nihayet alnımızın ve sairemizin teriyle vardık varılmaz denilen o menzile. Varmaz olaydık. Pazarın girişindeki kalabalığı gördüğümde cebimdeki son parayı, geriye dönülmez akşamın ufkuna tek yön bileti alarak harcamış gibi hissettim.Artık her şey için çok geçti,o koku burun direklerimizi yerle yeksan eyleyip ciğerlerimizi istila etmişti bir kere .

Tarifi ve tabiri benim gibi bir ustaya bile zor gelecek o pazarın içindeydik.Tezgahların üstü aklınıza gelebilecek elle tutulur gözle görülür en önemlisi burunla koklanır her türlü yiyecek ve içecek ürünlerle doluydu.
Her ürünün yaşı kurusu, kızartması kumlaması buğlaması her hayvanın ölüsü dirisi , pişmişi pişmemişi , yeni doğmuşu can çekişeni ne ararsan hatta ne aramazsan vardı bu pazarda.Tezgah önünde tüccarlar müşteri ararken tezgah altında fareler kedileri kovalıyordu.Sepetten sızan balıkların suyu, arka tarafta yolunup kesilen tavukların kanına karışıp büyü malzemesi satan ihtiyar kadının iştahını kabartıyordu adeta.

Büyüdükçe büyüyordu önümde pazar, attığım her adım ömrümden bir gün eksiltiyordu sanki. Bir an önce titreyip kendime gelmeliydim. Başladım titremeye üç gün üç gece iki yüz yirmi volt elektirik akımına kapılmışcasına titredim ve nihayet kendime geldiğimde aradan bir hafta geçmiş ve Amerikan aksanıyla ilk cümlemi kurmuştum. "Hey dostum senin derdin ne? "
 
Son düzenleme:

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Şarkıda da dediği gibi : "Biz Afrikalı çocuklardık. Hayat için yarışırdık. " Çok mânidar olmuş @adlena tebrikler.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt