Değişim ve gelişim(?)

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#1
Sene: 1965
Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım. Nasıl bir eda takınacağıma hüküm veremedim,âdeta vecde geldim. Buna mukabil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalade rahatlatan bir tebessüm vardı.
Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle “akşam-ı şerifleriniz hayrolsun” dedim.

Sene:1975
Karşıma aniden çıkınca fevkalade şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lakin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.
Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle “hayırlı akşamlar” dedim.

Yıl:1985
Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle “iyi akşamlar” dedim.

Yıl:1995
Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fena halde kal geldi yani. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle “selam” dedim.

Yıl:2006
Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim. Enjoy durumları yani. Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin. “Hav ar yu yavrum?”

Year: 2026
When I sow her, ben çok yani öyle işte birden. Off, I don’t know man yaa. Ama o da bana öyle baktı, if so aşık len bu manita. “Hay baby”…
 
F

Feraye

#2
Ynt: Değişim ve gelişim(?)

Dilimizin gelişmesi ve değişmesi güzel bir şey.Ama bu değişme iyi yönde değil de kötü yönde oluyorsa dilimiz eskiden de kötü bir hal alıyor demektir Demek ki bize bu konuda görevler düşüyor, dilimizi bozanlara savaş açmak gerekiyor. Bu savaşın da ülke ve milli değerler için yapılacak bir savaş olduğunu biliyoruz. Bir ülkenin dili bozulursa, o ülkenin düzeni de yerinde değildir. Dilimizin bozulması yanında birçok aksaklıkları da beraberinde getirecektir. Dünya dilleri arasında Türkçe'nin yeri aranıyor. Türkçe nereye gidiyor, gerçekten düşünmek gerekiyor. Neden dilimize sahip çıkılmıyor. Türkçe hak ettiği yere artık kavuşmalı, geç bile kaldı..
 
Z

zeymak

#3
Ynt: Değişim ve gelişim(?)

Feraye' Alıntı:
Dilimizin gelişmesi ve değişmesi güzel bir şey.

dilimizin gelişmesini anlarımda,'değişmesini' olayını asla kabul etmem!
(bu değişim cümlesine dair söylenecek çoook şey var fakat tutamam kendimi konu faklı yerlere gider diye şimdilik susuyorum)

Feraye' Alıntı:
Türkçe nereye gidiyor, gerçekten düşünmek gerekiyor. Neden dilimize sahip çıkılmıyor. Türkçe hak ettiği yere artık kavuşmalı, geç bile kaldı..
acaba üzerimize düşeni ne kadar yapıyoruz yada yapıyormuyuz ??? neden sahip çıkamıyoruz çünkü doğru bildiklerimizide söylemeye savunmaya korkar olmuşuz,yada çokda önemsemiyoruz.bakıyorumda dil-şad yazıyı foruma ne zaman koydu ve daha bir yorum ferayeden geldi!kaç üyesi var bu forumun!ve bu yazıya yapılan kaç yorum!!!

dört bir taraftan türkçeyi yok etmeye çalışıyorlar,bizlerde yardımcı oluyoruz,önceleri bilgisayar türkçesinin ne olduğunu anlamazdım yeni yeni idrak ediyorum :mad: aslında bilmeden ne çok yanlışlar yapıyoruz yok ama modayıda takip edicez ya!anı yaşamak :p sonra dilimizi ingilizce cümlelerle birleştirip kullanmak dil-şad'ın paylaşımındada belirttiği gibi.
özellikle lise öğrencilerinin fazlaca kullandıkları bir yöntem!ne kadar yazık ya!uyarmaya kalktığındada 'abla hangi çağda yaşıyorsun' savunmasıyla karşılaşıyorsun...
ne demişler her şeyin başı eğitim.e ne yapsın yavrucaklarda aldıkları eğitim ne ki!
onlar modern dünyanın modern evletları!

saygılarımla...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#4
Ynt: Değişim ve gelişim(?)

kaç üyesi var bu forumun!ve bu yazıya yapılan kaç yorum!!!
??? Saymaya korkuyorum :( sayı olarak haddinden fazla ama gerçek olarak ???

Herkes kendinden başlayarak değişirse ve çevresinde bu tarz bilgisayar Türkçe'si kullananları uyarırsa üzerimize düşeni az da olsa yapmış oluruz.Ben şahsen bilgisayar Türkçe'si ile konuşanları dilimin döndüğünce uyarıyorum.Kullanmamaya gayret ediyorum.Ama dikkat etmezsek konuşmalarımıza dil-şâd'ın bizimle paylaştığı senaryo gerçekleşecek.Allah'ın izniyle biz bunu önlemek için elimizden geleni yapacağız yapmalıyız da...

Bu arada bugün bir haber okudum gazetede.Sanırım Hürriyet gazetesi.Atilla Koç'a yüklenmişler.Tamam Atilla Koç'u ben de pek sevmem ama yani resmen cahilliklerini belgelemişler.Adam demiş ki,alfabe 32 harfe çıkmalı,bazı seslerin alfabemizde karşılığı yok.Örneğin "hı"sesi ya da kalın "ha"sesi.Bunların karşılığın koyulması gerekir.Nitekim Osmanlıca eğitim görenler bilecektir kaç tane h sesinin olduğunu dilimizde.

Hâkim de kullandığımız "h"
Hüseyin de kullandığımız "h"

aynı mı?

İşin eğitimini görenler bilecektir aynı değil.Gelelim kartel medyanın başlığına
Neden "Q,W,X Değil'de Arap Harfleri?"
yani bu kadar olur.Eğer bu harflerin dilimize girmesini salık verseydi bakan eminim ayakta alkışlayacaklardı.Yani bu kadar yozlaşabilir kendini aydın zanneden birileri.Binlerce senelik haşır neşir olduğumuz bir dil ile daha dün piyasaya çıkmış saçma sapan bir dili mukayese ediyorlar ve onların dilini galip sayıyorlar.Bugün bizim kullandığımız ve menşei Arapça olan birçok kelime var.Ama sadece menşei Arapça,kendisi artık öz mü öz Türkçe.
Biz batılılaşmayı yanlış mı anlıyoruz?Ya da birileri(kartel medya)bizi yozlaştırmak için bilinçli mi yapıyor bunları.

???

Tek kelime...

Saçmalık!!!
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#5
Ynt: Değişim ve gelişim(?)

Feraye' Alıntı:
Bir ülkenin dili bozulursa, o ülkenin düzeni de yerinde değildir.

Dilimizle birlikte devlet düzeninimizin de bozulduğunu günümüz Türkiye'sinde görmekteyiz zaten.

zeymak' Alıntı:
acaba üzerimize düşeni ne kadar yapıyoruz yada yapıyormuyuz ??? neden sahip çıkamıyoruz çünkü doğru bildiklerimizide söylemeye savunmaya korkar olmuşuz,yada çokda önemsemiyoruz.
Her cümlenin başında herkes üzerine düşeni yapmalı diyoruz ama yapabildiğimiz hiçbir şey yok maalesef. Dua etmekten başka... Herkes eğitimini Türk Dili ve Edebiyatı üzerine yapmıyor.Yani bizi bizden başkası anlayamıyor. Ne yazık ki dil konusundaki hassasiyetler kişinin yöneldiği alana ve eğitimine göre şekilleniyor. Yeni yetme bücürlere de sen diyeceğini demişsin zaten Zeymak.

UluğBey' Alıntı:
Biz batılılaşmayı yanlış mı anlıyoruz?Ya da birileri(kartel medya)bizi yozlaştırmak için bilinçli mi yapıyor bunları.
Biz batılılaşmayı tâ tanzimatta yanlış anlamaya başlamıştık, hala da o anlayışla yola devam ediyoruz. Aslında bu batılılaşma kelimesinden de hiç hazzetmem ya neyse. Yapılan her şey bilinçli yapılıyor, birileri ipleri ele geçirmiş. Kendi rotamızı kendimiz çizemez hale gelmişiz.

Ama benim hala umudum var. Dua edelim inşallah her şey düzelecek.

Yorumlarınız için teşekkürler arkadaşlar.
 
F

Feraye

#7
Ynt: Değişim ve gelişim(?)

Sevgili Zeymak, değişme derken sizin aklınıza ne tür değişme geldiği, Dil-şâd'ın örneği gibiyse benim kastettiğim bu tür bir değişme değildi. Dilimizin gelişirken değiştiği aşamaları kastettim. Gelişme zaten beraberinde değişmeyi getirmez mi? Değişmeden gelişme mümkün olur mu, bilemiyorum. Eski dilimize bakarsanız, ağır anlaşılması zor kelimelere yer verilirken Tanzimatla sadeleşmeye başlayan, dolayısıyla değişen dilimiz, eskisinden farklı bir yol izlemiş, Farsça ve Arapça'dan alınan ve herkesin anlayamadığı tamlamalardan kurtulmuş, dilimiz sadeleşme ve herkese hitap etme amacını gütmüştür. Ancak Arapça ve Farsça'nın etkisinden kurtulan dilimiz bu sefer daha ağır bir etki altına girmiş ve bozulmaya başlamıştır. Eski edebiyatı ve onun dilini reddeten Tanzimatçılar dönemin roman ve hikayelerinde de Fransızca ve İtalyanca kelimeleri Türkçe'nin içine katarak konuşan, batılılaşma olrak bunu gören tipleri ele almışlardır. Bu durum bu zaman da bizim en büyük sorunumuz haline gelmiştir. Bu sorunu aşmak da eskisinden daha zor olacağa benzer. Çünkü bu hastalık, çok hızlı yayılmaktadır. Bu hastalığı durdurmanın yolunu kesmek için bize acil bir teşhis ve tedavi gerekmektedir. Bunun en kısa zamanda yerine gelmesini istemek de bizim en büyük dileğimiz.
 
L

Lamia

#8
Ynt: Değişim ve gelişim(?)

Yeter artık! Yabancı diller çekin elinizi üzerimizden. ???
Bizim dilimiz neden etki altında kalmadan var olamıyor. Eskiden bugüne neden kurtulamıyoruz yabancı dillerin etkisinden. Bizi sarmaşık gibi saran, ve en sonunda bizim solmamızı sağlayacak olan bu yabancı diller, ne zamana kadar bizi sarmaya devam edecek. Yok edene kadar mı? Yok etmeden durmayacak mı? Bizim çevremizi sararak nefes almamızı engelleyen bu diller, bizi tamamen yok edene kadar bizim üzerimizde kalacak gibiler. Bunu fark edip de sarmaşıkların arasından mı çıkacağız. Yoksa, yok olmaya sararıp gitmeye razı mı olacağız. Kararı herkes düşünsün ki, sonucunda da kimse üzülmesin. :mad:
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#9
Kelimeler de böyle güçlüydü bir zamanlar...


Kelimeler de böyle güçlüydü bir zamanlar, gür ağaçlar gibi sert kabukları vardı, kim okursa hayranlıkla ağzımızda meyve şekeri gibi erirdi. Şimdi kelimeler de böyle güçsüzleşti. Her yerde herkes tecavüz etti onlara. Her şeyden korkuyorlar, ödleri kopuyor. Artık kelimeler de uyuyamıyor.

Bir başkasının gözlerinin içine bakmaya cesareti kalmadı. Bir süslü, cici elbise giymeye çekiniyor, hepsi panik içinde. Neyin ne olduğunu, tanrıyı tabiatı, insanı, yazarı karıştırmış durumdalar: Bugünlerde kimsecikler bakmıyor yüzlerine, yine de hiç biri intihar etmedi, umutsuzluğa kapılmadı.


Çünkü bu soylu kelimeler asırların, tarihin aklını başından aldı. Dünya sahnesini bunlar süsledi. Alın yazımızı onlar yazdı. Sevda uykularımızı onlar gördü. Ne yazarlar gördü, şimşekleri bulutların arasından duvak teli gibi alıp yüreğimize koydu. Evrene, tabiata dair ne biliyorsak, hangi düşü görüyorsak bugün, bütün bu duygu taşkınlıklarını onlar yerli yerine itinayla koydu. Yetmiyor yine de...

Bu büyük pazarda solmuş ve değerini yitirmiş gibi bir kenara fırlatılmışlar, çöpten kağıt toplayan sefil çocuklar gibi,birkaç adam,üstüne balgam tükürükleri,kusmuklar,fırlatılmış bu çöplüğü karıştırıyor,kitapları karıştırıyor....

Ruhumuzda gerçek bir parçalanma... Hepimizde bir panik, tarih, felsefe yeniden yazılıyor, bu eski kitaplar işe yarayacak mı? Eskimiş kütüphaneler işimizi görecek mi?

Hayır, biz bayrağı düşmanın elinden savaşarak alacağız.Eğer başaramazsak, zaten o eski bayrağın bize hiç gereği yok!..

Nihat Genç
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap