deniyorum...

Katılım
27 Ara 2005
#1
Bir deneme, nereye kadar devam edecek, nerede nasıl son bulacak hiçbir fikrim yok,sizin varsa söyleyebilirsiniz...


1.perde

Yolculuk telaşındayım, bilmediğim bir limanda demirlemiş bir geminin sesi çalındı kulaklarıma bu gece.Kimse duymuyordu, adeta sağırdı tüm insanlar.Ben tıkadıkça kulaklarımı artıyordu ses .Anladım vakit gelmişti, derken beklemediğim bir anda beklemediğim bir şekilde çıkıyorum yola. Sıcak, ortalık yangın yeri adeta, fakat duman yok, ateş yok, ışık namına hiçbir şey yok.Yanan yürekse olmazdı elbette ne ateş ne de başka bir şey.Suya erişmeliydim, eriyorum.Ne kadar sürecek bu yolculuk, nerede demirleyecek bu gemi bilmiyorum.Gözlerim takılıyor bir an boşluğa,duraksıyorum.Tanıdık bir yüz, tanıdık bir ses umuyorum umutsuzca.Oysa karanlık, sadece karanlık…Kendimi sorgulamaya başlıyorum birden, neredeyim, neyim, kimdi benim gönlümü” dil-i şeyda “ eyleyen.Nerden gelmişti, yorulduğumu hissediyorum.Uzaktan gelen arabanın ışığından istifade ederek duvarın dibine çöküyorum.Kafam ellerimin arasında, düşünüyorum, düşlüyorum.Sessiz bir çığlığım yankılanıyor en ücra köşesinde tenimin.Kimsin yâr ! Ses yankılanarak bana dönüyor dalga geçercesine, “-aatteeşşiiim ben”…Ferahlıyorum birden, yüzümde bir gülümseme. Eyvallah diyorum, beni kül eyleyen eyvallah.Şikayetçi olmamıştım hiç O’ndan, hamdım beni yakacak olan da pişirecek olan da O’ydu çünkü.Vuslatı tattıran da oydu, hicranı tattıran da.Sen sus ey ateş, ateşimi söndürüyorsun ! Bir ses daha çalınıyor kulaklarıma, son ikazı geminin. Birden sıçrıyorum ayağa, gözlerimden yaşlar iniyor, yaşlar boşaldıkça yanıyorum.Yandıkça eriyorum.Gözüm kesmiyor, acaba yetişebilecek miyim limana?
 
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: deniyorum...


2.perde

Sonunda yaklaştım limana, gemi gözümün önünde, devasa bir gemi...Kimsecikler yok ortada.Tek yolcu benim.Bir titreme saıyor bedenimi, üşüyorum.Yanarken üşümenin tadını hissediyorum iliklerimde.Gemiye binmem gerek, bilinmeyene tekrar yol almalıyım.Karşıma neler çıkacak tam bir muamma.Yanımda hiçbir şey yok, bir ben bir ateş.Koşar adımlarla biniyorum gemiye, olmayan mürettabat geminin halatını çözüyor, korkuyorum.Gemide hiç ses yok, tek ses sükût.Kamaraya geçiyorum, buram buram sessizilik doldurmuş burayı.Pencere kenarına bir yere oturuyorum.Gözlerim ağırlaşıyor, sanırım uyuyacağım.Gittikçe kapanıyor gözlerim.Uyu...
O da kim, nasıl geldim ben buraya ? Bu dağ başında ne işim var benim.En son bir gemiye bindiğimi hatırlıyorum.Gemi nasıl geldi buraya, ne zaman geldi, niye ? Soru işaretlerinin çengelleri birbir takılıyor dimağıma.Etraf yeşillik.Bir su sesi mi bu ? Evet, evet yakınlarda bir su kaynağı olacak.Kendime gelmek için oraya gitmek istiyorum.Suyun sesinin geldiği yöne doğru gidiyorum.Bir ırmak...Ucu bucağı görünmüyor, kaynağı nerede, derinliği nasıl hiçbir fikrim yok.Hemen ırmağın kenarına geçip yüzümü yıkamaya niyetleniyorum, serin çok serin...Adeta yüreğimdeki ateşi bir an ferahlatıyor.O da ne, su da birini görür gibi oluyorum.Nazlı nazlı akan ırmağa bakınca suyu avuçlarken derinlerde bir sima beliriyor sanki.Bir an sendeliyorum.Bu o mu yoksa? Ne işi var burada, bütün bunlar bir rüya mı ? Hiç bu kadar ikilemde kalmamıştım ki ben.Gözlerim onun üzerinde, içten içe çekiyor beni kendine.Sendeliyorum, ve ırmaktayım.Bir ışık,gözümü alıyor uyanıyorum.Bu da ne? Bu ışıkta neyin nesi?Demek ırmak bir rüyaymış.Aklımda gördüğüm rüya ve sudaki o yüz ilerliyorum ışığa doğru.Sanırım bir yere yanaşıyor gemi, bir an kaptanın yanına gitmeye niyetleniyorum.Aklıma mürettebat geliyor, kaptanın da onlar gibi olacağını düşünüyorum.Sıcak, çok sıcak.Dışarı çıkmalıyım...
 
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: deniyorum...

3.perde

Işık beni çağırıyor, sarı, sapsarı bir ışık…Kapıyı açıyorum, ışık birden sönüyor.Şaşkın bir haldeyim, rüzgar kuvvetini arttırmaya başlıyor, üşüyorum.Arkamı döndüğüm anda ışığın yeninden ortaya çıktığına şahit oluyorum.Gemi daha önce hiç görmediğim bir şekilde yapılmış olan iskeleye yanaşıyor, acaba burada mı inmeliyim?Aklımda hala ışık, ona erişmek için inmeye yelteniyorum.Sonunda indim.Ne zamandır yoldayım ben, burası da neresi, neden hiçbir yaşam belirtisi yok burada.İyiden iyiye inanıyorum öldüğüme.Acaba kabir denilen yer böyle bir şey mi? Birden en son kıldığım namaz geliyor aklıma ve namazın öncesinde hoca efendinin kabir hakkında verdiği bilgiler.Karanlık hakim renk olacak diyordu, eğer iyilikçe üstün gelirse taksiratların kabrin bir cennet bahçesi olur diyordu.Bunları bir bir düşünüyorum.Bu yolculuğun nereye çıkacağına merakım iyiden iyiye artıyor.Hiç yol yok burada, hangi yöne gitmeliyim?Allah’ım sen aklıma sahip çık.Çıktığım bu yolculuğun sana çıkmasını bana nasip et diye durmadan dua ediyorum sessizce.Olduğum yere oturmam lazım, oturuyorum.Etrafta sadece ılık ılık esen rüzgarın sesi, elbet gemide gördüğüm ışık yine gelecek, o ışıktan yararlanarak buranın nasıl bir yer olduğunu öğrenebilirim elbet. Dalıyorum, aklıma ırmak geliyor, yoksa boğuldum mu ben? Aklım karmakarışık, her şey karışık.Rüyalarla gerçekler karışık.Gerçeği ayırt edemiyorum.Yolculuğumu düşünüyorum, kendimi sorgulamalıyım.Sahi ne zaman başladı benim yolculuğum? Gemiye bindiğim gün mü? Hayır hayır, ben her zaman bir yolculuktayım, O’nu arıyorum.Bilinmeyene doğru gitmeliyim.Burası da olsa olsa bilinmeyen şehrin bilinmeyen yolunda uğradığım bilinmeyen bir durak.Evet, evet burası bir durak.Gözlerim kapandı kapanacak, o da ne gözlerimi kapattığım anda uzaklardan bir ışık bana bakıyor.Gözlerim kapalıyken ışığın varlığını hissedebiliyorum.Anlıyorum ki bu ışık, beşeri göz ile bakılabilecek bir ışık değil.Kalp atışlarım hızlanıyor, sesini hissedebiliyorum.Ayağa kalkmalıyım, ışığa doğru gitmeliyim.Gönül gözüm her şeyi net olarak görüyor, bu O olmalı…
 
Katılım
26 Nis 2007
#4
Ynt: deniyorum...

İlginç.. Biraz daha şaşırtılacak mıyız? Öyle olmalı..
 
Katılım
27 Ara 2005
#5
Ynt: deniyorum...

(4.perdeyi yazmayacağımı söylemiştim ama sanırım denemenin ucunu açıkta bırakmak saygısızlık olacaktı)

4.perde

Gözlerim kapalı ışığa doğru ilerliyorum, ağır ağır. Attığım her adımda bir parçam geride kalıyor gibi hissediyorum.Dayanmalıyım, her ne olursa olsun ışığa ulaşmalıyım.Kalp atışlarım çoğaldı, sanırım varmak üzereyim.O da ne, bu benim ırmakta gördüğüm sima değil mi? Kapalı gözlerimi avuşturuyorum, sanırım delirmek üzereyim. Artık bütün bu olanları çözebilecek iradeye sahip olduğuma inanmıyorum. Kendimi bırakmalıyım, düşüyorum, ışık kucaklıyor beni.Ve sekte-i kalp….Burası da neresi, neredeyim ben? Neden getirdiniz buraya beni, neden bu kadar iyi davranıyorsunuz bana? Biraz önceki ışık nerede, burada hiçbir ışık kaynağı yok ama her taraf aydınlık.Söyleyin bana ne olur burası neresi ? Derken ses geliyor, karşımdaki varlıktan.Ruhumu teslim ettiğimi söylüyor, masumane bir edayla, ama korkma korkma diyor.Senelerdir aradığın yere ulaştın sonunda, sen bilinmeyeni aramıyor muydun, işte burası yalancı alemin bittiği ve gerçek alemin başladığı yerdir.Soruyorum karşımdakine, peki nasıl geldim ben buraya?Ve anlatıyor, bindiğin gemi seni yalancı alemden gerçek aleme taşıyan bir araçtı.Gördüğün rüya ve boğulduğun ırmak senin vuslata ereceğinin bir işaretiydi.İndiğin liman senin makamının tayin edildiği yerdi.Orada gönlün konuşuyordu, seni vuslata o çağırıyordu.Gözlerini açtıkça vuslat kayboluyordu çünkü âşıklık gönül gözüyle yola çıkmaktır.Klavuzun gönlün olmalıydı.Peki, o ışık kimdi ve neydi diye soruyorum.Bir an suskunluk peyda oluyor.Manalı manalı gülümsüyor ve bana “ o ışık sendin “ diyordu.Şimdi anlamıştım, Leyla’dan kan alınınca neden Mecnun’un kolunun kanadığını, şimdi anlamıştım, yâr ile hem-dem olmanın ehemmiyetini.Aslında ben ve o yoktu.Vakit şeb-i arûstu.Tüm perdeler ortadan kalkmıştı ve her şey geride kalmıştı.


Eyvallah
 
Katılım
27 Ara 2005
#6
Ynt: deniyorum...

"deniyorum" başlıklı dizi sona erdi...

farkındayım "amatör" bir deneme faslı oldu, umarım zihninizde hoş bir sada bırakabilmişimdir...

İki gün gibi bir sürede 100 okumaya ulaştı.Zahmet edip de tekrar tekrar gözlerini yoran tüm dostlara müteşekkirim.

Selametle efendim.
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#7
Ynt: deniyorum...

UluğBey' Alıntı:
"deniyorum" başlıklı dizi sona erdi...
farkındayım "amatör" bir deneme faslı oldu, umarım zihninizde hoş bir sada bırakabilmişimdir...
İki gün gibi bir sürede 100 okumaya ulaştı.Zahmet edip de tekrar tekrar gözlerini yoran tüm dostlara müteşekkirim.
Marifet iltifata tabidir derler. Fakat ben iltifat etmeyeceğim. Amatör bir deneme faslı demişsin bana çok da öyle gelmedi (ufak tefek imla hataları dışında:) ama yine de mütevazı olmak iyidir. Ben klâsik edebiyattan bir esinti yakaladım okurken, belki tamlamalardan belki de kapının klâsik ruhla aynı yere çıkıyor olmasından, tam bilemiyorum. Hoştu yani...

Denemeye devam ediniz efendim, selâmetle...
 
Katılım
8 Ağu 2007
#9
Ynt: deniyorum...

Her şeyden önce ilk harfinden son hecesine kadar okuduğum bu denemenin senin derin sularından yeryüzüne çıkmış olan küçük sızıntılar olduğunu söylemeliyim. İlk bölümün finali olarak gördüğüm ikincı kısım ilk bölümün gölgesinde bırakılmış gibi duruyor.Daha duygu yüklü bir finalle bitirilebilirdi...Her şeye rağmen okunulmaya ve hissedilmeye değer bir deneme olmuş.Yüreğine sağlık.
 
S

SERTER

#10
Ynt: deniyorum...

Necip Fazıl tarzı zıtlıklarla kavram kargaşası edebiyatı (tabii dozunda olursa)Üstat sağolsun iyi yapıyodu bu işi. rurhu şad olsun.

kendin halet-i ruhiyenizi :) iyi kaleme almışsınız ama arada bi çıkan şu farisi çizgili kelimeler nonstop giden yazınızın genel resmini ve akıcılığını bozmaya çalışmış (siz istemeden).

içinde bizim anlayamayacağımız sizin pektabii,illaki bir anlam yüklediğiniz karışık cümleler var.
ama tabii bubir uluğbey (doğrususu uluğbeğ) eselerleri analizi olmadığı için teknik fazla detaya girmek (edebiyetsiz) bir yaklaşım olur.
 

Giriş yap