Devrim ve İhtilallaerin yakın ve uzak ülküsü

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Derin kültürü olmayan, heycana müsait kafalar çabucak çoşarlar diyor Muhterem Mehmet Kaplan.Muhteremin çoğu fikrine katıldığımı acizane ifade etmekle beraber örtüşmediğim noktalarda var ki bunların varlığı insanın çeşit çeşit olduğunun en basit bir örneğidir.Zira tüm beyinler aynı noktada buluşsa idi mücadele olmaz, fikir çatışması olmaz ve en ahirinde doğruya giden yol, birbirinin aynısı düşünen beyinlerin enkazı ile dolar taşardı.Doğrularımız ancak hakikati gün gibi aşikar olan kavramlar üzerinde örtüşür ki bu kavramlar genelde manevi kavramlardır.
Lafı dahada uzatmadan asıl mevzumuza temas etmek istiyorum.Önceleri çokta değer vermediğim siyaset konusu bugünlerde beni öylesine cezb ediyor ki utanmasam sokaklarda slogan atan üç beşin arasına karışacağım.Ancak bu devirleri önceden aşmış kişilerin söylediklerini sokaklara atılmadan önce okursak ,sokaklardan kaçarak kendimizi geliştirme yoluna gideriz.Sokaklara atılmak istemem benim kültürümün ne denli zayıf olduğunun ve ne denli heycana müsait bir zihin yapısına sahip olduğumun kanıtıdır.Sokaklara çıkıp devrim naraları atmak,ihtilal boruları çalmak, en basit bir yoldur.Yaşça büyük olanların dilinden düşmeyen bir laf vardır.’Geçmişin genci ülkü sahibiydi’derler.Bu gençlerin içinde gerçekten safiyane ülküler barındıranlar vardır tabi ki ancak ben ekserisinin bu kadarda abartılmasından rahatsız olmaktayım.Bir devrim veya bir ihtilale ihtiyaç duyulmasının tek sebebi, mevcut düzenin ihtiyaçlara karşılık vermemesidir.Devrimlerin veya ihtilallerin uzak ülküsü mecburen yapıcılıktır.Yakın ülküleri ise yıkıcı olmak zorundadır.Çünkü eskiyi yıkmadan yeniyi getiremezsiniz.Siz hiç iki gömleği üst üstte giymiş birini gördünüz mü?En basitinden mevcut hükümet bile milli görüş gömleğini yırttığını yani yıktığını söylüyor.Bu yalnızca bir örnek.Peki yıkım için bu kadar istekli olan kitleler acaba uzak gaye olan yapıcılık için ne yapmıştır?Bugün kime sorarsanız sorun devrimi ve ihtilali hep kan,kavga,anarşi olarak tanımlayacaktır.Buda şunu gösterir ki; devrimciler ve ihtilalciler yıkım aşmasından yapım aşamasına ne yazık ki geçememişlerdir.Yıkımda elinden geleni yapan Türk genci hatta can siperane davası uğrunda savaşan Türk genci, iş yapmaya gelince nedense susuyor.Bu davada can veriyor can alıyor ama gelecek olan canlara ortam hazırlamaktan geri duruyor.Ne yazık ki bizim ülkemizdeki yıkım diğer ülkelerdeki yıkımdan çok daha farklıdır.Öte ellerde yıkım fikren yapılırken bizde neden fiilen kan dökülür?Nedeni basit aslında.Çünkü söyleyecek bir şeyi olmayan,düşünceden nasibini almamış ve tartışmayı ana avrat sövmek olarak algılayan,farklı fikirlere tahammülü olmayan,tenkid etmeyi eser odaklı değil şahıs odaklı yapan bir nesilden siz başka ne beklersiniz ki?Birde tüm bunlar marifetmiş gibi’ vay efendim biz Türküz kanımız kaynar,romantiğiz,vatanperveriz.Köşeye çekilip düşünmek bize göre değildir.Akıncı bir milletiz vs.’diyerek birbirimizi kandırırız.Oysa aksiyon için önceden planlanmış bir yol olmalı ki bu yol ancak düşüncenin ışığında aydınlanır.Evet ülkemiz,milletimiz en çok savaş gören bir toplum olduğundan şartlar gereği maharetli komutanlar ve krizi iyi yöneten idareciler doğurmuştur.Aman ha! Sakın Osmanlıyı bu dönemler içine katmayın.Osmanlı hem fikren hem aksiyon bakımından tüm devirlerden sıyrılır.Çünkü Osmanlı fikri ve aksiyonu birleştiren nadir devletlerden biridir.
Yine kendimi kaybettiğim dakikaları geride bırakarak sonuç olarak demeye getirdiğim şeyleri harf kalıplarına sokma vakti geldiYıkımdaki görevi kazma ve kürekten ibaret olan bu gencin artık yapımda görev alıp harç olması,omuz omuza verip saf oluşturan taşlar misali inşasını tamamlaması ve hatta usta olma vakti gelmiştir ve geçmektedirde.Yıkıntıların gölgesinde büyüyen bir nesilden ziyade devasa yapıların gölgesinde yetişen bir nesil elbette daha elzemdir.Selam ve dua ile…
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt