Dilde Tasfiyecilik

Katılım
15 Haz 2006
#1
Hepinizin de aşina olduğu gibi Türkçemizde bir beladır almış başını gidiyor... İliklerimize kadar işleyen güzelim kelimeler -Arapça ve Farsça olsa da- dilimizden çıkarılıyor ve yerine yeni kelimeler türetiliyor -hatta uyduruluyor-. Peki, madem öyle; o halde neden Fransızca, İngilizce, Almanca... gibi batı dillerinin işgaline maruz kaldık? Doğu kökenli ekler atıldı ve yerine batılı oturdu. Hukuki gitti, hukuksal geldi. Yani 'Türkçe sal'a bindirilip sel'e verildi'... Tek sebep dili sadeleştirmek miydi sizce? görüşlerinizi bekliyorum...
 
Katılım
27 Ara 2005
#2
Tasfiye

uyduruluyor-. Peki, madem öyle; o halde neden Fransızca, İngilizce, Almanca... gibi batı dillerinin işgaline maruz kaldık? Doğu kökenli ekler atıldı ve yerine batılı oturdu
Tek sebep dili sadeleştirmek miydi sizce?

Dilde tasfiyecilik olarak da adlandırılabilecek bu anlayış sizin de belirttiğiniz gibi günümüzde popüler bir anlayış artık.Bugün Cumhuriyet döneminde yazılmış bir romanı[bu dönemden kasıt 1930 lu yıllardır]bugünkü bir lise talebesi okuyamaz duruma gelmiş durumda.Her geçen gün güzel Türkçemiz çok büyük kıyımlara kurban gitmektedir.Ama bununla aynı oranda yabancı menşeili [yabancıdan kasıt İng-Frans vb kelimeler]dilimize giriyor,daha geniş anlamı ifade eden Türkçeleşmiş kelimelerimiz bulunduğu halde ithal edilmiş kelimler kullanılageliyor.Bunun sebepleri sayılamayacak kadar fazla."Efendim,Türkçe canlı bir dildir,kendini güncelliyor,devrin şartları neyi gerektiriyorsa o kelimeler alınmalı"görüşü hakim durumda.Bu da zannımca sadeleşme adı altında dış mihrakların Türkçemiz üzerinde oynadığı oyunlardan sadece biridir.Şüphesiz bu durumu sadece onlara bağlayıp,sütten çıkma ak kaşık gibi kenara çekilmek doğru olmaz.Eğer siz böyle bir eğitim sistemiyle yetiştirirseniz çocuklarınızı,her şeyin en iyisi batıdadır,batı böyle diyorsa doğrudur anlayışını güdülerseniz genç beyinlere,bu görüşlerle yetişmiş olan dimağlardan Türkçe'ne sahip çık,tasfiyeyi önle gibi ulvi amaçları savunmasını belki sözde sağlayabilirsiniz ama özde sağlayamazsınız.Diğer bir sorun da teknoloji bakımından bir hayli geri kalmamız,kullandığımız birçok aletin mucidi batılı,bundan dolayı da ilk alındığı anda Türkçe'ye uygun bir biçimde Türkçe'leştirip halkın içne o isimle sokmadığımız için daha sonralarda isim değişikliği mümkün olmuyor.Olsa bile kısa vadede mümkün olmuyor.Bunun ucu da yine eğitime çıkıyor.

Bazen demeden edemiyorum kendime.Keşke Devlet-Âli Osmanî bugün batılıların uyguladığı politikiları uygulasaydı,ne bileyim hiç yapmadığı bir soykırımı yapmış olsaydı, fethettiği her yeri kırıp geçirip sömürge halin getirip-İngiliz'lerin yaptıkları gibi-dilimizi orada kullanılması zorunlu hale getirseydi acaba şu anda ne olurdu?Cevabı söyleyeyim size,ortada ne sözde soykırım lafı,ne ülkemizi bölmek isteyen bir Avrupa(zaten oralar Osmanlı olacaktı)bugün ortada cirit atamayacak ve siz halen Osmanlı pasaportu taşıyacaktınız.Ve bugün Amerikan vatandaşlarının heryerde mağrur bir şekilde-hatta filmlerde bile-"ben Amerikan vatandaşıyım,haklarım var bana bir şey yapamazsız!"nidalarıyla karşılaşıyor olmazdık.

Ama yukarda misallediğim durumlar bizde olamazdı,biz onlar gibi olamazdık,eğer onlar gibi olsaydık,onların şuanki rezilliklerinden ne farkımız olurdu ki?İyiki de ecdadımız hoşgörü abidesi olmuşlar,en azından ardımıza baktığımızda gurur duyacağımız bir geçmişimiz var.(-her nekadar bazı yarım akıllılar ecdad denilince,osmanlı denilince vaveyla koparıyor olsalar da-)

Siz ne düşünüyorsunuz konu hakkında?
 

bluewolf

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
Katılım
3 Şub 2006
#3
Ynt: Dilde Tasfiyecilik

Gerçekten ben de genel itibariyle sizin gibi düşünüyorum.Eğitim anlayışımızın bu denli bozuk olması ve ülkemizi idare edenlerin eğitim ve hassasiyetlerinin yetersiz olması ve ana babaların çocuklarına gereken gerekli eğitimi verememesi bu sonuçlara sebep olmaktadır.

Osmanlı pasaportu konusunda ben de düşünmedim değil.Ama ecdadımla ben de gurur duyuyorum.
 
Katılım
18 Mar 2007
#4
Ynt: Dilde Tasfiyecilik

Dil en kısa tanımı ile insanlar arasında iletişimi sağlayan bir unsurdur. Ve bu tanımı millîleştirdiğimizde ise, bir milletin varlığını, mevcudiyetini sağlayan en temel unsurlardan birisidir diyebiliriz.

Değerli meslektaşlarım, siz de biliyorsunuz ki, Osmanlı Devleti bir cihan devletidir. İmparatorluktur. Beynelmilel 'dir. Bir cihan devletinin, 3 kıtada kolları olan bir devletin kültürel açıdan alış-veriş yapması kadar doğal bir şey olamaz.. Bir bu alış-verişin neticesinde bir de İslâmiyeti kabul etmenin etkisi ile dilimize Arapça ve Farsça kelimelerin girişi hız kazandı. Ve ümmetçi bir yapıya sahip olan Osmanlı bunu sorun etmedi. Biz şu an milliyetçi bir bakış açısı ile baktığımız için bize ters geliyor. Ama siz de bilirsiniz ki, tarihî olguları değerlendirirken devrinin şartları içinde değerlendirmek gerek.

Tasfiyeciliğe gelince, yehni bir devlet kuruldu, bir cumhuriyet. Bu devleti halka kabul ettirmek için eskiye dair ne varsa kötülemek gerekiyordu. Doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmanın yersiz olduğunu düşünüyorum. Ancak o zaman bu gerekiyordu onların nazarında. Bu nedenle yeni edebiyat gibi bir kavram çıktı. Mistik edebiyat, klâsik edebiyat reddedildi. Eski değerler silinmeye çalışıldı vs. vs. Böyle bir hareketten hareketle dilde tasfiyecilik de başladı. Ancak bu tasfiyecilik o kadar çirkin boyutlara geldi ki, Atatürk bile bu tasfiyeciliğe dur diyebilmek için "Güneş Dil Teorisi"ni öne sürdü. Bütün dillerin Türkçeden geldiğini öne sürdü. Bu nedenle zaten bütün kelimelerin aslında Türkçe olduğunu ve dilden kelime atmanın yersiz olduğu tezini öne sürdü ve tasfiyecilik düşüşe geçti.

Bugün ise sizin de belirttiğiniz gibi bir lise öğrencisi hattâ üniversite öğrencisi Atatürk 'ün Nutkunu "sadeleştirmeden" okuyamıyor ...
 
Katılım
28 Mar 2007
#5
Ynt: Dilde Tasfiyecilik

dil; kültürün taşıyıcısı ve aktarıcısıdır.dil,bir milletin hafızası ve mazisidir.acizane düşüncem, dilde tasfiyecilik Türk Milleti'ne ve Türk Dili'ne karşı bir kıyımdır..esasen mevzu ziyadesiyle derunidir.bundan dolayı duruma vakıfiyet bakımından Nihat Sami Banarlı nın Türkçe'nin Sırları adlı eserini okumak çok faydalı olacaktır kanaatindeyim...
 
Katılım
2 Nis 2007
#6
Ynt: Dilde Tasfiyecilik

BU KONUDA YAZILAN BİRÇOK YAZI VAR.İLK DEFA 1930'DA CİDDİ BİR TASFİYECİLİK CEREYANI BAŞLATILDIĞI HERKESÇE MALUMDUR.BİR DÖNEMİN CUMHUR BAŞKANI OLAN ...................... IN ''ARAPÇAYI LİSANIMIZDAN İHRAÇ EDECEĞİZ'' SÖZÜ HÂLÂ HATIRLATILMAKTADIR.DÜŞÜNÜN LİSAN,İHRAÇ SÖZCÜKLERİNİ.
BU DİL ORTA ASYA'DAN BU VATANA KADAR NASIL VE HANGİ ŞARTLARDA GELMİŞTİR.
BİZ BUNA GÖZ ATALIM VE SAHİP OLDUĞUMUZ DİLİ BENİMSEDİĞİMİZ SÖZCÜKLERİ YABANA ATMAYALIM.KÜLTÜR MOZAİĞİ ZENGİN BİR DİLE SAHİBİZ,BUNUNLA İFTİHAR EDİP BAŞTACI YAPALIM.GERİSİ BOŞ...
 
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: Dilde Tasfiyecilik

Sevgili Taceddin görüşlerin için teşekkürler.Yalnız , forumlarımızda iletinin tamamını büyük harfle yazmayı tasvip etmiyoruz.Türkçe'de büyük harflerin nerede kullanılacağı tarafınızca malumdur.Bundan sonra bu kurala forumlarımızda da dikkat etmenizi rica ediyorum.

Teşekkür ederim tekrar.
 
Katılım
2 Nis 2007
#8
Ynt: Dilde Tasfiyecilik

Gafletime geldi,özür dilerim.Bir dahakinde dikkat ederim.Teşekkür ederim.
 

Giriş yap