dirilişin üstadını anlamak

Katılım
8 Mar 2007
Sezai Karakoç’u Anlamak

Yazar: Murat Soyak

Aramızda samimi, izzetli, başı dik bir şahsiyet olarak bulunuyor. Aşk ile yoğrulmuş, şiirle kanatlanmış, derviş sabrı ile kök salmış bir fikir sisteminin (diriliş) mimarıdır Sezai Karakoç. Bir ömür boyunca devam eden uyanık kalabilme ve uyandırma çabası… Bütün eserlerinde bir şarkıyı terennüm eder.
Eğilip bükülmeden, yiğitçe bir duruşla seslenir insanlığa. Sınırların ötesindedir. Düşüncesinde sınır taşlarını, dikenli telleri aşıp birlik denizine ulaşır. Başlayan ve devam eden kutlu bir çağrıdır. Bu çağrı, yitik cenneti zamana adanmış sözlerle, hızırla kırk saatle, kıyamet aşısıyla yeniden bulabilme çağrısıdır. Ahmet Taşgetiren’in tespitiyle:
“Bir gün anlaşıldığında Sezai Karakoç, bizim dünyamızda anlaşıldığında çok şeyin değişmiş olacağını müjdeleyebilirim. Onun fikir ve duygu derinliğine, onun ufuk genişliğine ulaştığında bizim dünyamız..”

Mütefekkir Sezai Karakoç

Son devir düşünce tarihimizde şiir ile fikir içiçedir. Bir fikrin sözcüsü olanlar, şiirle düşüncelerini yaygınlaştırmışlar. Şinasi’den başlayarak Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet ve bu isimler çevresinde halkalanan diğerleri. Sezai Karakoç, şaire ‘önder olma’ misyonunu yükler. “Şair, geleceği bu güne çeker. Bizden birkaç yüzyıl ilerde yürür (…) Veliliği, önderliği, kahramanlığı, savaşçılığı, aşkı ve ölümü, millet adına, insanlık adına kelimeler için bir daha yaşamak borcundadır. O, yalnız milletin geçmişini değil, geleceğini de yüklenmiştir. Gelecek felaketleri sezip çığlık çığlığa haber vermek, halkı uyarmak, ona yön göstermek, bunu da kalplere ve ruhlara işleyecek bir güçle yapmak ödevindedir” der.
Bu ifadelerden hareket edecek olursak şair, bir bayrak şahsiyettir. Sezai Karakoç, duygu kadar düşüncenin de önemini vurguluyor. Şair kişide, duygu ve düşüncenin bir terkip halinde içiçe olmasını ve böylelikle uyanışın, dirilişin gerçekleşeceğini savunur. Sezai Karakoç’un mütefekkir vasfı üzerinde yeterince durulduğu söylenemez. Gözden kaçan bir husustur bu. Bir şahsı anlayabilmemiz için değişik cephelerden incelememiz gerekir.
Sezai Karakoç’un adı “Diriliş” fikri ile anılır. “Diriliş” kelimesi, Sezai Karakoç’un dilinde müthiş bir anlam yoğunluğu taşır. “Diriliş”, anahtar kelimedir. Belli bir süreç dahilinde aşama aşama kendi düşünce sistemini kurmuştur. Kendi ifadesi ile: “Diriliş, aslında bir edebiyat akımından çok, bir hakikat akımıdır. (…) Yeniden inanmak, yeniden düşünmek, yeniden duymaktır. Diriliş, İslam’dan ayrılışın sona erişi, ona yeniden kavuşmanın başlangıcıdır.”
İlhamını İslam dininden alan ve “medeniyet” ekseninde yeniden var olmayı, dirilmeyi amaçlayan; İslam’ın aydınlığında hayatı, insanı, kavramları, kurumları, olup bitenleri sorgulayan, tanımlayan ve çözümler üreten bir düşünce sistemidir “diriliş”. Dünden bu güne uzanan bir çizgide, “diriliş mektebi”nden söz edilebilir.

Şair Sezai Karakoç

Sezai Karakoç, şiir geleneğimize bağlı ama özgün bir şiiri söylemiştir. Hemen her şiirinde hikmet pırıltılarını görebilirsiniz. Sezai Karakoç’un şiiri, bir yönüyle “hikemî şiir”dir. Bazı mısraları, mısra-ı berceste hükmündedir. Sezai Karakoç, edebiyat tarihimizde “İkinci Yeni” şairleri arasında gösterilmektedir. Ahmet Kabaklı, “Türk Edebiyatı Tarihi”nde su tespitlerde bulunmuştur: “Şiir üslubu bakımından az çok ‘İkinci Yeni’ye bağlanabilir olsa bile sanatında görülen temalar ve inandığı değerler bakımından şiirimizde daha ileri yeni bir ses.” Sezai Karakoç, İkinci Yeni ile ilişkilendirilmek konuda şu açıklamayı yapmakta: “Benim ‘İkinci Yeni’ ile ilgim, aynı dönemde şiir yazmam ve belki biçim bakımından bazı ortak yanlarımın bulunmasından ibaretti.” Yunus Emre, Mevlânâ, Fûzûli, Şeyh Galip, Mehmet Akif, Necip Fazıl çizgisinin günümüzdeki asıl temsilcisi Sezai Karakoç’tur. Sezai Karakoç’ta, klasik şiirimizde Nabi’nin başlattığı bu akımın, değişik bir biçimde devam ettiğini görmekteyiz. Arif Ay’ın deyimiyle: “Hikmet burcunda bir şair/İnsan-ı kamil burcunda bir yazar”dır.




Kaynak: cemaat.com