Divan Şiiri Üzerinde Düşünceler/Divan Şiiri Dersleri Metin Şerhi

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

ferahsan' Alıntı:
Buradan Dil-şad'a ve beraberinde UluğBey'e sesleniyorum: Yukarıda yazdıklarımı rezil olma ihtimalini de göze alarak bu işten anlamadığımı görün diye yazdım
Umarım artık bana katılıyosunuzdur, ve umarım artık edebiyatçı değilim dedim diye iğnelenmem
Şu konuyla beni güldürdün ya ne diyeyim, Allah da seni güldürsün. Bu sözler bir beyti şerhten ziyade "artık benimle uğraşmayın yoksa böyle olur" demek için yazılmış sanki. Ya da yine bana öyle geldi. ;) Neyse sözü fazla uzatmadan anlaşılması ve anlatılması kolay olan ve aynı zamanda çok sevdiğim bir beyitle devam edelim. "Edebiyatçı olmayanlar" bile rahatça yorum yapabilirler. Kelimeleri de veriyorum hem...

Devlet-i dünyâ içün hergîz ne gamgîn ol ne şâd
Ber-karar olmaz bilürsün hâl-i âlem ey gönül
Bâkî


Hergîz: Asla, katiyyen, hiçbir vakit, hiçbir sûretle
Gamgîn:Kederli, tasalı, hüzünlü,
Ber-karar: Kararlı, yerli, daima,devamlı
 

mai

Divan Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

ferahsan' Alıntı:
Bu arada Mai kardeşim ben bu işten çakmasam da güzel bir şerh gibi duruyor, emeğine sağlık..
şerhimi beğendiğine sevindim. Şiir ve edebiyat adına bir şeyler yapmaya çaılşmak ve yorum yapmak hiç yapmamaktan iyidir. Senin de şerh denemelerini okumak isterim:)..Hemen pes etme derim. (kafiyeli oldu galiba)
 
Ynt: Metin Şerhi

Öncelikle bu bölümde emeği olan tüm arkadaşlara müteşekkirim. Şimdiye kadar susmuş olmam, ilgilenmediğimden değildir. Öyle sanılmasın. Sadece kendimi bu konuda ehil görmüyorum. Ama bir yerden tutup başlamazsam nasıl gelişecek bu yönüm diye düşünüp birkaç kelam etmek üzere sıvadım kolları.. Diğer beyitler üzerinde de düşündüm. Kendimce yaptığım yorumlar, arkadaşların katkılarıyla birleşince beyitler kafamda yerlerini bulmaya başladı. Ancak aşağıdaki beyit üzerinde henüz yorum yapılmadığı için ben de onu ele alayım dedim. Daha önce şerh yapmayı denemedim. Nasıl yapılır bilmem. Bu yüzden sürç-ü lisan edersem affola.. Sadece anladığımı sandığım şeyleri kaleme almaya çalışacağım inşallah.

Devlet-i dünyâ içün hergîz ne gamgîn ol ne şâd
Ber-karar olmaz bilürsün hâl-i âlem ey gönül
Bâkî

Hergîz: Asla, katiyyen, hiçbir vakit, hiçbir sûretle
Gamgîn:Kederli, tasalı, hüzünlü,
Ber-karar: Kararlı, yerli, daima,devamlı

Dünyada mal,mülk ya da makam, mevki için hiçbir zaman ne sevin ne de hüzünlen. Ey gönül! Bilirsin ki dünyanın durumu hep aynı kalmaz.

Şu fani dünyada başa gelen haller ya kişiye şan, şeref kazandırır ya da onu aşağılara çeker. Fakat dedim ya fani dünya diye. Kendisi fani olan bir mekanda gerçekleşenlerin baki olmasını beklememek gerek. Bu yüzden de hadiselere sevinmek ya da üzülmek (tabi ki aşırısı), lüzümlu olmayan bir şeydir.

Beytin sonundaki "ey gönül" ifadesinden bu sözleri şairin kendisine söylediğini çıkarabiliriz. Ancak burada da "kızım sana diyorum, gelinim sen anla" kabilinden, geçici dünya menfaati için kendini harab eden kimselere bir sesleniş var sanırım. :)




Yeter mi bu kadar? Çok heyecanlandım da :-[ Aklıma başka bir şey gelmiyor. İdare ediverin artık :) ;)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

gece yürüyüşü' Alıntı:
Ancak burada da "kızım sana diyorum, gelinim sen anla" kabilinden, geçici dünya menfaati için kendini harab eden kimselere bir sesleniş var sanırım.  :)
Çok güzel olmuş ellerine ve fikirlerine sağlık, özellikle yukarıdaki cümle hepsinin özeti niteliğinde... Farklı kişilerden şerh okumayı bu yüzden çok seviyorum. Mutlaka yeni bir şeyler çıkıyor ortaya.

Sıradaki beyit Esrar Dede'ye ait:

Vuslat-ı İsi-i câna kayddır cism-i nizâr
Ülfet-i bâlâmıza mânî olan sûsen biziz


Îsî: Hz. İsâ
Kayd:1.ayağa vurulan zincir,pranga
2.bağlama, bağ, bağlayacak şey, 3.sınırlama, belirtme, 4.ehemmiyet verme, 5.yazma yazılma, 6. endîşe, gaile, telaş.
Nizâr: zayıf, zayıflamış
Ülfet: alışma, kaynaşma 2. görüşme, konuşma 3.ahbaplık, dostluk 4.huy etme
Bâlâ: yüksek, yukarı, üst, yüce 2. boy
Sûsen: iğne


Not: Beyitte Hz. İsa ile ilgili bir hadiseye gönderme yani işaret var. Edebî dilde buna mazmun adı veriliyor. O hadiseyi bilen veya bulacak olan beyti daha kolay anlayabilir.
 
Ynt: Metin Şerhi

Vuslat-ı İsi-i câna kayddır cism-i nizâr
Ülfet-i bâlâmıza mânî olan sûsen biziz


İsa'nı sevgiliyle kavuşmasına, zayıf bedeni zincirdir, ayakbağıdır
yücelerle dostluğumuza mani olan şey bizzat biziz


Eğer nesre doğru çevirebilmişsem belki yorum da yapabilirim. ama önce doğru mu yanlış mı onu öğrenmem gerek ???



Bu arada cesaretlendirmen için teşekkür ederim Dil-şâd :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

Vuslat-ı İsi-i câna kayddır cism-i nizâr
Ülfet-i bâlâmıza mânî olan sûsen biziz

Şöyle bir çeviri yapayım o halde:

Zayıf bedenimiz Yüceler Yücesi'nin huzuruna yükselmemize mani olur, Tıpkı Hz. İsa'nın (göğe) yükselişine iğnenin mani oluşu gibi.

Şimdi bu cümle üzerinden düşünebilirsin. İşaret edilen hadiseyi de yazmış oldum bu arada. Ama tam hikaye şeklini yine sona bırakıyorum.
 
Ynt: Metin Şerhi

Hz.İsa'nın göğe yükselişine mani olan iğne ??? Ne ola ki bu. Çarmıha gerilirken avuca çakılan çiviler geliyor aklıma. ama bu değildir sanırım. sonra hristiyanlar bazı ayinlerinde iğne kullanıyorlarmış. Sebebini bilmiyorum. o sebebi bulabilsem belki hikayeyi öğrenirim ama onu da bulamadım.. Sonuç olarak ben bu beyit hakkında fikir beyan edemeyeceğim üzgünüm.

Sadece şunlar geldi aklıma:

Beden, ruhun yükselmesine mani midir? bu soru tartışma götüren bir soru. Öyle ki miraç konusunda -göğe yükseliş sadece ruhla mıdır yoksa ruh beden birlikte mi yükselmiştir- tartışması yapılır. Ama mani olarak düşünecek olursak da aklıma tasavvuftaki riyazet geliyor. İnsanlar nefislerini terbiye etmek için aç kalmışlar. Bu sayede ruhlarının manevi olarak yükseleceğini düşünmüşler.


Yok yok olmuyo. Beceremiyeceğim bu işi. en azından bu beyti yorumlayamıyorum. Biraz daha düşüneyim bari :(
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

Neyse daha fazla merakta bırakmayayım:

Rivayete göre Hz. İsa'nın göğe yükseleceği gün yanında bir tas, bir tarak ve bir de iğne varmış. Yolda birinin eliyle su içtiğini görmüş ve tası ona vermiş. Başka birinin de elleriyle sakalını düzeltmeye çalıştığını görmüş, tarağı da ona bırakmış. Göğe yükselirken ise cübbesine iliştirdiği iğne dünyaya ait tek nimet olarak üzerinde kalmış. Bu iğne yüzünden onun sorguya çekildiği ve sırf bu sebepten 4. kattan daha ileriye (ya da güneşten daha yukarıya) geçemediği söylenir. 

Vuslat-ı İsi-i câna kayddır cism-i nizâr
Ülfet-i bâlâmıza mânî olan sûsen biziz

Rivayetten hareketle de şunları söyleyebiliriz: Dünyaya ait bu eşya (iğne) nasıl Hz. İsa'nın daha yukarılara çıkmasına mani olduysa, bizim bir iğne kadar değeri olmayan ya da bir iğne gibi ince ve zayıf  olan bedenimiz Hak katına yükselmeye manidir. Burada aynı zamanda cismin (maddenin ya da bedenin) Hak katında hiçbir değeri olmadığı da anlatılmaya çalışılmıştır diyebiliriz.
 
Ynt: Metin Şerhi

Hay Allah senden razı olsun. Eğer açıklamasaydın şu iğne mevzu'unu düşün düşün işin işinden çıkamayacaktım :)

Şimdi her şey oturdu yerine. Bir urganın hesabını veremeyen hamal hikayesini hatırlattı bana bu olay.

"Dünyaya ait bu eşya (iğne) nasıl Hz. İsa'nın daha yukarılara çıkmasına mani olduysa, bizim bir iğne kadar değeri olmayan ya da bir iğne gibi ince ve zayıf  olan bedenimiz Hak katına yükselmeye manidir. "

Bu sözün üstüne de bir şey söylemeye gerek yok zannımca :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

Bazı beyitlerin en güzel yanı da bu zaten, düşündürmek... Beyit üzerine söylenebilecek daha bir çok şey var aslında ama bizim için asıl önemli olan kısımlar buralardı. İğnenin konu olduğu başka bir beyit daha geliyor aklıma ama yazmayayım şimdi. Belki başkalarının paylaşmak istediği bir şeyler vardır da benden fırsat bulamıyorlardır. Gösterdiğin alakadan dolayı bir kez daha teşekkürler gece yürüyüşü...
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

O zaman ben de beyit vereyim size bir de bunu şerh edin.. Şerh yapmıyoruz diye beyit söyleyemeyiz diye bir kural yok değil mi ;) Hiç olmazsa beyitle katılayım değil mi :) Ben şu sıralar dertliyim de, ol sebepten buna bir şerh alsak hocalarımızdan..

“Dilde gam var, şimdilik lûtf eyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hanede mihmân mihmân üstüne “

-Enderûnî Balıkesirli Ahmed-
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

ferahsan' Alıntı:
“Dilde gam var, şimdilik lûtf eyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hanede mihmân mihmân üstüne “

-Enderûnî Balıkesirli Ahmed-
Kardeşim iyi etmişsin beyiti vermekle, nitekim bu beyitin yer aldığı gazel ezbere bildiğim gazellerdendir.Diğer beyitleri gibi bu beyit de çok güzel.Ben bunun şerhini diğer arkadaşlara bırakıyorum.Eğer açıklayan çıkmazsa ben açıklarım inş.Aslında yukarıdaki beyiti alıntılmamın nedeni aslında bir düzeltme yapmak istememdendir.Gazelin 5.beyitine bakacak olursak, ki 5 beyit şudur:

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Rasihe bühân bühtân üstüne


Buradan da anlaşıldığı gibi bu gazel Rasih'e ait.Enderûni diye başka bir şair var.Hafızamı yoklamaya çalıştım acaba Rasih'in bir adı da Balıkesirli Ahmet mi diye, ama böyle bir bilgi gelmedi aklıma.Balıkesir divan şairi yetiştirme bakımından önemli bir diyar...


Nesire çeviri ve şerhi başka bir arkadaşa bırakıyorum, zira metin şerhini öğrenmek isteyen arkadaşlar ancak uygulamalı olarak öğrenebilirler vesselam
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

UluğBey' Alıntı:
Buradan da anlaşıldığı gibi bu gazel Rasih'e ait.Enderûni diye başka bir şair var.Hafızamı yoklamaya çalıştım acaba Rasih'in bir adı da Balıkesirli Ahmet mi diye, ama böyle bir bilgi gelmedi aklıma.Balıkesir divan şairi yetiştirme bakımından önemli bir diyar...
Kardeşim doğru söyledin beyit Rasih'in gazelinden, ancak ben daha önce onun isminin yanında parantez içerisinde bu ismin de verildiğini gördüğüm için öyle yazmıştım.. Ne kadar doğrudur emin değilim, bu yüzden düzeltmen iyi olmuş..
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

ferahsan' Alıntı:
ancak ben daha önce onun isminin yanında parantez içerisinde bu ismin de verildiğini gördüğüm için öyle yazmıştım.. Ne kadar doğrudur emin değilim, bu yüzden düzeltmen iyi olmuş..
Doğru olma ihtimali var, zaten divan şairlerinin büyük bir kısmı asıl isimlerini mahlaslarını aldıktan sonra terk ediyor.Net üzerinde bir arama yaptım.Bu gazeli inceleyen sayın Hüseyin Akkaya onun hakkında bilgi verirken ondan sadece " Balıkesirli Rasih" olarak bahsetmiş.Elinde İslam Ansiklopedisi veya Türk Edebiyatı Ansiklopedisi olan arkadaşlar var ise orada bir tarama yapabilirler.Ama çok da üzerinde durulması gereken bir bilgi değil. :) Vatandaş kendine "Rasih" demişse mesele kalmamıştır.

Bu kadar yazdım beyiti nesire çevireyim, şerhini de bir sonraki arkadaşa bırakayım.


Ey sürur(sevinç) ! gönlümde şu anda gam vardır, lutf et, şimdilik sen gelme, zira bir evde misafir üstüne misafir ağırlamak olmaz.

Biraz mizaha kaçarak aklıma gelen bir vecizeyi yazayım" Misafir misafiri sevmez, evsahibi hiçbirini sevmez."Burada her ne kadar evsahibinin misafiri sevmemesi gibi bir unsur gözükmese de üst üste 2 misafiri ağırlamak hoş değildir ifadesi var.Bu gazel üzerine birçok divan şairi nazire yazmış, bunda klasik unsurların ahenkli ve etkili bir biçimde aktarılması yatıyor.

Misafirden, sevinçten kasıt nedir? Şair kime sesleniyor ve neden sevinci istemiyor? Bunların cevabını da bir sonraki arkadaş versin bakalım.

Selametle
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

Bir sonraki arkadaş ben olayım bari...

Dilde gam var, şimdilik lûtf eyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hanede mihmân mihmân üstüne


Aşığın gönlü bir hane kabul edildiğinde, mihman aşığın gönlünde barınan en değerli misafirdir, bu misafir gam da olsa keder de olsa aşık onu mihmanhanesinde konuk etmekten her daim mutluluk duyar.  Aslında bu konuk aşığın aklını başından alan sevgilinin hayalinden başka bir şey de değildir. Sevgili aşığa ne kadar acı çektirirse çektirsin, aşığın yüreğinde nasıl yaralar açılırsa açılsın, aşığın aslî görevi onu yüreğinin en güzel köşesinde, en iyi şekilde ağırlamaktır. Sevgilinin hayaliyle yürekte hâsıl olan ızdırap aşığı hiçbir şekilde rahatsız etmez, gam dahi bir anda aşığın en yakın dostu olur, yeterki o (sevgili) gelsin…

Şairin misafir misafir üzerine olmaz sözü de, gönlünde gam varken hiçbir şekilde mutlu olamayacağını ifade edebilmenin kaçamak yoludur. Yani şair irsâl-i mesel yoluyla anlatmak istediği şeyi hem örneklendirmiş hem de daha etkili kılmaya çalışmıştır. Bunu yaparken kullandığı vecizeyi UluğBey yazmış, bizi ilgilendiren kısmı ise: “Misafir misafiri sevmez…”

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, ben de teknik kısımları bir başkasına bırakayım.
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

Bu beyitte sururdan muradı vuslat olarak düşünsek, şairin acıyla bütünleştiğini ve gönlünü tamamen yârin hayaliyle doldurduğunu söylesek, ve bu durumda desekki şair yârin hayali yerine yârin kendisini dahi koyamıyor ve ey sevgili gelme şimdi diye ona sesleniyor ve diyor ki gönlümde zaten bir sevgili var sana hacet yok, nasıl olur? Yanlış olabilir tabi ama şimdi birden bu geldi aklıma..
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

Hangimizin yaptığı yorum tam olarak doğrudur bilinmezki. Kim bilir şair bunları yazarken yüreğinden hangi hülyalar geçiyordu. O sebepten bu tür eserler her türlü yoruma açıktır, yani aklımıza düşen her şeyin az veya çok doğruluk payı olabilir.
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Metin Şerhi

Dil-şâd' Alıntı:
Hangimizin yaptığı yorum tam olarak doğrudur bilinmezki. Kim bilir şair bunları yazarken yüreğinden hangi hülyalar geçiyordu. O sebepten bu tür eserler her türlü yoruma açıktır, yani aklımıza düşen her şeyin az veya çok doğruluk payı olabilir.
Anladım ben saçma olmuş değil mi :D
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: Metin Şerhi

ferahsan' Alıntı:
Anladım ben saçma olmuş değil mi :D
Yok artık daha neler, saçma olmuşmuş... :D Ben hepimizin yaptığı yorumlardan bahsettim, sen gittin kendi üzerine alındın. Yani senin şu diğer konulardaki iddialı tavırlarını bilmesem öz güven eksikliği var diyeceğim ama diyemiyorum ;) Neyse en iyisi sen başka bir beyit ver de onunla devam edelim...

Bu arada söz konusu beytin yer aldığı gazel Rasih'in hayatı boyunca yazdığı tek gazelmiş:

Süzme çeşmin gelmesün müjgân müjgân üstine
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstine

Dilde gam var şimdilik sen gelme lutf it ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstine

Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi bize hicrân hicrân üstine

Rîze-i elmâs eker her açdığı zahma o şûh
Lutfı var olsun ider ihsân ihsân üstine

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih'e bühtân bühtân üstine


Bir kısa not daha: Rasih hakkında ne öğrenebilirim diye elimdeki edebiyat tarihlerini şöyle bir karıştırdım. Ahmet Kabaklı, onun Balıkesirli soylu bir aileden geldiğini söylemiş. N. Sami Banarlı da Balıkesirli olduğunu ve bu şehrin hanedan bir ailesine mensubiyeti hasebiyle onun Rasih diye tanındığını ama asıl isminin Ahmed olduğunu belirtmiş. Diğer kaynaklar ise şairin hayatı ve eserleri hakkında ciddi bilgiler bulunmadığını söylemekle yetinmişler.
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 2)

Üst Alt