Diyâr-ı Gurbet

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi bize felek hicrân hicrân üstüne

Rasih



Oyunun sonuna geldin yüreğim sonunda. Kendini bırakıp git bakalım bu şehrin yalnızlığa çıkan sokaklarından, yorgunsun biliyorum, her daim sessizliğin kol gezdiği bu topraklarda kendince feryad ü figan etmen boşunadır. Dökülsün artık gözlerinden damlalar seni boğacak olsa da. Suskun yüreğim,ayrılığın nefesini atıyorsun farkındasın.An geçtikçe aslında uzaklaşıyorsun andan. Sükûtunla neticelendi bu yolculuğun, kendini kendine bıraktın yüreğim. Şimdi bırakacak da gideceksin havasında havasını soluduğun bu diyardan. Acıyacaksın belki belirsiz bir şekilde, belki ritim bozukluklarına sebebiyet verecek bu ayrılık,katlanacaksın kendince. Artık teselliler de kapamaz bu yarayı, ömür boyu andıkça adını sızlayacaksın. Hatıraların yetmeyecek sana, kokusunu duymak isteyeceksin hiçbir zaman erişememiş olsan da adına. İstanbul’um seni anlatamam biliyorum, anlatmaya çalışabilir miyim,çabalıyorum.Asırlardır nelere benzetilmedin ki sen, yeri geldi vefasız bir sevgili oldun, yeri geldi varlık sebebi.Yüreğim, içinden geçenleri anlatmadın ki bu şehre hiç, kim bilir seni anlamamasından korktun, sahi seni anlayabilir miydi bu şehir? Bu şehrin zindanları vardır yüreğim, sevda zindanları örülmüştür dört bir tarafına. Buraya düşen suçlular çıkmayı hiç istemezler bilir misin sen yüreğim, mutludur onlar. Şimdi sen bu zindanlardan uzaklaşmak istiyorsun adına ayrılık süsü vererek. Gözlerin baka kalarak ona çekip kapıyı gitmek istiyorsun.Suskun yüreğim bilesin ki gelmek senin elindeydi buralara ama bilesin ki gitmek, gitmek asla. Hicrân prangalarıyla vurulmuştu ayakların, bu şehre kendini anlatmaktan dahi yoksundun sen. Şimdi pervansızca, al da git diyor benliğini, al da git!... Oysa sana meftun, oysa sana vurgun olmuştur bu yürek. Her gece izbe bir köşede gözlerini kapadığında adını sayıkladığın bu şehir bi-vefa olmuştur gayrı.Çoktur âşığı.Erişilemezdir o. En iyisi mi var git, var git uzaklaş buralardan yüreğim !
Eyvallah !



İstanbul'dan ayrılacağım şu günlerde İstanbul'a armağanımdır...
 
Katılım
10 Haz 2007
#2
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

Uluğ Bey arkadaşım, yüreğinden geçenleri öyle güzel kaleme almışsın ki.. Yüreğine ve ellerine sağlık. Yalnız burada bir kaçış ve karamsarlık havasının hakim olduğunu gördüm.
Tabii bu, İstanbul'dan ayrılmanın verdiği bir duygu olsa gerek. Ama onun da ötesinde, sevdiğiniz bu şehirden, içinizde bir sır gibi sakladığınız ve bir türlü anlatamadığınız yada anlatmaktan çekindiğiniz duygularla ayrılıyorsunuz. Ve bunu çok güzel ifade de etmişsiniz..





UluğBey' Alıntı:
Sükûtunla neticelendi bu yolculuğun, kendini kendine bıraktın yüreğim. Şimdi bırakacak da gideceksin havasında havasını soluduğun bu diyardan.

UluğBey' Alıntı:
Yüreğim, içinden geçenleri anlatmadın ki bu şehre hiç, kim bilir seni anlamamasından korktun, sahi seni anlayabilir miydi bu şehir? Bu şehrin zindanları vardır yüreğim, sevda zindanları örülmüştür dört bir tarafına. Buraya düşen suçlular çıkmayı hiç istemezler bilir misin sen yüreğim, mutludur onlar. Şimdi sen bu zindanlardan uzaklaşmak istiyorsun adına ayrılık süsü vererek. Gözlerin baka kalarak ona çekip kapıyı gitmek istiyorsun.Suskun yüreğim bilesin ki gelmek senin elindeydi buralara ama bilesin ki gitmek, gitmek asla. Hicrân prangalarıyla vurulmuştu ayakların, bu şehre kendini anlatmaktan dahi yoksundun sen.


Ve ben tekrar teşekkür ederken yanılmış olmayı diliyorum..
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

mah-i nur' Alıntı:
Ama onun da ötesinde, sevdiğiniz bu şehirden, içinizde bir sır gibi sakladığınız ve bir türlü anlatamadığınız yada anlatmaktan çekindiğiniz duygularla ayrılıyorsunuz. Ve bunu çok güzel ifade de etmişsiniz..
Sırları seviyorum, sırlar açıklandıkça sanki her şeyin büyüsü ortadan kalkacak gibi hissediyorum.

mah-i nur' Alıntı:
Ve ben tekrar teşekkür ederken yanılmış olmayı diliyorum..
Yorumunuz için teşekkürler, çeşitli yorumlamalara müsait cümleler var farkındayım,bundan dolayı yanılıyorsunuz da diyemem haklısınız da,cümleleri ucu açık bırakmayı seviyorum.Kişi nasıl anlamak istiyorsa öyle anlamalı bence. Örneğin ben okuduğumda İstanbul'u görürken her bir satırında, bir başkası başka bir şeyi de görebilmeli...Yazmaya çalıştıklarımı değerlendirmesem güzel olacak sanırım, bu cümlelerde sanki değerlendirmeye kaçıyor, onun için sussam iyi olacak:)
 
Katılım
27 Mar 2006
#4
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

Bu şehrin zindanları vardır yüreğim, sevda zindanları örülmüştür dört bir tarafına. Buraya düşen suçlular çıkmayı hiç istemezler bilir misin sen yüreğim, mutludur onlar. Şimdi sen bu zindanlardan uzaklaşmak istiyorsun adına ayrılık süsü vererek.
[size=10pt]İstanbul üzerine yazılmış ve kitaplara geçip dilden dile dolaşmayı hakeden çok güzel bir yazı olmuş.İstanbul, onun havasını solumayı haketmeyen insanlarla dolu bi şehir,Keşke bu satırların yazarı gibi, kıymetini bilecek insanlar onun toprağını çiğnese...
Diğer mevzuya gelince ,hayran olunanan, sevgilinin gönlünde olduğu için onunla her yere gider...
 
Katılım
30 Kas 2006
#5
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

bilirim zor olur gitmeler, bi şehri bırakmak arkanda hele de bu bıraktığın İstanbul'sa ....
 
Katılım
8 May 2007
#6
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

UluğBey' Alıntı:
Artık teselliler de kapamaz bu yarayı,  ömür boyu andıkça adını sızlayacaksın. 
        Teselli sözleri beyhude olacak. Ama sadece şunu söyleyeyim, ayrılık olmasaydı kavuşmanın anlamı da olmazdı… Ayrılığın da kendine göre bir tadı var, unutmayalım ki sevgiler yürekte hasretle daha bir güzel yaşar.
         Duygularınızı çok güzel kaleme almışsınız, yüreğinize sağlık.
 
UluğBey' Alıntı:
Acıyacaksın belki belirsiz bir şekilde, belki ritim bozukluklarına sebebiyet verecek bu ayrılık,katlanacaksın kendince. 
                                                                                                                                                                  Gitmek Sevene Düşmeseydi Keşke…
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#7
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

Sen İstanbul'u bırakmak zorunda olabilirsin ama emin ol İstanbul seni gittiğin her yerde bulacaktır. Gidene "eyvallah" diyen bir İstanbul'a İstanbul mu denir. Kapıları her vakit açıktır onun , yeterki gidenler çıkarken kapıyı sonuna kadar kapatmasınlar....



Yüreğine sağlık...
 
Katılım
26 Nis 2007
#8
Ynt: Diyâr-ı Gurbet

Neleri aldı götürdü bu yazı benden ve maziden kaç yaprak koparıp koydu önüme.. "Al, oku!" dedi acımasızca, gönlümün tarumar oluşuna aldırış etmeden.. Ya firar yasak, ya firar çaresiz..
Yüreğimi sızlatan yüreğine sağlık kardeşim..
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#9
Yangın yeri bir şehir...

Yorumda bulunan tüm cân dostlara müteşekkirim.

Birkaç satır daha...



Yangın yeri bir şehir, dört bir yanda felaket telaşı… Koşuşturmalar, feryatlar yankılanıyor şehrin yedi tepesinde. Bir hıçkırık sesi… Sükûtun acı çığlığı kaplıyor etrafımı. Bense gidiyorum, sustuğum her ânıma inat gidiyorum. Uçsuz bucaksız bir dehlizde başım önde, yüreğim sende, ardımda bir çocuk gülümsemesi bırakarak gidiyorum. Kimileri dilin yok diyor hakkına, bühtân eylemişlerdir, en konuşulası yerde lime lime dolarsın insanların arasına. Seni düşünüyorum ey vefa yoksunu, seni düşlüyorum. Yeni gelin sevinçli dudakların ve gözlerindeki efsûni esrârın şahidim olsun ki sana dönüyorum. Kesret demiş düşünce ehilleri zülfünün her bir teline, ay yüzünü kaplarmış ki sana ulaşılamasın. Senden ayrılmak bî-mümkündür ey şehr-i bî vefa, nokta nokta çizmişim seni her bir yanıma.

Payitaht-ı saltanatımsın ey çeşm-i siyah
Âfet-i devrâna sebep olupdur her bir âh


Beyân-ı hâlimi arz etmeğe tâkati kalmamıştır kelimelerin, vakit sırra kadem basmanın vaktidir. Kim bilir tercümanı olursun bir gün tüm söyleneceklerin, hatıraları bir bir çekip alırsın yüreğimin en kara noktasından. Oysa ben şimdi, kimliğimi yani seni kaybettim, hükümsüzdür !

Eyvallah !
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap