Dr.Ali Şeriati

Simurg

sabır & edeple
Ey Ali!

Sen gideli otuz dört yıl oldu. Sıcak bir yaz gecesi, doğduğun topraklardan, Kahek'ten, öğrencilerinden, İrşad'dan, çocuklarından, İhsan'dan, Puran'dan çok uzakta, bütün ömrünce yanından ayrılmayan kusursuz yalnızlığın arkadaşlığında, pencerelerinden bakıp durduğun dünya zindanından bir kapı bularak çıkıp gittin.

Ey Yalnızlık Kıblesi! Ey Ali!

Kalemin kağıda ve mürekkebe veda edeli tam otuz dört yıl olmuş. Yalnızlık mescidinin yanık yürekli vaizi! Senin sesin susalı bunca yıl geçmiş. Göller yöresindeki son adayı da nasıl sular basarmış sen gidince anladık. Hüseyniyen senin sesini özlemiştir. Kağıtlar şerefli bir kalemin yüreklerini dağlamasını beklemektedir. Mürekkepler senin kaleminle bir çölde susuz kalmış kervanlara serinlik olmak istiyorlar. Hicretlerin durduğu inkılapların söndüğü, zerin, zorun ve tezvirin iktidar olduğu bu dünyada senin soluğuna ne kadar muhtacız bir bilsen. Senin yalnızlık sözlerin bir kuyudan çıkar gibi, bir dağdan eser gibi, bir atlastan doğar gibi, bir dalda yeşerir gibi canlıdır bunu biliyoruz.

Ey Kevir'in Çocuğu! Ey Ali!

Sen söylenmesi gerekenleri söyledin, görülmesi gerekenleri gösterdin, yazılması gerekenleri yazdın. Ama işitmediler, işitmek istemediler, görmediler, görmek istemediler, okumadılar, okumak istemediler. Hala kulaklar sağır, gözler kör, idrakler kapalı. Hala dine karşı din savaşıyor. Al İslam'a karşı Kara İslam, nebevi önderliğe karşı saltanat, Ebuzer'e karşı Kab'ul Ahbar, Ali'ye karşı Muaviye, Hüseyin'e karşı Yezid iktidardadır. Hala Kur'an mehcur, hala peygamberî sünnet kayıp, hala batınî, tasavvufî risale ve efsane İslam'ı el üstünde. Hala kabirlerden medet umuluyor, mesaj kabirlere kurban ediliyor. Ali'nin Şiası olduğunu söyleyenler Ümeyyeoğulları'nın bayrağını taşıyor artık. Zeyneb'in mezarında ağlayanlar oligarşiye özeniyorlar. Din saltanata dönüşmüştür. Senin uğruna can verdiğin idealler yasaklı ve baskı altındadır.

Biz senin Kevir'ine düştüğümüz günden beri seninle sırdaş olduk, sesine kulak kesildik, sözün güzelini duyduk. Tevhidi alt yapıyı, adaleti, nebevi sünneti, hicreti, şehadeti, Kur'an'ı, insanı, kendimizi devrimci yetiştirmeyi, hak kapısı önünde vücut halkasını ezmeyi, sorumlu aydını, göbekli müfessirleri, batıl ideolojileri, kapitalizmi, sosyalizmi, para babalarını, bezirganları, din baronlarını, sahte takvaları, kirli zühtleri öğrendik.

Bu dünyanın bütün aldatmalarına karşılık sen, misafir olduğun evlerin en ücra kilerlerinde yatmayı ve gecelemeyi adet edinmiştin. Bir şehidin arkasından ağlamak senin için bütün hayata değerdi. Yoksulların sofrası zenginlerin şölenlerinden daha mübarekti. Biz bunu senden öğrendik. Ali'nin çavdar unundan yapılmış yavan çorbasının, yağlı yemeklerden daha mukaddes olduğunu da senden öğrendik.

Yalnız gecelerimizin aydınlığı sen oldun. Masalarımızda yanan mumlara ışık sendin. Gündüzlerin kavurucu sıcağında bir vaha oldun bize. Benlik zindanlarında mersiye okuyan seydamızdın bizim. Yoksulluk, fikirsizlik, idealsizlik, izzetsizlik, mezhepsizlik çöllerinde mevlamızdın bizim.

Kevir'ini okuyunca aşk ve sevgiyi anlayabildik. Aşk bencillikti. Aşk kendisi için istemekti. Aşk almaktı. Sevgi emekti. Yok olmaktı. Vermekti. Aşk bir yönlü coşkuydu, sevgi iki taraflı adanmışlıktı. Aşk iktidar kurmaktı, sevgi adil olmaktı. Aşk körlüktü ve karanlıkta yeşerirdi. Sevgi akıldı ve aydınlıktan beslenirdi. Aşk yer tutmaktı, yurtlanmaktı, toprağa bağlanmaktı. Sevgi gurbetti, yaban ellerde bir dosta kavuşmaktı, ya tahammüldü ya seferdi. Sevgi hicretti.

Ey Hubut'un Meyvesi! Ey Ali!

Senin öğretinle, dünya çölüne düştüğümüzü anladık. Yabancılığımızın farkına vardık. Âdem olmakla beşer kalmak arasındaki farkı öğrenebildik. Tarihin yasalarına hâkim olanın ne olduğunu, yarının tarihinin ne demek olduğunu bildik. Habil ve Kabil bizim için bir hikâye olmaktan çıkarak varoluşumuzun temel dinamiği haline geldi. Kim olduğumuzu, kim olmadığımızı, nerede durmamız gerektiğinin şuuruna vardık. 'Bulmak' ve 'görmek' gibi iki önemli görevimizin olduğunu iyice kavradık. Senin de sadık dostlarından istediğin 'bulmak' ve namuslu düşmanlarından istediğin 'görmek' değil miydi zaten?

Yalnız ve yol bilmez olduğumuzu, karanlık çöl gecelerinin tehlikesini, yollarımız üzerinde duran canavarları, batıl ideolojilerin sahteliğini, Firavunların zulmünü, Karunların sömürüsünü, Belamların iğvasını sen öğrettin bize.

Artık içimizde Allah'ın ruhu, sırtımızda emaneti, kalbimizin sayfalarında O'nun isimlerinin hikmeti, kainat önümüzde secdeye kapanmış, Allah'ın melekutu içinde, Cebrail'in yumuşak kanatları ayaklarımızın altında şefkatle serilmiştir. Biz bunu anladık.

Ey Adem'in Varisi! Ey Ali!

Şimdi artık biliyoruz; sorgulayıcı aklı, emredici dini, namazın selamlarını, özgürlüğü, medeniyetleri, dinler tarihini, insanın zindanlarını. Sezar'ın kılıcını elinde, İsa'nın yüreğini sinesinde taşıyan peygamberi biliyoruz. Kalkıp uyarması gereken kahramanların, gece uzun uzun namaz kılması gerektiğini bildiğimiz gibi. Düşman saflarının ta arkasına bakmayı öğrendik senden. Ayakuçlarımıza bakınca sendeleyip düşeceğimizi de. Sen bizim için bir öğretmendin. Bizim için bir işaretçi. Şeytanları taşlayan bir savaşçı. Safa ve Merve arasında koşan bir yiğit. Allah'ın evinde bir Hacer. Zemzem kuyularından su dağıtan bir İsmail. Baltası elinde bir İbrahim. Yarasından kurtlar dökülen bir Eyyub. Kuyulardan çıkarılmış zindanlarda sabırlı bir Yusuf. Sen başı kesilen bir Zekeriya'sın. Firavun düzenlerinde bir Musa. İlk taşı günahsız olanınız atsın diyen bir İsa. Sen peygamberler yolunun varisisin. Âdem'in varisi Hüseyin gibi.

Ey Kavs-ı Kuzah! Ey Ali!

Sen bu dünyadan hicret ettiğinde ben daha bir çocuktum. Bütün çocuklar gibi. Birin arkasındaki sonsuz sayıda sıfır ne demek bilmiyordum. Ama şimdi biliyorum sonsuz sayıda sıfırın önündeki birin ne demek olduğunu. Tarihin bu korkunç tufanında, yüce bir varoluşa duyulan büyük bir sevginin kanatları altında, şevk ve heyecanla, Celal ve Cemal aynasında yok olmaya, gidiyorum. Seninle birlikte, Kevir'le ten örtüsünden, Hubut'la beşerlikten sıyrılarak, yalnızlık çöllerine, Fırat kenarındaki hurmalıklara, susuz kuyulara, dert ve endişe sahibi olmak için gecelerin kalbine, yalnızlık dünyasından vahdete gidiyorum.

Muhammed Rıza'nın dediği gibi "bugün bir usule bağlı bir mektepten bahsetmek ve yazmak donukluk, o mektebe dayanan ideoloji ile amel etmek geri kalmışlık ve körlük olarak değerlendiriliyor." Artık böyle bir ortamda "aydın ve sorumluluğu" toplum içerisinde büyük bir tehlikeye düşmüştür.

Ey Anka! Ey Ali!

Ben, yarınlarda çocuğuma nasıl yaşaması gerektiğini, nasıl olması gerektiğini, nerede durması gerektiğini, Habil'i Kabil'i, tarihin kalbinin nasıl attığını anlatacağım. "Selman-ı Pak" kim, "Ebuzer" ne yaptı, öğreteceğim. Zer, zor ve tezvir nedir, "Kevir'de" nasıl yaşanır, "Hubut'ta" nasıl yükseklere ulaşılır, "Yalnızlık Sözleri" kime söylenmiştir, "Siret" nedir, "İnsan" kime denir, "Öze Dönüş" nasıl olmalıdır, bunları öğreteceğim. "Fatıma, Fatıma'dır". "Ali Yalnızdır", bunları da.

Yarının tarihine bugünün imanıyla ne söylemeli? Ne okumalı? Ne yapmalı? Usve ile nasıl amel edilmeli?

Sen Hüseynî bir iş yaparak gittin, biz Zeynebî bir iş yapmakla sorumluyuz. Sen sadece bir seçimde bulundun, biz kalanların işi daha zor ve ağırdır. Sen gideli tam otuz dört yıl olmuş. Ama bu dünyada varoluşun, değerin, bıraktığın mesajın canlılığı aziz İslam gençliğini harekete geçirmeye devam ediyor. Yazan kalemler senden ilham alıyor. Gecelerde mumlar sönmedi. Yalnızlık çöllerinde inleyen neyler susmadı. Güneş ne kadar yakıcı olsa da kum taneleri varolmaya devam ediyor.

Ey Kahek Köyünün Esmer Çocuğu! Aziz Öğretmenim! Ey Ali!

Cennette buluşmak ümidi ve duasıyla, inanmadığı hiçbir cümleyi yazmak için kalem tutmayan ellerinden hürmetle öper, müsterih ol derim. (2011)

Mustafa YILMAZ

Terk-i dunya edeli tam 43 yıl olmuş. Kaleminin, fikrinin ışığı hala yol gostermektedir.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
bu toprağın ondan ve onun şurekasından öğrenecek hiç bir şeyi yok. sahabeye dil uzatan hadsiz şeriatiyi ne derece romantize ederseniz edin kendi kendini tatminden öteye geçmez.
 

Simurg

sabır & edeple
Nasıl olur efendim ondan çok sey ogrenmisligi vardır bu toprakların şahidim ben. Kitapları çokça rağbet görüyor. Kitaplarının önsözünde der ki "sizi rahatsız etmeye geldim". Yine haklı. Amma illa ki olayı dini inanc kısmına getirecegim diyorsaniz kendi inandığınız cevrelerdeki bidatleri terk etmekten baslayabilirsiniz. Bu topraklar sizler yüzünden hz.Huseyni ve evlatlarini katledene hala hazreti cekiyor.
 

Hikmet

0 rh+
Merhaba simurg kardeşim, iyisindir inşallah?
Öncelikle bu tarz bir üslupla şeriati'ye değil de ismet özel'e hitap edilmiş bile olsa hiç hazzetmem, vıcık vıcık gelir. Bu yazı üzerinden doğru bir tartışma zemini oluşturamayız.
Sonralıkla, gençler seviyor böyle iddialı yazarları, ne yazarsa yazsın önemli değil, bu kadar kendinden emin konuşuyor ve yazıyorsa bir bildiği vardır zannediyorlar genelde. İlle rahatsız olmak istiyorsanız İsmet Özel okuyun.
Ayrıca gerçekten rahatsız eder. Ben ilk okuduğum yıllarda "bu adamı okumak için sağlam bir altyapıya sahip olmak gerekir, doğrusunu yanlışından ayırmak için, yoksa ne dediği belli değil." Diye düşünmüştüm.
Kitaplarının çok satıyor olması herkes tarafından her şeyinin -böyle methiyeler dizecek kadar-onaylandığı anlamına gelir mi bilmem. Bu methiye başka bir şey demeye çalışıyor, daha iddialı bir şey. Bu üslubu sevmiyorum diye yazan adamın ne demek istediğini anlamıyor değilim.

"bir grup insan cenneti istiyor,
bunlar tamahkâr ve menfaatçi kimselerdir.
diğer bir grup cehennem korkusu taşıyor,
bunlar aciz ve korkaktırlar.
bir grup insan ise cennet arzusu ve cehennem korkusu taşımaksızın,
aşk beslemek ister.
bunlar hür olanlardır.
aşk hürleri."

Yalnızlık sözleri'nde böyle bir şiiri var mesela. Bunu bizim topraklarda o sizin beğenmediğiniz, bidat dediğiniz tasavvuf kültürünün temel inancında da vardır mesela. Çok hoşunuza gidiyorsa bizim topraklar kaynaklı destekleyin, taa gidip irandan adam bulmayın.
Hayır cidden o kadar adam varken bizde, neden ali şeriati?
Bu konuda kullanabileceğim en yumuşak üslubu kullandım. İnşallah alınganlık göstermez ve beni hakikati değil de şahıs destekleyicisi ilan etmezsiniz.
 
Son düzenleme:

UluğBey

Divan Üyesi
Bu adamı tanımıyorum. Fikirlerinden de hiç haberim yok.İlk başta Ali diye bahsedilen Hz.Ali (A.S) olarak algıladım. Sonra 34 yıl falan deyince başka biri olduğunu anladım.

söylediğim gibi adam hakkında en ufak bir fikrim yok. Zaman bulursam internetten araştırma yaparım. Ama herhangi bir şekilde direk karşı tarafı rencide edici bir üslup kullanıldığını sezersem konuyu kilitlemek zorunda kalacağım. Siyaset konusunda kesin karar almıştık. Din konusunda da kesin bir karar almamız gerekiyorsa alacağız artık. Kimse kimsenin inancını beğenmek desteklemek zorunda değil elbette. Keşke fikirler üzerinden konuşsak sadece. Direk kişiyi hedef alan bir üslup çok ama çok yanlış. Fikirler üzerinden gitmeliyiz. Bu elzem.

Ayrıca herkes diğerinin düşüncesini dinlemek, belli kurallar etrafında adab-ı muaşerete uygun davranmak zorundadır.

Selamlar
 

Simurg

sabır & edeple
Merhaba simurg kardeşim, iyisindir inşallah?
Öncelikle bu tarz bir üslupla şeriati'ye değil de ismet özel'e hitap edilmiş bile olsa hiç hazzetmem, vıcık vıcık gelir. Bu yazı üzerinden doğru bir tartışma zemini oluşturamayız.
Sonralıkla, gençler seviyor böyle iddialı yazarları, ne yazarsa yazsın önemli değil, bu kadar kendinden emin konuşuyor ve yazıyorsa bir bildiği vardır zannediyorlar genelde. İlle rahatsız olmak istiyorsanız İsmet Özel okuyun.
Ayrıca gerçekten rahatsız eder. Ben ilk okuduğum yıllarda "bu adamı okumak için sağlam bir altyapıya sahip olmak gerekir, doğrusunu yanlışından ayırmak için, yoksa ne dediği belli değil." Diye düşünmüştüm.
Kitaplarının çok satıyor olması herkes tarafından her şeyinin -böyle methiyeler dizecek kadar-onaylandığı anlamına gelir mi bilmem. Bu methiye başka bir şey demeye çalışıyor, daha iddialı bir şey. Bu üslubu sevmiyorum diye yazan adamın ne demek istediğini anlamıyor değilim.

"bir grup insan cenneti istiyor,
bunlar tamahkâr ve menfaatçi kimselerdir.
diğer bir grup cehennem korkusu taşıyor,
bunlar aciz ve korkaktırlar.
bir grup insan ise cennet arzusu ve cehennem korkusu taşımaksızın,
aşk beslemek ister.
bunlar hür olanlardır.
aşk hürleri."

Yalnızlık sözleri'nde böyle bir şiiri var mesela. Bunu bizim topraklarda o sizin beğenmediğiniz, bidat dediğiniz tasavvuf kültürünün temel inancında da vardır mesela. Çok hoşunuza gidiyorsa bizim topraklar kaynaklı destekleyin, taa gidip irandan adam bulmayın.
Hayır cidden o kadar adam varken bizde, neden ali şeriati?
Bu konuda kullanabileceğim en yumuşak üslubu kullandım. İnşallah alınganlık göstermez ve beni hakikati değil de şahıs destekleyicisi ilan etmezsiniz.
Kıymetli ağabey yazdıklarınızla mahcup olmakla birlikte dikkate değer değerli nasihatlerde bulunmuşsunuz Allah razı olsun. Buraya edeple geldik, lütuf görmek isteriz , bu konuda da ısrarlıyız , lutuftan kasıt el pençe durulsun değil haşa. Böyle bir paylaşımda altına hemen bas hakareti, küçük düşür böyle bir üslup kesinlikle doğru değil. Burası @UluğBey agabeyin belirttiği gibi herkesin saygi çerçevesinde fikirlerini belirtebilecegi bir yuva olması gerekiyordu. Hani aile gibiydik birbirimize yumuşak huyla mukabele etmek kuralımızdı. Böyle olunmalı. Sizleri kırmak ya da saygısızlık yapmak belki de anlık bir gerginlikten olsa gerek. Kimi gençtir kimi ihtiyardır bunu birilerinin ayağına basmak için kullanmamalıyız. Bu düşüncedeyim. Buraya kendi isteğimizle ve severek gelmiş bulunduk çok şükür ki pişman olmadık olmayız da insallah. Öyle hoşuma gitti aferin diyeyim, hoşuma gitmedi brehh diyeyim o işler burda olmamalı. Böyle güzel bir üslupla mukabele ettiginiz için ben teşekkür ederim. Yaşınızı bilmem ama bu güzel uyarı için Allah razı olsun. Saygı, duyulması gerekene duyulur. Vesselâm
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ekşi’ de hakkında yazılanları okudum:


Dikkatimi çeken yorumlar oldu. Bu adam hakkında net ifadeler kullanmam İçin eserlerini okumuş olmak yetmez ayrıca İslam tarihini de bilmek gerekir. Zira ezber bozan ifadeleri varmış adamın. Hoşuma giden düşünceleri de oldu, yok artık dediklerim de oldu. Tabi bu yukarıdaki bağlantıdaki yazarların düşüncelerinden alıntılarından çıkardığım sonuçtur . Ama Kadir Mısıroğlu’nun onu kötülemesi benim için Ali Şeriati’nin hanesine yazılan bir artıdır.

Vardığım sonuç :

Cehalet mutluluktur :)
 

Hikmet

0 rh+
Beni hayal kırıklığına uğratıyorsunuz sevgili U. Farklı yorumlar okuyup onların ortalaması bir fikirle yorum yapmak da, ne bileyim :) büyük cesaret. niyetinizin temiz olduğu zannıyla hoşgörüyorum şu an.

"Cehalet mutluluktur"
Neyse ki gayemiz mutlu olmak değil.
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Bu toprakların ondan öğrenecek hiçbir şeyi olmadığı görüşüne katılmıyorum. Yukarıdaki methiye metninin sağlam bir tartışma zemini oluşturmadığı fikrini ise tabii ki destekliyorum.

Çok hoşunuza gidiyorsa bizim topraklar kaynaklı destekleyin, taa gidip irandan adam bulmayın.
Kimi bulmak lazım mesela, Şeriati'nin yaptığını yapan? Bir örnek verebilir misiniz?

Cemil Meriç "göller bölgesinde bir ada" derken Şeriati için tam da durduğu ayrıksı noktaya odaklanıyordu.
Eleştirecek onlarca şey bulabilirsiniz, bulabilirim ama kaynak burası olsun düşüncesini gereksiz buluyorum.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Beni hayal kırıklığına uğratıyorsunuz sevgili U. Farklı yorumlar okuyup onların ortalaması bir fikirle yorum yapmak da, ne bileyim :) büyük cesaret. niyetinizin temiz olduğu zannıyla hoşgörüyorum şu an.

"Cehalet mutluluktur"
Neyse ki gayemiz mutlu olmak değil.
Güzel kardeşim yukarıdaki yazımda dediğim gibi konu hakkında ahkam kesebilmem için bahsi geçen kişilerin eserlerini bizzat okumalı ve hatta İslam tarihini de bilmem gerekir diye tespitte bulundum. Kadir Mısıroğlu benim sevmediğim düşüncelerini beğenmediğim bir adam. Atatürk hakkında Türkiye hakkında kurduğu cümleler benim sindirebileceğim şeyler değil.

“ Farklı yorumlar okuyarak onların ortalamasıyla yorum yapmak “

iddialı bir yorum olmuş. Okuduğum yorumları hatta bağlantıyı bile yukarıda paylaştım. Gidip internette araştırma yaparak burada bahsi geçen kişiyi tanıyormuş gibi ahkam da kesmiyorum. Okuduğum yorumları bile paylaştım.En başta dediğimi şimdi de diyorum. İlgili zat-ı muhteremi tanımıyorum. Bazı fikirlerinin hoşuma gitmesi onun tüm fikirlerini külliyen desteklediğimi göstermez. Misal adam şunu demiş (doğruysa)

“ihtişamlı,pahalı camiler yapıp içinde fakirler için dua ediyoruz .”

bana göre yerinde bir tespit. Bunun gibi hoşuma giden fikirleri vardı ama bu onun fikirlerini bütün olarak desteklediğim anlamı taşımaz.Hani dediğim gibi kişilerle işim olmaz. Fikirler üzerinden gidiyorum. Bir kişinin fikirlerini külliyen reddetmek de bana saçma geliyor. Neden mümkün mertebe herkesten yararlanmak için uğraşmıyorum ki ?

anlaşılıyor ki sizler bahsi geçen kişileri tanıyorsunuz ve eserlerini de okudunuz. Medeni bir tartışma olursa burada benim gibiler faydalanır :)
 
Son düzenleme:

Simurg

sabır & edeple
Ehl-i Divan
Birini eleştirecek olursak ya da şu durumda elestiriyorsak uygun görmediğimiz , bizim görüşümüze ters düşen ne ise onun üzerinden yorum yapalım. Şimdi Ali Şeriati şuna şöyle demiş buna böyle demiş diye birşeyler cikaracak olursak bunun şu Divan'da 10 tane örneğini bulabilirim. Ömer Hayyam'ın küfre götürecek şiirlerinden , Akif Ersoy'un Islama verdiği zarara kadar.. takıldıgım konu üslup ve hitap ..
[automerge]1592645778[/automerge]
ismet özel
Ismet Ozel'i de araştırıyorum ve ilk karşıma çıkan şeylerden biri "ben üstünüm, çünkü türküm" ve "müslüman olmayan türk olamaz" gibi ifadelerle karşılaşıyorum ve dahası. Şimdi Ismet Ozel'e sayıp dökmek mi gerekiyor..
 
Son düzenleme:

Hikmet

0 rh+
Kimi bulmak lazım mesela, Şeriati'nin yaptığını yapan? Bir örnek verebilir misiniz?
Onun yaptığını yapan bu ülkede bulamayız hocam. Aslında buluruz da, itham etmeyelim şimdi durduk yere. Gençleri harekete geçirecek, üslubu sağlam, daha ehl-i sünnet birileri varken taa şeriatiyi burada tartışıp aramızda husumet meydana getirmeyelim diyorum.

Yahu adamı sev mi yo ruz. Bu kadar basit.

Bi de ülkecek evde oturduğumuz ve insani olumlu olumsuz hiçbir tepkimizi gösteremediğimiz için buraya bu kadar şiddetli yansıyor olabilir yazılar sözler fikirler duygular. Biraz ara verilebilir.

Hayyama akife de hiç değinmiyorum.
Gidem de U2 dinleyem. (Dinlemeyecek)
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Sevmeyebiliriz ama bunun açıklaması tee İran'dan adam bulmak değildir benim dikkat çekmek istediğim tek nokta bu.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Onun yaptığını yapan bu ülkede bulamayız hocam. Aslında buluruz da, itham etmeyelim şimdi durduk yere. Gençleri harekete geçirecek, üslubu sağlam, daha ehl-i sünnet birileri varken taa şeriatiyi burada tartışıp aramızda husumet meydana getirmeyelim diyorum.

Yahu adamı sev mi yo ruz. Bu kadar basit.

Bi de ülkecek evde oturduğumuz ve insani olumlu olumsuz hiçbir tepkimizi gösteremediğimiz için buraya bu kadar şiddetli yansıyor olabilir yazılar sözler fikirler duygular. Biraz ara verilebilir.

Hayyama akife de hiç değinmiyorum.
Gidem de U2 dinleyem. (Dinlemeyecek)
Ben mi konuyu anlamıyorum. Kimse kimseyi sevmek zorunda bıraktırmıyor. Ben ilgili kişiyi sevdim mi ? Hayır. Sevmedim mi ? Hayır.

Yani burada herkes eğitimli. Belli seviyede insanlar. Medenice, karşımızdaki insanın görüşüne -katılmasak bile- onun insani kimliğine değer vererek konuşamaz mıyız? Sinirlenmeden,alınmadan. Çok mu zor?

Gençleri harekete geçirecek, ehl-i sünnet insanların fikirlerini konuşmaya birileri engel mi koyuyor ? Biz sevmediğimiz insanları görmezden geldiğimizde olay çözülmüş mü olacak ? Bana garip geliyor bu durumlar.

selamlar
 

EnesBey

Dîvân Üyesi
Sevgili U :D
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
merhaba.

bu toprağın ondan ve onun şurekasından öğrenecek hiç bir şeyi yok. sahabeye dil uzatan hadsiz şeriatiyi ne derece romantize ederseniz edin kendi kendini tatminden öteye geçmez.
başka bir başlıkta ise

hocanız halt etmiş. sahabeyi marksın öncüsü gösteren ancak propagandist olur hoca olmaz.
demişim. rahatsız olunan uslub neymiş acaba? ali şeriatiye hadsiz demem mi yoksa başka bir başlıkta halt etmiş ve propagandist demem mi?

bakın @ferahsan "toprak" meselesine katılmadığını söylemiş. net bir tavır. üstüne bir sual soruyor: "onun yaptığını yapan kimi bulabiliriz?" gayet mantıklı bir sual. ben ise mezkur yazıya sual etmeden şeriati'nin "methiye"sine "hicviye" ile mukabele etmişim. bu mukabele mi rahatsız etti? eğer bu ise "methiye" de beni rahatsız etti. zannettiğiniz gibi ali şeriati değil. ali şeriati beni rahatsız edemez. niçin? zira o ve şurakasının dillendirdiği meselelere islam alimleri zaten cevab verdi de o yüzden. bir takım olumsuz hatta olmaması lazım gelen misaller üzerinden yaptığı din, insan, toplum okumaları hatalıdır. hataya sebeb ise meseleler arasında irtibatı sağlam kuramamasıdır. "modern çağın afrodizyaklarına müslümanın tavrı ne olacak?" suali sanıldığı gibi yeni felan değildir. bir parça insaf ve izan ile bakılırsa görülecektir. hatta biraz daha dikkatle nazar edilirse bu sualin kendisi dahi bir afrodizyaktır.

toprak derken adi taş ve kumdan bahsetmiyoruz. siyasi ve idari sınırları olan ülkelerden de bahsetmiyoruz. şümullu düşünüyoruz ve diyoruz ki: bu topraklar tabiri endülüsden hinde kadar olan islam coğrafyasını içine alır. misalen, imam-ı azamı sadece kufeye nasıl hasredemezsek imam-ı rabbaniyi dahi serhende hasredemeyiz. şeriatiyi dahi vakıanın zemini olan "topraktan" ayıramayız. iş bu halde şeriati bu toprakların neresindedir? neresinden konuşmaktadır? mesele budur. mesele mehmet bakinin inançları değil bize yutturulmaya çalışılan şeriatinin inançlarıdır. şeriati neye inanıyor ve inandığını mı söylüyor? yoksa bir filozof gibi düşünce ve inanç arasında keskin bir tasnife gidiyor mu? şeriati, toprağından ne derece bağımsızdır? buyurun bunlarda da benim suallerim. arzu eden cevab versin, etmeyen gülsün geçsin.

bir incelik: halt etmek, karıştırmak demektir. hadsiz ise sınırını aşan. şu halde hadsiz ve halt ibareleri ile şeriatinin yerini ve fiilini işaret etmişim. bu bir usul meselesidir sadece uslub değil. divan edebiyatı ağırlıklı bir mahfildeyiz. sözlerimizin şekline mahfilin dahi tesiri vardır. tevriye, tevcih ve sair... şu mahfil dahi sözlerimize tesir ederken "toprak" nasıl tesir etmeyecek acaba?
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
@Simurg beni bu tartışmaya mı çekmeye çalışıyorsun?

yukarıda Ali Şeriyatiyi "sevmiyoruz" ki böyle kimin sevilip sevilmeyeceğine karar veren bir gurup inisiyatifi ele almış ise 1 dkk durmam burda - @UluğBey -
Ve bu arkadaşlar
Cemil Meriç hayranı yani özünde perhizde kalmamış lahana turşusuda...
Zorlasak Osmanlıyı seven Sağcı sevmeyen solcu tartışması da çıkarırlar burda...

Bizde Ali Şeriati aşığı değiliz, İran bölgesinden bundan 10 larca adam var zaten sayma kalktık mı... Beyinleri fikirleri tartışacak niyette olmadığınızı söyleyin... Yani @mehmet baki de üşenmemiş edebiyat parçalamış bu duruma... Yapmayın yahu insanı anlatıyoruz kimi severseniz ondan bahsedelim ozaman verin Bi liste bari... @Hikmet?? Kahrolsun Faşizm 😄
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
@Mahşer aç bir başlık insanın dört zindanında gezdir bizi. Bak ilan ediyorum orada da seni takib ederim. Yüksünmem aksine canıma minnet bilirim.
 

Simurg

sabır & edeple
@Simurg beni bu tartışmaya mı çekmeye çalışıyorsun?
Yok ağabey sizi tanıdığıma inanmakla beraber şu Divan'daki amacınızın da Ali Seriati ile aynı olduğunu düşünüyorum allahu alem. (Sevmiyorsanız bile güzel bir amac edinmis oldugunuzu kast ediyorum) bugünü seçmemin sebebi ise hz.ömer'e Ömer Bey dediginiz zaman aynı şeyi benzer biçimde ali seriati kullanirken sevilmemesi ama sizin kullanmanizin (belkide) bir iltifat olarak degerlendirilmesi ironisini mudavimlerin kendini aynadan gösterme gayretim.

Ve bir de ben tek siz hepiniz duruşunuz 👍 😅
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
@Simurg beni tartışmaya çekme. Çok net diyorum. Sen diğer başlıkta benim ne yaptığımı, neye evet neye hayır dediğimi zerre-i miskal anlayamamışsın. Bir daha oku da anlamaya çalış ben meseleyi nerede görüyorum. O gördüğüm yerde hz. Ömer mi başka bir şey mi mühim bir bak. Ne ise...

@Mahşer gir şu zindana yav. Bakalım şeriati ile sen zannedildiği gibi aynı "asabiye" ile mi hareket etmişsiniz. Tevbe ya.
 
Benzer konular Forum Tarih
uLYa Okuma Salonu 1 3K

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt