Duygularda Demokrasi...

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#1
Bugün seyrettiğim ve bende başka düşüncelerin uyanmasına sebep olan bir program yüzünden bu konuyu açmak istiyorum arkadaşlar .(Tv izlemek bana yaramıyor sonra saçmalama oranlarım da artış yaşıyorum neyse …) Prof. Dr. Bengi Semerci ve özel konuklarıyla Yaşam Sohbetleri... isimli program da konu Kaybettiklerimiz ve duygularımız işleniyor.
Söylemi şöyleydi. Kaybettiklerimizin yerine hiçbir şey koyamayız! acı çekmekten korkmamalıyız vs vs…


Benim merak ettiğim ise;
Yasımız, öfkemiz, sinirimiz, heyecanlarımız, üzüntülerimiz, acılarımız vs. tüm duygularımız
başka bir şey deneyelim ;
Tüm duygularımızı demokrasi ile yönettiğimizi düşünelim. Şimdi yapacağımız ne olurdu?
Azınlık çoğunluğun hakkını mı koruyacak yoksa çoğunluk azınlığın hakkını mı koruyacak. Hangi duygumuzu Başa getirirdik ve yönet bizi derdik? Parça –Bütün, bütün –parçalarken kendini gece ve ateş.Korkorun oğlu gibi kasılan ,bir pirinç tanesinin kıymetini bilmeyen eşekler gibi oluyoruz.Sürüklediğimiz balık hafızalarımızla meclisin başına kimi getirirdiniz?
 

AHSEN

hüzündür elimdeki sarı yaprak...
Katılım
5 Nis 2008
#2
Ynt: Duygularda Demokrasi...

şahsen ben türkiyenin demekrotık bir ülke oldugunu düşünmüyorum ve demokratık olarak yöneltıldığımızıde...
kim gelirse gelsin ülke yönetimine
eger askerıye buna karar veriyor ve uyguluyorsa burda halkın sözü yok demokrası ıle uzaktan yakından bır alakası yok yanı diktatör bir rejimle yönetiliyoruz ve ne yazıkkı balık hafızalı degıl
ölü beyinler olarak buna razı gelıyoruz.:(
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#3
Ynt: Duygularda Demokrasi...

Ah-sen; kendini Türkiye gibi mi görüyorsun, aman ablam Ergonekon olmasın bünyende :)
Askeriye derken aklımı kastettin yoksa bünyenin bağışıklık sistemini mi?Ablam konu kendi duyguların meramımı yine mi anlatamadım?Anladım bu kelimeleri ben kullanamıyorum
 
Katılım
29 Ağu 2007
#4
Ynt: Duygularda Demokrasi...

evla' Alıntı:
Benim merak ettiğim ise;
Yasımız, öfkemiz, sinirimiz, heyecanlarımız, üzüntülerimiz, acılarımız vs. tüm duygularımız
başka bir şey deneyelim ;
kasılan ,bir pirinç tanesinin kıymetini bilmeyen eşekler gibi oluyoruz.Sürüklediğimiz balık hafızalarımızla meclisin başına kimi getirirdiniz?

Başa geçmesi gereken duygu ihtiyaç olunduğunda ortaya çıkacaktır.Marifet kontrol edilmesi zor olanları kontrol etmekte...Baktıkki öfke firar ediyor hoşgörü polisi çevirmeli ve hemen bir öfke ölçmü yapılmalı ;)
 
Katılım
19 Şub 2008
#5
Ynt: Duygularda Demokrasi...

"beden şehrinde el, ayak ve sair azalar san'at erbabıdır. şehvet, maliye müdürüdür ve gazab emniyet amiridir.

kalb, bu şehrin padişahı; akıl ise bu padişahın veziridir."

zannediyorum gazali de eflatun gibi demokrasinin faziletlerine pek itibar etmiyordu. :)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#6
Ynt: Duygularda Demokrasi...

ebced çelebi' Alıntı:
zannediyorum gazali de eflatun gibi demokrasinin faziletlerine pek itibar etmiyordu.
:)
Hocam; bu monarşiyi sevdim :)
Sevdim de...

ebced çelebi' Alıntı:
kalb, bu şehrin padişahı; akıl ise bu padişahın veziridir."
Anlayamadığım padişahın kurallarını uygularken yeniçerilerin isyanı...
Edep eksikliğimi ,ahlak eksikliğinden mi hocam?Bu çorba da bir baharat eksik hocam!
 
Katılım
19 Şub 2008
#7
Ynt: Duygularda Demokrasi...

o baharatı farabi (fârâbî) tamamlıyor. akla "muhayyileyi" ekliyor ki o da kalbde bulunur. :)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#8
Ynt: Duygularda Demokrasi...

Hocam tavsiye olarak algılıyorum ciddi anlamda Farabi eksikliğim var İnşallah tamamlarız!
ebced çelebi' Alıntı:
akla "muhayyileyi" ekliyor ki o da kalbde bulunur. :)
Bunu biraz daha açmanız mümkün mü?Cidden anlayamadım.
 
Katılım
19 Şub 2008
#9
Ynt: Duygularda Demokrasi...

yukarıda söylediğim şeyler esasen ananevi insan tasavvurumuza şamildirler.

evla' Alıntı:
Hocam tavsiye olarak algılıyorum ciddi anlamda Farabi eksikliğim var İnşallah tamamlarız!
ben de pek bilmem farabi'yi.

evla' Alıntı:
Bunu biraz daha açmanız mümkün mü?Cidden anlayamadım.
tahayyül kuvveti eşyanın "hatırasını" saklar sonra da onları telif ya da tefrik eder. "iradenin" ihtiyaç duyduğu istihbaratı sağlamakla fiillere sür'at ve isabet kazandırır böylece hafıza ile irade arasındaki (ilim / fiil) iki yönlü eklemlenmeyi mümkün kılar. ya da tamamen saçmalıyorum. :)

muhayyileden bahsetmemin sebebi ise insanın, yaşayabileceği tıkanmalarda (psikoz durumunda) vaziyeti tecrid etmesi ile tünelin diğer ucunu görebileceğini düşünmemdi. "yeniçerinin kazanı" metaforunuzdan hareketle bünyedeki muvazenenin kurulmasında muhayyilenin vazifesini işaret etmek istemiştim.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#10
Ynt: Duygularda Demokrasi...

Hocam; telif mi tefrik mi bilmiyorum ama (neredeyse çocukluğuma ineceğim :)
Eski hocalarım tabi sizler gibi düşünen ve hisseden hoca değil – Bünyemiz de toplanan bilgilerin etkisi çok gibi geliyor-.Bizlere eğitime aldıkların da derlerdi ki Kendinizi ve yaşantınızı bir tiyatro gibi düşünün,Başrol oyuncusu sizsiniz ve tanıdığınız gördüğünüz her şey oyuna dahil.Yapmanız gereken Oyunu oynayan siz olsanız da koltuğunuz da nötr halde tepeden izleyebilin!
Bu ciddi bir cümle idi o zaman da çok mantıklı gelmişti hala da geliyor.(bu cümle hayatım da bir çok değişiklikliğe sebep olmuştur neyse)Sanıyorum ki bu hal sadece eski ve yeni bilgilerin birbiri ile çarpışmasından geliyor.Tabi tek bir manaya sarılıp büyüyenler hariç,Diğer herkesin içine aldığımı iddia edebilirim.Çünkü insan her saniye ister olumlu olsun ister olumsuz (Mana için)gelişme gösterir.Bir suda bile iki kez yıkanamıyorsak sürekli değişim ve hareket içindeyiz bu da sadece mana da kalmıyor maddeyi de esas alıyor.Natür olabilmek nasip meselesine giriyor bilmiyorum ama bir tahtaya çakılmak gibi olurdu herhalde.Demokrasi diyelim monarşi diyelim duygular da öyle bir dem oluyor ki olay liberalizm kadar ulaşıyor.Fıtratımız da güzel olan her şey sadece O’na aitken o zaman biz de hiç bir şey kalmıyor gibi geliyor.Ya da dediğim gibi saçmalama oranında ki artışlarımı kontrol etsem :)

Albet Camus şöyle der ve çok hoşuma gider.
‘’Ah!Azizim.Yalnız olan.Tanrı’sız,efendisiz olan kimseye ,günler korkunç ağır gelir.Onun için ,bir efendi seçmek gerekiyor’’
Bir de
‘’Kendinizi savunacak mısınız? ‘’Diyordu hakimler
‘’Hayır ‘’dedi sanık
‘’Neden ?Bu zorunludur’’
‘’Yine de hayır.Mesuliyetin tamamını üstlenmenizi istiyorum’’ Albert ne demek istemişti tam olarak önemsemiyorum ciddi anlamda bu soruları kendimize yöneltiğimiz de Akıl ve kalp arasında geçen konuşma olarak aldığımız da hırs ve kıskançlığın vb. devreye girmesi .Yeniçerilerin isyanı …işte bura da asayişi ciddi anlamda sağlayabilmek …Ya da cidden çok saçmalıyorum bilemiyorum …
 
Katılım
19 Şub 2008
#11
Ynt: Duygularda Demokrasi...

camus'nun kahramanı cinayeti işlerken güneşin ışığını esas almıştı. yaşadığı, bir nevi kamaşmaydı. ya da körleşme. "o kadar çok ışık ki"... görememe!

camus, ihsas ettirdiği yabancılığa ve "absürde" rağmen yine de güneşin tanıklığına ihtiyaç duymuştu. kahraman, annesinin ölümü de dahil nev-i beşere ait ne varsa reddetmiş, tuhaf bir "ubermensch"e yükselmişti.

"değerleri" reddederek yalnızca eşyaya nüfuz etmek ve "maddede olmak". çözümün bu olduğunu zannetmiyorum.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#12
Ynt: Duygularda Demokrasi...



Hocam dedikleriniz kafama takıldı. Merak ettiğim eşyanın cisim tarafından yapılan baskı da tam anlamıyla teslim olamamaktan kaynaklana bilirmi? Altından kalkamadığım insan; kâinatın küçülmüş hali ise tüm kavramlar içimiz de bulunan örnekleri değil midir? Örneğin anarşizm öz anlamı hayır demekse bünyemiz de ‘’hayır’’ var. İnsan sevgisi ‘’hümanizm’’ ya da üst benlik en basit anlamı ile ruhi ve bedenen arzularını aşmış değil mi? Kâinatta bulunan her şey eşyamız da da bulunmuyor mu?Bu nu görmemize engel olan parlak ışığa bakamamızın nedeni ne olabilir?
 
Katılım
18 Tem 2008
#13
Ynt: Duygularda Demokrasi...

Demokrasi kelime anlamını sanırım hepimiz biliyoruz o yüzden uzun uzadıya yazmayacağım... Ama nasıl bir insan bedenidir ki bütün duygularını aynı oranda hissettirebilsin! aynı oranda sahip olmaya çalışsın.. Böle bir şey olabilir mi?
Kısa bir hikâye yazayım konuyla alakalımıdır değil midir bilmiyorum ama :

Tanrı bir gun duyguları yaratmış ve bunları bir kutunun içerisine koyup bir meleğine teslim etmiş ve şöyle buyurmuş " Ben söyleyince kadar kutuyu açma ve sakın ola ki aralama!"

Bu emri alan melek Tanrının dediklerini aynen uygulamış ve kutunun içindekileri merak bile etmemişteki bir gün aniden Alem-i Cihan'a inip kutuyu başka bir meleğe emanet edesiye kadar....

İkinci melek kutunun içindekileri çok merak etmiş. Birinci meleğin tüm tembihlerine rağmen kutuyu az aralayıp baksam hiç bir sakınca olmayacağını düşünmüş kendince ve aralayıp bakmış. işte tam bu esnada bütün duygular kutunun içinden çıkıp yeryüzüne bir bir inmeye başlamış. Yeryüzündeki birince melek bakmış ki insanlar birbirinde nefret etmeye, aşık olmaya, sevmeye, ihanet etmeye başlamış hemen yukarı ikinci meleğin yanına çıkmış..bakmış ki bütün duygular kutunun içinden bir bir dökülüyor...hemen kapmış kutuyu ve kapatmış..kapattığı sırada bir tek duygu sıkışıp kalmış kutunun kapaklarında adı da UMUT muş duygunun..

İşte hep aceleci ve meraklı bir melek yüzünden UMUT HEP BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ!!!!!
---------------------------------------------------------------------------------------------------

Yönetim tarafından mesaj değiştirilmiştir.Lütfen biraz daha dikkatli yazalım
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#14
Ynt: Duygularda Demokrasi...

Rajabbi' Alıntı:
Demokrasi kelime anlamını sanırım hepimiz biliyoruz o yüzden uzun uzadıya yazmayacağım...
İstersen yazabilirsin !

Rajabbi' Alıntı:
Ama nasıl bir insan bedenidir ki bütün duygularını aynı oranda hissettirebilsin! aynı oranda sahip olmaya çalışsın.. Böle bir şey olabilir mi?
Rajabbi düz mantıkla bakman güzel ama tüm yaşadığın duyguları kafanda bir meclis de toplamanı ve birini meclis başkanı olarak seç dersem ne dersin ?Hangi duygunun diğerlerini yönetmeni istersin ebced ustadımın yorumuna bir daha bakmanı tavsiye ederim :)


Rajabbi' Alıntı:
Tanrı bir gun duyguları yaratmış ve bunları bir kutunun içerisine koyup bir meleğine teslim etmiş ve şöyle buyurmuş " Ben söyleyince kadar kutuyu açma ve sakın ola ki aralama!"

Bu emri alan melek Tanrının dediklerini aynen uygulamış ve kutunun içindekileri merak bile etmemişteki bir gün aniden Alem-i Cihan'a inip kutuyu başka bir meleğe emanet edesiye kadar....

İkinci melek kutunun içindekileri çok merak etmiş. Birinci meleğin tüm tembihlerine rağmen kutuyu az aralayıp baksam hiç bir sakınca olmayacağını düşünmüş kendince ve aralayıp bakmış. işte tam bu esnada bütün duygular kutunun içinden çıkıp yeryüzüne bir bir inmeye başlamış. Yeryüzündeki birince melek bakmış ki insanlar birbirinde nefret etmeye, aşık olmaya, sevmeye, ihanet etmeye başlamış hemen yukarı ikinci meleğin yanına çıkmış..bakmış ki bütün duygular kutunun içinden bir bir dökülüyor...hemen kapmış kutuyu ve kapatmış..kapattığı sırada bir tek duygu sıkışıp kalmış kutunun kapaklarında adı da UMUT muş duygunun..

İşte hep aceleci ve meraklı bir melek yüzünden UMUT HEP BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ!!!!!
Meleklerin iradesi yoktur bildiğim kadarı ile ! Bahsettiğin Pandora'nın kutusu mitoloji miyiz ki biz ???
 
Katılım
19 Şub 2008
#15
Ynt: Duygularda Demokrasi...

evla' Alıntı:
Kâinatta bulunan her şey eşyamız da da bulunmuyor mu?Bu nu görmemize engel olan parlak ışığa bakamamızın nedeni ne olabilir?
bu suali sarf-ı nazar etmiş değilim, "ne desem" diye düşünüyorum. :)

evla' Alıntı:
Meleklerin iradesi yoktur bildiğim kadarı ile ! Bahsettiğin Pandora'nın kutusu mitoloji miyiz ki biz ???
hikayenin bu epizodu iapetos oğlu prometheus'un ateşi çalması ile başlıyor. zeus'un öfkesini çeken prometheus, biraz safça ve hassas (duygusal-sel...) olan kardeşi epimetheus'u uyarır; zeus'tan hiç bir hediye almaması için ama o hediyeyi aldı: pandora (pan-dora) yani bütün tanrıların armağanı.

eskiden insanoğulları bu dünyada
dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı,
bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları.
pandora açınca kutunun kapağını,
dağıttı insanlara acıları, dertleri.
bir tek umut kaldı dışarı çıkmadık
kapağı açılan dert kutusundan.
umut tam çıkacakken pandora kapamıştı kapağı,
böyle istemişti bulutlar devşiren zeus,
o gün bugündür insanların başları dertte,
toprak bela doludur, deniz bela dolu,
geceler dert doludur, gündüzler dert dolu,
belalar başıboş dolaşır sessizce
ölümlülerin çevresinde,
derin düşünceli zeus ses vermedi onlara
sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar,
görüyorsun ya zeus'un dilediğine karşı konmaz.

(azra erhat vasıtası ile theo-gonia'dan)
bir nevi "cennetten kovuluş" hikayesi. yalnız kadim yunan'da değil farklı kültürlerde de buna benzer hikayeler mevcuttur. bu metnin tanıttığı tanrı ve insan anlayışında bir gariplik olmakla beraber asıl dikkat çeken epimetheus ve prometheus arasındaki fark ve akıl ile duyguların rolleridir.

hisleri, hayalleri ve özellikle mitolojiyi pek hafife almamak lazım. :)

bence aslolan "insanı parçalamamaktır" ve sahip olunması gereken, "akleden kalb" olmalıdır.
 
Katılım
26 Nis 2007
#16
Benim merak ettiğim ise;
Yasımız, öfkemiz, sinirimiz, heyecanlarımız, üzüntülerimiz, acılarımız vs. tüm duygularımız
başka bir şey deneyelim ;
Tüm duygularımızı demokrasi ile yönettiğimizi düşünelim. Şimdi yapacağımız ne olurdu?
Azınlık çoğunluğun hakkını mı koruyacak yoksa çoğunluk azınlığın hakkını mı koruyacak. Hangi duygumuzu Başa getirirdik ve yönet bizi derdik? Parça –Bütün, bütün –parçalarken kendini gece ve ateş.Korkorun oğlu gibi kasılan ,bir pirinç tanesinin kıymetini bilmeyen eşekler gibi oluyoruz.Sürüklediğimiz balık hafızalarımızla meclisin başına kimi getirirdiniz?
Evla can senin bu soruna cevap olarak bir animasyon film çekildi biliyorsun: inside out :)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#17
İzledim 1 ve 2 yi 2008 demişiz 2015 çevirdiler.çok geriden geliyorlar çok :) Rabbim bir şeyi yaratacak ise kulun gönlüne düşürürmüş.Rabbim diğer düşündüklerimi yapmayı nasib etsin :) amin
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 1)

Giriş yap