Edebiyat ve Felsefe ?

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Felsefe sorgulamanın diğer adıdır, filozof en iyi bildiği şeyi dahi sorgulayan insandır.Mutlak doğru yoktur, hatta zannımca doğruyu aramak gibi bir amacı da yoktur.Felsefeyi kendi alanından değerlendiremem, çünkü bu alana karşı duyarlı ya da ilgili değilim.Yani bu alanda üstad sayılan zât-ı muhteremlerin eserlerini okumadım.Tespitlerim geneldir, edebiyat merkezlidir.Bu konuda da edebiyatın felsefe ile ilişkisine değinelim istiyorum.İlk ileti benden gelsin...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Edebiyat ve Felsefe ?

Felsefe o kadar geniş bir şey ki, kapsamına almadığı hiçbir alan yok.Bundan dolayı da edebiyatında bir nevi felsefe genel başlığı altına dahil edilebileceğini düşünüyorum.Edebiyat sorgulamaktır.Yazarlar romanlarında, tiyatrolarında hep bir şeylerin eleştirilerini yapmışlar ya da durum tesbitinde bulunmuşlardır.Şinasi bir Şair Evlenmesi eserinde evlilk müessesinin bozulmasından bahsederken aslında bir nevi felsefe yapmıştır.Ama bu felsefe bizim anladığımız yani büyük filozofların baktığı pencereden bir felsefe değildir.Yanlışım varsa düzeltin.Yeni edebiyatla alakası bu gibi başlıklar altında olurken eski edebiyatında felsefeyle alakadar olduğunu söyleyebilirim.Nitekim özellikle beyit şerhlerinde "hep ötesine gitmek" anlayışı hakimdir.Felsefede de bu böyledir.Belki ikisini mukayese etmek gerekirse tabii ki felsefe daha ileriye gider.Hatta sonu bulunamaz kimbilir.Ama bugün bir beyiti enine boyuna ele alırsak ,hele bu beyit Fuzûlî gibi ya da Bâkî gibi bir şahsiyetinse ucu bucağı olmayan diyarlara adım atabiliriz.Her zaman demişimdir, bizim divan edebiyatını tam anlamıyla anlamamız mümkün değildir.Nitekim bugün Fuzûlî'nin 15 bin civarında kelimeyle şiir yazdığı söyleniyor.Bizim bunları çözmek için kullandığımız kelime sayısı ise 400-500 civarıdır.Ben eminim ki anlam düşmesi mahiyetinde birçok kelime o zamanlarda kullanılan anlamını kaybetmiştir.Şairin de o kelimeleri binanın temeline yerleştirir gibi titizlikle yerleştirmesi ve şiirini bununla bina etmesi bizim şiirin temelini anlamamızla mümkündür vesselam.

Konu uzatılabilir, çok fazla uzatıp konunun okunmasını zorlaştırmak istemiyorum.Konu devam eder ve söz düşerse bana tekrar katılırım buraya


Selam ile, selametle...
 
Katılım
8 May 2007
#3
Ynt: Edebiyat ve Felsefe ?

Edebiyatın bütün alanlarla ilişkisi vardır muhakkak ama, felsefenin edebiyattan önce bilim ve dinle ilişkisi daha çok göze çarpar. Ama biz edebiyatçı olduğumuz için madem öncelikle edebiyatla olan ilişkisi üzerinde konuşalım.

UluğBey' Alıntı:
Yazarlar romanlarında, tiyatrolarında hep bir şeylerin eleştirilerini yapmışlar ya da durum tesbitinde bulunmuşlardır.Şinasi bir Şair Evlenmesi eserinde evlilk müessesinin bozulmasından bahsederken aslında bir nevi felsefe yapmıştır.
Eleştiri de felsefenin alanına girdiği için, evet edebi eserlerimizde felsefenin kullanıldığından söz etmek mümkündür.

UluğBey' Alıntı:
Ama bu felsefe bizim anladığımız yani büyük filozofların baktığı pencereden bir felsefe değildir.
Bu cümleyi anlayamadım, felsefe her yerde felsefedir. :) Ama siz herhalde, felsefenin edebiyatta farklı alanlarının kullanıldığını belirtmek istediniz.

UluğBey' Alıntı:
Nitekim özellikle beyit şerhlerinde "hep ötesine gitmek" anlayışı hakimdir.Felsefede de bu böyledir.Belki ikisini mukayese etmek gerekirse tabii ki felsefe daha ileriye gider.Hatta sonu bulunamaz kimbilir.Ama bugün bir beyiti enine boyuna ele alırsak ,hele bu beyit Fuzûlî gibi ya da Bâkî gibi bir şahsiyetinse ucu bucağı olmayan diyarlara adım atabiliriz.
Bakın bu doğru olabilir, Divan edebiyatı da anlaşılmaz felsefe de. :) Gerçekten de Divan edebiyatındaki beyitler anlam ve uçsuz bucaksızlık açısından felsefe ile aynı kapıya çıkabiliyor.

Ne diyebilirim başka, felsefe sorgulama, bir şeyi olduğu gibi kabullenmeme ya, bu da bizi ezberden uzaklaştırmaya yarayabilir, ezber bizim bilgilerimizi köreltir, bizi hep hazıra alıştırır, kafamızda sorgulayarak bir sonuca vardığımız bilgi, ezberden daha çok zihnimizde kalıcı olacaktır, bize daha çok yarar sağlayacaktır. Felsefe sorgulama ile, bizim hayal gücümüzü ve yaratıcılığımızı geliştirmede de önemli rol oynar. Edebiyat da daha çok yaratıcılık üzerine kuruludur. Burada da söylenebilir ki felsefe edebiyata bu anlamda da çok şey katar. Yani, şöyle ki, eğer felsefe devreye girmeseydi, insanlarda merak duygusu da olmayacaktı, hiçbir yönde gelişemediğimiz gibi edebiyat alanında da yerinde saymaktan başka bir şey yapamayacaktık. Felsefe bilgeliği de beraber getirir diyeyim şu an aklıma bir şey gelmediği için burada bitireyim.
 
Katılım
26 Nis 2007
#4
Ynt: Edebiyat ve Felsefe ?

Lamia' Alıntı:
UluğBey' Alıntı:
Ama bu felsefe bizim anladığımız yani büyük filozofların baktığı pencereden bir felsefe değildir.
Bu cümleyi anlayamadım, felsefe her yerde felsefedir. :) Ama siz herhalde, felsefenin edebiyatta farklı alanlarının kullanıldığını belirtmek istediniz.
Ben şöyle anlamıştım: Felsefenin bir filozoflar tarafından tartışılan esas meseleleri ve bunların üzerinde uzun zihin yorma sonucu oluşturulmuş sistemli düşüncelerinden oluşan kısmı bir de pratik felsefe de diyebileceğimiz hayatın içerisine yansıyan kısmı vardır. Bu varlık nedir, Tanrı nedir, var mıdır vs. gibi sorulara cevap aramaktan ziyade yaşanılan anın, dönemin ya da genel olarak hayatın problemlerine çözüm getiren bir felsefedir ve sistematik felsefeye göre daha az aşkındır. (Bunlar kendi düşüncelerim tabi yanlışsa doğrusunu öğrenmek isterim). Edebiyatımızın felsefeyle ilişkisi de daha çok pratik felsefe kapsamındadır. Tıpkı atasözlerimiz ya da deyimlerimiz gibi.. Onlar edebiyatın felsefe ile ilişkisine verilebilecek en güzel örneklerdendir. Uzun düşünce ve tecrübeler sonucunda söylenmişlerdir ve hemen hemen her duruma çözüm getirecek bir atasözümüz vardır. Bu konu daha fazla uzatılabilir.. Ya da burada bırakılabilir..
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#5
Ynt: Edebiyat ve Felsefe ?

Kusura bakmayın, atlamışım konuyu, Lamia bana soru sormuş :) 2. defa olarak ferahsan kardeşim yanıtlamış.Güzel de yapmış hani.Şimdi ben de bu soruya yanıt verecek olsam, ferahsanın verdiği örnekleri verirdim, ya da o çerçevede bir şeyler yazardım.Hatırlayacaksınız ki felsefeyi adı felsefeyle anılanları sadece "öss" ya da okul dersleri dahilinde gördüm.Oradan hatırladıklarımla söylüyorum, edebiyatın içindeki felsefe asıl felsefeden farklı.Bugün bir filozof sonuçlarla ilgilenmez, sebepler üzerinde konuşur ama biz edebiyatçılar, sebeplere de baktığımız gibi sonuçlara daha çok bakarız.Önümüze konulan eser bir sonuçtur.Tabii ki bunun sebepleri değerlendirilir.Ama hiçbir zaman benim bir edebiyat dersinde kullandığım ya da yaptığım felsefe ile felsefe bölümlerinde ya da filozoflarca yapılan sorgulamalardaki felsefe aynı olmamıştır vesselâm.

Selametle
 
Katılım
26 Nis 2007
#6
Ynt: Edebiyat ve Felsefe ?

UluğBey' Alıntı:
Kusura bakmayın, atlamışım konuyu, Lamia bana soru sormuş :) 2. defa olarak ferahsan kardeşim yanıtlamış.
Tamam bir daha yöneticimize sorulan sorulara cevap vermem diyemeyeceğim ne yazık ki 2 gündür duruyor çünkü o soru orda.. :) Rahatsızlık verdiysem bileyim de bi taş daha gelmesin kafama ::)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: Edebiyat ve Felsefe ?

Estagfurullah, ne yalan söyleyeyim yanıt vermenden dolayı bu sorulara mesud ve bahtiyar oldum efendim.


Allah razı olsun.


:)

Eyvallah. ;)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap