Edebiyatçının Vasıfları

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
EDEBİYATÇININ DİĞER VASIFLARI
Edebiyatçı kelimesi pek çok anlama gelmektedir. Edebiyat ürünü verenler, edebiyat ürünlerini inceleyenler ya da edebiyatı öğretenler birer edebiyatçıdırlar.

Edebiyatı eksiksiz bir biçimde bilmek tam manasıyla bir edebiyatçı olmak için yeterli değildir. Bir insan gerçek bir edebiyatçı olmak istiyorsa sosyoloji, psikoloji, felsefe, siyaset, tarih, din bilimlerini ve sanatın diğer kollarını, umumi kültürü iyice bilmelidir.

Edebiyatçı psikoloji bilmelidir, çünkü edebiyatı meydana getiren insandır ve insanın ruh hâli eserlerine yansır. Her insanın genel bir ruh hâli vardır ve bu, insanı hayatının her anında etkiler. Bir şiirin karanlık görünen bir kısmı şairin biyografisinden ruhi durumu öğrenilerek psikoloji biliminin verileriyle aydınlığa kavuşturulabilir.

Edebiyatçı sosyoloji bilmelidir, çünkü edebiyat üreticisi toplumun bir bireyidir. Sosyoloji toplumun psikolojisini inceleyen bilimdir. Toplumun bir parçası olan insan bu umumi psikolojiden etkilenir ve bu etki, eserlerine yansır.

Edebiyatçı felsefe bilmelidir, çünkü çoğu kişiye özellikle aydın kişilere (edebiyatçı da bir aydındır) felsefi akımlar büyük ölçüde etki eder. Bu kişilerin düşüncelerini bu akımlar belirler. Yazar ve şairler de bu düşüncelerini yansıtan eserler verirler.

Edebiyatçı siyaset bilmelidir, çünkü ideolojiler bazen şair ve yazarları yönlendirir. Bu kişiler bazen siyasi ideolojilerini yaymak için eserlerini kullanabilirler. Bu eserleri tam olarak anlamlandırabilmek, çözebilmek için siyaset bilmek şarttır.

Edebiyatçı tarih bilmelidir, çünkü toplumu derinden etkileyen olaylar edebiyata mutlaka yansır. Yazarları, şairleri yönlendirir. Savaşların içinde büyüyen bir edebiyat üreticisinin savaşı kötüleyen eserler vermesi doğaldır. Bunları tam manasıyla çözebilmek için tarihi olayları bilmek gerekir.

Edebiyatçı din bilimlerini bilmelidir, çünkü insanlar yaratılıştan gelen bir din duygusuna sahiptirler. Çoğu kişi benimsediği dini anlatan, öven, yayma amacı güden eserler vermiştir. Buna en güzel örnek olarak tasavvufî edebiyatı verebiliriz.

Edebiyatçı sanatın diğer kollarını bilmelidir. Müzik olsun, sinema olsun, resim olsun tüm sanat dalları edebiyatı etkileyebilmektedir. Örneğin, Attilâ İlhan sinema eleştirmenliğinin getirdiği bir yetenekle eserlerinin bir çoğunda sinema tekniğini kullanmıştır. Bu tekniği bilmeyen bir kişinin Attilâ İlhan’ın tüm eserlerini bütünüyle anlaması imkânsızdır.

Edebiyatçı umumi kültürü iyice içine sindirmiş olmalıdır. Gerek ürünleri anlamak gerekse kaliteli ürünler vermek için bu şarttır. Örneğin, Âsaf Halet Çelebi Budizm’i, Mevleviliği ve batı kültürünü çok iyi bilen bir kişidir. Bu üçünü bir potada eriten Âsaf Halet çok kaliteli esrler meydana getirmiştir.

Şimdi aklınıza bir soru takılabilir. Bu kadar kültürle dolu olan bir edebiyatçı var mı? Tabii ki var. İki tanesini örnek vermek gerekirse: Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mehmet Kaplan.

İşin kısacası şu: Bilmek şart. “Kendi kendini bil.” diyen Sokrates’ten günümüze kadar bu değişmedi. Ben bu yazımda edebiyatçı için bilmenin öneminden bahsettim. Sadece edebiyatçı değil, tüm insanlık elinden geldiği kadar öğrenmeye çalışmalıdır. Yücelmek, daha mutlu, daha başarılı olmak için…
 
Katılım
6 Ara 2014
#2
Ynt: Edebiyatçının Vasıfları

Peh peh peh☺

Bu kadar vasıftan sonra neden edebiyatçı olsun ki !
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Ynt: Edebiyatçının Vasıfları

Sene 2006 peh peh peh. Bırak paylaşmayı, okuduğumu bile unutmuşum. 3.sınıfta imişim. Ne kadar çabuk geçiyorsun zaman:s
 
Katılım
6 Ara 2014
#4
Ynt: Edebiyatçının Vasıfları

Gecenlerde bir tv programinda nurullah genci dinleyince bu konu hakkindaki fikirlerim degisti.edebiyati mesleki cercevede degerlerndirmek yanlis olmus.ama aradan da 3 yil gecmis.gec olsun guc olmasin;)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap