Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

Katılım
27 Ara 2005
#1
Sevgili arkadaşlar; edebiyat ,tüm bilim dallarının "ana"sı sayılır kanımca. Reform-rönesans hareketleri Fransız ihtilali, biraz daha içimize dönersek meşrutiyetin ilanı sonrasında bunun kaldırılması ve daha sonrasında tekrar ilanı,Cumhuriyet'in ilanında zannımca edebiyatın rolü tartışılamaz.Batılı fikir akımları romanla tiyatro ile yaşamımıza girmiş sonra orada yer etmiş ve yaşam tarzımız olmuştur. Hatta devrin yöneticileri de bunu görüp sansüre girişmiş fakat başarıya ulaşamamışlardır. El altından basılan şiirler fikir yazıları yayılıp durmuştur.Sanatsal olarak ifade etmem gerekirse bu durumu, "edebiyat coşkun bir ırmak gibidir,ırmağın önüne ne kadar set çekilirse çekilsin gün gelip tarumar olmaya mahkumdur."

Bu bilgiler yeni bilgiler değil,biliyorum.Edebiyat eğitimi gören arkadaşlar senelerdir üniversite sıralarında lise eğitimi gören/görmekte olan arkadaşlar edebiyat derslerinde bu konuyu dinledi durdu.Kimileri hak verdi kimileri hadi be sende ! dedi geçti.Sahi arkadaşlar edebiyat bize bir şeyler kazandırdı mı?
Gelelim günümüzdeki bir edebiyatçının ya da edebiyat öğrencisinin durumuna.Özellikle son sınıf öğrencileri arkadaşlar öğrencilik dönemlerinin son raddesindeler.Dönüp baktığımızda arkamıza" ne kazandırdı bana edebiyat ya da okuduklarım" dediğimizde avucumuzu dolduracak kadar kelime dökülüyor mu dudaklarımızdan?Ya da hiç,koca bir hiç mi diyoruz.Bu fakültelere giren arkadaşların yüzde 70 i zorunluluk ya da yanlış tercih ya da adını koyamadığımız diğer sebeplerin sonuçlarıyla giriyor.Diğer yüzde 30 luk kesimde edebiyatı salt kitapların arasına gömülmek,hayattan elini ayağını çekmek olarak görüyor.Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Burada ilk eleştirilecek konu tabii ki eğitim sistemi olacak.Eğitim sistemimizin bozuk olduğundan herkes haberdar.Baştakiler bile.(!)Gelin biz edebiyattan konuşalım.Edebiyatsız hayat ile edebiyat hayat arasındaki farkı düşünelim,hadi...
 
Katılım
12 Şub 2006
#2
Ynt: Edebiyatın Kazandıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

EdebiyatSIZ hayat ile edebiyatLI hayat arasındaki farkı düşünelim,hadi...
Konuyu ehillerine bırakmakla birlikte tek bir kelime benden:

edebiyatSIZILI....
 
Katılım
26 Nis 2007
#3
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

Edebiyatın hayatımızda ki etkisi aşikardır elbet (sizin verdiğiniz örneklerde de olduğu gibi) ancak edebiyat gerçekten de tüm bilim dallarının anası sayılır mı orada biraz düşünmek gerekir derim ben. Edebiyatçı olmayışımdan ötürü bu düşüncenizi anlamak istemiyor da olabiirim tabiki bu ayrı bir nokta. Zaten bu nedenledir ki konuyla ilgili yorum yapmamın çok da mantıklı olmadığını düşündüm ilk önce. Niye bu düşüncenden vageçtin diye sormayın bilmiyorum, yazıyorum gidiyor işte.. Edebiyatlı hayatla edebiyatsız hayat arasındaki fark.. Sahi benim gerçekten edebiyatlı bir hayatım oldumu ki? Birileri birşeyler yazıyor çiziyor dünya değişiyor.. Ben bu dünyanın neresindeyim, siz neresindesiniz, edebiyatçı geçinen birçok edebiyat fakültesi öğrencisi neresinde???
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#4
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

UluğBey' Alıntı:
edebiyat bize bir şeyler kazandırdı mı?
Edebiyat bana kesinlikle çok şey kazandırdı.
İletişim fakültelerini tercih etmekten son anda vazgeç(iril)en bir edebiyatçı olarak, bu sıfatın bana 4 sene boyunca neler kazandırdığını anlatmak için hangi ifadeleri kullanmalıyım bilemiyorum. Bir yerden başlayayım yine de. Edebiyat başlı başına bir sanattır hiç şüphesiz. Hem de ikliminde türlü meyvelerin yetiştirilebildiği, ruha tarifi namümkün hazlar veren, sanatçısının dahi içinde kaybolabileceği kadar derinlikli bir sanattır edebiyat. Bizler (yani edebiyatçılar) edebiyat eğitimi alırken klâsik edebiyat başlığı altında ayetlerin, hadislerin, kısas-ı enbiyaların şiirlere nasıl bir ustalıkla serpiştirildiğini gördük. Üzerine sayfalarca söz söylenebilecek manaların, sadece iki mısra içerisine sığdırılabildiğine şahit olduk. Halk edebiyatı başlığı altında topraklarımızda yaşayan insanların manevi samimiyetlerini, ahlâki değerlerini ve his dünyalarındaki duruluğu hiç kaybetmediklerini öğrendik. Yeni Türk Edebiyatı başlığı altında, aydınlarımızın kalem savaşlarına, her şeyin düşünülebileceğine fakat bazı durumlarda yazmanın suç sayılabileceğine tanıklık ettik. Aşkın imkansızlık, sevdanın berraklık, karamsarlığın alçaklık, ayrılığın haz, edebin ikaz, ölümün kaçınılmaz olduğunu ve kadere itiraz edilemediğini bile edebiyat sıralarında okuduk.Ve hayata dair aklıma gelmeyen bir sürü not tuttuk. Evet bunları sadece edebiyat eğitimi alırken yaptık. Edebiyatı seven ya da sevmeyen herkes bunları bir şekilde gördü ama idrak edebildi mi bilemem. Sonuç itibarıyla hayatına edebiyat giren insanın rûhi yapısı bir şekilde değişiyor, bunu sadece kendi duygularımdan hareketle söylüyorum. Şu meşhur kaçamak cümle “istisnalar kaideyi bozmaz” bu durum için de geçerlidir muhtemelen. Sonuç olarak bu alanda eğitim almak çok çok güzel, iyiki bu bölümü okudum. İnşallah sadece okuduğumla kalmam. (kalmayız)

ferahsan' Alıntı:
Edebiyatçı olmayışımdan ötürü bu düşüncenizi anlamak istemiyor da olabiirim tabiki bu ayrı bir nokta. Zaten bu nedenledir ki konuyla ilgili yorum yapmamın çok da mantıklı olmadığını düşündüm ilk önce.
Ferahsan bu konuda edebiyatçı olsun veya olmasın her insanın söyleyecek bir kaç sözü vardır diye düşünüyorum ki senin de varmış zaten.

ferahsan' Alıntı:
Ben bu dünyanın neresindeyim, siz neresindesiniz, edebiyatçı geçinen birçok edebiyat fakültesi öğrencisi neresinde???
Bu soruların cevabını ben de merak ediyorum.
 
G

Gülşah

#5
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

UluğBey' Alıntı:
         Bu fakültelere giren arkadaşların yüzde 70 i zorunluluk ya da yanlış tercih ya da adını koyamadığımız diğer sebeplerin sonuçlarıyla giriyor.Diğer yüzde 30 luk kesimde edebiyatı salt kitapların arasına gömülmek,hayattan elini ayağını çekmek olarak görüyor.
          Evet edebiyatı seçen arkadaşlarımızın çoğu istemeyerek bu bölüme gelmektedir,  ve gerçekten isteyerek gelenler  de kendilerini kitapların içine gömmektedir. Edebiyat bizim tüm hayatımızdır, edebiyatı sevme ya da sevmeme diye bir şey yoktur ki, edebiyatı biz elimizde olmadan da hayatımıza sokmuyor muyuz? Edebiyat, kitaplardan ya da derslerden öğrenilmez, ya da öğrenilir ama kitaplar bizi edebiyatçı yapmaz, edebiyat his işidir, öyle herkes edebiyatçı olamaz.

            Neler kazandırmadı ki edebiyat bize, bir mısrası, bir kıtası bize neler anlatmadı ki ve hayatımızda neleri değiştirmedi? Edebiyatla biz kendimizi bulmadık mı? En basitinden biz onunla âşık olup, aşkımızı yine onun vasıtasıyla dile getirmedik mi? Tabi ki onunla dile getirdik tüm sevgimizi, özlemimizi, öfkemizi yani tüm iyi kötü hislerimizi onunla  anlattık, yani biz kendimizi onunla ortaya koyduk.
Divan edebiyatı ile sevgiliyi öğrendik, yeni edebiyatla modernlik kelimesini(!), şiirlerle duygulandık,  yazılarla bilgilendik, yazarlarımızla geçmişi, dünü ve bugünü takip ettik, biz her şeyi edebiyatla sevdik..

          Şimdi düşünüyorum da edebiyat okumasaydım, çok şeyden habersiz olacaktım, öyle derin ırmaklarla beslenen bir edebiyat olan Divan edebiyatı ile tanışmayacaktım, onun anlam sanatından uzak olacaktım ve gerçekten eksik olacaktım.. Edebiyatın bize kazandırdığı şu an aklıma gelmeyen neler yok ki,  edebiyatın bize hiçbir zararı dokunmadığı gibi sonsuz sayıda yararı vardır, diyelim ve sözü bağlayalım…
 
Katılım
27 Ara 2005
#6
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

Edebiyat,bundan 4-5 sene öncesinde sadece liseden adını okul dersleriyle andığım bir kelime...Şimdilerde gecem,gündüzüm,ekmeğim sebebim.Ne çabuk geçiyor zaman.Ne çabuk geçiyor ömür.Dün gibi hatırlıyorum edebiyatı mesleğim olarak seçtiğim günü ve dün gibi hatırlıyorum bu yola başkoyduğum günü.Bugünse kafamın üzerinde hüzün bulutları dolanır oldu.Avucumdan kaçıp giden bir şeyler var biliyorum.Gün oldu gitmedik okula,gün oldu hırçınlaştık o hocaya bu hocaya verdik veriştirdik.Ama bitiyor işte ! Hepsi hatıralarımın birkaç en önemli damlalarından biri olarak ilelebet kalacaktır dimağımın bir köşesinde elbette. Bugün bu satırları buradan yazabiliyorsam bunu edebiyata borçluyum.Seçtiğim bölüme,aldığım eğitime haydi şunu da söyleyeyim bilgisayara olan ilgime borçluyum. Her ne kadar son günlerde biraz boşluyor olsam da burayı bir zamanlar tohumunu ellerimle diktiğim bir platformun bir emekleme devresinden sonra kendi başına yürüyüp gittiğini görmek istememdendir.Attığı her adımda ben sevineceğim,düştüğünde elimi verip kaldıracağım inşallah.

Edebiyatın bana kazandırdığı Edebiyat Türkiye'den sonra biraz da kişisel gelişime sağlamış olduğu katkıdan bahsedeyim.Bu işi severek yaparsanız,anlarsınız kelimelerin aslında anlaşılandan öte bir lisanla konuştuğunu.Edebiyatı biraz olsun anlarsanız,ecdadınızın nasıl bir kabiliyyete sahip olduğunu anlarsınız.Edebiyatı biraz olsun anlarsanız kendinizi evet evet kendinizi daha iyi
anlarsınız.Etrafınızdaki insanlara şefkatle bakarsınız.Görünenin arkasındaki görmeye başlarsınız artık.Senelerdir özellikle eski edebiyattan,metin şerhinden öğrendiklerim bakış açım eğer önceden 30 derece ile bakmama müsaitse olaylara bugün 80 derece ile bakmama sebep oldu.Belki bu alanı sevmeyenler ya da biraz olsun bu tür metinlerin mürekkeplerini yalamayanlar söylediklerimi saçma! bulacaklardır.Ama bir dem olsun penceresini bırakın açmayı penceresine yaklaşmaya çalışsan dostlarım söylediklerime hak verecektir. Divan şiirinin o namütenahi atmosferine daldıkça bugünkü o yapay havayı anlamakta zorluk çekebiliyorum.Belki bundan dolayı da yeni metinleri,şiirleri biraz acımasızca eleştiriyorum.Ama güzel olanın da hakkını veriyorum.Bundan anladığımda şu:edebiyat benim beğenimi bile değiştirmiş.Ne de güzel yapmış...

Satırlar uzadıkça uzar bu kubbede bir hoş sada bâki kalır.Edebiyatın kazandırdıkları konusuna yazılacak o kadar şey var ki ! Kaybettirdikleri mi? vardır elbette kaybettirdikleri de ama bilmiyorum.Belki edebiyat insanın biraz olsun reel hayattan soyutlanmasına sebep oluyor.Edebiyatçı olup da hiçbir şeyi takmayan,dünya yanmış banane ! diyen az kişi vardır.Düşünürsek bazı menfi yönlerini daha bulabiliriz.Ama yüzlerce artı yönü varsa birkaç tane de eksi yönü vardır.Yani yama büyük delik küçük ,diyeyim bu deyimi değiştirerek ;)
Şimdi ne mi olacak?
Edebiyat mezunları ne mi yapacak?
İşsizler ordusuna mı katılacak?

Bu günlerde bu gibi sorulara vermiş olduğum tek cevabım var:

Mevlam neyler,neylerse güzel eyler...
Hayırlısı...

Selam ile efendim.
 
G

Gülşah

#7
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

EDEBİYAT DENİNCE

İnsan güzelin peşindedir. Yollar, o güzele gitmek için o güzele götürmek için vardır. Ona giden, ona götüren en güzel yol da söz ve yazı yoludur. İnsan gönlü, seferine oradan çıkar.

Nice amaçlar için kullanılan söz, bitmez tükenmez bir imkânlar dünyasıdır. İnsan, kültürünü ona borçludur, medeniyeti onunla kurar ve yine onunla korur. Başka kültür ve medeniyetleri de onunla aylar, onunla değiştirir, onunla parçalar ve yok eder.

İnsan, tabiatı kendine katan bir varlıktır. Onu kendisine daha faydalı, kendisi için daha güzel hale getirerek, bütün sırlarını, güç ve kuvvet kaynaklarını didik didik etmektedir. Onun dilini kendi diline tercüme ederek, kanun ve prensiblere ulaşır. Bunları da hayatına tatbik eder. Bu tatbikat tekniği, bu kanun ve prensiblerde ilmi ifade etmektedirler. Çoğu zaman insan için bir uçak kuştan daha şaşırtıcı, daha güzel, madeni bir takım sesler kuş ve su seslerinden daha hoştur. Çünkü onları kendisi bulmuştur. İlim ve teknik, insanın, tabiatı tabiatla bulması ve anlamasıdır. Bunu da söz ve yazı ile başarabilmiştir.

İnsan insanı kendine katan varlıktır. Onu daha güzel hale getirmek için bütün sırlarını, güç ve kuvvet kaynaklarını, hatta zaaflarını araştırır. Onunla anlaşmak için ortak bir dil kullanır. Onu ortak bir hayata çağırır. Birlikte bu hayata yön ve biçim kazandırarak, devlet ve milletler halinde büyük varlıklara ulaşır. Yaşadığı bu hayatın muhtevasını oluşturan, onu canlı ve anlamlı tutan şey de kültürdür, irfandır. İşte bu irfan hayatının dokuyucu mekiği söz ise, doku ve desenleri de edebiyattır. edebiyatın özü de inançtır. edebiyat, insanın, tabiat ve insanı insanla bulup anlaması ve anlatmasıdır. Bunu da söz ve yazıyla yapmıştır.
Gönülleri yapan da yıkan da sözdür. Bir güzele düşmüş gönül e güç veren, o gönlü teselli eden yine sözdür.
Gönüller koz asının ipek böceği sözdür. O kozada söz inançtır, sevdadır. Söz gönlün yüzüne tutulan aynadır. Her insan kendi içini ve kendi dışını sözlerle görür ve bulur. Hasretini çektiği güzeli onunla arar, onunla yakalar.

Ne var ki insan bencildir. Bu bencillik ferd, aile, kavim, cemiyet ve millet seviyelerinde tezahür eder. Bunlardan her biri kendi seviyelerinde, güzele tek başlarına sahip olmak isterler. Her biri güzeli tek başına kendisinin avladığını iddia eder. Bu rekabet bu yarış km doğurur, düşmanlık doğurur. Aranan göze/in insanlık destanı olan edebiyat bütün bunların hikâyeleriyle doludur. Hâlbuki güzel tektir. Bütün arayan yolcularına ufukları açıktır. Yolları ve kapıları, sevdalıların nefesleri sayısıncadır. Bütün yüzlerde ve gönüllerde onun şiirinin kafiyelerini okuyabilir gerçek âşıklar. Hakiki edebiyat, gerçek âşıkların gönül destanıdır. Söz, o kapının kuludur. Yol, o erlerin yoludur. O yol ki insanı güzelce ve güzelliklerle alıp mutlak güzele erdirir. Gönlümüz edebiyat denince bunu anlıyor.

M. Garib
 
G

Gülşah

#8
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri {aktif tartışma}

EDEBİYAT DENİNCE–2

Edebiyatın kaynağında aşk ve inanç vardır. Biz buna güzellik yolculuğu, güzele yolculuk demiştik. Buldukça arayan ve aradıkça bulan doyumsuz ruhların inancı ve yolculuğu. Ama ne aradığını bilmeyen, ne bulduğunu anlamazmış. Önce, ne aradığımızı bilmek mecburiyetindeyiz. Yoksa, gölge ve görüntüler ormanında kaybolmak vardır.

Bütün canlıların arzusu, aranan güzeli bize hangi söz haber verecek? Hangi kutlu kervan türküsüdür, o söz ki bizi de arasına katsın ve benliğimizi gerçek varlık pazarında satarak, öz varlığımızı, o aranan güzeller güzeline teslim etsin.

Bu dünya ormanında nice ruhlar, karanlık kuytularda kaybolup gittiler. Dar ve sarp keçi yolların da nice seyyahlar, uçurumlarda kucaklaştılar. Niceleri büyülü siren seslerinin cazibesine kapılarak, varlığın engin denizinde korkunç girdaplarla kucaklaşarak geri dönmediler.
Arayı arayı bulmazsak izini, bu ömrü yok yere harcamış olmaz mıyız? Yollar ne kadar yabancı izlerle karışmışsa, karıştırılmışsa, arayış da o ölçüde güçleşmiş demektir. Hakiki izleri işaret eden gerçek gönül erleri ise sözlerinden ve yüzlerinden belli olurlar. Aydınlık bakışlar, nurlu simalar ve haki kat dolu sözlerle yollarımıza ışık tutarlar. Edebin kutlu dergahında söz incileri derler, dizer ve muhtaçlara sunarlar.

Gerçek yol erleri, baş yitirme değil, savaş bitirme sözleriyle yollara düşerler. Yeller gibi eserek, seller gibi coşarak gerçek arayışın aşkıyla sermest giderler. Kudsi çağrının izindedirler. Çağıranı duymuşlar, çağrılanı anlamışlardır. Varlıkları bir nice yağmaya verilmiş bu kutlular kervanı, her asrın başında bir konaktan yola çıkarlar. Sonsuzluk yoludur çıkılan yol. Dillerinde hasret ve vuslat türküleri, iç içe bir garib ahenk oluşturur. Gözyaşları ve huzur tebessümlerinin, dua dua, bir gökkuşağı gibi üzerlerine yağdığı bu kutlular kervanı, kainatı bir gül gibi koklayan ruhların kervanıdır. İşte gerçek edebiyat, bu kervanın gönül destanıdır. Bu kervanın yolunu vurma kastına düşen her söz, ne talihsizdir. Dünya çölünde nefis ve şeytan fırtınalarına tutulanlar, sahte güneşler ve seraplar peşinde koşup duran acınacak ruhlardır. Kumları su zannıyla avuç avuç içmek için çılgınca çırpınıp duran insanlık ne kadar zavallıdır. Onlar, bir türlü aşamadıkları kendi benliklerinin çevresinde dönüp duran şaşkınlar kervanıdır. Her asrın içinde ayrı ayrı serap konaklarından bir diğerine taşınıp dururlar. Hakikat menzilinden uzak, yalancı bir hayatı sarhoşca yaşayıp giderler. Bir lotüs çiçeği gibi koklayıp durdukları dünyanın kurbanıdırlar.

Koklayana geçmişini unutturan bu dünya çiçeği, ne yaman bir şeytan tuzağıdır. Bu tuzağın tohumu ve süsü olan edebiyat, sonsuz varoluş şevkini söndürücü, aşkın, öldürücüdür. Ruhlarda zakkum yemişleri verdirir. Yakaladığı her gönlü karartıp şeytan yurduna erdirir. Orası zulmün tarlasıdır. Orada kin ve nefretle inkar ekilip ölüm biçilir. Oradan ebedi azap yurduna geçilir.

İnancın ak kervanı güller devşiren gönüllerle selam yurduna doğru salına salına giderken Hızır soluklarıyla bastıkları yerleri gülzar ederler. Kainat onların elinde bir demet güldür. Biricik varlık gülünün dalından derledikleri güllerle yürürler. Gerçek edebiyat bu gül yolculuğunun çile ve sabır destanıdır. Bu destan, varolma aşkın, ve şevkini ruhlarda mayalarken inancı kullanır. İnancı bu iksir gibi sunar. Ölüleri dirilten ab-ı hayattır o. Mutlak dirinin diriliği ile var kılar insanı. Hakiki edebiyat, karanlıklar ülkesinde ölümsüzlüğe doğru giden Hızır yolculuğudur. Buldum seni gönül Hızırım, Selam sana! Dedirten edebiyat gerçek edebiyattır.
M. Garib
 

kalender77

Allah,vatan,millet yolunda.....O.Y. SERDENGEÇTİ
Katılım
8 Tem 2007
#9
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

Hayatı...
 
Katılım
5 Ağu 2007
#10
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

ben türkçe 4.sınıfım edebiyatın kardeşi yani bölümüm.edebiyat dersleri görüyoruz ama dilbilgisi ağırlıkta.ben edebiyatla geçen yıl tanıştım desem yeridir.bunda en büyük suçlu üni.deki hocalarım.öğrenciler arasında ayrım yapan, onları küçümseyen, yani giyimi, düşüncesi ,hareketi ırkı yönünden onları iyi kötü diye sınıflandıran hocalarımdır suçlu.. ama bunu hiç bir zaman kabullenmediler ve öyle bi niyetleri de yok.dersler o kadar sıkıcı ki imza atmak derdi olmasa %90 ımız girmeyeceğiz yani.. oysa ben divan edebiyatına hayranım, şiiri ,okumayı çok seviyorum ama böyle kendini eğitimci diye tanımlayıp da eğitmekle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar eğitimden soğutuyor öğrencileri.. öğretmen olmayı isteyip istemediğimi bile bilmiyorum son senem olmasına rağmen.
edebiyata gelirsek tek kelimeyle edebiyat hayattır...
 
Katılım
27 Ara 2005
#11
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

bela çiçeği' Alıntı:
ben türkçe 4.sınıfım edebiyatın kardeşi yani bölümüm.edebiyat dersleri görüyoruz ama dilbilgisi ağırlıkta.ben edebiyatla geçen yıl tanıştım desem yeridir.bunda en büyük suçlu üni.deki hocalarım.öğrenciler arasında ayrım yapan, onları küçümseyen, yani giyimi, düşüncesi ,hareketi ırkı yönünden onları iyi kötü diye sınıflandıran hocalarımdır suçlu.. ama bunu hiç bir zaman kabullenmediler ve öyle bi niyetleri de yok.dersler o kadar sıkıcı ki imza atmak derdi olmasa %90 ımız girmeyeceğiz yani.. oysa ben divan edebiyatına hayranım, şiiri ,okumayı çok seviyorum ama böyle kendini eğitimci diye tanımlayıp da eğitmekle uzaktan yakından alakası olmayan insanlar eğitimden soğutuyor öğrencileri.. öğretmen olmayı isteyip istemediğimi bile bilmiyorum son senem olmasına rağmen.
edebiyata gelirsek tek kelimeyle edebiyat hayattır...

Edebiyat okuduğuma bir kere daha memnun oldum şahsen.Bu bölümü okuduktan sonraki halimle şimdiki halimi mukayese ediyorum da o zamanlar kültürümüze ne kadar uzakmışım...

Ama edebiyata meftun olmak için edebiyat okumak şart değil bela çiçeği, zaten sen de demişsin iletinde.Edebiyatı seviyorsan ki seviyorsun, doğru yerdesin...

Hoşgeldin aramıza.
 
Katılım
5 Ağu 2007
#12
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

edebiyatı elbette seviyorum ama -beni mazur gör bu konuda çok sinirliyim -kendini edebiyatçı diye tanımlayıp edebiyatın adını kirletenlere çok sinirliyim ve yalnız olmadığımı da bilmeni isterim neyse...
hoşbulduk....
 
Katılım
31 Ağu 2009
#14
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

Ben edebiyatın kaybettirdiklerinden bahsetmek istiyorum. edebiyat bana o kadar çok şey kaybettirdi ki saymakla bitmeyecek...
vurdumduymazlığı, seviyesiliği, bilinçsizliği, kabalığı, sevgisizliği, anlayışsızlığı, bencilliği hep onun yüzünden kaybettim ben!
ah şu edebiyat yok mu!!!
 

hsulker

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...
Katılım
26 May 2008
#15
Ynt: Edebiyatın Kazandırdıkları/Kaybettirdikleri

doğrusu şaşırtıcı. kızmamız ve devamında edebiyat için bir şeyler karalamamız güzel de; çaktırmadan edebiyatı törpülediğimizin de farkında mıyız acaba? edebiyatın sevgi ve ilgi olduğunu belirten arkadaşları haklılık payını öteleyemeyiz. edebiyat bir tercih meselesidir. seviyorsan ilgi duyuyorsan hangi hocanın nasıl anlattığı değil de, ben ne kazanabilirim diye bakmak daha doğru olacaktır. elbette dilbilgisi olacak. edebiyat dilbilgisiyle bütünleştiği zaman güzeldir. yazılan metinleri eniboyu incelerseniz, kuralların belli bir dizgede yerleştiği, gelişigüzel serpiştirilmedi görüşecektir. bunu sağlayan etken ise dilbilgisidir... kazanılması ve takip edilmesi zor edebiyatın üstesinden gelen arkadaşları selamlayıp geçiyoruz. bu uğurda mücade verdiğimizin bilinmesi faydalı olacaktır... selamlar...
 

Giriş yap