Edebiyatta İfade Özgürlüğü Olmalı Mıdır?

  • Konbuyu başlatan ecra
  • Başlangıç tarihi
E
#1
"Elif Şafak Türklüğe hakaret suçundan yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti."
Hakim İrfan Adil Uncu da “Baba ve Piç” isimli eserin bütün halinde incelendiğinde iddianamede belirtilen suç unsurlarının oluşmadığı gibi yeterli delil de bulunmadığına karar verdi ve Elif Şafak beraat etti."
[Kaynak: NTVMSNBC]

Elif Şafak davası, edebiyatın, halkın değer yargılarına ve etik unsurlarına bağlı kalması gerektiği ve bireysel düşüncelerin yazılı olarak özgürce beyan edilmesi tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Sizce edebiyatın devlet ve millet üzerinde böyle bir sorumluluğu olmalı mıdır ve ifade özgürlüğü aslında ne demektir?
 
Katılım
30 Tem 2006
#2
Bir tek bizim ülkemize özgü bi' durumdur herhalde, yarattığı roman kahramanlarının düşünceleri yüzünden bi' yazarın yargılanması. Adı üstünde bunun: Kurgu! Yani olabilecekleri düşlemek! Günümüzde birçok Ermeni'nin, Elif Şafak'ın kitabında kurguladığı Ermeni karakterler gibi düşündüğüne eminim. Orhan Pamuk'un kendine ait düşünceleri yüzünden yargılanmasının bi' özrü olabilir belki, ama yarattığı roman karakterlerinin düşünceleri yüzünden bi' yazarın yargılanmasının bence herhangi bir özrü ya da mantıklı bir açıklaması yok. 301. madde kesinlikle değiştirilmeli ya da düzenlenmeli...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Söz konusu kitabı okumadığım hatta içeriğinin ne olduğunu bilmediğim için kapsamlı bir yorum yapamayacağım.Bu ülkede düşünce suçu kavramı ilk değil şüphesiz son olmayacak da.Böyle bir kavramın olduğu başka ülkeler de var mı bilmiyorum.Vardır herhalde.Ama roman karekterlerinden hareketle açılmış olan bir davaya ilk defa şahit oluyorum.Suç unsuru bulunan diyologların ne içerdiğini de bilmiyorum.Ondan dolayı sonuç iyi oldu ya da kötü oldu diyeyem.Ama bu ülkede böyle davalar olduğu müddetçe bilimde edebiyatta vesair dallarda bir gelişme olacağını sanmıyorum.Ve bu tür davalar bizim bağımsız yargımıza da gölge düşürüyor.Mahkememizi gidiyor Ab mensubu insanlar izliyor."Sakın yanlış bir karar vermeyin kızarım ha!"der gibi.Sonra müthiş bir kamuoyu baskısı aldı ortalığı.Eğer ortada bir suç varsa bırakın yargı karar versin.Bu tür olayların olmasını önleyecek konumda olanlar ise yorumdan ziyade icraatle durumun müdahili olsunlar.Tek temennim bu vesselam...


selametle
 
Katılım
30 Tem 2006
#4
Türk Kazancı ailesi ile Ermeni asıllı Çakmakçıyanların anlatıldığı kitapta şu cümleler, dava konusu olmuştu:

"... bütün akrabalarını 1915'te kasap Türklerin ellerinde kaybetmiş bir sülalenin torunuyum, köklerime ihanet etmeyi öğrendim, soykırımı inkâr etmek üzere yetiştirildim...",

'...orada yerleşik milyonlarca Ermeni'ye ne oldu peki? Asimile edildiler, eridiler, yetim bırakıldılar, sürüldüler, mallarından oldular."

Bu cümleler romandaki Ermeni kahramanlara ait ve günümüzde birçok Ermeni tıpkı bu romandaki kahramanlar gibi düşünmekteler...
 
Katılım
18 Haz 2006
#5
Ben konuyu daha geniş pencereden değerlendirmek istiyorum. 301. maddenin kalkması konusu, düşünce özgürlüğü ekseninde yeşeren yeniyüzyılın müthiş değerleri olan insan hakları ve paralel konuların uzantısı zaten. Bilinen basit bir kaideden bu derin mevzuya geçiş yapmak istiyorum; "Herşeyin aşırısı zarar" demiş diyenler zamanında. İnsan hakları kavramı kulağa çok sempatik gelen gayet iyi niyetli bir olgudur mutlaka. Hani klasik tabirle suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur, işkence olamaz, yargısız infaz olmasın, gözaltında şöyle işkence olmamalı vs vs vs. Hepsi aslında hümanizm eksenin yeşermiş "modern" dünya değerleridir. "insan haklarına karşıyım" derseniz "gerici-yobaz" vs gibi sıfatların da otomatikman muhattabı olursunuz.

Yazı biçimimden belki bazıları bu "kutsal" kavramlara karşı olduğumu düşünecektir belki ama hayır neden işkenceyi eleştiren, bireyin hakkını savunan insancıl bir yaklaşımın karşısında olayım. Elbette ki ben de bunları özünde savunmakla beraber bir siyasal bilgiler öğretim üyesinin söylediği cümleyi çok etkileyici bulmakta olup bu düşünceleri değilse de bunları savunan kimi çevreleri şüphe ve kaygıyla izliyorum. O öğretim üyesi şöyle demişti;"insan hakları, demokrasi, düşünce özgürlüğü gibi kavramlar emperyalist güçlerin küçük ülkeleri düşünsel, sosyolojik ve kültürel manada sömürü araçlarıdır." Ben bu düşünceye katılıyorum, hani çay berbattır da çayı dağıtanın suçı yoktur bunda, çayı demleyenin hatasıdır o. Belki bu kavramlar çok "çağdaş" ve "insancıl" gelse de kulağa ben bu kavramların biz gibi ülkelere çeşitli yaptırımlar için araç olarak kullanıldığına inanıyorum. Mesela dikkat edin, AB nin çok sayıda eleştirisi var bizim üzerimizde ve genelde bu değerler ekseninde eleştirilerdir ama hepsinin sonu tavize dayanır ne hikmetse. Ermenileri öldürdünüz, arkasından tazminat ve toprak talebi gelecek, güney kıbrısa limanları açın, arkasından tanıyın, kuzey kıbrısı zamanla terkedin(siyasal manada en azından), azınlıklara iyi davranın, arkasından özerklikler vs gelecek, ruhban okulunu açın bartelomeus'u ekümenik olarak tanıyın, arkasından vatikan benzeri oluşum gelecek vs vs vs. Ama Fransa'nın Korsikadaki zulmünden kimse tek kelime bahsetmez, Guantanamo,Ebu garih içler acısı, CIA'in sorgu uçaklarına kim ne dedi? filistin ve lübnana yapılan şiddeti AB ve BM üyeleri kınayamadı(bence kınamadı) bile, ırak'a ise hiç girmeme gerek yok sanırım. Bu bağlamda insan hakları-düşünce özgürlüğü gibi kavramlar hep belirli gayelerin masumlaştırılmış kılıflarıdır. Yahu teröristin insan hakkını savunanlar , cenazelerine gidenler(yerli,yabancı aydınncıkları kastediyorum;) neden bir şehitin cenazesine gitmez? insan değil miydi o?

Türklüğüme sövenleri mazur göremem. olmaz olsun öyle düşünce özgürlüğü, ben bazı yönlerde "geri" kafalıyım, teröristin idamı gerek bence ne insan hakkı beyler. Irza geçeni at 5 yıl içeri o kadar bile yatırma afla çıkar birine daha tecavüz etsin, 20 yaşındaki gencimi vuran pkk lı şerefsizi affet de dağa çıksın tekrar. yok arkadaş bu adamları asacan. Hırsız bile aylarla ifade edilen cezalarla yırtıyor, onu dahi yaptığı suça pişman etmeli. Bence ceza caydırıcılığı hat safhada olmalı, suçlunun insan hakkını koruma kaygısı olmuş madurun sürekli maduriyeti serüveni. Bana kızmayın böyle düşündüğüm için, ne de olsa sadece düşünce benimkisi...
 
Katılım
18 Haz 2006
#6
23 Eylül 2006
Emin ÇÖLAŞAN ecolasan@hurriyet.com.tr

Ünlü olmanın en kestirme yolu


SEVGİLİ okuyucularım, aranızda mutlaka günün birinde "ünlü" olmak isteyenler vardır. O takdirde bu yazımı dikkatle okusunlar... Çünkü her insan isminin bilinmesini, bir gün ünlü olmayı ister.

Bunun için ille de kendi alanınızda başarılı olmak zorunda değilsiniz. Hele Türkiye’de hiç değilsiniz.

Örneğin göz alıcı bir bayansanız, magazin dünyasında yer alıp isminizi duyurmak, ya da duyulmuş isminizi sürekli gündemde tutmak istiyorsanız, baldır bacak vaziyetlerine girmeniz yeterlidir. Soyunursunuz, paralı zampara erkeğinizle kameralara yanaşıp çekimler yaptırırsınız, boşanırsınız, basılırsınız, aynı anda birkaç kişiyle "düzeyli birliktelik" yaşarsınız!

Gazeteci iseniz başka gazetecilerle saçma sapan polemiklere girersiniz. Gerçek konuları yazmaya korkarsınız da, isminizin duyulması ve ün kazanmak için böyle daha kolay uğraşlar bulursunuz.

Öteki mesleklerde de durum üç aşağı beş yukarı aynıdır. Türkiye’de ciddi işlerle uğraşan saygın kimselerin ünlü olması çok zordur.

***

"Ünlü" olmanın başka yolları da var. Hem de soyunup dökünmeden! Örneğin kendi çapında amatör bir yazarsınız. Ses getirmek, ün kazanmak, isminizi duyurmak istiyorsunuz. O halde ne yapmalısınız? Size hemen bir öneride bulunayım!

Bir kitap, roman, yazı vesaire yazıp örneğin Türklüğe hakaret edersiniz. TCK uyarınca hakkınızda dava açılır. Bu aşamada isminiz hemen gündeme gelir. Entel ve şeriatçı takımı sizden söz etmeye, sizi savunmaya başlar.

Sonra devreye AB girer. Türklüğe hakaret etmenizin "fikir ve ifade özgürlüğü" olduğunu bizim hükümete bildirir.

Duruşma günü öncesinde yargıya el altından haber gönderilir:

"Kendisini mahkûm ederseniz AB bize çok kızar. Burada ulusal çıkarımız olduğundan AB’yi karşımıza alamayız. Kararınızı ona göre verin."

Duruşma öncesinde isminiz artık gündemdedir! Kitabınızda yer alan, Türklüğe hakaret içeren, aşağılayan birkaç sayfa sizi ünlü yapmaya yetmiştir. Bu kadar basit!

Artık bütün medya sizden söz etmektedir. Duruşmada olay çıkacaktır, karşıt gruplar gelecektir falan filan!.. Bu arada gazeteciler size gelecek, söyleşiler yapacak, kazandığınız üne ün katılacaktır!

Duruşma günü geldiğinde savcı beraatinizi isteyebilir, mahkeme sizi karşısında bile görmeden beraat kararı verebilir. Zaten ceza verilirse Türkiye’deki entel ve şeriatçı basın, hep birlikte kıyameti koparacaktır:

"Vay efendim bu ne rezalet, Türklüğe hakaret niye suç olsun ki! Nerede kaldı fikir ve ifade özgürlüğü... Bu kafayla biz AB’ye nasıl gireriz!.."

***

Bütün bunlar olurken sadece Türkiye’de ün kazanmazsınız. Bu kadarı sizi zaten kesmez! Devreye "yurtdışı" da girer. Yabancı basın da sizden söz eder, bu yargılamanın utanç verici olduğunu vurgular. Duruşmanıza yabancı temsilciler, AB komiserleri, yabancı diplomatlar da getirilir ki, yargıya bir kez daha gözdağı verilsin.

Yargılandınız ve mahkemeye bile çıkmadan beraat ettiniz!

Başbakan sizi mutlaka telefonla arayacak ve bu karardan duyduğu memnuniyeti dile getirip kutlayacaktır.

Başbakan şehit analarının telefonuna çıkmadı, "Ben onlarla ne konuşacağım" diye kestirip attı. Olsun varsın, önemli olan Türklüğe hakaretten beraat edeni arayıp kutlamaktır! Ne de olsa Başbakan dahil hepimiz "Türk değil, Türkiyeli" değil miyiz!

Evet, bu telefonla birlikte isminiz yine manşetlerde, birinci sayfalarda geçecek ve ününüze ün katılmış olacaktır!

***

Sevgili okuyucularım, Türkiye’de "ünlü" olmak kolaydır. Yeter ki kafayı çalıştırın, işin ucundan tutmasını bilin! Öyle skandal yaratmaya, soyunmaya, aptalca polemiklere girmeye, her gün sevgili değiştirmeye, baldır bacak sergilemeye, Danıştay’ı basmaya hiç gerek yoktur.

Ben size bu yazımla, bu işin sadece bir adet püf noktasını bugün açıkladım.

Bir kitap yazın. İçeriği hiç önemli değil. Birkaç sayfasında Türklüğe sövün, hakaret edin yeter. Ya da herhangi bir gazetede, dergide yazın, televizyona çıkmayı başarırsanız aynı doğrultuda birkaç cümle söyleyin...

Yani Türklüğe bu yöntemle hakkınızda dava açılmasını sağlayın!

Sadece birkaç hafta sabredeceksiniz. Sonrası otomatik olarak kendiliğinden gelecek, hem ülkemizde, hem de yurtdışında ün kazanacaksınız! Hem hayallerinize kavuşacak, hem de Başbakan tarafından aranıp kutlanacaksınız! Onun aramasıyla kazandığınız büyük onur (!) size zaten ömür boyu yetecektir!

Valla benden bu kadar. Size ünlü olmanın en kolay ve en beleş yolunu gösterdim. Ötesini siz ayarlayacaksınız. Kafayı çalıştıran kazanır!

Şansınız bol, ünlülük günleriniz hayırlı olsun.


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5134397.asp?yazarid=5&gid=61
adresinden alınmıştır
 
Katılım
23 Eyl 2006
#7
Turkmusun' Alıntı:
Ben konuyu daha geniş pencereden değerlendirmek istiyorum. 301. maddenin kalkması konusu, düşünce özgürlüğü ekseninde yeşeren yeniyüzyılın müthiş değerleri olan insan hakları ve paralel konuların uzantısı zaten. Bilinen basit bir kaideden bu derin mevzuya geçiş yapmak istiyorum; "Herşeyin aşırısı zarar" demiş diyenler zamanında. İnsan hakları kavramı kulağa çok sempatik gelen gayet iyi niyetli bir olgudur mutlaka. Hani klasik tabirle suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur, işkence olamaz, yargısız infaz olmasın, gözaltında şöyle işkence olmamalı vs vs vs. Hepsi aslında hümanizm eksenin yeşermiş "modern" dünya değerleridir. "insan haklarına karşıyım" derseniz "gerici-yobaz" vs gibi sıfatların da otomatikman muhattabı olursunuz.

Yazı biçimimden belki bazıları bu "kutsal" kavramlara karşı olduğumu düşünecektir belki ama hayır neden işkenceyi eleştiren, bireyin hakkını savunan insancıl bir yaklaşımın karşısında olayım. Elbette ki ben de bunları özünde savunmakla beraber bir siyasal bilgiler öğretim üyesinin söylediği cümleyi çok etkileyici bulmakta olup bu düşünceleri değilse de bunları savunan kimi çevreleri şüphe ve kaygıyla izliyorum. O öğretim üyesi şöyle demişti;"insan hakları, demokrasi, düşünce özgürlüğü gibi kavramlar emperyalist güçlerin küçük ülkeleri düşünsel, sosyolojik ve kültürel manada sömürü araçlarıdır." Ben bu düşünceye katılıyorum, hani çay berbattır da çayı dağıtanın suçı yoktur bunda, çayı demleyenin hatasıdır o. Belki bu kavramlar çok "çağdaş" ve "insancıl" gelse de kulağa ben bu kavramların biz gibi ülkelere çeşitli yaptırımlar için araç olarak kullanıldığına inanıyorum. Mesela dikkat edin, AB nin çok sayıda eleştirisi var bizim üzerimizde ve genelde bu değerler ekseninde eleştirilerdir ama hepsinin sonu tavize dayanır ne hikmetse. Ermenileri öldürdünüz, arkasından tazminat ve toprak talebi gelecek, güney kıbrısa limanları açın, arkasından tanıyın, kuzey kıbrısı zamanla terkedin(siyasal manada en azından), azınlıklara iyi davranın, arkasından özerklikler vs gelecek, ruhban okulunu açın bartelomeus'u ekümenik olarak tanıyın, arkasından vatikan benzeri oluşum gelecek vs vs vs. Ama Fransa'nın Korsikadaki zulmünden kimse tek kelime bahsetmez, Guantanamo,Ebu garih içler acısı, CIA'in sorgu uçaklarına kim ne dedi? filistin ve lübnana yapılan şiddeti AB ve BM üyeleri kınayamadı(bence kınamadı) bile, ırak'a ise hiç girmeme gerek yok sanırım. Bu bağlamda insan hakları-düşünce özgürlüğü gibi kavramlar hep belirli gayelerin masumlaştırılmış kılıflarıdır. Yahu teröristin insan hakkını savunanlar , cenazelerine gidenler(yerli,yabancı aydınncıkları kastediyorum;) neden bir şehitin cenazesine gitmez? insan değil miydi o?

Türklüğüme sövenleri mazur göremem. olmaz olsun öyle düşünce özgürlüğü, ben bazı yönlerde "geri" kafalıyım, teröristin idamı gerek bence ne insan hakkı beyler. Irza geçeni at 5 yıl içeri o kadar bile yatırma afla çıkar birine daha tecavüz etsin, 20 yaşındaki gencimi vuran pkk lı şerefsizi affet de dağa çıksın tekrar. yok arkadaş bu adamları asacan. Hırsız bile aylarla ifade edilen cezalarla yırtıyor, onu dahi yaptığı suça pişman etmeli. Bence ceza caydırıcılığı hat safhada olmalı, suçlunun insan hakkını koruma kaygısı olmuş madurun sürekli maduriyeti serüveni. Bana kızmayın böyle düşündüğüm için, ne de olsa sadece düşünce benimkisi...





diyor.sayın türkmüsün.
acaba size bir soru sorabilirmiyim."çelişki içindesiniz"bunun farkında olmayabilirsiniz.ama en azında insan bir fikre sahip olur,onları aşaglamakla özgürlüğü kısıtlayacagımızı biliyoruz.özgürce insan ahlakına sahip oldugumuz ülkemizde böyle yobaz,gerici zihniyetli oldukça bu ülkenin bir yerlere gelemiyecegini biliyoruz...."her koyun kendi bacagında asılır" gibi susmakta olmaz.ülkemiz için her ne pahasına olursa olsun.bir şeyler yapmak zorundayız.ilk olarak 301 maddenin tekrardan değişmesi lazım.belkide kalkması lazım.
sayın ELİF ŞAFAK'ın kitabını ben daha okumadım.ama okumaya çalışacagım.ona göre yorumum belki adepte kaçabilir.

ben yeni katılımcı olarak,özgürce yazışmadığım sürece.bana da gelebilir bu 301 madde.kanatımca bunun kalkması lazım.içimizdeki özgürlüğü kısıtlayacak olursak.başkaları tarafında(ABD.İSRAİL.AB) gibi kuklaları oluruz.onlar bizi yönlendirir.aynen bu hükümet gibi..

sevgi ve saygılarımla...........
 
Katılım
18 Haz 2006
#8
Üniversiteden hocam, Profesör Doktor Anıl ÇEÇEN Kamu Hukuku dersinde(AÜHF) aynen şu cümleleri sarf etti. "Beyler, Bayanlar, insan hakları, bireysel özgürlük, ifade ve düşünce özgürlüğü, demokrasi bunlar var ya çok kutsal kavramlar. Ancak bu kavramlar günümüzde GELİŞMİŞ ÜLKELERİN GELİŞMEMİŞ ÜLKELERİN İÇ İŞLERİNE MÜDAHALE ARACIDIR. Bu yüzden bu kavramları gelişi güzel kullanmayalım. Bu kavramların peşine takılıp gitmeyelim körü körüne. Önce bunları dikte etmeye kalkanların kendi uygulamalarına bakalım. Günümüz batı devletlerinin kendi uygulamaları ile bizden istediklerini iyi analiz etmek gerekir."
Yine hocam Prof.Dr.Zeki Hafızoğulları Ceza Özel Hukuku dersinde(AÜHF) "Arkadaşlar, fiil olmadan suç isnad edilemez ve ceza verilemez. Düşünmek suç değildir. Düşünceyi açıklamak ise fiildir, kanunda suç sayılan fiiler ise cezalandırılır. Düşünce suçları deyince dikkat etmeniz gerekemektedir. Düşünce, serbesttir. Düşünce suçu denilince cezalandırılan düşünce değil, fiildir. Kafanız karışmasın. İnsanlar her konuda istediklerini düşünebilirler. Bu konuda beis yoktur. Ancak ne zaman düşünce insan zihninden çıkar ve ifade edilerek fiile dönüşürse ceza hukukun alanına girer ve kanunla yasaklanmış bir fiilse suçun konusu oluşturur. İfade özgürlüğü ile düşünce suçlarını karıştırmayın. Toplum düzeni, normlar hiyerarşisinden oluşur. Buna hukuk diyoruz. İfade özgürlüğünün sınırı, hukuk kuralları ile çevrilidir. Kanunun suç saydığı bir fiili yani düşünce açıklamasını ifade özgürlüğü olarak nitelendiremeyiz."

Evet sevgili asinNART, 301. madde nedir biliyor musun?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun(Yeni)
Madde 301 - (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

Kanun metni gayet açık. Sen tabi olduğun millete sövceksin karşılığında ödül bekleyeceksin. Eğer buna karşı çıkmak gericilikse ben gericiyim. :) Eğer bu düşünce ya da ifade özgürlüğü ise olmaz olsun böyle özgürlük.
Saygılarımla
 
Katılım
18 Haz 2006
#9
Bumin' Alıntı:
revaç kazandırma. nitekim haysiyetsizin istediği revaç bulmaktır. onu kayıtsızlığa mahkum et. lütfen onu kayda değer görme.

+1
 
Katılım
29 Eki 2006
#10
en nihayetinde mevzu bahis şahıslar, k.çlarını yırtsalardı böyle reklam yapamazlardı..korkarım ; edebiyat dünyasına ticari bakış açısıyla yaklaşanlarca çok tutulacak bir yöntem moda olup çıkacak..ve menfi müdehaleler sonunda nihayet modifikasyona uğrayacak bir olgu olacak "türklük"
 
Katılım
29 Eki 2006
#11
en nihayetinde mevzu bahis şahıslar, k.çlarını yırtsalardı böyle reklam yapamazlardı..korkarım ; edebiyat dünyasına ticari bakış açısıyla yaklaşanlarca çok tutulacak bir yöntem moda olup çıkacak..ve menfi müdehaleler sonunda nihayet modifikasyona uğrayacak bir olgu olacak "türklük"
 
Katılım
29 Eki 2006
#12
söz konusu olan eğer bir yazarın,
yazdığı her ne ise bu yazısında kullandığı karakterler ise,
ve bu karekterlerin birer tahayyül ürünü olduğundan dolayı cezanın anlamsız olduğu ise,
denilmiş ki,
"bir parmak ayı gösteriyorsa parmağa değil aya bakmak lazım..."
parmak taşerondur bu durumda burda aslolan işaret edilen ay'ın ta kendisidir...
301. madde yanılmıyorsam 8 sefer değişen bir maddedir ve değişmeye de müsaittir...
lakin,
bunu bize dayatan avrupa kendi anayasasında bu maddenin benzerini muhafaza ederken ve bu maddenin deformasyonuna ve ihlaline ilişkin yazan ve konuşan insanları yargılarken bize bunu dayatması ne kadar anlamsızsa bizim de "emredersiniz efendimle" hareket etmemiz ve özümüzü koruyamayacak kadar aciz bırakacak hukuksal bir duruma düşmemiz o kadar anlamsızdır...
 
Katılım
29 Eki 2006
#13
edebiyatta ifade özgürlüğü konusundaki fikrime gelince;
özgürlük,
kanunun sınırlayışın olmadığı demek değil
aksine sınırlamalarla kanunlarla kazanılan bir durumdur...

insanını,insanlığı rencide edici,bir başkasının kanunlarla korunmuş
mahremini deşifre edici,memleketini milletini aşşağılayıcı herşeye karşıyım,
bunu kanunlarla belirleyenler de bizleriz zaten...
bizbize insan gibi yaşamayı hedefleyen ve bu bağlamda kanunllar çıkaran bizleriz...
eline kalem verildiyse "bu kalemi birileri için kır" denilmedi
bir kalem kırılacaksa bunu kanun kırar...
 
Katılım
29 Eki 2006
#14
bElIeVe' Alıntı:
edebiyatta ifade özgürlüğü konusundaki fikrime gelince;
özgürlük,
kanunun sınırlayışın olmadığı demek değil
aksine sınırlamalarla kanunlarla kazanılan bir durumdur...
bunu söylerken ki uzlaşmacı tavrını hissettiğimden şüphen olmasın ama gel gör ki ne konulan kanun sandığımız amaçlar dahilinde ne de tarafların tavrı konulan kanunların..
 
Katılım
29 Eki 2006
#15
Elbetteki hayatın her alanında olduğu gibi edebiyatta da ifade özgürlüğü olmalıdır. Zaten özgür düşünceye kapalı bir zihniyetle belli kalıplara uymak zorunluluğu ile yazılmış satırlara edebiyat demenin bir manası yoktur.

Ancak... İfade özgürlüğü ardına sığınılarak, insanların milli hassasiyetlerini dikkate almadan, bir millete yönelik siyasi iftira ve karalama kampanyası ile paralel şekilde fikir beyan etmek de açık söylemek gerekirse ne etik, nede hakkaniyet çerçevesinde bir davranıştır.

Bahsi geçen yazarın -Elif Şafak- kitabını okumadığım için, şahsı adına bir yorum yapma hakkını kendimde görmüyorum. Buraya yazara ait olduğu söylenen bir iki cümle koyulmuş. Şunu unutmamak gerekirki her cümle bir bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Keza bağımsız Türk Mahkemeleri yazarı akladığına göre bunun üzerine konuşmaya gerek yoktur -Gerçi aklanmaması gerektiğine dair izlenimler oldukça fazla-. Velhasıl kelam şeriatın kestiği parmak acımaz...
 
Katılım
25 Haz 2006
#16
Elbette ki özgür olunmalıdır. Ama sınırsız özgürlük herkese zarar verir. Belli başlı kutsallarımız vardır. Bunlara dil uzatmak özgürlük değil densizliktir. Edebiyatta densizliğe yer yoktur.

Bahtiyar Vahapzade'nin bir sözü var : "Geçmişine taş atanın geleceğine gülle atarlar" diye.

Türk-İslam Güneşiyle aydınlanan şanlı mazimizin karşısına küfrün karanlığını çıkarmak isteyenler küfür bataklığında boğulup gideceklerdir.

Bugün malesef öyle bir haldeyiz ki bir milli maçta gösterdiğimiz MİLLİ HASSASİYETİ kutsallarımıza dil uzatılırken gösteremiyoruz. Milli takım yabancı bir takımla maç edeceği zaman günler önceden basın-yayın propagandası yapılırken milli manevi değerlerimize saldırı yapıldığında basınımız sık sık sözünü ettikleri "tarafsızlık" ilkesini birden unutuveriyorlar.

Türklüğün ve İslamiyet'in tarafında olmaları gerekir ama hadi onu da istemiyoruz, karşı taraftan olmasınlar ona da razıyız...

Saygılarımla...
 
Katılım
2 Kas 2006
#17
Tabiki de hayır bence.Olmamalıdır yani.Konu özgürlüğünden bahsedebiliriz ama ifade özgürlüğü çok başka şey.Başkalarıyla paylaşmak istediğimiz herşey bence edebiyatın konusu olabilir ama önemli olan şey neyi nasıl ifade ettiğimizdir.Eğer ki biz edebiyat adına birşeyler yapmak istiyorsak ifademiz de edebi eser niteliğine yakışacak bir üslüp olmalıdır.
 
E

ecra

#18
Hiç kimse ifade özgürlüğü adına bir milletin değerlerini hiçe saymamalı. Elif Şafak'ın bahsi geçen kitabını okudum ve kendisinin bütün tabuları yıktığını gördüm. Düşünce ve ahlak bazında gerileme okudum ben bu kitapta ve beni ziyadesiyle rahatsız etti.
 
Katılım
25 Kas 2006
#19
Düşünce özgürlüğü de bir yere kadar.Çin'den,Viyana kapılarına kadar hüküm sürmüş bir millete bu denli ağır ithamlarda bulunulmaz.Bizim tarihimiz hoşgörü üzerine kuruludur;ne demek kasap Türkler...Bu tamamen orta çağ Avrupasının düşüncesidir.İşte bügün Ortadoğu ve Balkanların hali meydanda.Osmanlı hoşgörüsünün ne denli büyük olduğu artık anlaşılmalı.Yazarın romanındaki kişilerin bu sözleri söylediği,dolasıyla yazarın suçlanmaması gerekir diyenlere de şu sözü hatırlatıyorum.

Stefen Zweig:Dostoyevski volkan gibiydi. Bu yüzden kahramanları da volkan gibidir.Çünkü her şey kendisini yaratan tanrıya benzer.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap