Enel Hâk ?

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Hallac Mansur'un "enel hâk" yani ben yaratıcıyım ! demesini şu anki duygu ve düşüncelerinizle nasıl yorumlarsınız?

İşin aslı benim aklım almıyor bu " Enel Hâk " meselesini...
Konu hakkında görüşlerinizi alabilir miyim ?

(Hallac-ı Mansur hakkında bilgiye http://www.edebiyatturkiye.com/modules.php?name=Tutoriaux&rop=tutoriaux&did=45 bağlantısından sahip olabilirsiniz.)
 
Katılım
27 Mar 2006
#2
Ynt: Enel Hâk ?

Bazı araştırmalardan sonra aşağıda yazacağım açıklama bana mantıklı geldi. Siz ne derece doğru bulursunuz bilmiyorum.

Hallâc-ı Mansûr Allahü teâlânın aşkı ile kendinden geçtiği bir sırada; "Enel-Hak= (Ben Hakkım)" sözünü söylüyor. Bu sözünü, zâhir âlimleri dalâlete ve ilhâda hükmedip katline fetvâ veriyorlar.

Kalbin masivadan arınarak Hakk’ın esma, sıfat ve zılâl nûrlarına ayna olması sonucu meydana gelen şiddetli sevgi ve aşk sebebiyle salik, akis ve gölgeleri Hakk’ın kendisi zanneder. Hallac’ın "Ene’l-Hakk" dediği makam burasıdır.

Elini ateşe sokan kişinin yandığında can havliyle: "Yandım, ateş oldum." demesi nasıl mecazi bir hakikati ifade ediyorsa ve bu söz; söyleyenin gerçekten ateş olduğunu göstermiyorsa "Enel-Hak" sözü de böyle bir mecazi idraktir. Kulun kendi fiil ve davranışlarını görmez olup kendisinde olan fillerin Allah’a aid olduğunu idrak etmesidir.

"Sen çekilince aradan- Kalır seni Yaradan" bu anlamda söylenmiştir. Bu anlamda söylenmiş bir söz, elbette küfür değildir. Ancak iltibasa müsaid olduğundan bu tür sözleri, sadece beşerî sıfatlardan soyutlanıp ilahî sıfatlarla muttasıf olanlar söyleyebilir. "Ene’l-Hakk" sözünün söylendiği makam Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarıyla idrak olunduğu makamdır. "Hakk" ismi, esma ve sıfat tecellîsidir. Bu yüzden sûfîlerden "Ene’l-Hakk" diyenler çıktığı halde "Enallah" diyenler çıkmamıştır. (alıntı)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#3
Ynt: Enel Hâk ?

Mansur’un o devirde kullandığı bu söz onun bütün hücreleriyle Allah’a olan aşkını itirafı veya haykırışıydı kuşkusuz, ama anlaşılamadı. Kardelen’in yaptığı alıntı da bunu bizlere kanıtlar nitelikte. Ondaki ilâhi aşk bizim algılarımızın çok çok üzerine erişmiştir. Şöyle ki: 

Bir rivayete göre  Mansur idam edilmeye götürüldüğü sırada caminin yanından geçerken ezan okunmaya başlamış. Hallac-ı Mansur minareye dönerek :
Yalancı!
diyerek bağırmış. Etrafındakiler ona tövbe etmesini söylemişler fakat o şöyle söylemiş : Eğer o gerçekten yürekten Allahuekber deseydi minare ayaklarının altında erirdi.
Sonra hemen yolun kenarında bulunan büyük bir kayanın üstüne çıkıp : Allahuekber! diye bağırmış. Kaya su olup, ayaklarının altından akıvermiş.

“Hallac-ı Mansur'un düşünceleri "Allah,insan,evren" konularını içerir ve varlık birliğini savunur.

Enel Hakk sözünü ise şöyle açıklar:

“ Halk’ta yer alan Hak unsuru dolayısıyla Hak, halk’la aynıdır."
Tabi anlaşılması kolay bir söz değildir bu.
“Hallac’a göre; gerçek olan, var olan,"Bir"dir."Çokluk bir görüştür.Bir’in değişik biçim ve nitelikte yansımasıdır. Bu "Bir" de Allah’dır. Ancak, evren ve insan bu "Bir’in dışında değil, içindedir, onunla özdeştir.”

Mevlana Celaleddin Rumi; Mesnevisinde, Hallac'la ilgili şu hayranlık ifadesi sözlerini söyler:
"Gerçeği, işaretle anlatan Hallac’ı halk darağacına çekti. Hallac sağ olsaydı, sırlarının büyüklüğü yüzünden o beni darağacına çekerdi."
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#4
Ynt: Enel Hâk ?

Söylenenlere göre Hallac devrinde anlaşılmadı, peki Hallac'ı açıklamak için kullandığımız düşünceler fikirler gerçekten Hallac'ın fikirleri mi, düşündükleri mi yoksa daha sonradan
Hallac'ı anlamaya çalışanların "bu adam aslında bunları demek istiyor" dedikleri mi?
Zannımca 2.seçenek biraz daha mantiken doğru .Nitekim bütün bir tasavvuf felsefesinin temelini oluşturuyor bu anlayış.Şahsen ben şu anki bilgi haznem ile Hallac'ın o çağlar önce düşündüklerini tam anlamıyla anlamıyorum.Ki şu anda biraz olsun anlamam da senelerdir gördüğüm eğitimden dolayıdır.

---

Hallac-ı Mansur minareye dönerek :
Yalancı!
diyerek bağırmış. Etrafındakiler ona tövbe etmesini söylemişler fakat o şöyle söylemiş : Eğer o gerçekten yürekten Allahuekber deseydi minare ayaklarının altında erirdi.

---

Hallac'ın gerçekten "Allahüekber" diyebileceği konusunda ihtilafta kaldım.Tamam "enel hâk" diyerek ölümü göze almış biri.Ama bilmiyorum neden ama samimi mi yoksa değil mi halen anlamış değilim.

Siz anlayabiliyor musunuz?Kendi cümlelerinizle ifade ederek Hallac'tan ne anladığınızı anlatabilir misiniz ?
 
Katılım
27 Mar 2006
#5
Ynt: Enel Hâk ?

Ene’l-Hakk" sözünün söylendiği makam Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarıyla idrak olunduğu makamdır. "Hakk" ismi, esma ve sıfat tecellîsidir. Bu yüzden sûfîlerden "Ene’l-Hakk" diyenler çıktığı halde "Enallah" diyenler çıkmamıştır.
Bu kısım yeterince açık bence, Hakk,isim ve sıfatlarıyla hallacın gönlünde tecelli ediyor ve kendisini hakkın yeryüzündeki gölgesi olarak nitelendiriyor.. Benim anladığım bu..
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#6
Ynt: Enel Hâk ?

UluğBey' Alıntı:
Hallac'ın gerçekten "Allahüekber" diyebileceği konusunda ihtilafta kaldım.Ama bilmiyorum neden ama samimi mi yoksa değil mi halen anlamış değilim.Siz anlayabiliyor musunuz?Kendi cümlelerinizle ifade ederek Hallac'tan ne anladığınızı anlatabilir misiniz ?
Hallac'ı tamamen öznel ifadelerle anlatabilmek için onun yaşadığı devirde yaşamış olmak ve onu birebir tanımış olmak gerekirdi diye düşünüyorum. Gördüğüm dersler ışığında ben onun "Allahüekber" derken bunu bütün kalbiyle söylediğine inanıyorum. Bunun için birçok sebep de gösterebilirim: Onun islâmı yaymak amacıyla şehir şehir dolaşması, gittiği birçok yerde kerametler göstermesi, çok küçük yaşta Kur'an-ı Kerîm'i ezberlemiş ve kendine göre yorumlamış olması, hayatının neredeyse tamamını zikr ve ibadetle geçirmiş olması vb.

Onun yanlış anlaşılması konusuna gelince, tasavvuf ilmine tam anlamıyla sahip olan insanların, tasavvufun bazı öğretilerini teşhir etmeleri doğru karşılanmaz. Mesela çileye veya halvete giren kişiler orada yaşadıklarını sadece hocalarına anlatabilirler. Mansur'un yaptığı şey ise kendi ruh aleminde vuku bulan olağanüstü hadiseleri halkın önünde açıkça ifade etmesiydi. Çevresindekilerin onu anlayamama sebebi de sanırım anlattığı veya yazdığı şeylerin halkın düşünce sınırlarını aşmış olmasıydı.

Diğer yandan onun tasavvufi öğretileri bu kadar rahat gün yüzüne çıkarmış olması çevresindeki Sûfileri rahatsız etmiş de olabilir. Tabiki bu yazdıklarım tamamen varsayımdan ibaret ama bu şekilde düşündüğüm zaman onun " Allahüekber" "ve "EnelHakk" derken samimi olduğuna inanabiliyorum. Ama gerçeği Allahüteâlâ'dan başkası bilemez. 

Peki siz neden onun bu konuda samimi olmadığını düşünüyorsunuz? Ya da neden ihtilafta kaldınız merak ettim doğrusu.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#7
Ynt: Enel Hâk ?

Peki siz neden onun bu konuda samimi olmadığını düşünüyorsunuz? Ya da neden ihtilafta kaldınız merak ettim doğrusu.
Onun bu konuda samimi olmadığını düşünmüyorum demeyelim de onun bu konuda samimi olup olmadığıı bilmiyorum diyeyim o zaman.Öyle derin bir düşünce var ki bu " enel hâk " mevzusunda,bir insan aklı sıfırdan bunları düüşünmüş olabilir mi diye kendime sorduğum oluyor.Sonuçta o adamın durumu bize anlatılanlardan ibaret, birileri onun dediklerini geliştirirmiş , bilimsel bir merkeze oturtup önümüze sunmuştur.Yani önce oyunun sonucu verilmiş( tabiirimi mazur görün, teşbihte hata olmaz derler) sonra kuralları dizilmiş.Yani Hallac-ı Mansur iyiden iyiye bunun felsefesini yapmamış ve hâl ile uygulamaya çalışmış zannımca.Bütün bu felsefe anlaşını alanım gerektirdiği ölçüde bilmeme rağmen ben kendim " enel hâk " diyemiyorum.Sanırım bu benim insan-ı kâmil ve mürşid-i kâmil olmayışımdan ileri geliyor.

Hani bir beyit inceler hoca, anlatır durur, şair burada şunu demek istemiş, şunları düşünmüş , şöyle yapmış böyle yapmış, bazen ağzının açık kaldığı olur.Hadi bee, dersin bu kadarını da düşünmüş olamaz diye.Ama şairi kendi şiirini açıklmadığı için ve belli temayüller dahilinde bizim onun şiirini açıkladığımız için varacağımız sonuç doğru da olabilir yanlışta.Ben bu açıdan bakıyorum , belki zihnimde yaratıcının kendini görmek istemesi için dünyayı yaratması ve iyilik ve kötülük her şeyin onun bir parçası olduğunun söylenmesi düşüncesini mantığımın kabul etmemesidir bu soruları sormamın nedeni.İyide o her şeye muktedirdir, kendisini görmesi gerekmez, zaten kendisinden haberdâr olandır.Âlemi yaratma nedenini kur'an-ı kerim de açıkça ifade etmiştir.Bu bilgilerden hareketle ilerlediğimde konu hakkında ihtilafa düştüğüm olur.Ama dediğim gibi, 2 taraflı bir ok, gerçekten dediğiniz gibi bir durum olabilir ama olmayabilir de:) Ben işte bu olmayabilir tarafına arada bir de olsa bakmak isterim, ki buraya bu konuyu açma nedenim de budur ;)
 
Katılım
8 May 2007
#8
Ynt: Enel Hâk ?

Bir kişinin söylediği cümleyi ancak kendisi yorumlayabilir, biz istediğimiz kadar bunun üzerinde kafa yoralım, bu cümleyi neden kullandığına dair kesin bir cevap veremeyiz. Ancak varsayımlarda bulunabiliriz.
Hallac'ın gerçekten "Allahüekber diyebileceği ve Enel-Hâk konusunda ihtilafta kalınması çok doğal, çünkü söylenilenler rivayetten ibaret, yaşanılanların zaman aşımına uğraması ve Mansûr hakkında pek fazla bilginin bulunmaması bizi kesin şeyler söylemekten men ediyor.

Acaba Mansûr gerçekten bu cümleyi, her insanın içinde tanrının bir parçasının olduğu fikrini belirtmek için mi dile getirdi? Bana göre bu sorunun cevabı evet. Tasavvufta makamlar vardır, Mansur’un burada ulaştığı makam ise fenafillâh makamıdır. Mansur artık, Allah’la yok olmuştur. Bu konuyla ilgili belgemiz yok, ama rivayete başvuralım;

Rivayet olunur ki;
Hallac idam edilecegi zaman yanina seytan gelir:
-Ben de seninle ayni şeyi söyledim, ancak sen Allah'in rahmetine mazhar oldun, ben ise lanetine. bu nasil oluyor?
Hallac’ın cevabi, bütün düşüncesini özetler:
-sen ene'l hak dediğinde kendini düşündün, kendini söyledin; ben ise bunu kendimden çıkarak söyledim.
 
Katılım
26 Nis 2007
#9
Ynt: Enel Hâk ?

UluğBey' Alıntı:
belki zihnimde yaratıcının kendini görmek istemesi için dünyayı yaratması ve iyilik ve kötülük her şeyin onun bir parçası olduğunun söylenmesi düşüncesini mantığımın kabul etmemesidir bu soruları sormamın nedeni.İyide o her şeye muktedirdir, kendisini görmesi gerekmez, zaten kendisinden haberdâr olandır.Âlemi yaratma nedenini kur'an-ı kerim de açıkça ifade etmiştir.
Kardeş rica etsem bunu biraz açabilir misin? Yani Allah'ın âlemi yaratma nedeni kendini görmek istemesi midir? Ya da kendini görmek istemek ne demektir? Ben yanlış anladım galiba da öyle olup olmadığını merak ediyorum..
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#10
Ynt: Enel Hâk ?

Bunu açarım tabii ki ferahsan kardeşim.Ama ne kadar açabilirim, bilmiyorum.Alıntıladığın kısım, mutasavvıfların yani tasavvuf felsefesi anlayışına göre inanan, yaşayan insanların düşünceleridir.En azından bana anlatılan bu :) Kendini görmek istemesi ne demektir? Güzel soru, bu soruya felsefik olarak bir yanıt verilebilir elbette, uzun uzadıya acaba kendini görmekten kasıt nedir konuşabiliriz. Zaten sen benim orada kullandığım anlamı anlamışsındır.Demem odur ki kainattaki iyi ve kötü olan her şey aslında yaratıcının bir parçasıdır anlayışıdır bu.

“Varlığın aynası nedir? Yokluk. Varlık yoklukta görülebilir; zenginler yoksula cömertlikte bulunabilirler. Bir yerde yokluk, noksan var mı, orası, bütün sanatların hünerlerin aynasıdır. Elbise biçilmiş dikilmiş olursa terzinin hüneri nasıl görünür?
Marangoz ağaçları yontup birleştirmeli ki bir iş yapmış olsun. Bakırın horluğu, bayağılığı meydanda olmazsa kimya nasıl görünür? Noksanlar olgunluğun aynasıdır; o horluk üstünlüğün, ululuğun aynasıdır. Gerçekten de zıddı meydana çıkaran onun zıddı olan şeydir. Kendi noksanını gören olgunlaşmaya on atla koşar. ” (Gölpınarlı, 1989,c.I:533-535)
Allah sanatkârdır, bu âlemin yaratıcısıdır, her sanat eserinde sanatçısının bir izinin görülebileceği gibi bu kainatta da böyledir.

Yani Allah'ın âlemi yaratma nedeni kendini görmek istemesi midir?
Bilgilerim beni yanıltmıyorsa mutasavvıflar böyle diyor.Yukarıdaki iletimde ise aslında Allah'ın kainatı yaratma nedenini Kur'an-ı Kerim'de ifade ettiğini yazmıştım.Bunları yazan biri olarak sorduğun bu soruya "evet" yanıtını vermemi beklemezsin sanırım :)

Dolayısıyla pek de mantığımın yatmadığı ya da anlamadığım bir ifadeyi şerhe kalkmak sanırım hata olur.Dediğim gibi, benin kullanılan bu cümleden kastım,ki hocalarımın da kastı buydu; bu cümlelerden ilk anladığın anlamdır.Yani 2. veya 3. anlam değil.Deşelersek dibini belki yeni yeni anlamlar çıkarabiliriz.Ama işin aslı deşelemeye de pek niyetli değilim, çünkü dediğim gibi öncelikle bu felsefeyi tam anlamıyla anlamam gerekli, ancak daha sonra hüküm verme konusunda kendimi yeterli görebilirim.
 
Katılım
26 Nis 2007
#11
Ynt: Enel Hâk ?

Ben alemin yaratılışı ile ilgili düşünceni merak etmiştim yazdıklarından da cevabımı aldım sayılır. Mutasavvıfların yaptığı bir nevi panteizmdir diyebiliriz. Yani fena fi'llah denilen makam ya da var olan herşeyin onun bir parçası olması gibi inanışlar. Bilindiği üzere ise bir kudsî hadiste Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: “Küntü kenzen mahfiyyen fehalaktü'l halka liya'rifûnî” ( Ben gizli bir hazineydim; bilinmeyi istedim ve bunun için mahlukâtı yarattım) Burda esas olan Allah'ın bilinmek istemesidir. Ya da "ve ma halaktu'l cinne ve'l inse illa li ya'budûn" diyen Zariyat suresinin 56. ayeti kainatın yaratılışına delil olarak söylenebilir sanırım. Bu durumda senin düşüncelerini mi desteklemiş oluyorum :) Neyse ya ben biraz düşüneyim en iyisi..
 
Katılım
26 Nis 2007
#13
Ynt: Enel Hâk ?

Düşündüm.. Hem de günün büyük bir kısmını bu mesajı düşünerek geçirdim. Bir hata, hem de sadece bunu düşünmemi sağlayacak bir hata, yapmıştım çünkü: Hadis alimlerinin sahihliğinde ihtilafa düştüğü bir hadisi buraya eklemiştim. Sordum soruşturdum.. Vicdanımı rahatlatacak tek şey, sanki yazdığım ayeti de bilircesine, Aliyyü'l-Kâri'nin İbn Abbas'ın Zariyat 56. ayete getirdiği yoruma dayanarak hadisin sahih olmadığını ancak manasının doğru olduğunu söylemesiydi. Yine de vicdanımı rahatsız eden bu durumu biran önce düzeltmeliydim. Düzelttim de vesselam..
 
Katılım
10 Ağu 2007
#14
Ynt: Enel Hâk ?

Selamün Aleyküm…
Siteye yeni üye olmuş birisiyim. Haliyle sitenin muhteviyatını öğrenmek için tabiri caizse bir sörf yaptım. Bölüm başlıkları bayağı güzel, profesyonellik kokuyor.
Sitede gezinti esnasında Tasavvuf bölümünde Enel-Hak başlıklı bir konu başlatmışsınız ve bunu pek anlayamadığınızı ifade etmişsiniz.
Zaten bizim gibi sıradan insanların –manevi anlamda- bu sözü tam manasıyla anlaması imkansız. Hallac-ı Mansur evliyaullahın büyüklerindendir. O manevi terakkisi neticesinde böyle bir laf etmiştir. Zamanın sıradan insanları tarafından tabi olarak yanlış anlaşılmıştır.Netice hepimizin malumu.
Size tavsiyem bu Enel-Hak sözüne fazla kafa yormayınız. Tasavvufun derinliklerini yüzeydeki bizler kolay idrak edemeyiz. Derinlere dalmamanın maneviyat dünyamız açısından faydalı olacağı kanaatindeyim. Saygılar…
 
S

SERTER

#15
Ynt: Enel Hâk ?


vahdeti vücut kabul görülen (dünya literatüründe) O olmak tır.
O'ndan kasıt zihinsel bütünlüğünde tam kabili olarak düşündüğün nesne yada
herneyse.
keza Allahın buyurduğu gibikulunu yaratırken nurundan nur üfledi yani bir zerre kendinden kattı
bunu fark eden mansur "şaşkın ve hayret aleminde olduğu için "aradığım bende imiş ben meğerse O imişim" dedi. tabi kolundan tutup sakin ol diyen olmadığı için(mürşidi) "sıçradı" buradaki sıçrayış gayb aleminedir

gelelim tasavvuftaki izaha:( bazılarının tasavvuf diyince kulağına ney sesleri geliyomuş Allahın körleri...)
"yaratılmışların en üstünü olan insan" tasavvufta belki karşılaşmışssınızdır" hakkel iman mertebesine geldiği zaman "Allahım" der "Allahta ona Buyur ya Kulum"der.
çünkü o kul seyri afakiden seyri enfüse gelmiştir. ve oradan vaslı üryana yol alır

asıl marifet:
Şems'in Mevlana ya sorduğu (ilmini test ettiği) sorudaki cevap tadır.

ve İmam Rabbani (hocamın) dediği şu vecz de didiklenmesi gereken bir sözdür
"velayet makamı nübüvvet makamının yanında çocuk oyuncağı kalır".
(burada imam Rabani(hocamın) ilmine bir mercek altına alın neyi küçümsüyor neyin yanında vayyy beeee (nasıl bi insansın)

fıkıh a göre -Allahlık- taslayan recm edeilir-yani birine Allahmısınız lan-diyip dalamazssınız :)))
ya taşa tutulur, yada kılıçla vurulur(tabi yan değil dikine :)))
Allah kalplere bakacağı için öbür alemde Hallacın hesp vermesi gereken bişiy leri vardır illaki
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap