Etimolojik Tahliller & Kelime Tarihi

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Ekinoks

İlkbahar geldi. Gün-tün(gece) eşitliği olan "Ekinoks" Latince kökenlidir.
Aequus(eşit) ve Noks(gece) kelimelerinin birleşmesinden oluşur.

Bu sırada dünyanın bir an uyuyup uyandığında ve bu sırada soluğunun ısınıp kalbinin attığına inanılır. Çünkü "İlkyaz, Evvelbahar" gelmiştir.
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Memat

"Hayat memat meselesi." derken kullandığımız bu sözcük dilimize Arapçadan geçmiştir. Ölüm anlamına gelen bu sözcük "mevt, meftâ" sözcükleriyle akrabadır.

Hayâti ismi gibi Memâti ismi de kullanılır ama nâdiren.
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Serbest

Farsça "baş" anlamındaki "ser" kelimesi ile
"Bağlı" anlamındaki "best" kelimelerinin
buluşmasından geliyor.

Aslında başı bağlı, istediği gibi hareket edemeyen demek. Türkçe'de "İstediği gibi hareket edebilen" anlamını kazanmış.

Kim bilir belki de bağlanmak, en büyük özgürlüktür.
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Reşad Ekrem Koçu'nun,Tarihimizde Garip Vakalar adlı eserinde "1669 yılında İstanbul'da Eğrikapı çöplüğünde dolaşan baldırı çıplak takımından bir adam bir yuvarlak taş bulur. Bir yaymacı kaşıkçıya giderek üç tahta kaşığa değişir" bilgisine denk gelip kafamda "kaşıkcı elması burdan mi geliyor?"la başlayan deli sorular.:)
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
"Dönüş, Yunancada nostos demek. Algos, keder anlamına geliyor. Yani nostalji, doyurulamamış dönüş arzusundan kaynaklanan bir keder."
Milan Kundera, Bilmemek
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Kıv-

Orta Türkçede kıv- filli "çekmek,düzeltmek" anlamında kullanılırdı. Bu kökten "kıvır-, kıvırcık, kıvrak " kelimelerinin yanı sıra "ağrı,sancı fizikî veya heyecan gibi ruhî nedenlerle vücudun eğilip bükülmesi " anlamındaki "kıvranmak" sözcüğü türemiştir.

(Tuncer Gülensoy)
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Bulgar

"Karıştıran" anlamındaki "Bulgar" sözü Eski Türkçede "kaos çıkarmak" anlamına gelen "bulga-" fiili kökünden türer.
Talat Tekin'e göre Bulgarlar, isyanları yüzünden böyle adlandırılmış.
"bulga-" ; bulaşık, bulanık, bulamaç vd. sözlerde hâlâ yaşar.
Yeni türeyen "bulaş" ufak bir kaosa sebep olsa da dile yerleşecek gibi.

(Hatice Şirin)
 

Simurg

sabır & edeple
sayende
Kökü Farsça'daki 'saye' yani 'gölge' kelimesine dayanan çok mütevazi bir kelimedir. Bir kişiye 'senin sayende buralara geldim' dediğinizde aslında şunu da demiş oluyorsunuz: 'senin gölgende buralara geldim.
 

UluğBey

Divan Üyesi
968C6158-49F3-4EC2-B3D4-A37ACA1C689A.jpeg
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Dil ve Anlam bağlamında bir paylaşım olsun bu da.
Bu günlerde sıkça kullandığımız 'dokunmak' sözü, Eski Türkçede "çarpmak, vurmak, zarar vermek" anlamına geliyordu. Yüzyıllar içinde günümüzdeki “temas etmek” anlamını kazandı. Korona, dokunanı bu yüzden çarpıyor!

(Ali Akar)
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Akdeniz-Karadeniz
Şamanist dönemde, Türkler için her yönün bir renk simgesi vardı. Kuzeyin simgesi kara, batı'nın simgesi ak renkti. Bu yüzden kuzeyimizdeki denizin adı "Karadeniz", batımızdaki denizin adı "Akdeniz"dir.

Not: Akdeniz'in Yunanistan ile Anadolu arasındaki uzantısına "ege" demek çok yakın bir dönemde ortaya çıkmıştır. Atatürk'ün "ordular ilk hedefiniz Akdenizdir" dediği deniz, ege'dir.
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Sezaryen
Atina kralı Sezar'ın da ismi olan "Ceaser" kelime anlamı olarak "kesik, kesilmiş" anlamına gelir. Kral ya da dedesi annesinin karnından kesilerek çıkarıldığı için bu isim ile anılmıştır.
Sezaryen doğum ifadesi de buradan gelir:"Annesinin karnından kesilerek alınan."
Kaynak:
@Tarih Lugati
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Farsça “-gâh” soneki yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.
-Destgâh
-Güzergah
-Tenezzühgâh
-Dergâh
-İkametgâh
-Karargâh
-Ordugâh
-İbadetgâh
-Ticaretgâh
- Talimgâh
-Ziyaretgâh
-Namazgâh
-Girizgâh
[automerge]1594370801[/automerge]
"Tesâdüf etmek" ibâresi ise tercih etmediğim bir ibâredir zîrâ tesadüf diye bir şey yoktur. :)
Sevgili @Semender , Teoman Duralı hocayla hemfikirliğinizi gün yüzüne çıkarmak isterim:)
"Hayatta hiçbir şeyin tesâdüf olmadığı kanısına vardım. Hepsi baştan hazırlanmış, ben de bunlarda bir oyuncuyum, başka bir şey değilim"
 
Son düzenleme:

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Danışma neden danışmamak anlamında çağrışım yapıyor.
 

UluğBey

Divan Üyesi
Danışma neden danışmamak anlamında çağrışım yapıyor.
Danış fiil kökünden gelerek belli bir kavramın karşılığı yapar buradaki "-ma" eki.

Tıpkı

dondurma
dolma

kelimelerinde oldu gibi. Bunlar belli bir kavramın karşılığıdır. İsim olmuştur.


Bu biraz da kullanıldığı cümle ile alakalı.

"Kardeşim sen bana danışma " dersek danışma sözcüğündeki -ma olumsuzluk eki iken

"Danışma yolun karşısında" dediğimizde artık "danışma" belli bir kavramın karşılığı olmuştur. Yani isimdir. Tıpkı “dolma,dondurma” gibi.


Hani ciddi olarak mı sordunuz şaka yollu mu emin olamadım ama yine de yanıt vermiş olayım :)

Bu arada iletilerinizin tamanında kalın karekter kullanmak yerine sadece vurgulamak istediğiniz kısımları kalın yazarsanız daha hoş gözükür.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst