Etimolojik Tahliller & Kelime Tarihi

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Teşekkürler ederim alakanız bilgi ile aydınlattığınız için,ha ciddi ha şaka önemli olan öğrenmek için kapıyı açanlara selam vermek,selamlarımla.
 

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Farsça “-gâh” soneki yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.
-Destgâh
-Güzergah
-Tenezzühgâh
-Dergâh
-İkametgâh
-Karargâh
-Ordugâh
-İbadetgâh
-Ticaretgâh
- Talimgâh
-Ziyaretgâh
-Namazgâh
-Girizgâh
[automerge]1594370801[/automerge]

Sevgili @Semender , Teoman Duralı hocayla hemfikirliğinizi gün yüzüne çıkarmak isterim:)
"Hayatta hiçbir şeyin tesâdüf olmadığı kanısına vardım. Hepsi baştan hazırlanmış, ben de bunlarda bir oyuncuyum, başka bir şey değilim"
İki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi ne kadar güzeldir bunu anlatmaya kelimeler yetmez,olanların daha ayrıntılı olarak anlaşılması da diyebiliir rmiyiz tartışmak gerekir,anlaşılır ağır bir adımla sanki yarım olanın tamamlanması gibi bir şey,bilmem sizler ne dersiniz kardeşlerim,selamlarımla.
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Turkuaz rengi, adını Türkiye’de bulunan firuze taşından alıyor. Fransızlar Türkiye’den giden bu taşa “Türk’e özgü” anlamına gelen turquoise adını vermişlerdir. Bu sebeple Türklerle özdeşleşmiş bir renk olan turkuaz, dünyanın pek çok ülkesinde Türk rengi olarak tanınmaktadır.
 

Bir Şûh-i Sitemkâr

Dîvân Üyesi
Turkuaz rengi, adını Türkiye’de bulunan firuze taşından alıyor. Fransızlar Türkiye’den giden bu taşa “Türk’e özgü” anlamına gelen turquoise adını vermişlerdir. Bu sebeple Türklerle özdeşleşmiş bir renk olan turkuaz, dünyanın pek çok ülkesinde Türk rengi olarak tanınmaktadır.
Gök yeşili diye okumuştum bir yerde sanki hatırlayamadım .
[automerge]1595320763[/automerge]
Farsça “-gâh” soneki yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.
-Destgâh
-Güzergah
-Tenezzühgâh
-Dergâh
-İkametgâh
-Karargâh
-Ordugâh
-İbadetgâh
-Ticaretgâh
- Talimgâh
-Ziyaretgâh
-Namazgâh
-Girizgâh
[automerge]1594370801[/automerge]

Sevgili @Semender , Teoman Duralı hocayla hemfikirliğinizi gün yüzüne çıkarmak isterim:)
"Hayatta hiçbir şeyin tesâdüf olmadığı kanısına vardım. Hepsi baştan hazırlanmış, ben de bunlarda bir oyuncuyum, başka bir şey değilim"
gâh bâ-gâh : zaman zaman
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Ali Akar hocam der ki;
Okuyana "okur",
yazana "yazar",
konuşana "konuşur" diyoruz.
Emojiyle iletişim kuranlar ne konuşur ne okur ne de yazardır.
Onlara da "bakar" mı desek acaba?

@Mina ,@Kâşif Çelebi :)
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
İsmail Şahin'in Neden Karı Koca yorumunu İzdiham satirlariyla harmanlayarak etimolojiyi sevmek:)


Annem, babama; "eşim de eşim, o ne öyle karım!" diye çıkıştıkça, babam o meşhur sözü söyler ve gülerdi: "Ben dağ gibiyim, sen de başımdaki karım."
İzdiham 45, Mehmet Ercan
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
"Başın sağ" olsun ifadesini ilginç bulanlar giden gitti ama sen sağsın diyen acıyı hafifletmeyen bir ifade eder sanır,baş kelimesi Anadolu Türkçesinde yara demektir sağ olsun da sağalsının dönüşmüş hali yani yaran iyileşsin demektir,yani duadır.
(Alıntı)
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
Anadolu:
Fırat ve Ege Denizi arasındaki bölgeye antik Yunancada anatolē (ανατολη) denilmektedir. Yani "yükselen, yükseliş". Güneş'in her gün yükseldiğini gördükleri yere başka ne diyebilirlerdi ki:)
 

Dilhun

Dîvân Üyesi
“Yeşil”in aslı, “yaşıl.” Zira kuru olan değil, yaş olan yeşildir. “Yaşamak”, “yaş almak”, “yaşlanmak”, ortak kökten. Bugün tabiatla bağı kopmuş, gerçek anlamda yaşamayan insanın, üretim-tüketim döngüsü dışına çıkmış “yaşlı”ya saygı göstermesi, imkansız.
Bertan Rona
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Eski Yunanca "gráphō" çizmek, yazmak, kazımak anlamına gelir.
Gramafon: Ses yazmak
Biyografi: Yaşam yazmak
Bibliyografi: Kitap yazmak, listelemek
Coğrafya: Yeryüzünü yazmak, çizmek
Demografi: Nüfus yazımı, kaydı
Epigrafi: Mezar yazıtı, son-yazı
Fotoğraf: Işığı yazmak, görüntü kaydı
Sismograf: Deprem yazıcı, deprem kayıt cihazı
Telegraf: Uzak-yazar
Tipografi: Harflerle yapılan baskı
Tomografi: Kesit yazımı, bedeni kesitler halinde
görüntüleme cihazı
Tipografi: Yer yazımı-çizimi
Gram: Çizik, çentik, harf, ağırlık birimi
Gramer: Doğru yazı yazma bilgisi
Pentegram: Beş köşeli yıldız
Program: Ön yazı
Grafiti: Yazmak, kazımak
Serigrafi: İpekli kumaş üzerine baskı
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Kezban,Madam,Leydi
"Kezban'ın TDK Kişi Adları Sözlüğü'ndeki "kahya kadın" anlamına bakarsak, Arapça kizb "yalancı"dan değil Farsça "kedbanu"dan evrimleşmiş. Hoş, kezban artık bir kadın adından çok bir kadın türü gibi anlaşılmakta ya, bu ayrı bir mevzu...
Ked-banu, "ev" anlamlı kes ile Perslerde "soylu kadın" anlamlı bir unvan olan banu'nun birleşmesi ile ortaya çıkmış. Farsçada "ev kadını, evli kadın, ana kadın" gibi anlamaları var. "Aile reisi, damat, evli erkek, muhterem, saygın kişi" gibi anlamları olan ve Farsçadan Türkçeye geçen başka bir sözcük ked-hüda'nın dişil karşılığı. Kedhüda, bugünkü Türkçede çeşitli ses değişmeleri ile kâhya olarak yaşar.
Fransızların soylu hatunu "dame" (madam/matmazeldeki ve eskiden disko-barların kapısında "damsız girilmez" yazısındaki dam) ise Latince "ev" anlamlı "dönüş"dan geliyor. O da "ev kadını" demekmiş! İngilizlerin soylu kadını "leydi"nin ilk anlamı da meğersem "hamur yoğuran"mış!
Gördüğünüz gibi Ortaçağ dilleri kadına ev ve mutfak dışında bir rol vermemiş. İster Aişe isterse Roda Luxemburg olsun Eduardo Galeano'nun sözleriyle "kadının mutfaktan ve evden çıkması felaket sayılmış." Bu suça sadece ortaçağın teologları ve erkekleri değil uzay çağının kariyer sahibi kadınları bile ortaktır. Nereye gitsem kadınları toplaşmış birbirlerine kek,poğaça, börek tarif eder buluyorum. Kadınlar kendilerine biçilen mutfaktaki rolden gayet memnunlar. Mutfağa girmeyelim demiyorum. Mutfağa karşı cinsleri de alıştıralım, başka konulardan da konuşalım, arada bir de mutfaktan çıkalım diyorum."
(Hatice Şirin-Sözcük Hikayeleri)
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Kezban,Madam,Leydi
"Kezban'ın TDK Kişi Adları Sözlüğü'ndeki "kahya kadın" anlamına bakarsak, Arapça kizb "yalancı"dan değil Farsça "kedbanu"dan evrimleşmiş. Hoş, kezban artık bir kadın adından çok bir kadın türü gibi anlaşılmakta ya, bu ayrı bir mevzu...
Ked-banu, "ev" anlamlı kes ile Perslerde "soylu kadın" anlamlı bir unvan olan banu'nun birleşmesi ile ortaya çıkmış. Farsçada "ev kadını, evli kadın, ana kadın" gibi anlamaları var. "Aile reisi, damat, evli erkek, muhterem, saygın kişi" gibi anlamları olan ve Farsçadan Türkçeye geçen başka bir sözcük ked-hüda'nın dişil karşılığı. Kedhüda, bugünkü Türkçede çeşitli ses değişmeleri ile kâhya olarak yaşar.
Fransızların soylu hatunu "dame" (madam/matmazeldeki ve eskiden disko-barların kapısında "damsız girilmez" yazısındaki dam) ise Latince "ev" anlamlı "dönüş"dan geliyor. O da "ev kadını" demekmiş! İngilizlerin soylu kadını "leydi"nin ilk anlamı da meğersem "hamur yoğuran"mış!
Gördüğünüz gibi Ortaçağ dilleri kadına ev ve mutfak dışında bir rol vermemiş. İster Aişe isterse Roda Luxemburg olsun Eduardo Galeano'nun sözleriyle "kadının mutfaktan ve evden çıkması felaket sayılmış." Bu suça sadece ortaçağın teologları ve erkekleri değil uzay çağının kariyer sahibi kadınları bile ortaktır. Nereye gitsem kadınları toplaşmış birbirlerine kek,poğaça, börek tarif eder buluyorum. Kadınlar kendilerine biçilen mutfaktaki rolden gayet memnunlar. Mutfağa girmeyelim demiyorum. Mutfağa karşı cinsleri de alıştıralım, başka konulardan da konuşalım, arada bir de mutfaktan çıkalım diyorum."
(Hatice Şirin-Sözcük Hikayeleri)
@mehmet baki nasıl gidiyor kek çalışmaları :D
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
@mehmet baki nasıl gidiyor kek çalışmaları :D
On numero beş yıldız. Kezban/kedbanu elime su dökemez @ferahsan erkeğin fendi kezbanı/kedbanuyu yendi. :)

Tabii şunu da demezsem çatlarım:
Köpeğe tuvalet eğitimi mi veriyorsun a hatice hanım? Alıştırmak ne demek? Anacığımıza yardım etmekle evdeki hayatımız başladığı için mutfak, çamaşır, ütü, bulaşık ve sair ev işlerine bir "kezban" tarafından alıştırılmadık, kedbanu tarafından terbiye edildik. Bir cihetten de anacığımızın terini görünce gözümüz yaşlandığı için erkeklik edip yüküne omuz verdik. Anasına hizmet eden hatununa da hizmet eder. Gocunmaz. A hatice hanım senin hep kızın mı oldu aceb?

Not: itina ile cam bile silinir. :) (ciddiyim)
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
On numero beş yıldız. Kezban/kedbanu elime su dökemez @ferahsan erkeğin fendi kezbanı/kedbanuyu yendi. :)

Tabii şunu da demezsem çatlarım:
Köpeğe tuvalet eğitimi mi veriyorsun a hatice hanım? Alıştırmak ne demek? Anacığımıza yardım etmekle evdeki hayatımız başladığı için mutfak, çamaşır, ütü, bulaşık ve sair ev işlerine bir "kezban" tarafından alıştırılmadık, kedbanu tarafından terbiye edildik. Bir cihetten de anacığımızın terini görünce gözümüz yaşlandığı için erkeklik edip yüküne omuz verdik. Anasına hizmet eden hatununa da hizmet eder. Gocunmaz. A hatice hanım senin hep kızın mı oldu aceb?

Not: itina ile cam bile silinir. :) (ciddiyim)
Cam bile mi, cam silmek zaten "erkek işi" değil mi? :)
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Eski Yunanca planan, gezmek; Fransızca planet, gezegen.
Arapça seyr, gezmek; seyyare, gezegen.
Türkçe gez- gezmek, dolanmak: Türkçe gezegen
Etimoloji hayrette bırakır 👌
 

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt