Gazali, Felsefe ve pahası...

Katılım
20 Nis 2008
#21
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Bu konuda çok zorlanoyorum yahu Hakkaten Ebu hureyre.
(Düzüelt Ferahsan Yanlış a hizmet etmiyelim)

Enes O nun evaltlığı idi değilmi?
 
Katılım
26 Nis 2007
#22
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Malum İslam'da evlatlık yok, daha doğrusu Ahzap 40. ayet nazil olunca: "Muhammed hiçbirinizin babası değildir" kaldırıldı. Aslında ayet Zeyd b. Haris'le alakalı yanlış hatırlamıyorsam ki bu ayet sonrasında babasını ismiyle yani b. Haris şeklinde anılıyor. Enes b. Malik'i ise annesi küçük yaşta Efendimiz (s.a.v.)'in hizmetine veriyor ve ömrü boyu onun hizmetinde kalıyor diye biliyorum.
 
Katılım
20 Nis 2008
#23
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Ferahsan "Muhammed hiçbirinizin babası değildir" "evlatlık alamazssınız kaldırdık " bunu böylemi tefsir etmiş fakihler? kim daha doğrusu?
 
Katılım
19 Ağu 2007
#24
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Soru bana yöneltilmedi ama bildiğim kadarıyla cevap vermek istiyorum.
Bu ayet nazil olmadan önce Efendimizin azatlı kölesi Zeyd b. Harise ile Efendimizin halasının kızı Zeyneb b. cahş nikahlı idi. Eski cahiliyye adetlerine göre evlatlık, kişinin evladı hükmündeydi ve sıhri hısımlık dediğimiz mevzu burada da geçerliydi. Yani kişi evlatlığının boşadığı kadınla evlenemezdi.

Ancak bu uygulamanın kaldırılması gerekiyordu ve bu da yine üsvei hasene olan efendimizin hayatında yer alıyor.. Zeyd b harise, Zeyneb b. Cahş'ı boşuyor. Ve Zeyneb b. cahş, validelerimiz arasında yerini alıyor. Efendimizin bu evliliği öncesinde çıkan dedikodular üzerine, efendimiz ve zeyneb validemizin nikahlarının gökte kıyıldığı manasında bir ayet daha nazil oluyor..


Müfessirlerin (tefsirle uğraşanlar fakihler değil müfessirlerdir:)) "Muhammed hiç birinizin babası değildir" ayetini nasıl yorumladıkları hakkında daha geniş bilgi edinir edinmez sizinle de paylaşırım inşallah..
 
Katılım
19 Ağu 2007
#25
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

evet. Mahşer fakihler bu ayeti nasıl yorumlamışlar dediği için Ahkam tefsiri sahibi fakih müfessir Kurtubi' den başlayalım. ;)

Kurtubi bu ayetin daha önce benim de ifade ettiğim gibi, hz. zeyneb ve hz. zeyd'in boşanması ve hz. Peygamberin zeyneb validemizle evlenmesi olayı ile irtibatlandırıyor. "Zeyd onun öz oğlu değildir. O tebcil ve tazim itibariyle ümmetinin babasıdır... Sadece onun hanımları ümmetin erkeklerine haramdır." şeklinde bir açıklama mevcut.

Elmalılı Hamdi yazır:
Buhari'de, kitabüt tefsir'de ahzab suresi ile ilgili rivayetleri aktarırken İbn Ömer'den şu rivayeti zikrediyor: " (onları öz babalarına nisbet ederek çağırın-Ahzab 5-) ayeti nazil olucaya kadar Zeyd'i, Zeyd b. muhammed diye çağırırdık"

İbn Kesir'e göre bu ayet Zeyd b. Muhammed denmesini yasaklıyor. Zeyd onun oğlu değildir. O, O'nu evlat edinmiştir ibaresi geçiyor. "Evlat edinmiştir" ibaresi dikkatimi çekti. Bu yoruma dayanarak islamda evlat edinmenin caiz olduğunu söyleyen var mıdır bilmiyorum..

Yine Elmalılı'da:
"Öz oğullarınızla evlenmeniz size haram edildi -nisa 23-" ayetine dayanarak, Hz. muhammedin oğlunun boşadığı hanımla evlenmesi gibi bir şüphe doğmasın diye bu ayetin indiğini belirtiyor.

Ayrıca daha önce ifade ettiğim ayeti de buldum. "felemma gaza zeyden minha vetaran zevvecnaha" Zeyd'in ondan tamamen ilişiği kesilince biz onu sana nikahladık..

Bu ayetle ilgili baktığım tefsirlerde İslam'da evlat edinme yasaktır şeklinde bir yoruma rastlamadım. Ayet tamamen evlatlığın boşadığı kadınla evlenilebilme cevazı olarak yorumlanmış. İslam'da evlatlığın ysaklığı değil de çok hoş karşılanmadığını biliyorum. bunun nedeni olarak da evlat edinilen kız çocuğun büyüdüğünde babalığına namahrem olması ve erkek çocuğun da analığına namahrem olması gösterilebilir belki. başka hikmetleri de vardır ama benim bilgi sınırımın ötesinde ;)
 
Katılım
20 Nis 2008
#26
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Elbetteki tefsir Müfessirlerin işi hükmü veren fıkh ilmidir ve oda bu ayetin içinden kasıt edileni vermek ve müslümanlara ulaştırmakla görevlidir.

Ben evlatlığın kaldırıldığına ilişkin "sakınha yakarım sizi" tarzında bir ayet görmedim. Keza Anası babası ölmüş yetim bir çocuğu büyütüp bakmanın İslamla çelişeceğinide zannetmiyorum. Konu miras mevzuuğunda çıkan karışıklığın önünü kesmek için belirli kıstaslar verilmesinden ibaret.
 
Katılım
19 Ağu 2007
#27
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Heyreddin Karaman'a sorulmuş soruların birine verdiği cevapta evlatlığın yasaklandığı belirtilmiş. Buyrun:

"1. Anne ve babası sağ olan bir çocuğun evlatlık alınması caiz midir?
Cevap:

1. Hz. Peygamber (s.a.) yetimlerin himaye edilmesini, gerekiyorsa evlere alınıp yetiştirilmesini, haklarının titizlikle korunmasını istemiş, bunu hakkıyla yapanların cennette, kendisiyle yan yana olacaklarını müjdelemiştir.
Yoksullara yardım konusundaki âyetler ve hadisler ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur.
Şu halde yoksul ailelerin çocuklarını ve himaye edecek yakınları olmayan yetimleri, hali vakti yerinde olanların evlerine alarak veya kendi aileleri içinde bırakarak himaye etmeleri, onların ihtiyaçlarını karşılamaları, yetişip iyi insan olmaları için gayret göstermeleri İslam'ın, müslümanlardan istediği güzel işlerden, ecirli, sevaplı amellerdendir. Bir kimse istiyorsa ihtiyaç olan çocuklara, kendisi hayatta iken mal bağışlaması da mümkün ve caizdir. Ama bağışlama başkadır, evlatlık edinip mirasçı kılmak başkadır.
Anası babası belli olan bir çocuğu onlardan almak, kendi soyadlarını vermek, nüfus kütüklerine kaydettirmek ve mirasçıları yapmak manasındaki "evlat edinme" ise şu sebeplerle İslam'da yasaklanmıştır: a) Ana-babanın (ailenin), çocukları üzerindeki haklarından biri de aile ocağını tüttürmesi, ailenin adını nesiller boyu devam ettirmesi, o ailenin bir ferdi olarak ve bu şuur içinde hak ve ödevlerini yerine getirmesidir.
b) Aile fertlerinin (akrabanın) kimlerden oluştuğu ve mirasın bunlar arasında nasıl paylaşılacağı hususları Kur'an'da ve Sünnet'te belirlenmiş, "Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırları aşmayın" buyurulmuştur. Evlatlık mirasçı olunca bu ilâhî düzen bozulmaktadır.
c) İslam'da aile fertleri arasında mahremlik, namahremlik ilişkisi vardır; bazı yakın akraba yanında örtünme, bir yerde beraber bulunma, seyahat etme...hükümleri, daha uzak akrabaya göre farklıdır. Evlatlık edinilen ve eve alınan bir kız veya erkek çocuk büyüdükçe -himaye edilen bir yabancı değil de evlat olarak telakki edilirse- kadın erkek ilişlerine ait emir ve yasaklar çiğnenecektir. "

http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0157.htm
 
Katılım
26 Nis 2007
#28
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Mahşer' Alıntı:
Keza Anası babası ölmüş yetim bir çocuğu büyütüp bakmanın İslamla çelişeceğinide zannetmiyorum.
Benim İslam'da evlatlık yoktur demem, yetim çocukların bakımını üstlenmemek anlamına gelmiyor ki İslam'ın yetimi koruyup gözetmeye verdiği değer malum. Bu sadece neseb edinmeyle ilgili olarak kurduğum bir cümle.. Sebeplerini de Allah razı olsun gece yürüyüşü belirtmiş..
 
Katılım
19 Ağu 2007
#29
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Dün bu konuyu müzakere ettiğim bir arkadaşım evlatlık kurumu yok ama koruyucu ailelik var demişti. belki konuyu daha iyi çözmeye yardımcı olur ;)
 
Katılım
12 Nis 2008
#30
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

cümleten s.a diyerek başlayayım ve sorumu sorayım:
gazalinin avamin felsefe ve kelam ilmi ile uğraşmasının caiz olmadığı çünkü bu ilimlere tam hakim olmayanlarin, dogrularin arasındaki yanlışlari ayırt edemeyerek dogrularla birlikte yanlışlari da kabul edeceği, şüphesini izale etmekten çok derinleştirecegi ve farkında olmadan inkara sürüklenecegi görüşü hakkında ne dersiniz?
 
Katılım
20 Nis 2008
#31
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Avam dan kastı "ilmi ehliyeti olmayan" "abdesti sağlam olmayan" "oynak imanlılar" ise evet doğru. aynen katılıyorum. Yalnız "felsefe caiz değilidr" diyip bırakmak caiz değildir. bu caizinde icazetini kim veriyorsa anlamış değilim... sence kimdir?
 
Katılım
12 Nis 2008
#32
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

gazalide avamdan kasıt dini taklidi olarak öğrenmiş, öğrendiğini hiç sorgulamadan şek ve şüphesiz kabul etmiş ve kati iman sahibi ortalama vatandaş benim anladığım. ilim tahsili ile uğraşmayan, ya da meselelerin derinliğine vukfedemeyecek kimselerin mevcut durumlarını muhafaza etmelerinin daha önemli ve doğrusu olduğunu savunuyor.ilmi ehil olmayana vermek zulümdür diyor. günümüz tabiriyle yani güvenli tarafta kalıyor. caiz mi değil mi dersen işin caiziyet kısmı beni aşar.
gazali ayrıca inancında şüpheye düşenin bu şüphesini izale edecek ilmi tahsil etmesinin de kişinin üzerine farz olduğunu söylüyor. bir de böyle birşey var.
 
Katılım
25 Ağu 2010
#33
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...


Felsefenin bana göre dinle bir ilişkisi yoktur, olamaz, olmamalıdır. Felsefe vanyin ışığına gözünü kapayıp karanlıkta yolunu arama faaliyetidir.

Çok felsefe bildiğimi zannetmeyin. Felsefe bilinen birşey değildir. Bilinmeyeni bilinir kılma çabasıdır ( ) Felsefe okumuşluğumda yoktur.
 
Katılım
20 Nis 2008
#34
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Gazali neresinde bunun? Felsefe bilmiyorum diyip felsefe yaparak tevazu gösterip alkışatutulmayı bekleyenlerimizdenmisiniz?
 
Katılım
25 Ağu 2010
#35
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...


Ben baştada belirttiğim gibi: Felsefe okumuşluğum yoktur. Felsefe bilmemde. Eğer benim yaptığım, felsefe yapmaksa ki bencede öyledir. Demekki felsefe bilinmeden yapılan birşeydir. Ben Gazalinin bilmeden birşey yapacağını düşünmüyorum. Yani Gazali bunun hiçbir yerinde değil...

Belki ilmi, belki dini bir çalışma yapmış olabilir ama herkes onun yaptığını kendi penceresinden görür. Bence ibadet etmiştir, felsefe yapmamıştır.
 
Katılım
20 Nis 2008
#36
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Yusuf Yurt' Alıntı:
Ben baştada belirttiğim gibi: Felsefe okumuşluğum yoktur. Felsefe bilmemde. Eğer benim yaptığım, felsefe yapmaksa ki bencede öyledir. Demekki felsefe bilinmeden yapılan birşeydir.
Şu cümle varya kiminle karşı karşıkarşıya olduğumu iyice çıkmaza soktu :D , şu an şoktayım siz ya Homosafiens ("ilkel insan" olayları deneme yanılma ile kendi penceresinde genele yansıtarak öğrenir , örnek; ben mağaradan geçerken mağaranın kapısına kafam çarpıyorsa demekki mağara duvarı alçaktır öyleyse bütün mağara duvarları alçaktır,yada benim boyum uzundur öyleyse herkesin boyu uzundur:D ) yada Küçük bir çocuk , eli sobadan yanınca bütün sobalar sıcaktır der ve hiçbir sobaya dokunmaz.
Sırf yazmak için yazmayın açın şu felsefeye dair iki cümle okuyun iki yaprakta Gazali çevirin neresi burası çocuk parkı mı ?
 
Katılım
25 Ağu 2010
#37
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Tabi -de- bağlacını eksik koymuşum. -felsefe bilinmeden de yapıbilen birşeydir- demem lazımdı. Yoksa söylediğim özelden geneli çıkaran bir uslamlama olurki her türlü şartlar altında bunun doğruluğundan bahsedilemez.

Benim yaptığımı felsefe olarak kabul edip etmemek size kalmış. Ama ben yaptığımın felsefe olduğundan eminim. Çünkü felsefe bir yönüyle inasanoğlunun eşya ve hadiseleri kavrama faaliyetinin bir ürünüdür. Ben de bir hadiseyi kavramaya, anlamlandırmaya çalıştığıma göre hangi babayiğit yaptğımın feelsefe olmadığını iddia edebilir...

Belirttiğim gibi bence Gazali felsefe yapmamıştır. Sadece gavurlar onun amelini anlamlandırırkan yaptıklarını felsefe sınıfına koymuşlardır.

Felsefe okumaya gelince: Bence çok iyi felsefe yapmak istiyorsan felsefe okumamalısın. Çünkü felsefe okumak insanın zihin ve hayal dünyasına sınırlar çizer ve insanı bu anlamda çoraklaştırır.

Ve ben gazalinin yaptığının felsefe olduğunu düşünmenin önceki cümlümde belirttiğim nedenlerin akibeti olduğunu düşünüyorum.
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap