Gazali, Felsefe ve pahası...

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Bu konuda çok zorlanoyorum yahu Hakkaten Ebu hureyre.
(Düzüelt Ferahsan Yanlış a hizmet etmiyelim)

Enes O nun evaltlığı idi değilmi?
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Malum İslam'da evlatlık yok, daha doğrusu Ahzap 40. ayet nazil olunca: "Muhammed hiçbirinizin babası değildir" kaldırıldı. Aslında ayet Zeyd b. Haris'le alakalı yanlış hatırlamıyorsam ki bu ayet sonrasında babasını ismiyle yani b. Haris şeklinde anılıyor. Enes b. Malik'i ise annesi küçük yaşta Efendimiz (s.a.v.)'in hizmetine veriyor ve ömrü boyu onun hizmetinde kalıyor diye biliyorum.
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Ferahsan "Muhammed hiçbirinizin babası değildir" "evlatlık alamazssınız kaldırdık " bunu böylemi tefsir etmiş fakihler? kim daha doğrusu?
 
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Soru bana yöneltilmedi ama bildiğim kadarıyla cevap vermek istiyorum.
Bu ayet nazil olmadan önce Efendimizin azatlı kölesi Zeyd b. Harise ile Efendimizin halasının kızı Zeyneb b. cahş nikahlı idi. Eski cahiliyye adetlerine göre evlatlık, kişinin evladı hükmündeydi ve sıhri hısımlık dediğimiz mevzu burada da geçerliydi. Yani kişi evlatlığının boşadığı kadınla evlenemezdi.

Ancak bu uygulamanın kaldırılması gerekiyordu ve bu da yine üsvei hasene olan efendimizin hayatında yer alıyor.. Zeyd b harise, Zeyneb b. Cahş'ı boşuyor. Ve Zeyneb b. cahş, validelerimiz arasında yerini alıyor. Efendimizin bu evliliği öncesinde çıkan dedikodular üzerine, efendimiz ve zeyneb validemizin nikahlarının gökte kıyıldığı manasında bir ayet daha nazil oluyor..


Müfessirlerin (tefsirle uğraşanlar fakihler değil müfessirlerdir:)) "Muhammed hiç birinizin babası değildir" ayetini nasıl yorumladıkları hakkında daha geniş bilgi edinir edinmez sizinle de paylaşırım inşallah..
 
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

evet. Mahşer fakihler bu ayeti nasıl yorumlamışlar dediği için Ahkam tefsiri sahibi fakih müfessir Kurtubi' den başlayalım. ;)

Kurtubi bu ayetin daha önce benim de ifade ettiğim gibi, hz. zeyneb ve hz. zeyd'in boşanması ve hz. Peygamberin zeyneb validemizle evlenmesi olayı ile irtibatlandırıyor. "Zeyd onun öz oğlu değildir. O tebcil ve tazim itibariyle ümmetinin babasıdır... Sadece onun hanımları ümmetin erkeklerine haramdır." şeklinde bir açıklama mevcut.

Elmalılı Hamdi yazır:
Buhari'de, kitabüt tefsir'de ahzab suresi ile ilgili rivayetleri aktarırken İbn Ömer'den şu rivayeti zikrediyor: " (onları öz babalarına nisbet ederek çağırın-Ahzab 5-) ayeti nazil olucaya kadar Zeyd'i, Zeyd b. muhammed diye çağırırdık"

İbn Kesir'e göre bu ayet Zeyd b. Muhammed denmesini yasaklıyor. Zeyd onun oğlu değildir. O, O'nu evlat edinmiştir ibaresi geçiyor. "Evlat edinmiştir" ibaresi dikkatimi çekti. Bu yoruma dayanarak islamda evlat edinmenin caiz olduğunu söyleyen var mıdır bilmiyorum..

Yine Elmalılı'da:
"Öz oğullarınızla evlenmeniz size haram edildi -nisa 23-" ayetine dayanarak, Hz. muhammedin oğlunun boşadığı hanımla evlenmesi gibi bir şüphe doğmasın diye bu ayetin indiğini belirtiyor.

Ayrıca daha önce ifade ettiğim ayeti de buldum. "felemma gaza zeyden minha vetaran zevvecnaha" Zeyd'in ondan tamamen ilişiği kesilince biz onu sana nikahladık..

Bu ayetle ilgili baktığım tefsirlerde İslam'da evlat edinme yasaktır şeklinde bir yoruma rastlamadım. Ayet tamamen evlatlığın boşadığı kadınla evlenilebilme cevazı olarak yorumlanmış. İslam'da evlatlığın ysaklığı değil de çok hoş karşılanmadığını biliyorum. bunun nedeni olarak da evlat edinilen kız çocuğun büyüdüğünde babalığına namahrem olması ve erkek çocuğun da analığına namahrem olması gösterilebilir belki. başka hikmetleri de vardır ama benim bilgi sınırımın ötesinde ;)
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Elbetteki tefsir Müfessirlerin işi hükmü veren fıkh ilmidir ve oda bu ayetin içinden kasıt edileni vermek ve müslümanlara ulaştırmakla görevlidir.

Ben evlatlığın kaldırıldığına ilişkin "sakınha yakarım sizi" tarzında bir ayet görmedim. Keza Anası babası ölmüş yetim bir çocuğu büyütüp bakmanın İslamla çelişeceğinide zannetmiyorum. Konu miras mevzuuğunda çıkan karışıklığın önünü kesmek için belirli kıstaslar verilmesinden ibaret.
 
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Heyreddin Karaman'a sorulmuş soruların birine verdiği cevapta evlatlığın yasaklandığı belirtilmiş. Buyrun:

"1. Anne ve babası sağ olan bir çocuğun evlatlık alınması caiz midir?
Cevap:

1. Hz. Peygamber (s.a.) yetimlerin himaye edilmesini, gerekiyorsa evlere alınıp yetiştirilmesini, haklarının titizlikle korunmasını istemiş, bunu hakkıyla yapanların cennette, kendisiyle yan yana olacaklarını müjdelemiştir.
Yoksullara yardım konusundaki âyetler ve hadisler ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur.
Şu halde yoksul ailelerin çocuklarını ve himaye edecek yakınları olmayan yetimleri, hali vakti yerinde olanların evlerine alarak veya kendi aileleri içinde bırakarak himaye etmeleri, onların ihtiyaçlarını karşılamaları, yetişip iyi insan olmaları için gayret göstermeleri İslam'ın, müslümanlardan istediği güzel işlerden, ecirli, sevaplı amellerdendir. Bir kimse istiyorsa ihtiyaç olan çocuklara, kendisi hayatta iken mal bağışlaması da mümkün ve caizdir. Ama bağışlama başkadır, evlatlık edinip mirasçı kılmak başkadır.
Anası babası belli olan bir çocuğu onlardan almak, kendi soyadlarını vermek, nüfus kütüklerine kaydettirmek ve mirasçıları yapmak manasındaki "evlat edinme" ise şu sebeplerle İslam'da yasaklanmıştır: a) Ana-babanın (ailenin), çocukları üzerindeki haklarından biri de aile ocağını tüttürmesi, ailenin adını nesiller boyu devam ettirmesi, o ailenin bir ferdi olarak ve bu şuur içinde hak ve ödevlerini yerine getirmesidir.
b) Aile fertlerinin (akrabanın) kimlerden oluştuğu ve mirasın bunlar arasında nasıl paylaşılacağı hususları Kur'an'da ve Sünnet'te belirlenmiş, "Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır, sakın bu sınırları aşmayın" buyurulmuştur. Evlatlık mirasçı olunca bu ilâhî düzen bozulmaktadır.
c) İslam'da aile fertleri arasında mahremlik, namahremlik ilişkisi vardır; bazı yakın akraba yanında örtünme, bir yerde beraber bulunma, seyahat etme...hükümleri, daha uzak akrabaya göre farklıdır. Evlatlık edinilen ve eve alınan bir kız veya erkek çocuk büyüdükçe -himaye edilen bir yabancı değil de evlat olarak telakki edilirse- kadın erkek ilişlerine ait emir ve yasaklar çiğnenecektir. "

http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0157.htm
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Mahşer' Alıntı:
Keza Anası babası ölmüş yetim bir çocuğu büyütüp bakmanın İslamla çelişeceğinide zannetmiyorum.

Benim İslam'da evlatlık yoktur demem, yetim çocukların bakımını üstlenmemek anlamına gelmiyor ki İslam'ın yetimi koruyup gözetmeye verdiği değer malum. Bu sadece neseb edinmeyle ilgili olarak kurduğum bir cümle.. Sebeplerini de Allah razı olsun gece yürüyüşü belirtmiş..
 
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Dün bu konuyu müzakere ettiğim bir arkadaşım evlatlık kurumu yok ama koruyucu ailelik var demişti. belki konuyu daha iyi çözmeye yardımcı olur ;)
 

ykps

Divan Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

cümleten s.a diyerek başlayayım ve sorumu sorayım:
gazalinin avamin felsefe ve kelam ilmi ile uğraşmasının caiz olmadığı çünkü bu ilimlere tam hakim olmayanlarin, dogrularin arasındaki yanlışlari ayırt edemeyerek dogrularla birlikte yanlışlari da kabul edeceği, şüphesini izale etmekten çok derinleştirecegi ve farkında olmadan inkara sürüklenecegi görüşü hakkında ne dersiniz?
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Avam dan kastı "ilmi ehliyeti olmayan" "abdesti sağlam olmayan" "oynak imanlılar" ise evet doğru. aynen katılıyorum. Yalnız "felsefe caiz değilidr" diyip bırakmak caiz değildir. bu caizinde icazetini kim veriyorsa anlamış değilim... sence kimdir?
 

ykps

Divan Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

gazalide avamdan kasıt dini taklidi olarak öğrenmiş, öğrendiğini hiç sorgulamadan şek ve şüphesiz kabul etmiş ve kati iman sahibi ortalama vatandaş benim anladığım. ilim tahsili ile uğraşmayan, ya da meselelerin derinliğine vukfedemeyecek kimselerin mevcut durumlarını muhafaza etmelerinin daha önemli ve doğrusu olduğunu savunuyor.ilmi ehil olmayana vermek zulümdür diyor. günümüz tabiriyle yani güvenli tarafta kalıyor. caiz mi değil mi dersen işin caiziyet kısmı beni aşar.
gazali ayrıca inancında şüpheye düşenin bu şüphesini izale edecek ilmi tahsil etmesinin de kişinin üzerine farz olduğunu söylüyor. bir de böyle birşey var.
 

Yusuf Yurt

Divan Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...


Felsefenin bana göre dinle bir ilişkisi yoktur, olamaz, olmamalıdır. Felsefe vanyin ışığına gözünü kapayıp karanlıkta yolunu arama faaliyetidir.

Çok felsefe bildiğimi zannetmeyin. Felsefe bilinen birşey değildir. Bilinmeyeni bilinir kılma çabasıdır ( ) Felsefe okumuşluğumda yoktur.
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Gazali neresinde bunun? Felsefe bilmiyorum diyip felsefe yaparak tevazu gösterip alkışatutulmayı bekleyenlerimizdenmisiniz?
 

Yusuf Yurt

Divan Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...


Ben baştada belirttiğim gibi: Felsefe okumuşluğum yoktur. Felsefe bilmemde. Eğer benim yaptığım, felsefe yapmaksa ki bencede öyledir. Demekki felsefe bilinmeden yapılan birşeydir. Ben Gazalinin bilmeden birşey yapacağını düşünmüyorum. Yani Gazali bunun hiçbir yerinde değil...

Belki ilmi, belki dini bir çalışma yapmış olabilir ama herkes onun yaptığını kendi penceresinden görür. Bence ibadet etmiştir, felsefe yapmamıştır.
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Yusuf Yurt' Alıntı:
Ben baştada belirttiğim gibi: Felsefe okumuşluğum yoktur. Felsefe bilmemde. Eğer benim yaptığım, felsefe yapmaksa ki bencede öyledir. Demekki felsefe bilinmeden yapılan birşeydir.
Şu cümle varya kiminle karşı karşıkarşıya olduğumu iyice çıkmaza soktu :D , şu an şoktayım siz ya Homosafiens ("ilkel insan" olayları deneme yanılma ile kendi penceresinde genele yansıtarak öğrenir , örnek; ben mağaradan geçerken mağaranın kapısına kafam çarpıyorsa demekki mağara duvarı alçaktır öyleyse bütün mağara duvarları alçaktır,yada benim boyum uzundur öyleyse herkesin boyu uzundur:D ) yada Küçük bir çocuk , eli sobadan yanınca bütün sobalar sıcaktır der ve hiçbir sobaya dokunmaz.
Sırf yazmak için yazmayın açın şu felsefeye dair iki cümle okuyun iki yaprakta Gazali çevirin neresi burası çocuk parkı mı ?
 

Yusuf Yurt

Divan Üyesi
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Tabi -de- bağlacını eksik koymuşum. -felsefe bilinmeden de yapıbilen birşeydir- demem lazımdı. Yoksa söylediğim özelden geneli çıkaran bir uslamlama olurki her türlü şartlar altında bunun doğruluğundan bahsedilemez.

Benim yaptığımı felsefe olarak kabul edip etmemek size kalmış. Ama ben yaptığımın felsefe olduğundan eminim. Çünkü felsefe bir yönüyle inasanoğlunun eşya ve hadiseleri kavrama faaliyetinin bir ürünüdür. Ben de bir hadiseyi kavramaya, anlamlandırmaya çalıştığıma göre hangi babayiğit yaptğımın feelsefe olmadığını iddia edebilir...

Belirttiğim gibi bence Gazali felsefe yapmamıştır. Sadece gavurlar onun amelini anlamlandırırkan yaptıklarını felsefe sınıfına koymuşlardır.

Felsefe okumaya gelince: Bence çok iyi felsefe yapmak istiyorsan felsefe okumamalısın. Çünkü felsefe okumak insanın zihin ve hayal dünyasına sınırlar çizer ve insanı bu anlamda çoraklaştırır.

Ve ben gazalinin yaptığının felsefe olduğunu düşünmenin önceki cümlümde belirttiğim nedenlerin akibeti olduğunu düşünüyorum.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Gazali, Felsefe ve pahası...

Hocam sizin kadar bilgilerim yok benim ama okuduğum ve bende kalan düşünceler arasında bu cahilin düşüncelerini paylaşırım tabi…

Gazali ruhu şad olsun
bazen ona gaz_ali diyesim gelir. Ciddi anlam da kolay hedef seçilse de şahsım olarak gazaliyi sevmekteyim. Kurtubalı İbn Rüşd’ün azılı rakip olarak bilmesi.Bir kişinin kitapta yazılan satırlarla kavgasına benzetmişimdir.Gazalinin şöyle bir özelliği vardır kimse yadsıyamaz kendi düşüncesini kendi çürütür.Çünkü felsefe takipçileri farkında dır düşünceleri çürütürken gizli düşünce besleme vardır.Ve kişinin odaklandığı kanı hakkın da düşünceleridir.Sadece gazali üstünde durmak gerekirse ve ne kadar kolay bir anlatıcı olsa da...Kolay anlatımlar da daha derin düşünceler bulmuşumdur .zaten zorlu anlatımlar kafa yorarsın ne demek istediğini düşünürsün. Kolay anlatımlar da gözünün aldıklarıyla yorumlarsın. Gazalinin bunun için kolay hedef olduğunu düşünüyorum.

örneğin gazali der ki:
( evrenin öncesizliği ile ilgili görüşün geçersizliğin de ki anlatımıdır)
Bunun olanaklığı kabul ediyorsanız şöyle demelisiniz. Çokluk bakımından sayılara binlerce ulaşmasına karşın tüm varlıklar ilk nedeninden çıkmıştır. Öyleyse ilk nedenliden çıkanları göğün en uzak cismi ve onun canı ile sınırlandırmaya gerek olmayıp tüm gök katlarının ve tüm insanların canlarının; bu canlara birlikte göklerde ve yerde bulunan tüm cisimlerin henüz hiç kimsenin bilmediği türleriyle birlikte ilk nedenliden çıktığını söylemek olanaklıdır. dolayısıyla ilk nedenli ile yetinilebilir.

bu görüşe katılmamak olanksızdır. Kendimce .

Göz ardı edemiyeceğimiz olaylar vardır ki gazalinin yaşadığı dönem ferahsanın da vurguladığı gibi mezhepler çatışması fikir çatışmlarının olduğu yoğun dönemlerdi… olaylarda veya düşünceler de tarihin rolünü yadsıyamayız.

Hele şükür onun hakkındaki düşüncelerimin özeti konuya gelince de

İslam dini naklidir Sorgulamak gerekirse bence evet sorguladıkça sınırları dahilinde inandığım boyutlara ulaşma biletidir. Akla göre din olmaz ama aklını dine göre yön verebilirsin.
Iadeyi itibar yapmak icab etti.şimdi ki kafam ile imam gazali hazretlerini yorumlamam gerek ve kendisinden özür dilemem gerek.bir çok hatalı kelime kullanımı ve hadsizliğim var.cahillik böyle birşey haddini bilmiyorsun.inşallah konu hakkında yakın zaman da yazı yazarım.
@1simurg
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Anladığım kadarıyla...
Eğer bir kişinin isminin önünde "imam"sıfatı varsa dinleyen,okuyan kişinin oturuşunu toparlamalı varsa çeketi üzerinde düğmeleri iliklenmelidir. Çünkü "imam" olmak öyle kolay değildir.benim yaptığım hadsizlik tevbe ve istiğfar gerektirir.yazdığım dönem 2008 geçerli sebep olmasa da bulunan her kaynağın okunması,(insanın kendine yapabileceği en büyük zulüm)doğru itikaddan çok uzak,akaidi bozuk,usul,fıkıh,kelam ve hikmetden bihaber .-kişi amentü esasları tam kavradıktan ,fıkıh temelleri hıfz edilmiş,kalp dünyası karışmayacağına emin olduktan sonra gerekli ise okunmalı-cahilliğin verdiği deli cesareti ve ahmaklığın sınırları içerisinde karmakarışık bir yorum.(yazdığımı okuduğumda kanımın donduğunu belirtmek isterim.kim bilir daha ne saçma sapan yazımlarım vardır) örnek vermem gerekirse zanla ,şüphenin manasını bilemeden atıp tutmak gibi.bildiğini zannedip itibar iadeye kalkışmak gibi(sen kim?itibar ne?had ne?edep nedir?)
İmam Gazali hz.(r.a.) buyurur ki
"Bir insanın itikadında bir tane bozukluk olsa,sabahlara kadar namaz kılsa,her gün oruç tutsa,öyle ki gözyaşları yeryüzünde ki bütün ağaçları sulasa onun gideceği yer gene ateştir"
İmam Gazali hazretleri (r.a.) yaşadığı zaman da Allah'ın emirlerini insanların kendi emirlerine çevirdiği dönem havasın ve avamın anlayabileceği kitaplarını yazmıştır.Zamanının sapık zihniyetiyle,hasımlarının düşmanlıklarına ,her türlü kasıtlara büyük bir ahlak bilgini,konusuna tam hakim,mükemmel bir ruh hekimi olarak mücadele etmiştir.Allah (c.c.) makamını ali eylesin.
İmam Gazali hazretleri (r.a.) den sonra bir duraklama ,donma,ilerleyememe gibi bir durum söz konusu değildir.oryantalistlerin oyunlarından biridir. kitaplarının her biri kalp ilaçıdır.muhakkak sık sık kitapları karıştırılmalıdır.
Allah bizleri de affetsin.
Annemin öğrettiği sözle çok konuşmadan konuyu kapatalım.
Bir tek akla nazar değmezmiş. Çünkü kimse kimsenin aklını beğenmezmiş.
 
Son düzenleme:
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt