Gitmek

  • Konbuyu başlatan Gülşah
  • Başlangıç tarihi
G

Gülşah

#1
Gitmek Gerek Bazen…

Bazen bitmek gerek yaşamdan...

Bırakmak gerek bugünlerde, işi gücü, sevgileri aşkları, parayı pulu. Gözün görmeden, kulağın duymadan, yüzün gülmeden gitmek gerek buralardan.
Nereye olduğunu bilemediğin yollara, neden olduğunu anlamadığın sebeplerle çıkmak gerek. Kimseyi yanına katmadan, kendini bile olduğun yerde bırakarak gitmek.

Gitmek gerek bazen.
Bazen buralardan
Bazen bu zamandan
Bazen bu yerlerden.

Tanıdık tanımadık her yerden, her şeyden gitmek gerek.
Neresi olduğunu bilmediğin yerlere, nereye çıkacağını bilmediğin yollara sapmak gerek. Kaybolunca sormamak gerek kimseye neresi diye. Durunca kalmak gerek oralarda. Ayakların seni götürene kadar kalmak. İçinden yeniden gitmek gelene kadar durmak gerek orada. Kim ne derse desin umursamadan, hatta herkese bir şey söyleyerek gitmek gerek. Kiminin gözünün yaşına bakmadan, kiminin gözünün içine baka baka gitmek gerek.


Yaşamak için gitmek gerek.
Yaşamı anlamak için gitmek gerek.
Anlaşılmak için gitmek gerek.
İnsan olmak için gitmek gerek.
Sormayın işte nedenini
En çok
Gitmek gerektiğinde gitmek gerek.(!)
 
Katılım
10 Nis 2007
#2
Ynt: Gitmek

"Kalmak mi zor gitmek mi" demis ya biri, bence ikisi de degil ; en zoru
gelmektir hep ; çünkü döndügün "gün" asla biraktigin "dün" degildir...

/özlem erdoğan
 
Katılım
23 May 2007
#3
Ynt: Gitmek

SEN BIRAK
gitmekse gidene yakışan gitsin; bırak.
gidişini kaldırdın ya dönüşünü de kaldırırsın
gitmekten öteleri sen gitmeden gördün
o gitsin de öğrensin bırak
dön deme
dön demeyeceğini gidince öğrensin; bırak
SEN BIRAK...
 
G

Gülşah

#4
Ynt: Gitmek

Hayatı Iskalamayın

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan
Ve buna rağmen halen yalnızsan için rahat olsun.
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur.
Ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken,o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan'bu kuşun kanadı neden beyaz değil'
Diye bir soruyla karşılaşabilirsin.

İki ucu keskin bıçaktır bu işin sonu.
Yaptıklarınla değil yapamadıklarınla yargılanırsın her zaman.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen 'ama senin için şunu yaptım'derken,
O 'şunu yapmadın'diye cevap verecektir.
Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin,kızdın,ağladın,güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın.
'Peki o ne yaptı?'deme.
Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken,o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa,ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?

Senin hayatı ıskalama lüksün yok.
Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen.
'Acılara tutunarak'yaşamayı öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani,yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiç bir zaman bağlamadın ki...

Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?
Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip,
Yeni yaşamlara tanık olmak ta keyif verecek sana.
Uzun zamandır görmediğin arkadaşlarınla görüşeceksin yine.
Yine onun için bıraktığın tüm güzelliklere geri döneceksin.

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun,
Aslolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler,ya da bilipte duymayanlar acıtsa da içini...


Unutma;yaşadığın sürece, o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.

Elbet bitecek güneşe hasret günler.
Elbet değerini bilecek,verdiğin değeri hak edecek,
Biri çıkacak karşına.

Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,
Güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Sen de bulacaksın SENİ GERÇEKTEN SEVENİ...

Nazım Hikmet RAN
 
G

Gülşah

#5
Ynt: Gitmek

Gitmek

-Bir gidişin önsöz'ü-

Gitmek düşüyor bana
Velveleleri arkamda bırakarak gitmek
Dans ederek,gülerek gitmek
Yapamayacağımı bilerek gitmek
Heybemdeki tüm umudu yere çarparak
Seni içimden atarak gitmek
Başaramayarak gitmek
Senden uzaklaşarak sana gitmek
Beni sırtımdan vuran her acıya tutunarak gitmek
Gitmek düşüyor bana
Çalkalanarak,ağlayarak
Unutmaya çalışarak,yarsız kalarak
Sensiz olarak,kalbe kelepçe vurarak
Ayaklarıma prangaları takıp
Sana bakarak
Resmini koynuma alarak
Baharı anarak
Gitmek düşüyor bana
Yüreğim kan ağlayarak
Yeşil gözlerini özleyerek
Yaşamakmış hayat
Seni her hatırladığımda
Gözlerimi kapatarak
Gözyaşlarımın akmamasını sağlamak
Ve sarı saçlarını düşünerek ağlamak
Acı çekmek,haykırmak,fakat
Gitmek düşüyor bana
Anlasana
Gözyaşlarıma bedel bir tutam saçınla
Kaçmak,kaybolmak
Gitmek düşüyor bana
Ayrılmak,unutmak
Ve her köşe başında başaramayacağımı anlamak
Ağlamak
Ağlamak düşüyor bana
Son bir kez bakmak yeşil gözlerine
Al beni hayatına diyerek yalvarmak
Kabul edersen senin olmak
Reddedersen sensiz ölmek
Ama her halukarda gitmek
Yerlerde sürünen gururumu toplayarak
Sana bir sarı çiçek bırakarak
Gözlerinde sorgulanarak
Sonunda haklı çıkarak
Ama yinede affolunmayarak
Bahanelere sığınmadan
Anılarımdan,itiraflarımdan ve sensizliğimden utanmadan
Ağlamadan gitmek
Senin sokağından uzaklaşarak gitmek
Affet meleğim
Her döndüğüm köşede sokağına çıkarak
Huri yüzüne bakarak
Rüzgarlara aldanarak,yağmurlardan korkarak
Saçma sapan vehimlere kapılarak
Her aşk okuna yakalanarak
Kendimden bir şeyler kopararak
Konuşmayarak,susarak,kendimi aşarak
Övmeyerek yaptıklarımı,anlatmayarak
Senin sandığın gibi havalanmayarak
Ayaklarına kapanarak
Sev artık bittim diye yalvararak
Ömrümü kalbine bırakarak
Gitmek düşüyor bana
Yaşamımı ilmek ilmek sıkarak,boğarak
Kar saymayarak bakışlarını
Son bir kez olsun saçlarını
Okşayarak
Hala söylemediğim bir şeyler olduğunu hatırlayarak
Geri dönmekten korkarak
Öylesine yaşayarak
Umutsuzluğu alarak dost niyetine
Gitmek düşüyor bana
Ben bittim diyerek özlemlerime
Ben geldim diyerek gözlerine
Yaşadığımı sanarak
Evet evet hayal kurarak
Her vurgunda kendi rolümü oynayarak
Aşkı yalanlayarak,mazimi tokatlayarak
Başımı yerden yere vurarak
Gitmek düşüyor bana
Başaramayacağımı bilerek

Sana düşense
Gitme demek,gel demek
Affetmek gözlerinle
Çünkü ben kimsesizim
Kayboldum gözlerinde
Kalbinde banada yer vermek
Beni yaşatmak,Hep gülmek
Ağlamamak
Sıcak,soğuk,umut,ufuk kavramlara takılmamak
Acımak be meleğim acımak bana
Gideceğim yerlerde güneş yok biliyormusun
İlk sarıyı ben götüreceğim onlara
Saçlarından çalarak
Gözlerimi kısarak ve seni kuşatarak
İlk baharı ben götüreceğim onlara
Sana düşen gittiğimi bilmek
Ağlamamak,peşimden gelmek kuşkulanarak
Yada beklemek son yaprağına kadar ömrün
O kadar vefalımısın
Yoksa unutarak mı bakarsın bana
Bir gün döneceğim ama
Gitmek düşüyor bana
Her şiirimde seni anarak
Şarkılarımda bularak
En sevilen beklenensin sen
Saçlarını tarayarak bekleyen beni
Özleyerek güzelliğini
Gitmek düşüyor bana

Çağır artık al kollarına
Her salada vurgulanarak
Her ölünün arkasından sıralanarak
Yargılanarak aşk mahkemelerinde
Dolayarak acıları üzerime
Çepeçevre sarmışken aşkın beni
Sana düşen bırakmamak ellerimi
Ama ne olursa olsun
Mevsimlerden bahar
Aylardan mart
Günlerden cuma
Vakitlerden akşam olsun
Gitmeden önce son bir kere
Arayacağım seni
Heyecanlanmayarak kapatacağım ahizeyi
Senden sonra ömürboyu
Nasıl sevdiğimi anla artık bebeğim
Zindan olsun,Sürgün olsun
Ölüm olsun
Yinede gitmek düşüyor bana
Gitmek.............gitmek
Düşmek yollara
(15,03,2004)

Abdülkadir Karaca
 
Katılım
27 Ara 2005
#6
Ynt: Gitmek

Gitmek,aslında bir başlangıçtır.Gitmek sözcüğünü duyunca aklıma gelen üç noktadır her daim.Bu konuya da bir üç nokta koyuyorum.Gitmek ama nereye,gitmek ama neden,gitmek ama nasıl ?

Git-mek iki hece
Peki ya-lan ?

.......


Mevlana ne diyor bakınız:

Demedim mi?

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?
------------


...

Eyvallah !
 
G

Gülşah

#7
Ynt: Gitmek

UluğBey' Alıntı:
Gitmek,aslında bir başlangıçtır.Gitmek sözcüğünü duyunca aklıma gelen üç noktadır her daim.Bu konuya da bir üç nokta koyuyorum.Gitmek ama nereye
Kendinden kaçabildiğin bi yerlere, ama mümkün mü kendinden kaçmak? O zaman hiçbir yere... Demedim mi? şiir de pek hoşmuş, teşekkürler...
 
Katılım
3 Haz 2007
#8
Ynt: Gitmek

Gülşah,ben ağladım,beni ağlattın. Neden değil mi ? her okuduğundan farkı neydi ? kahrolmam,üzülmem şundandır ;geride kalanlar neden birileri gittikten sonra anlarlar herşeyi...
 
Katılım
26 Nis 2007
#9
Ynt: Gitmek

Önce Taksim'deydi. Beyoğlu'nda, İstiklal Caddesi'nde pek de ortalıkta olmayan duvarlarda gördüm:
"Ne olur geri dönme!"

Sonra Nişantaşı'nda gördüm aynısını. En afilli duvarı bile acısıyla tarumar edecek kadar acayip bir cümle gibiydi:
"Ne olur geri dönme!"

Büyük harflerle, şehre sığamayan büyüklükte.
"Buralarda bir çocuk herhalde" dedim. "Kendi kendine çekmek istiyor acısını ve söylüyor bunu şehirde yürümekte olan sevgilisine."
Sonra işler değişti. Maslak'ta, ki uzaktır Nişantaşı'na, oto sanayiinin duvarında gördüm aynı yazıyı, aynı harfler, aynı yazımla:
"Ne olur geri dönme!"

Ne oluyor? Biri, bir genç adam muhakkak, şehrin duvarlarına kaydetmeye mi karar verdi acısını? Şehrin duvarlarını çize çize mi katlanıyor yalnızlığa? Çünkü sadece Avrupa yakasında değil, Anadolu yakasında da:
"Ne olur geri dönme!"
Büyük harflerle, kendine sığmayan büyüklükte...

Alışır insan. Alıştığı, alışmaya başladığı anı da bilir üstelik. Gidenin yokluğuna alışmaya başladığını, bir hastalığın nekahet dönemine girdiğini bildiğin gibi bilirsin. Ve ondan sonra esecek bir rüzgâr, çalacak bir telefon, gecenin bir yarısı pişman olmuş biri beliriverdiğinde kapıda... En baştan, ta en baştan başlamak zorunda kalırsın hummaya. O yüzden işte, bir gün bir anda artık istemez olursun, geri gelmesini hiç istemez olursun. Giden bir kere gitmiştir çünkü. Bir kere giden ne kadar geri gelse gelmez. Gelişi bir türlü dikiş tutturamaz. Bu yüzden içinden, çok içinden yalvarmaya başlarsın:
"Ne olur geri dönme!"
Artık geri dönme...

İtalo Calvino'nun bir hikâyesidir. Âşık olduğu sevgilisinin her anını fotoğraflamaya karar verir adam. Giderek bir saplantıya dönüşür bu. O kadar çok fotoğraf çekmeye başlar ki, sonunda kadın bıkar ve gider. Bu kez adam, kadının yokluğunun fotoğrafını çekmeye başlar. Kadın "her yerde olmadığı" için her şeyin ve her yerin fotoğrafını çekmeye başlar adam, her anın fotoğrafını. Giderek kadının yokluğu, var olan her şeye yayılmaya başlar böylece. Onun gibi bir şey işte. O yüzden bir genç adam da elinde kara bir boyayla dolaşıyor İstanbul'da bugünlerde. Her yere yazıyor:
"Ne olur geri dönme!"

Belki önce kızın geçme ihtimali olan yerlere yazıyor. Sonra biraz düşününce başka yerlere. Sonra geceleri aklına geliyor kızın şehrin herhangi bir yerinde, orasında ya da burasında olabileceği, şuraya ya da buraya işinin düşebileceğini. Gidip oralara da yazıyor:
"Ne olur geri dönme!"

Bunun ne acıklı olduğunu, ne korkunç bir alışmak olduğunu biliyor adam. Peki kadın biliyor mu? Adamın nasıl bir isyan ve inatla ağulu aşkı başından kovmaya çalıştığını? Geri dönse adamın yeniden bütün şehri dolaşacağını... Bütün şehri dolaşıp tek tek o yazıların üzerini daha da kara bir boyayla kapatmaya çalışacağını... Hayatın maskarası olduğunu düşünüp düşünüp enayiliğine ağlayacağını... Şimdi, bugün, hayatın karşısında böyle maskara olmamak için bağıra bağıra yazdığını o cümleyi:
"Ne olur geri dönme!"

Ve bunun dünyanın en güçlü geri dön çağrısı olduğunu...
İstanbul'da genç bir erkek, bugün, delirircesine istiyor bir kadının geri dönmesini. Şehir duvarlarının manşetlerine taşıyor bunu. O adama işte, kolay gelsin diyorum...

Ece Temelkuran
 
Katılım
10 Haz 2007
#10
Ynt: Gitmek

GİTME DİYORUM..


Mechullesmis bir soguk sehrin günesinde gördüm seni...Isıldıyorsun ve parliyorsun ay ısıgı gibi sanki...Ve ruyalarimin en akla sigmaz hayallerime inat senden ayrilip yine o sehre gidiyorum. Bana kendini tanittirdigin icin tesekkur etmiyorum. Bir bukle demet cicek gibi sana gülüyor ve seni yad ediyorum...Sen hayallerime süslenmemis sokaklarin en lirik son duraklarinda bekliyorsun belki de...Yuregim sana geliyor ama ayaklarim baska sehirlere gidiyor. Belki de sen bu yaziyi okurken ben bir yolun kenarinda beni bekleyen hayallere dogru istemeyerek ama gıpta ederek gidiyorum. Gecenin sonu oldu artık. Kaniyorum ve kanatiyorum yuregimi. Beni bekleyen yarinlar var mi bilemiyorum ama o yarinlarda ben senle günese bakmak istiyorum. Sınırsız ruhların besiginde sallanmıs düslerim vardi belki de .Bir bar kosesinde son kadehimde saklanan sensizligin bir bedeli ya da...
Gitme diyorum sana gitme... Gittigini bilerek gitme iste o diyarlara ve ucma o kanatsiz kuslarin kanatlarinda... Dinecek acilarimin düsüncesinde iciyorum sigarami. Belki bugün bir mazi olacak birgün. Yad eder misin beni bu tarihlerde? O kahve gozlerine inat bakar misin seni biraktigim o meskun sehirlerde.İzler misin beni o semadaki varlikla yoklugun belli edilmemis en son kanıtı olan ay gülümseyisinde. Bana icten güldün mü bilmiyorum. Yuregine dokundun mu onu hic ama hic bilmiyorum. Yarim kaldim artik ben bu sehirlerde. Yokluguna yazılmıs satırlarım, cümlelerim, hayallerim ve kavusma askım var. Sen gaibin günesi iste gidiyorsun...

Söz verdiklerimin anısına, hayallerimin arkasinda ve aniden gelen kalp atislarimda seviyorum seni. Birakip da gitmeyen bir düsüncenin arkasina sıgınıyorum senin icin. Bir beyhude kosuda miyim bilmiyorum. Bu sefer sevgimde inatlastim. Sonuna kadar bu kalbin sana bagli bir yarim adada sakli kalan bir mercan tanesi gibi sakli kalacagini unutma sakın. Tamam mı diye sorularına karsılık tamam demiyorum bu kez. Benim tamamlanmamıs düsüncelerimin adamısın sen. Olmak ya da olmamak adlı düsüncelerimin ardında sana bakıyorum artık. Bu hayat seni bana izlettirmek zorunda. Yoksa yasanması mümkün olmayan düsüncelerin dalgalarında bogulurum . Bu seferlik sana elveda demiyorum iste. Elveda dedigim kavrama inat sana el sallamiyorum. Tokalastıgımız günün inadına gözlerine bakmıyorum. Bir inat ugruna seviyorum demiyorum inadina. Sevmek icin sevmek anlamini da cikartmiyorum.Sadece ama sadece bu sehirlerin beni ve seni essiz kıldıgı diyarlara inat türkü söylemeye calısıyorum. İste duyuldu bir ses! O ses ne acaba? Duyup da söyleyemediğim ses iste. Seni sevmek icin degil benimsedigim icin seviyorum sesi...
 
Katılım
10 Haz 2007
#11
Ynt: Gitmek

Gitme Seni Özlerim..

Azaltma baharları
İşletme bana aşk adına günahları
Fırtınalı bir gece gibi esme
Bu son kez, mi bakışın gözlerime
Bu son sözlerin, mi
Sen yüreğimden yol alırken
Silemem izlerini yıllarca.
Gitme seni özlerim….

İliklerime işliyerek esiyorsun.
Keskinliğin çaresizliğim oluyor.
Gitme sabahlarım güneşsiz olur.
Güneşine uzanamaz ince dallarım.
Acılar bedenimi ezer yoğurur.
Dayanmaz yüreğim korkular büyütür.
Uğruna ölecek kadar sevdiğimsin.
Gitme seni özlerim…………

Ayrılık girdi, girecek kanıma.
Nasıl anlatırım yüreğimdeki yangınlara.
Ne derim düşen takvim yapraklarına.
Gitme seni şimdiden özledim.
Bittimi vadem doldumu.
Gülermisin şimdi gözümdeki yaşlara.
Gitme uğrunda verdiğim can hatrına.
Gitme seni özlerim…….
 
G

Gülşah

#12
Ynt: Gitmek

gidene kal demeyeceksin

Gidene kal demeyeceksin... Gidene kal demek zavallilara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Donmeyene don demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakisir.
Kimseye hak ettiginden fazla deger verme,
yoksa degersiz olan hep sen olursun...
Düşün. Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Herşey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, Tükenme, tüketme, tükettirme
içindeki yaşama sevgisini...
Hep hatırla: " Çaresizseniz, Çare SİZSİNİZ...."
 
Katılım
8 May 2007
#13
Giden mi yalnızdır, kalan mı?


Giden mi kalan mı yalnızdır bilinmez demiştin, gözlerimi gözlerinden ayırmak istemediğim o hüzün dolu ayrılık akşamında...

Bu ayrılık diğer ayrılıklara benzemiyordu. Sen bunu benden önce fark ettin.

Bense, hissettiğim halde görmezden geldim...

Dünyanın neresine, yaşamın hangi ücra köşesine gidersem gideyim, sensizlik bana en dayanılmaz acıları, en çekilmez hüzünleri yaşatacak ve bunları bile bile yaşamak zorunda kaldığım için, senden uzak kalmak uğruna yangına körükle gittiğim için artık alışmıştım bu iç çekişlere, bu sonsuz yalnızlığa, kabus sensizliğe..

Gözlerimin içine bakıyordun, yeni başlayan ve sanki hiç bitmeyecek olan bir özlemle...

İçimdeki fırtınaları dindirmek istiyorum gözlerinde... diye yazmıştın...

O akşam kelimeler, içindekiler, kalbine sığdırmaya uğraştığın onca yoğun duygular, bana söylemek istediğin halde bir türlü söyleyemediğin, gözlerimin içine bakarak o anlamlı bakışlarınla anlatmaya çalıştığın o kaos içinde çırpınan tüm kelimeler artık isyan ediyordu...

Senin ruhundan benim kalbime doğru hücum ediyordu hepsi, ve ben, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilmeyen, baskı altında olan insanların yaptığı gibi kıpırdayamıyor, konuşamıyor, ne olacağını düşünemiyordum...

Adeta kilitlenmiştik o anda, ve biliyorum, ikimizde aynı şeyi düşünüyor ve aklımıza takılan bu zor soruya cevap bulmaya çalışıyorduk...

Giden mi yalnızdır kalan mı?

Bu sorunun cevabını her gün, her an düşündüm sevdiğim...

Senden uzak kaldığım o işkence dolu günlerde, o uykusuz saatlerde, seni düşündüğüm, yüzünü hayal ettiğim zamanlar hep bu soru hançer gibi saplanıyordu yüreğime...

Senden çok uzaktaydım artık, günlerdir konuşmuyorduk...

Seni, benliğini o kadar özlemiştim ki, sanki baktığım her tarafta senin o vazgeçilmez yüzünü, o benliğinin açıkça yansıdığı o eşsiz yüz ifadeni görüyordum...

Ama içimden gelen alışkın olduğum o his, bana yalnız olduğunu ve bana sorduğun o sorunu cevabını senin çoktan bulduğunu, kalanın yalnız olduğunu kabullendiğini ve bedeli ne olursa olsun senin yanında olmamdan başka bir şey istemediğini söylüyordu... Ama bilirsin, içimden gelen o seslere inanmayı sevmem ben...

O hisleri yaşamımda karşılaştığım yapmacık insanlara benzetirim.

Ne olduklarını ve neler yapabileceklerini bilirim, ama asla inanmam ve güvenmem onlara...güvenmek istemem...

Sanki ben istediğim, ben düşündüğüm için iyi görünürler gözüme, ama gerçekle hiçbir alakaları yoktur...

İşte bu yüzden inanmak istemiyordum yalnız kaldığına, acı çektiğine, beni özlediğine ve ne olursa olsun beni bekleyeceğine...

Acı çektirmeyi sevmem ben, bilirsin.

Acı çekmek, yalnız kalmak ve o sessiz yalnızlıklarda içimden ismini sayıklamak, yanımda olman için umutsuzca yalvarmak bana göre...

Beni buna sen alıştırdın, ben yıllardır buna alıştım, acı çekmek artık yandaşım...

Ben bunları yaşarken aynılarını senin de yaşamanı kaldıramam.

Yalnızlığı ben yaşamalıyım, sensizliğin acılarını, isyanlarını ben çekmeliyim, tek başıma...

Sen ne kadar anlamaya çalışsan da, sensizken yaşadıklarımı asla yaşayamazsın, hissedemezsin.

Kalan değil, gidendir yalnız kalan sevdiğim...

Giden yalnızlık için, acı çekmek için, isyan etmek için bırakır gider, kalan aynılarını yaşamak zorunda kalmasın diye...

Yalnızım işte...bunu yaşayacağımı bile bile kalmadım, kalamadım yanında...

Yalnız kalmaya, sensiz olmaya, acı çekmeye ve buna ne kadar dayanabileceğimi görmeye ihtiyacım vardı.

Sensiz kalmak bana çok şey öğretti...

İlk öğrendiğim, son dakikalarımızda bana sorduğun o sorunun cevabı oldu...

Gidendir yalnız kalan sevdiğim...

Yalnız değilsin, biliyorum.

Yalnızım, görüyorsun...

İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken, mutsuzken, içimde hayata karşı hiçbir istek, hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken, senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm, seni yaşadığım kadar beni yaşamadığını çok iyi biliyorum...

Senden uzaklaşmak, sensiz yapıp yapamayacağımı görebilmek, bu korkunç yalnızlığa ne kadar tahammül edebileceğimi görmek içindi seni orda bir başına bırakıp, bu sürgün yaşamda yalnızlığı, sensizliği seçmem...

Bir gün mutlaka döneceğim, biliyorum...

Çünkü bu ölümcül yalnızlığa daha fazla dayanamayacağımın farkına vardım.

Ben burada yalnız olsam da, senin orda yalnız olmadığının ve sırf tek başına olmamak için en olmadık, sana ve ruhuna en yabancı ve bilinmez insanlarla birlikte olduğunun farkındayım.

Bütün bunlarla yüz yüze geleceğini bilerek terk ettim seni ve yola çıktım kendi yalnızlığımla...

Yalnızlığımı yaşadıkça, sensiz olduğumu hissettikçe aklıma sorduğun soru geldi, sorunun cevabını bulmaya çalıştıkça aklıma sen geldin, ve sen aklımda oldukça bu yaşadığım hayat, bu hissettiğim yalnızlık, durmadan duymazdan geldiğim o içimdeki sesler ve yalnız olanın ben olduğumu kabullenişim çığrından çıktı içimdeki fırtınalarda...

Seni, bile bile en olmadık zamanda, çok bildik bir mekanda ve ruhuna en yabancı olan insancıklarla bir başına bırakıp terk ettim...

Döneceğim seni bıraktığım o yerlere, giden ve gittiği gibi geri dönen olacağım, biliyorum...

Oysa biliyorum, kalan değil, gidendir yalnız olan...

Oysa özlediğim, biliyorsun, giden değil kalandır terk eden...

Bir de gör beni, giderken bana yazdığın yazıda, kendi gözünden ve kendi kalbinden:

“Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı içimde...korkularım, yine bana kalan yalnızlığım vardı. Zormuş; bu kadar yakın olupta uzak durmak,bu kadar uzak olupta seninle dolmak...yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile durduramıyor içimde sana doğru akan seli...iki düşünüp bir yazıyorum her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendimi sınırlandırmaya. gidiyorsun artık çok uzaklara,.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde hissedip,kendimi sana açmışken gidiyorsun işte... içimdeki yerini zor fark etti benliğim, yokluğunla daha da yorulacak, belki de darmadağın olacak... gözlerimdir konuşan sadece. isyanlarımı, korkularımı, daralan zamanımı, yalnızlığımı anlattı herkese hiç kimsenin onları hiç kimsenin anlayamayacağını bildiği halde, belki de buydu onu rahatlatan... inan ki içimdeki dünyam, içinde bulunduğum dünyadan daha büyük... en büyük farkları; içimdeki... benim dünyamda herkes olması gereken yerde, hakkettiği gibi...

Gidişini düşünmek bile korkutuyor beni... Tarifi olmayan duygularımla sana uyanıyorum her sabah, Varlığınla çoğalıp yokluğunla eksiliyorum...”
 
Katılım
23 May 2007
#14
Ynt: Gitmek

suan en cok ıhtıyacım olan sey sanırım GITMEK. ama hıcbır zaman herseyı ardımda bırakıp gıdecek kadar gozukara olamadım
 
Katılım
23 May 2007
#15
Ynt: Gitmek

simdi içimde oyle yerler var kı gıdılecek. ılk kez senden oylesıne uzaga gıtmek ıstıyorum.
hep yanıbasımda ol ısterdım ya artık hayır aynı sehrın havasını solumak ama çok uzaga gıtmek ıstıyorum. yanlış anlama senı hafızamdan sılmek gıbı bır derdım yok. elbette kı orada kalacaksın aklımda olacaksın ama eskıtecegm senı. gıdısım benı uyandıracak senı uyutacak. oraya sana adadıgım sarkıları, resmını ve hayalını goturmeyecegım. bu kez ben gıdıyorum ey sevgılı. sen gıttın ben agladım ya. sımdı ben gıdıyorum ve yıne ben aglıyorum
 
Katılım
8 May 2007
#16
Ynt: Gitmek

En acıtanı ne biliyor musun dedi biri..

Hani o gidişlerin var ya... sessizce... suskun ..

Kırılan sen olduğun halde... kendisiymiş gibi... hani o arkasına dahi bakmadan gidişleri..
Hani senin "o an" "oracıkta" "ancak" arkasından baka kaldığın... anın durması için yalvardığın, tutup ucundan geri çevirmeye çalıştığın an var ya, hani yapabilsen o merdiveni, hani yapabilsen o kapıyı, hani yapabilsen o sokağı tutup ucundan geri çevirmeye canını bile verebileceğin o an…

O işte...en acıtanı o..

Hani o tıpkı elinden düşen en sevdiğin, hani o tıpkı tutamadığı gibi... hani o tıpkı tüm gidenlerde yaşadığı gibi... hani o bir ince sızı varya içe akan... işte...tam öyle incecik... yırtarak kayan... düşen kanatan... acıtan.. tutamadığın... parçalanan... tuzla buz olan... zamana savrulan... zamanda akıp giden... hani o zamanla çatıştığın ama zaman içinde yok olmayan herkesin inandığı o kocaman ... "zaman her şeyin ilacıdır" yalanı ... bunun bir yalan olduğunu tekrardan hatırladığın an... ve kendini kandırmaya başladığın an ... istemeye istemeye inanmaya başladığın an..

O işte...en acıtanı o..

Ama senin orda oldugunu hep bildiğin ..
Ama senin hep hissettiğin..
Ama bir dahası olmayan..
Ama zaten hiç senin olmayan..
Ama senin hep bildiğin..
Ama senin hep hissettiğin..
Ama bir daha sana geri gelmeyecek olan..
Ama buna rağmen
Gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin…
O işte... en acıtanı o…

Sonra o kocaman kocaman, akıp gitmek bilmeyen zaman..
O durduramadığın an' ın karmaşası tezatlığı..
Kördüğüm oluşu..
O "acabalarla" , "keşkelerle" dolu soruların ..
İçindeki kısır döngülerin..
Ve o an ..
Hiç bir şey yapamamanın çaresizliği..
O işte... En acıtanı o…

Belki de sadece çaresizliğin...

Çaresizliğim...!

Alıntı
 
Katılım
23 May 2007
#17
Ynt: Gitmek

gitmekten öte yapabileceğin birşey yoktu onu da yaptın zaten sen. seni özlemiyorum. gidişine alışkın olduğum günler hatrıma yer yapmış ya onun acısındayım. sen onu bıle kaldırmazcasına ole bır gıttın kı. ruzgar, gun, gece hepsı senden bıhaber bense bıcare. artık ne sonunda senı getıren yazlarım ne de senı doguran gecelerım var. anlayacagın gece gun ruzgar sarkılar hep beraber yas tutuyoruz sensızlıge. sımdı ;bır anlam bulma telasesıyle yanıp tutustugum gozlerın hayalım, senlı gunlerıme duydugum ozlem derdım olmus. anlasılacagı uzere yokluguyla dert edındırensın sen.
alıntı
 
Katılım
10 Haz 2007
#18
Ynt: Gitmek

Lamia' Alıntı:


Ama zaten hiç senin olmayan..
Ama senin hep bildiğin..
Ama senin hep hissettiğin..
Ama bir daha sana geri gelmeyecek olan..
Ama buna rağmen
Gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin…
O işte... en acıtanı o…




Kalbimdeki gizlenmiş duyguların satırlara dökülmüş en güzel hali..
 
Katılım
27 Ara 2005
#19
Ynt: Gitmek

Bazen gitmek gerek zannımca, gitmeler olmadan gelmeler olmuyor çünkü.Bazen bazı pişmanlıkları yaşamak için ve hata yaptığını anlamak için birilerinin gitmesi gerekiyor.Önemli olan bu giden kişinin gitmeden önce bekleyip bekmediğidir.Kimse nedensizce ardına bakmadan çekip gitmez.Gidiyorsa vardır bir sebebi, kırılmıştır belki ya da kırmaktan korkmaktadır.Velhâsılı bazen gitmek de gerek, yeniden, yeniden gelebilmek için !
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#20
Ynt: Gitmek

Bu başlık açıldığı günden beri aklıma tek bir söz geliyordu ve yazmamak için kendimi tutuyordum. Nedense bugün eksik olmasın ve de içimde kalmasın dedim. İşte gitmekle ilgili o klâsik söz şöyle bir şeydi:

Ben gidene gitme demem giden gitmiştir; gittiği gün bitmiştir. Ben gideni değil, giden beni kaybetmiştir. vesselâm...:]
 

Giriş yap