Gündem notları

G

gülücüğüm

Ynt: Gündemin(m)izde ne var?

sevgili bakkal, üç beş kişiye 2 torba kömür vermekle ülke yönetilmiyor!
hem belki bu da laikliğe aykırıdır(!)
http://www.youtube.com/watch?v=5DzxLxMoLqo&feature=related
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Gündemin(m)izde ne var?

Ülkemize Osmanlı tarhini okuyan ve ipek yolun bitiş yerini merak eden 37 yıl sonra kraliçemiz geldi ....
Çantasını taşınmasından Türkiye'den memnun kaldığı öne sürüldü,Ayakkabısından şapkasına kadar bir dünya yağlama ballama yorumları yapıldı herkes bir laf herkesde bir telaş
kabataş okulunu ziyaret eden Kraliçe ,tüm ülke ne yapacağını şaşırıp abartmalar son tozunu bulurken en beğendiğim yorum şu oldu ve bunu yapan 8 yaşında bir öğrenci

soruyor medya
-ne hissettin kraliçeyi görünce

çocuk
- heyecanlandım tabi kraliçeyi gördüm ,önemli olan da o beni gördü...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: Gündemin(m)izde ne mi var?ret var ...




Bu sefer çok büyük hüsrana uğradım ki olacak diyordum olmadı:(:(:(
yeni şafaktan alıntıdır
İŞTE MAHKEMENİN GEREKÇE GÖSTERDİĞİ MADDELER!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası


MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.


MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.


MADDE 148. – Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.


Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez.


Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.


Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.


Yüce Divan kararları kesindir.


Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir.


(Değişik: 9.2.2008-5735/1 md.)

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.



(Ek fıkra: 9.2.2008-5735/2 md.)


Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.


Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.


Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez.


Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası andlaşma hükümleri saklıdır.

Hürriyetten alıntıdır...
Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğini, davanın esasına girerek inceledi ve 2’ye karşı 9 oyla iptal etti. Yüksek Mahkeme, esasa girmesinin gerekçesini de "Meclis Anayasa’nın dokunulmaz maddelerini işlevsiz hale getirmeye çalışarak yetkisini aştı. Yetki aşımının tespiti için kaçınılmaz olarak esasa girilir" gerekçesine dayandırarak, yeni bir içtihata imza attı.
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Gündemin(m)izde ne var?

Katsayı probleminin adaletsizliğini vurgulayan YÖK başkanının İmam-Hatip Liselerine yaptığı zıkkım tanımı var gündemimizde :mad:

http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HaberID=471891
 

hamza kutluay

Dîvân Üyesi
Ynt: Gündemin(m)izde ne var?

Yök başkanı değişti problemler çözülecek sanmıştık başörtüsü katsayısı
meğer bu da patavatsızmış
inşallah sadece öyle olur yani tahmin ettiğim şey olmaz halkına düşman olmaz
bu ülkenin değerlerini saygı göster ey büyüğümüz?? yada haddini bil

burada yazılanlar şahsıma aittir tüm sorumluluk bana aittir
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ülkemiz malum çok sık gündem değiştiren bir ülke. Gündem üzerinde düşünmeden yeni bir gündem ile karşılaşıyoruz. Her bir konuya ayrı başlık da olmuyor bazen. Gündem notları konusundan ortaya karışık gündem notları yorumları verelim.
 
Son düzenleme:

UluğBey

Divan Üyesi
Andımız da başka bir gündem. Her meselenin suyunun çıktığı gibi bunun da suyu çıktı. "Andımız okunmalı" diyen ırkçı "okunmamalı" diyen ise hümanist? (tanımlayamadım)

Bu kadar zor kutuplu bir Türkiye'de yaşamak bizim en kötü imtihanımız sanırım . Ben lisedeyken memlekette bu kadar kutuplaşma yoktu.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
ruhunu çaldıktan sonra her gün istiklal marşı okutsak ne ki?andımız dan önce her birimizin Türk olduğunu hatırlamamiz icap eder.
Türküm ,doğruyum,çalıskanım.doğruluk beş elin parmağı çalışkan beş elin parmağı.Türklüğün ise elimiz de silueti kaldı.
 

EnesBey

Dîvân Üyesi
Meclistekilerin hepsi okumustur mesela bu arada asgari ucret 350 usd civarinda askerler icin soyleyecek tek seyim donmalarinda kimin ihmali varsa onlarda o kadar yansin insallh
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Bu kadar zor kutuplu bir Türkiye'de yaşamak bizim en kötü imtihanımız sanırım . Ben lisedeyken memlekette bu kadar kutuplaşma yoktu.

Bir tarafın kutuplaşmasına imkan tanınmadığı için olabilir mi? Andımızı savunan herkesin ırkçı sayılmayacağı ya da aksi konusundaki fikrine pek tabii katılıyorum ama o zaman bu kadar kutuplaşma yoktu cümlesi söyleyip bırakılacak bir cümle değil :)
 

UluğBey

Divan Üyesi
........... o zaman bu kadar kutuplaşma yoktu cümlesi söyleyip bırakılacak bir cümle değil :)
söyleyip bırakmayayım da ne yapayım :) 80 lerin sonları şöyleydi 90 lar böyleydi diye maziye mi kanatlanalım. ben lisedeyken yani 99-2003 yılları arasını kastettim. elbette 80 darbesi dönemine gidersek söylenilenlere yazılanlara göre bundan daha farklı bir ölçüde kutuplaşma söz konusu imiş.​
diğerine yaşam hakkı tanınan bir ülke istiyorum. içinde şuncu buncu olmayan.​
elinde olmayan değerlidir ya uzaktan bakınca Avrupa gözümde değerli. gidip görmedim yaşamadım orada. ama bizim gündemimizde olan sığ meselelerin adamları gündeminde olmadığını görmek hoşuma gidiyor. Türkiye evin büyük abisi gibi. kardeşlerin sorumluluğu yüklenmiş, ezilmiş bir birey gibi. suriyeliler, bölgesel sorunlar vs. ülkemde resmi kayıtlara göre 3.5 milyon suriyeli var. milli gelirin bilmem kaçta kaçı onlara gidiyor. benim maaşımsa geçen seneye göre en az yüzde yirmi eriyor hayat standartım düşüyor geçim telaşına düşüyorum. ama uzaklardan bir ses geliyor: kardeşlerimize yardım etmeyelim mi? iyi de agalar yakınındaki kardeşlerin yardıma muhtaçken uzak kardeşler seni bu kadar yormamalı. yakından uzağa doğru bir yardım anlayışı olması gerekmez mi?​
bak zülf-i yâre dokundun mesele alakasız bir yere kaydı. gündem notları işte. gündem hakkında duruşumuzu tarihe not düşüyoruz. gün geldiğinde bir zamanlar böyle düşünüyormuşum şu noktada hatalıymışım ya da doğru imişim demek için sesli düşünüyoruz. başka bir niyet yok.​
selamlar !​
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
İlk iletide gündem notları ve yorumları dediğin için ben de acizane kendi yorumumu ekledim. Bunun sen niye anlatmadın demekten ziyade, anlattığına ben bu nedenle katılmıyorum demek olduğunun ikimiz de farkındayız zannediyorum. Çarpıtmayalım :)
Suriyeli sığınmacılar konusundaki düşüncelerini ise hayretle ve esefle okudum. Mülteci politikasındaki yanlışlıklardan, kültürel uyumla ilgili yeterince çalışılmadığından vs. bahsetsen anlarım. Ancak benim maaşım onlara giden yardım yüzünden eriyor mantığını anlayamam. Ha sözcü, aydınlık vs. yazar anlarım da sende anlayamam. Bu da belki benim anlayışsızlığımdır. Fakat şurasını söyleyebilirim ki bu mesele salt yardıma değil ulus devlete, rızka, kardeşliğe dair daha genel bir bakışla ilgili. Kardeşin yakını/uzağı varsa muhtemelen ortada kardeşlikten başka bir durum söz konusudur. Ensarlık bir tercih midir, yoksa zorunluluk mudur? Muhacirlik bir tercih midir? Sahi gönül rahatlığıyla kapıları kapatalım diyebiliyor musunuz? Yazılacak çok şey var fakat uzatmıyorum. Bilmukabele selam ederim!
 

UluğBey

Divan Üyesi
Kadına, çocuğa, ihtiyara, engelliye yardıma evet diğerlerine hayır. Maaşım bundan eridi evet. Ekonominin çökme nedenlerinden biri de buydu. Harcanan mebla öyle az bir mebla değil. Bakanın biri dedi geçen gün bunlara ayırdığımız harcadığımız rakamın şu anda kasamızda olduğunu düşünsenize dedi. Düşündüm ve "vay be"dedim. Harcanan mebla üretime yatırıma ayrılsaydı çiftçiye verilseydi ihracat artar ithalat iner ve dolar iner maaş erimezdi. Kendi fakirini doyurman gerek önce. Gencine iş bulman gerek. Sokaklarda binlerce genç işsiz. Intihar vakıaları arttı. Senin kendi evladın işsiz gezerken burs bulamazken çıkmazdayken komşunun çocuğunu düşünemezsin. Önce kendi evladının sorunlarına bakman gerek.Bu terazi bu sıkleti çekmiyor. Açsınlar kapıları biraz da Avrupa sırtlansın onları. Elimde yetkim olsa yukarda bahsettiğim grup hariç hepsini sınır dışı ederim. Düşüncem bu. Yalana dolana lüzum yok. Eğer illa bunları sırtlanacaksan ayrı bir yer gösterirsin temizlenmiş bölge. Sonra hepsine iş verirsin tarım yapar hayvancılık yapar üretim yapar ülkeye katkı sunar. Sokaklarda dilenci olmaz. Adım başı ele ayağa dolanmaz. Baba bile evladını besliyor büyütüyor karşılığında okumasını iş sahibi olmasını istiyor beklentileri var yani. Sen aç kapıyı sal ülkeye. Oh sefam olsun.

Asıl ben böyle herkese kucak açanları anlamıyorum.
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ülkemizde suriyeliler ayrı bir konu ama bütünün parçası.dört yada üc sene oldu iki öğrencinin vatandaşlığını suriyeye alıp üniversiteye girdiğini...yakın da mezun olurlar inşallah. yöneticilerin pazarlık eşyası olup karşılığında birşeyler alınca gitsinler düşüncesini yadırgamıyorum.bu ülkeye gelen ilk göçmende değiller.dedem yani annemin babası yunanistan maciri,(işaret etmek isterim ki annanem ise laz )en son bulgarlar geldi .şimdi bulgar asıllı vatandaşlarımızın konuştuklarını duyunca neden geldiler gitsinler diyince bir gülme alıyor beni.suriyelilerin dilenmelerini savunmuyorum.velakin ne yapacaklardı.ferahsanın işaret ettiği muhacirlik bir tercih midir?suali tam isabettir.biz ızdırapsız yaşıyoruz derken bunu kast etmek istiyorum(Rabbim de ağır sınavlara sokmasın)o kadar rahatız ki neden geldiler diye sual edebiliyoruz.Rahatımızın bozulduğunu düşünüyoruz.Hakiketen rahat mıyız?rızkı mutlak kim ise rahatımız odur.nasibi hangi köşeye koyabiliyoruz?nasib köşede mi durmalıdır?Tefekkül nerede devreye girer.zannımca bu suallerde önemli.fikrim gereği sadece suriyelilerin değil sıkıntı çeken tüm kardeşlerimizin rahatlıkla gelmesini canı gönülden arzu ediyorum.Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut, rahatsız, uykusuz kalıp, onun tedavisi ile meşgul olduğu gibi, müslümanlar da birbirlerine yardıma koşmalıdır!) [Buhari]

Sonra suriyelilere söz söylemek için gençlere kendimize sual etmemiz gerekir.savaş çıkarsa ne yaparsın.çoğu gencin cevabı şu "kaçarım"(Allah muhafaza)
Bu düşüncelerim etrafımda ki insanların sohbetlerindendir.
 
Son düzenleme:

UluğBey

Divan Üyesi
ütopik düşünüyorsunuz bence. toprağı işgal altında iken savaşmak varken kaçmayı tercih eden Türk gencini bir Türk olarak hiçbir ülkenin almamasını, sefalet içinde kalmasını arzularım. Toprağım kutsalımdır, ülkemize ne kadar kızsak darılsak yokluk içinde kalsak da toprağında ceddimin kanı vardır. Ben çoğu gencin "kaçarım" cevabı verdiğine inanmıyorum. bu cevabı verse bile asıl savaş esnasında bunu yapmaz. 15 temmuz bunun bir örneği. Türk halkı malum halklara benzemez. Vatanı için ölür, öldürür. Kaçanlar olmayacak mı? Elbette olacak. Dediğim gibi kaçanları umursamam ben. Elbette yukarıda bahsettiğim gibi aciz durumda olanlara kapımız açıktır.(kadın-çocuk-ihtiyar-engelli) Müslüman olmasa bile aciz durumdaysa yardım edilmesi taraftarıyım. Sigortası olmadığı için hastaneye gidemeyen Türk gencine bakmayan doktor,hastane 25 yaşında savaş kaçkını Suriyeli genç için seferber oluyorsa kusura bakmayın ben buna taraf olmam. Bahsi geçen sayı 3 değil 5 değil. Milyonlar. Oturduğumuz yerden konuşmak kolay, sahada durum farklı. Okullarda bile bu noktada bir curcuna var. Gram Türkçe bilmeyen çocuklar sınıflara oturtuluyor. Önüne Türkçe kitaplar koyuluyor, hadi Türkçe öğren ortama uyum sağla deniliyor. Ben ülkede ne kadar Suriyeli var bunun sayısının bilindiğine inanmıyorum. Resmi kayıtlara göre 3.5 milyon deniliyor. Bu süre zarfında kim bilir kaç çocuk doğdu? Neredeler bunlar? Yiyecek ekmek bulmakta zorlanan devletin kendilerine bakmasını arzu eden bu halk çocuk üzerine çocuk yapıp ciğerlerimizi dağlıyorlar. Görüyorum yol kenarında kucağında ufacık çocuklarla sefalet içinde yaşayanları. Bu değil bu çocukların hakettikleri. Agalar kusura bakmayın herkes çapına göre kucak açacak etrafındakilere. Ayrıca bu arkadaşların "misafir" olarak geldiklerine de inanmıyorum. Zira isteseler dönerler geri. Ama dönmeye niyetleri yok. Bayramda eğer gidebiliyorlarsa demekki orada o kadar sıkıntı yok. Ben de duygusal bir insanım. Aylan bebek gibi niceleri can verdi bu uğurda. Ama genel çerçeveyi görmek lazım. Evinde kendi çocuğunu açlığa terk edip onu doktora götüremeyip götürmeyip hiç tanımadığın bir insanı götürüyorsan ona bu hakkı veriyorsan ancak dışarıdan bakan "ne kadar merhametli bir kişi" der sana. Kendi çocuğunun sefalet içinde olduğunu görmez bile.

velhasılı yine de sizin gibi böyle "gel ne olursan gel" anlayışına sahip insanların olması da kötü değil :)

ben onlardan değilim. burada ayrılıyor yolumuz.

selam.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt