Güzel Diyaloglar Güldestesi

RahgüzaR

Dîvân Üyesi
Bir araya gelince oturup üç beş kelam etmenin giderek zorlaştığı zamanlardayız. Üslup ve ego problemi yaşamayan, selamı kelamı bilen, hatta hal hatır soran kaç insan kaldı? Dedikodusuz, kavgasız bir sohbet ortamı hak getire...
Ne adamlar yaşamış bee, dedirten konuşmalara, diyaloglara vs. rastlamışsınızdır kitaplarda veya başka yerlerde. Samimice dostluğu bilen, sohbet etmekten zevk alan, mizahtan anlayan, nüktedan çok insan gelmiş geçmiş. Bu başlık altında bunlardan bir güldeste yapabiliriz. Kitaplardan okuyup, dedelerimizden dinleyip özendiğimiz ortamı sanal da olsa tesis eden Dîvân'a böyle bir konu yakışır.
Başlayalım.

Bursa Mısrî Dergâhı'nın son postnişîni Mehmed Şemseddin Ulusoy'la yakın dönem Uşşâkî şeyhi, tasavvuf tarihçisi ve şârih Hüseyin Vassâf'ın dostluğuna hep özenmişimdir. Her ikisi de şair, müdekkik, muharrir ve kitap meraklısı. Yazdıkları kitaplarda ve mektuplaşmalarında birinin diğeri hakkında söyledikleri çok imrendiricidir. Üstelik çok az, hatta belki bir defa bir araya gelmişlerdir. Muhtemelen ilk karşılaştıkları an birbirlerinin elini öpeceğim diye dakikalar geçmiştir.

Şemseddin Efendi bir keresinde Hüseyin Vassâf Bey'e boydan bir fotoğrafıyla beraber şu güzel şiiri göndermiş:

Destûr yâ ârif-i bi’llâh!

Vâsıf-ı evsâf-ı pâk-i Ahmedî Vassâf Bey’e
Şemsî-i Mısrî berây-ı hâtıra takdîm eder

Sûret-i hâlim ayândır sîretim ma’lûm olur
Rûhumun mâhiyyetini resmimiz tefhîm eder

Bende-i Âl-i Abâ’yım hem muhibb-i evliyâ
Mesleğimdir sâlikîne bu yolu ta‘lîm eder

Hubbunuz kalbimde menkûş istemez aslâ delîl
Kalbiniz bu iddiâmı şüphesiz teslîm eder

Resmimi gördükçe der-hâtır ediniz bu demi
Bazı geçmiş dem olur ki âdemi tesnîm eder

El-Fakîr Mehmed Şemseddîn el-Mısrî

IMG_1984.JPG
 

Kâşif Çelebi

Dîvân Üyesi
Bir araya gelince oturup üç beş kelam etmenin giderek zorlaştığı zamanlardayız. Üslup ve ego problemi yaşamayan, selamı kelamı bilen, hatta hal hatır soran kaç insan kaldı? Dedikodusuz, kavgasız bir sohbet ortamı hak getire...
Ne adamlar yaşamış bee, dedirten konuşmalara, diyaloglara vs. rastlamışsınızdır kitaplarda veya başka yerlerde. Samimice dostluğu bilen, sohbet etmekten zevk alan, mizahtan anlayan, nüktedan çok insan gelmiş geçmiş. Bu başlık altında bunlardan bir güldeste yapabiliriz. Kitaplardan okuyup, dedelerimizden dinleyip özendiğimiz ortamı sanal da olsa tesis eden Dîvân'a böyle bir konu yakışır.
Başlayalım.

Bursa Mısrî Dergâhı'nın son postnişîni Mehmed Şemseddin Ulusoy'la yakın dönem Uşşâkî şeyhi, tasavvuf tarihçisi ve şârih Hüseyin Vassâf'ın dostluğuna hep özenmişimdir. Her ikisi de şair, müdekkik, muharrir ve kitap meraklısı. Yazdıkları kitaplarda ve mektuplaşmalarında birinin diğeri hakkında söyledikleri çok imrendiricidir. Üstelik çok az, hatta belki bir defa bir araya gelmişlerdir. Muhtemelen ilk karşılaştıkları an birbirlerinin elini öpeceğim diye dakikalar geçmiştir.

Şemseddin Efendi bir keresinde Hüseyin Vassâf Bey'e boydan bir fotoğrafıyla beraber şu güzel şiiri göndermiş:

Destûr yâ ârif-i bi’llâh!

Vâsıf-ı evsâf-ı pâk-i Ahmedî Vassâf Bey’e
Şemsî-i Mısrî berây-ı hâtıra takdîm eder

Sûret-i hâlim ayândır sîretim ma’lûm olur
Rûhumun mâhiyyetini resmimiz tefhîm eder

Bende-i Âl-i Abâ’yım hem muhibb-i evliyâ
Mesleğimdir sâlikîne bu yolu ta‘lîm eder

Hubbunuz kalbimde menkûş istemez aslâ delîl
Kalbiniz bu iddiâmı şüphesiz teslîm eder

Resmimi gördükçe der-hâtır ediniz bu demi
Bazı geçmiş dem olur ki âdemi tesnîm eder

El-Fakîr Mehmed Şemseddîn el-Mısrî

Ekli dosyayı görüntüle 1088
Çok güzel bir fikir olmuş. Bu başlığı ben de zevk ve merakla takip edip zenginleştirmeye çalışacağım. Teşekkürler. Hatta bu başlık öne çıkanlara da eklenebilir. @UluğBey
 

RahgüzaR

Dîvân Üyesi
Hüseyin Vassâf'la giriş yapmışken onunla devam edelim.
Vassâf'ın ve onun hulefâsından Behcet Dede'nin irticâlen yaptıkları bir atışma bu. Her ikisi de şiirle yaşayan insanlar olduğundan (mürekkep yalamış çoğu adem böyleymiş eskiden) irticâlen bile kaliteli şiirler söyleyebiliyorlar. Çok ilginç, müşârünileyhin duraksamadan söylediği ifade ağzından vezinli olarak çıkıyor: "Behcet Dedenin kahvesi bin câna bedeldir." Ve Behcet Dede aynı kalitede devam ettiriyor...
Kendisinden dinleyelim:


Bir gün Âsitâne-i Uşşâkîye'de hâl-i istirâhatda idik. İhvânımızdan ve şuarâdan Behcet Dede kahve pişirdi. Bizlere tevzî' etdi. Pek güzel pişirilen kahvenin husûle getirdiği te'sîr üzerine: “Behcet Dede'nin kahvesi bin cânâ bedeldir.” dedim. Hoşuna gitdi. Ebyât-ı âtiyeyi irticâlen söyleyiverdi. Bir hâtıra olarak yazıyorum.

Mef'ûlü Mefâilü Mefâilü Fe'ûlün
"Behcet Dede'nin kahvesi bin câna bedeldir”
Her katre-i feyz-âveri ummâna bedeldir

Erbâb-ı dile sor ne büyük kıymeti vardır
Üstünde köpük dürr ile mercâna bedeldir

Olmaz mı lezîz pişmededir pîr ocağında
Vermez mi safâ bâde'-i irfâna bedeldir

Vermezler anın katresini âb-ı hayâta
Âşıklar için şerbet-i cânâna bedeldir

Vassâf ki bizim kahvemizi medh ede dâim
Behcet Dede bu en büyük ihsâna bedeldir


Vassâf Bey'in güzel bir fotoğrafını da koyalım...

IMG_1993.JPG
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt