Güzel.. Kime göre, neye göre?

sıdıka

Dîvân Üyesi
Öyle ya aslı bir tane, tecellisi binlerce.
Sizdeki tecellisi nedir güzelin?
Hangi kelimelerle anlatırdınız güzeli?
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Güzel.. Kime göre, neye göre?

sıdıka' Alıntı:
Hangi kelimelerle anlatırdınız güzeli?
Güzel! hakikaten güzel nedir?

açıkcası herkesin kendince "güzel" tarifi vardır. benim tarifim güzel olur mu bilemem ama kuvvetle muhtemel şöyle olurdu: "manası latif olan güzeldir."
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Güzel.. Kime göre, neye göre?

Ümit Savaş: Evet. İçimize girmiş durumda. Bundan çıkmak nasıl mümkün olacak günümüzde? Bundan çıkış olarak güzellik kavramına vurgu yaptınız dün akşamki (Türk Tarihin Neresinde? adlı) konuşmanızda. “Güzellik karşısındaki tavır” mevzuunu biraz daha açalım istiyorum.

İsmet Özel: Yani ben A.Gide’in şu sözünü anmaktan memnuniyet duyarım. “Etik estetiğin bir şubesidir.” Yani biz güzel hakkında bir düstur sahibi isek o zaman ahlakın neyimize denk düştüğü, ne işimize yaradığı konusunda da bir belirginlik elde etmiş olacağız. Yani güzel konusundaki haysiyetimiz bizi kolaylıkla ahlak konusunda çarpıklığa ya da kaypaklığa mahkum edecektir. Ama güzel konusundaki esas pozisyonumuz ahlakın da bu güzelliğin neresini güçlendirdiği daha doğrusu bu ikisi arasındaki bağlantıyı bize öğretecektir. Bir şeyi neye bağlayarak kendimize yakın tuttuğumuzu önce güzel konusundaki sarahatimizle anlatırız. Onun için bu konuda bu bir bitmiş tamamlanmış bir şey değildir. Bu bir süreçtir. İlk bakışta göze güzel görünmeyen bir şeyin aslında neden güzel olduğunu anlamak gibi bir süreç de işin içindedir. Ya da tam tersidir. İlk bakışta güzelmiş gibi görünen şeyin bir sahtekârlık olduğunu anlamak da bu estetik etik ilişkisinin bir parçasıdır. Bu bakımdan zevkin gelişmesi diye bir şeyden bahsederiz. Gelişme zevkin gelişmesinden başka bir şey olduğu zaman bizim hayrımıza bir sonuç vermez. Ama gelişme zevkin gelişmesi ise sonuçta gelişmiş bir zevkimiz olur ki bunun yerine bir şeyin konulmasına lüzum yoktur. Felsefe ile ilgilenenler şöyle bir aforizma ile karşılaşırlar: “Faziletin mükâfatı bizzat kendisidir.” Yani insan fazilet sahibi olduğu zaman ayrıca yanına bir şey ilave etmeye lüzum yoktur. Bunun da estetikle doğrudan doğruya irtibatı var işte. Görüyorsunuz. Güzel konusunda seviyeniz öyle bir yerde ki daha başka bir şeye ne lüzum var. Anlatabiliyor muyum? Ama o bir önce söylediğim şeyi ihmal etmeyelim. İlk temasta güzel görünen şey güzel olmayabilir, ilk temasta çirkin görünen şey çirkin olmayabilir. Estetik bu süreci içeren bir şeydir. Öyle budalaca bir alışveriş değildir. Al gülüm ver gülüm değildir.

Ümit Savaş: -Şu anki eğitimin böyle bir güzellik algısı verip vermediği…

İsmet Özel: Şu anki eğitim eğitim değildir. Eğitim olsaydı mesela at eğitimi. Eğitilmiş bir at eğitilmiş bir köpek var değil mi? Sonuçta görüyorsun ki eğitilmiş köpekler iki sonuç veriyor. Biri pahalı satılıyor ikincisi satın alan da evini ya da bağını koruyor. (gülüyor) Yani, eğitim varsa tamam. Bu eğitim.Anlatabiliyor muyum. Adam yankesicilik eğitimi yapıyorsa sonuçta adam cebine elini attığı zaman öbürünün ruhu duymuyor demektir. Eğitim bu eğitim yani. Ama yok işte.

ismet özel ile yapılan bir mülakattan alıntıdır...belki mevzuu harici ama tamamı için tıklayınız....

http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/modules.php?name=News&file=article&sid=106
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt