Gül yanaklı

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Uzun zaman oldu gül yanaklı güzel kelimeler seni anlatmayalı, uzun zaman oldu âl yanaklı güzel hâlimi sana arz etmeyeli. Günler,aylar geçti, belki yıllar, belki asırlar. Gözlerimin ışığı söndü ay yüzünü son gördüğümden bu yana. Geceler boyunca hayaline nâmütenahi satırlar dizdim durdum. Şiirlerimin her bir harfine şâirinin bile bulamayacağı mazmunlar yerleştirdim. Anlaşılmamayı hiç bu kadar istememiştim ben sevgili. Gözlerimi kapadığımda artık göremiyorum seni rüyalarımda. Nasıl birisin, nesin bunu dahi çıkaramıyorum artık ben. Yüreğimin sana çıkan noktasında yıldırdığım yıldırımlar kesiyor önümü ve korkusuzca seni kaybettiğim yerde, yüreğimde arıyorum. Odamın karanlığa bakan penceresinin kenarından sokak lambasının ışığı düşerken yüreğime, seni bu ışığa teşbih etmek istiyorum sevgili. Senden öncesi ve senden sonrası diye ayırdığım bu genç yaşımın karanlık dönemine bir ışık gibi inmiştin, bilmiyorsun. Belki ben bundan dolayı seviyorum geceleri, belki ben bundan dolayı kendime yakın buluyorum karanlıklarda seni. İzbe sokakların uğranılmaz kaldırımlarındaki soğuk taşlar şahidim olsun ki adını bir âb-ı hayat gibi yüreğimde taşıyacağım, bilesin. Sevgili, şimdi uzaktasın, belki sevdiğinin yanı başında gelecek güzel günlerinin çetelesini tutuyorsun. Bense yine se(s)(n)siz bir gecede kendimi avutuyorum. Sükût-ı hayâlim sensin sevgili. Orada ,burada gördüğüm her güzel aslında sana bürünmüştür. Efsûnlu gözlerini çevir yüzüme sevgili! Kan akıttığım gözlerimin acısını gayrı unuttum ben. Efsûnlu gözlerini çevir, çevir yüzüme sevgili.

Furkân Hikmet
 
Katılım
10 Haz 2007
#2
Ynt: Gül yanaklı

Her gün yeniden başlıyorum sana..

Eski ve yeni bütün zamanlar, o zamanlara dair tüm yaşanmışlıklar
Yığıldı bir bir açık bıraktığım penceremin önüne...
Sana ait ne varsa güldüren, ağlatan çekip aldım içinden yaşanmışların...
Gözlerin değiyor gözlerime...
Sensiz geçen her günün, her saniyenin hesabını
ne sana sorabiliyorum, ne de kendime..
Son cümlesi kurulmamış bir hikayenin,
bilmediğim bir satırında bıraktığım seni,
alıp ta oradan devam ediyorum cümlelerime...
Artık susmak istemiyorum sana..
Ne varsa içimden geçen, acıtan, sancıtan,
yarım kalan, ertelenen, bağırmak istiyorum...
Bunca yıldır biriktirdiğim gözyaşlarımı yüreğimden değil,
gözlerimden dökmek istiyorum ve karşında utanmadan ağlamak...
Hiç beklemediğim bir anda..
Hiç ummadığım bir zamanda tutuyorsun ellerimden...
Tam kendimi kapatıp aslıma, suretime açarken kapılarımı..
Tam da aydınlığa giden yollardan geri dönüp
Karanlığa doğru ürkekçe atarken adımlarımı
Mutlulukları yadsıyıp, benim olmasalar bile sahip çıkarken hüzünlere
Bulutların arkasına gizlenmiş güneş misali,
yüreğimi göstermekten korkarken sevdaya..
Senli zamanları bırakıp ardımda
Sensizliğin rüzgarına kapılıp bırakmışken ruhumu, umarsızca..
Korkular sarıyor tüm benliğimi...
Öylesine alışmışım ki yalnızlığa
Öylesine benimseyip sahip çıkmışım ki yokluğuna..
Ne hissettiğimi kendime bile tanımlayamıyorum...
Tutkumsun belki de..
Nedenini hiç bulamadığım, ya da kendime soramadığım,
sorsam da hiç bir cevap alamadığım...
Görünmez bir güç çekiyor beni sana adeta..
Savunmasız kalıyorum...
Aklımdan geçen bütün düşünceleri bırakıp ta bir kenara
Yüreğim ne diyorsa onu yapmaktan korkuyorum..
Başa dönmekten korkuyorum...
Böyle değildim ben oysa...
Ne varlığınla başa çıkabiliyorum, ne de yokluğunla...
Sensizliğe alışıp, bitirdiğimi zannederken seni bende..
Aslında her gün yeniden başlıyorum sana..

alıntı
 
Katılım
10 Haz 2007
#3
Ynt: Gül yanaklı

Duygularıma tercüman olmuşsun Uluğ Bey..


UluğBey' Alıntı:
Odamın karanlığa bakan penceresinin kenarından sokak lambasının ışığı düşerken yüreğime, seni bu ışığa teşbih etmek istiyorum sevgili. Senden öncesi ve senden sonrası diye ayırdığım bu genç yaşımın karanlık dönemine bir ışık gibi inmiştin, bilmiyorsun. Belki ben bundan dolayı seviyorum geceleri, belki ben bundan dolayı kendime yakın buluyorum karanlıklarda seni..
 
Katılım
10 Haz 2007
#4
Ynt: Gül yanaklı

Sensizlik...


Yine yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum...
Seninle konuşuyorum, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum...

Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk,


istenmeyen gülüşler dudaklarmda...

Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de,


engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine...


Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...
İmkansız olan her rüyaya inanasım geliyor...


Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum...




Çalmayan telefonuma elim gidiyor...
Sana halen bende olduğunu ısrarla yazmak istiyorum...


Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum...


Ama sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini


anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok...


Hatırlamaktan usanmayacağım anıların dışında...

Isınabilmek için onlara sarılıyorum...
Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor,


ben görmemeye çalışıyorum...





Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...
Belki de görmeyi istemek gerekiyordu...


Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini...


Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş,
itiraf etti sonunda...





Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
Gelseydin susturacaktım içimdeki isyanı,
Kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini...
Sevinçten ağlayacaktım bu defa...


Mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi...
Dokunacaktım, sarılacaktım ama gelmedin...

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken,


şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı


umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor...


Sevdiğim ne çok şarkı varmış.. Bunu senin gidişin gösterdi bana...
Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda,


gündüzde, gecede, uykumda...


Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

Gittin!


Belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım...


Ayak uyduramadım yorgunluğuna...


Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran...


Kimi zaman bir kadın, dokunuşlarında kendini bulan...


Ama en çok da imkânsızın oldum...

Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum...


inanamadığın, Yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum...


Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum...


Sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum...




Yüreğindeki kadın ben olmak isterken,


yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum...


Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
belki de hiçbir şeyin oldum...


Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim...
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda...


Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...


Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini..
Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum...


Seni halen benimle biliyor ve seviyor...


Ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...




Gittin!

Sevdanın yokluğuna alışabilirim belki ama

Sesinin uzak yolların sonunda olması içimi acıtıyor...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap