Hasedle kıskançlık arasında bir fark var mıdır?

Hased ve kıskançlık ne demektir?

Hasedle kıskançlık arasında bir fark var mıdır?

Etki bakımından birini diğerinden daha yıkıcı ya da masum görebilir miyiz?

Selametle...
 

kartanesi

Divan Üyesi
Ynt: Hasedle kıskançlık arasında bir fark var mıdır?

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kıskanma ve çekememe konusunda oldukça sert ifadeler kullanır ve ümmetinin bu ruhî rahatsızlıktan –bir mânâda “sedd-i zerâyi” mülâhazasıyla– uzak durmalarını salıklar. İşte o nûrefşan sözlerden meâlen birkaçı:

“Hasetle iman bir kalbde beraber bulunmaz.”[1]

“Ateş odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri öyle yer bitirir.”[2]

“Benim ümmetime de geçmiş milletlerin hastalıkları bulaşacaktır; o hastalıklar, şımarıklık, küstahlık, servet çokluğuyla övünme, birbirine sırt dönüp uzaklaşma ve çekememezlikti.”[3]

“Hasede girmedikleri sürece insanlar hep hayırla oturur-kalkarlar.”[4]

Bir başka yerde benzer ruhî rahatsızlıklar üzerinde durur, suizandan uzak durma vurgusunda bulunur ve hasedin tehlikesini hatırlatır.[5]

Konuyla alâkalı O'ndan şerefsudur olmuş daha bir hayli nurefşan beyan göstermek mümkündür; ama biz onlardan “cevâmiu'l-kelim”den sayılan bir pırlanta daha zikretmekle yetinmek istiyoruz:

“Zinhâr dedikodu ile ömür tüketmeyin; başkalarının kusurlarının takipçisi olmayın; birbirinize karşı çekememezlik ve kıskançlığa girmeyin ve sakın sakın kin gütmeyin.”[6]

Bütün İslâm ahlâkçıları uzun uzadıya haset üzerinde durmuş, herhangi bir insan üzerindeki ilâhî nimetlerin zâil olmasını istemeyi kalbsizlik saymış ve bu iblisçe mülâhazayı ciddî ciddî sorgulamışlardır.
 

kartanesi

Divan Üyesi
Ynt: Hasedle kıskançlık arasında bir fark var mıdır?


Bir mânâda çekememezlik ve kıskançlık da diyebileceğimiz “haset”, herhangi bir insanın şeref, ikbal, başarı, hatta sağlık, afiyet, zenginlik, eda, endam, güzellik, bilgi, zekâ, mutluluk... gibi vasıflar ve mazhariyetler karşısında duyduğu hazımsızlık hissidir ki, buna kestirmeden, bir ferdin kendisinde olmasını istediği değişik vasıf veya mevhibelerin, başkasında bulunması karşısında duyduğu bir iç rahatsızlık da diyebiliriz. Rahatsızdır böyle biri kendine nispet edilmeyen faziletlerden, meziyetlerden, başarılardan; kederlenir hasım yerine koyduğu insanlara gelen nimetlerden; sevinir onların maruz kaldıkları musibetlerden.. ne “hüsn-ü aklî”ye saygı duyar ne de “hüsn-ü şer'î”ye; zira o, altında kalıp ezildiği ifritten egoizması ve dünyalara sığmayan kibriyle bütün fâikiyetlerin, farklılıkların kendine nispet edilmesi kuruntularıyla oturur-kalkar ve geçmiş devirlerdeki ilâhî mevhibeler hakkında bile nasıl olmuş da ona rağmen farklı bir zaman diliminde ortaya çıkmışlar diye düşünerek sürekli iç homurdanmalar yaşar.(alıntı)
Hemen hemen aynı manaya geliyor.Ancak hased kıskançlığın daha yoğunlaşmış hali diye düşünüyorum.
Etki bakımından ikisindede kişi kıskandığı kişilereden ziyade kendisine zarar veriyor.Kişiyi içten içe kemirip bitiren bir ruh haleti...
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt