Hayvanlar ve İnsanlar....

Katılım
12 Şub 2006
#1
HİPOPOTAMLAR...

Hipopotam Fransızca kökenli bir kelime olup su aygırı anlamına gelmektedir. Anavatanı Afrika olan, hem suda, hem de karada yaşayabilen iri, hantal ve son derece tehlikeli
memeli bir hayvandır.Bu hayvanın en önemli özelliği 1 cm. bile zıplayamamasıdır.Belki de
dünya üzerinde zıplama yeteneği olmayan tek hayvandır.
Gün boyunca tek yaptıkları, bulduklarını hemen yiyip, akşama kadar suyun başında pineklemek. Doğaya nasıl bir faydaları olduğu henüz tespit edilememiş...
Bilinen en eski hayvan türlerinden olup; en çok insan öldüren hayvan hipopotam imiş meğer…
Şimdi niye yazdım ben bu yazıyı,nerden çıktı bu hipopotam merakı?Özellikle, bütün gün yemek yiyip su başında pinekledikleri ve doğaya bir katkıları olmadığı şeklindeki yorumları okuyunca aklıma bazı arkadaşlar geldi. Şöyle bir düşündüm... Çevremizde o kadar insan var ki, Hipopotam misali yaşayan. Ama onların Hipopotamlardan bir farkı da var tabii ki... En azından Hipopotamların verdiği ve tutmadıkları sözler yok. Yani insan versiyonundan farkı YALAN SÖYLEYEMEMELERİ...
Ne kadar ilginç değil mi?
Ne alakası var şimdi nereye gönderme yapıyorsun diyenler olacaktır mutlaka.Haklısınız .Bana imâlı laflar yakışmıyor.İsim açıklayıp aydınlatmam gerektiğini düşünebilirsiniz.Fakat hakaretin de nerede başlayıp nerede biteceğini bilen birisi olarak bu kadarı yeter diyorum.Yarası olan gocunacaktır.Tavsiyem çevrenizdekilere iyi bakın ve “HİPOPOTAM KILIKLI, KIMIL ZARARLILARINI” hayatınıza sokmayın.Bir şekilde girebilmeyi başarmışlarsa da insanlara nasıl zarar verdiklerini hatırlayıp,acilen çıkartın hayatınızdan…
Hipopotamsız bir yaşam dileğiyle…
(DERLEMEDİR)
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#2
Ynt: Hayvanlar ve İnsanlar....

Garip,derlemen için çok teşekkürler.Bu iri,hantal,son derece tehlikeli hayvanı bilirdim de adına "hipopotam" denildiğini bilmezdim ben.Ama öğrenmiş oldum.

Kısa bir değerlendirme bulunayım bu derlemeye binaen:

Hani sıralamışsın ya bu ilginç mahlûkların huylarını,yaptıklarını ve bunlara uyan bir çok insan olduğunu ifade etmişsin çevremizde.Bence bu önemli bir tespit.özellikle günümüz Türkiye'sinde insanların dininden ,kültüründen,benliğinden uzaklaşması neticesinde bu tür kılıklı insanlar hayli türemiş vaziyette.Bize düşen sizin de belirttiğiniz gibi bu gibi insanları hayatımızdan çıkarmak. ???Aslında bu cümleye pek de katılmıyorum.Zararlı otlara teşbih edilebilecek bu tür insan tipleri,köklerinden koparılmadıkça durmadan arsız otlar misali her yerde türeyeceklerdir.Bunu önlemekte bizim elimizde.Yanılmıyorsam bir hadis vardı:

"Müslüman birbirini yıkayan iki el gibidir(iki el gibi olmalıdır)"
"Sizin nasıl bir uzvunuz yaralandığında bundan tüm vücudunuz zarar görüyorsa,acı çekiyorsa,müslümanlarda bir vücudun uzuvları gibi olmalıdır.Bir yerde bir acı varsa kesip atılmak yerine iyileştirilme yoluna gidilmelidir."

İkinci hadisi yorumlayarak verdim(eğer hata yaptıysam lütfen buradan belirtin ki hemen düzelteyim).İlk hadise müdahale etmedim.


Velhâsılı hayatımızdan bu tür hipopotamların olmadığı,bırakın hayatımızı ehl-i islam da daha da genellersek bütün insanlıkta bu tür insanların olmadığı günlere kavuşmak temennisiyle...



Tekraren teşekkürler.

Selam ile...
 
Katılım
12 Şub 2006
#3
Ynt: Hayvanlar ve İnsanlar....

KELEBEKLER...
Pulkanatlılar veya kelebekler LEPİDOPTERA takımının kanatlı
fertlerine verilen genel addır.Kelebeğin kelebekliğe geçişinde
geçirdiği evrimler bir mucize gibidir.Bir tırtılın,kozasından çıkıp
rengarenk,göz alıcı,zarif bir yaratığa dönüşmesi Cenab-ı
Allah'ın bir lutfudur.
Bu güzel yaratıklar baharın müjdecisidir.İlkbaharın ilk habercilerinden
birisi de kelebeklerdir.
Hani yaşamımızda bazı insanlar vardır,kelebekler gibidirler.
Onlar gibi güzel,zarif ve incedirler.Ve bir kelebek ömrü kadardır
ömürleri.
İşte benim de bir kelebeğim vardı.Yaşama dair dersler aldığım,
dünyalar tatlısı bir arkadaşımdı.Özellikle dünya ve ahiret bilincimin
temelini atan kelebeğimdi benim.Gıybet nedir bilmeyen,
kazara birisi hakkında iyi veya kötü konuşsa gidip itiraf eden,
helallik isteyen birisiydi.Sohbet ettiğimiz her gün yeni ufuklara
yelken açtıran,ufkumun gelişmesini sağlayandı.
Benim kelebek arkadaşım harika bir evlat,eş ve anneydi.
En çok korktuğu şeylerden birisi,uzun yaşayıp maneviyattan
uzaklaşmaktı.Dualarında hep hakkımızda hayırlısını dileyen
Allah-ü Tealayı seven ve sevilen kullardan olmak isteyen
o güzel kelebeğim (makbul duası olsa gerek ki)26 yaşında
aramızdan ayrıldı.Beşikte doyamadığı bebesini,yüreği yanık
eşini,gözleri yaşlı ana-babasını,kardeşlerini ve arkadaşlarını bıraktı
ardında.
Bir bahar daha geldi,bahçede otururken uçuşan rengarenk
kelebekleri izledim saatlerce.Kelebeğim olan arkadaşımın
sesi kulaklarımda çınladı.Ağlıyordum,kalktım eve girdim.
Ağlamak nafile,dua etmek lazım derdi.Bu gün hep O'nun için
dua ettim(Rabbim kabul eyler inşallah amin).
Benim bir daha kelebeğim olmadı hiç.Şimdi mi?
Şimdi kelebeğimin hayaliyle avuınuyorum...
Hayatımızdaki kısacık ömürleri olan kelebeklerimizin çoğalması
ve kıymetlerinin bilinmesi dileğiyle...

T.B. 25.04.2007 / 21.21
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap