İran eski edebiyatından esintiler

Katılım
19 Haz 2009
sayın hocaların izniyle...
ben bu bölümde eski şaiirlerimiz ve onların berceste beyitlerini sizinle paylaşmak istiyorum.
lütfen bana yardımcı olun ki tam iyi ve doğru bir şekilde bu iş gerçekleşsin.
ben beyitleri yazıp onları türkçeye çeviririm, siz de incelemelerine katılın lütfen.
saygılarımla...
teşekkürler.
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

ela ya eyyuhe s'Saki! dolandırıp sun kadehi
ki aşk başlangıçta kolay, sonra sorunları öne çıkar

bu beyit Divan_ı Hafız'ın başlangıç beyitidir.

Hafız'ın asıl adı Hoca Şemsiddin Muhammed İbn_i Muhammed Hafız_ı şirazi.
hicri kamerinin 8.yy(miladi;14.yy) en önemli gazel söyleyen şaiirlerindendir.
İranda Şiraz şehrinde gözlerini hayata açmış ve orada hayatını kayb etmiş.

mezarı da Şiraz'da. oraya "Hafeziye" derler.

maalesef ben bilmiyorum nasıl bir fotoğrafı sizinle paylaşa bilirim, yoksa "hafeziye"nin fotoğrafını size gösterirdim...
o kadr güzel, renkli renkli çiçeklerle süslü, özellikle nisan ayında orası çok güzel. geceleri mühteşem...

İran'da her kes Hafız'a çok çok saygı duyar. her evde mutlaka bir tane divanı bulunmaktadır.
özel günlerde mesela Nevruz bayramında "haft sin (7 s)" sofralarımızda mutlaka Kurane Kerim'in yanında bir tane de divan-ı hafız bulunmakta.

Hafız Kuran-ı Kerim'i ezber olduğu için ona Hafız lakabı vermişler.

divanının şiirlerinin çoğu gazel. 500 beyit gazel, kaç kaside, 2 mesnevi, kaç kıta ve kaç beyit rubaii si var.
gazellerinde daha çok aşk, mey ve tabii ki övgü var.
Hafız bir iyi ve dürüst padişahın döneminde yaşıyormuş, onun adı (Şah Şuca) şiirlerinde çok geçmiştir.
bu divandan el yazıları İrandan çok Türkiye, Afganistan, Pakistan ve Hint'de varmış.

Türk şaiirlerinden de bir kaç tanesi Hafız hakkında şeyler yazmışlar...
örneğin:
Sudi Besnevi: 4 ciltlik şerh Hafız'ın divanına yazmış.
Serveri
Vehbi
Şem'i

haalaa bitmedi...
yine de Hafız'ın hakkında bilgi vereceğim.
bunları söyledim çünkü incelediğiniz bir şiirin ilk onun şaiirini tanımanız gerekir.

şimdi sizce birinci satırda yazdığım beyit hakkında neler söyleye biliriz!?

saygılarımla
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

Eski Îran edebiyatını severim.Dîvan şiirini anlayabilmek için en azından Nizâmi'yi,Hâfız'ı,Attar'ı Sâdî Şirâzî'yi okumak gerekir. Unutamadığım bir hatırası olan Hâfız-ı Şirâzî'nin meşhur beyitini ve hatıramı paylaşacağım:
28 ŞUBAT Darbesi öncesi okulda yoklamalara ehemmiyet verilmezdi.Bir kağıt dolaştırılır,ama hiç dikkate alınmazdı.İsteyen gelir,isteyen gelmeyebilirdi sınıfa.28 ŞUBAT'ta başörtüsü yasağı çıkınca yoklama mecburiyeti de getirildi.Eski Türk hocalarmızdan birisi bütün yoklamaları dikkate alacağız.Şu kadar derse girmeyen finallere gelmesin dedi.Yoklama fişleri değerlendirildi, beşinci yılını okuyan yedi kız öğrenciye hocamız:"Finallere giremezsiniz." dedi.Tabi kızlara ağlamaya başlamıştı.Bu hanımların hiçbirisi de tesettürlü arkadaşlardan değildi.Halbuki bu yasakçı anlayış tesettürlüler içindi.Tesettürlü,tesettürsüz diye bir ayırım yapmayız,yanlış anlaşılmasın.Sınıfa darbe baskısının kasveti çökmüştü.Ramazan ayına iki hafta kaldığı o ders hemen parmak kaldırdım.Hocaya seslendim:"Hocam dedim müsade buyurursanız konuşmak istiyorum.Müsadeyi alınca başladım:

Şirazlı Hâfız:

Egerân türki Şirâzî bedest âred dil-i mârâ
Be-hâl-i Hinduyeş-bahşem Semerkand ü Buhârâ râ

"O Şirazlı güzel bana bir kere iltifat edip baksa yanağındaki kara benine Semerkand ve Buhârâ'yı bağışlarım." demiş.Hocam siz de şu gelen aziz mübarek Ramazan ayı hürmetine arkadaşlarımızı bağışlayın."
Sözüm biter bitmez hoca ayağa kalktı ve: Bağışladım anasını satayım,sen şu beyiti bir daha okusana dedi...
Hâfız'ın bir beyitiyle yedi kız öğrencinin bir senesini kurtarmak beni çok sevindirdi.Kızlardan uzak durduğum için benden pek haz etmeyen arkadaşlar,kaç kere bana teşekkür ettiler bilemiyorum.
Hâfız-ı Şirâzî ile ilgili unutamadığım bu hatıramla başınızı ağrıtmamışımdır.
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

Başımızı ağrıtmak ne demek hocam guru duyduk ve gülümsedik biraz.Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır derler.İşte aynen öyle olmuş.
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

pembe kelebek' Alıntı:
ela ya eyyuhe s'Saki! dolandırıp sun kadehi
ki aşk başlangıçta kolay, sonra sorunları öne çıkar
İlk beyit bu mudur ihvan?
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

İngilizcemiz olmadığı için yüksek lisan yapamadık,ilköğretimde görev yaptık ve Farsçayı unuttuk.İdare eder bir farsçam vardı.Ne kadar üzülüyorum bilemezsiniz.Bir tepki olarak çocukluğumda Batı klasiklerine karşı Şark İslam klasiklerine yöneldim.MEB'den çıkan o güzel eserleri okuma imkânı buldum.Büyüleyici ifadelerin olduğu bu muhteşem eserleri okusa insanoğlu hiçbir kötülük yapmazdı. Hele hele bir zamanlar ülkemde herkesin okuduğu Sadi,Attar,Nizâmi birileri tarafından öcü gösterildiği için unutturuldu.Yazık ki ne yazık!
Rahmetli Barış Manço'nun "Aman Yavaş Âheste" diye bir şarkısı vardır.Bu şarkıda yanlış hatırlamıyorsam Firdevsî'nin bir beyti geçtiği için bu şarkı yasaklı şarkılar arasına girmiştir.Ki o beyiti Fatih Sultan Mehmet fetih sonrası Ayasofya'nın kubbesine çıkıp İstanbul'un harap hâlini görünce bu beyiti okumuştur:

Perdedâri mîküned ber kasr-ı Kayser ankebût
Bûm nevbet mîzined der târumu Efrasyâb
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

dedeefendi' Alıntı:
İngilizcemiz olmadığı için yüksek lisan yapamadık,ilköğretimde görev yaptık ve Farsçayı unuttuk.İdare eder bir farsçam vardı.Ne kadar üzülüyorum bilemezsiniz.Bir tepki olarak çocukluğumda Batı klasiklerine karşı Şark İslam klasiklerine yöneldim.MEB'den çıkan o güzel eserleri okuma imkânı buldum.Büyüleyici ifadelerin olduğu bu muhteşem eserleri okusa insanoğlu hiçbir kötülük yapmazdı. Hele hele bir zamanlar ülkemde herkesin okuduğu Sadi,Attar,Nizâmi birileri tarafından öcü gösterildiği için unutturuldu.Yazık ki ne yazık!
Rahmetli Barış Manço'nun "Aman Yavaş Âheste" diye bir şarkısı vardır.Bu şarkıda yanlış hatırlamıyorsam Firdevsî'nin bir beyti geçtiği için bu şarkı yasaklı şarkılar arasına girmiştir.Ki o beyiti Fatih Sultan Mehmet fetih sonrası Ayasofya'nın kubbesine çıkıp İstanbul'un harap hâlini görünce bu beyiti okumuştur:

Perdedâri mîküned ber kasr-ı Kayser ankebût
Bûm nevbet mîzined der târumu Efrasyâb
Öcü göstermek ve gösterilmek son dönem değil tanzimattan beri devam eden çirkin bir alışkanlık ve şimdinin bazı aydın geçinenlerine kalan şerefsiz bir miras.Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasında Dedeefendi'nin bir eseri icra edilmek istenmiş ancak zaman ve zamanın o günkü çirkinlikler çobanı olan devlet erkanından olmaz lafzı yükselmiş.Eskilerin deyimiyle 'Hain-i din ü devlet' nitelikli kişiler bizim başımıza geçmiş bize medeniyet dersi vermeye çalışmış.Yazıklar olsun böylelerine!Çok doluyum hocam çok vallahi bir dokunu bin ah işitin!!! Bir kere daha diyorum ki sahip olmak ile sahip çıkmak arasında çok büyük bir fark var.
 
Katılım
12 Şub 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

Ah!Ah!.Başka bir şey demeye gerek yok...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

dedeefendi' Alıntı:
Ki o beyiti Fatih Sultan Mehmet fetih sonrası Ayasofya'nın kubbesine çıkıp İstanbul'un harap hâlini görünce bu beyiti okumuştur:

Perdedâri mîküned ber kasr-ı Kayser ankebût
Bûm nevbet mîzined der târumu Efrasyâb
yazdığınız beyit firdevisiye mi aid yoksa sadinin gülistanında mı geçiyordu? bir de ikinci mısra olarak yazdığınız ilk mısra değil miydi? uzun müddettir acizane imza olarak kullandığım bir beyit olduğu için aceb yanlış mı biliyorum deyu sual etmek istedim...
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

mehmet baki' Alıntı:
yazdığınız beyit firdevisiye mi aid yoksa sadinin gülistanında mı geçiyordu? bir de ikinci mısra olarak yazdığınız ilk mısra değil miydi? uzun müddettir acizane imza olarak kullandığım bir beyit olduğu için aceb yanlış mı biliyorum deyu sual etmek istedim...

aslında bu doğru;
Perdedâri mîküned ber kasr-ı Kayser ankebût
Bûm nevbet mîzined der târumu Efrasyâb


ve söylemeliyim ki bu beyit ne Firdevsi ve ne de Saadi'ye aiitir!
Firdevsi'nin yazdıkları hiç bu vezinde değil...

bu şiir ben bildğim kadar bir türk şaiirine aiittir...
bir rubaii dir ve Enveri'ye aiitir!
Sultan Muhammed Fatih, Bizans kasr(saray)ına vardığı zaman bu rubaiiyi kendiyle okuyup ve oraya varmış.
(elbette başka bir duyduğum rivayete göre de aynı sayın dedeefendi'nin söylediği gibiymiş.)

tam rubaii böyle;
چشم عبرت را ببین و حال شاهان را نگر

تا چسان از گردش گردون گردان شد خراب

پرده داری میکند بر قصر قیصر عنکبوت

بوم نوبت میزند بر طارم افراسیـــــــــاب
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

PeJMüRDE' Alıntı:
İlk beyit bu mudur ihvan?
evet evet, ilk beyit budur.
yani ilk yazdığı değil ki...

çünkü bu Divan alfabe harfleri düzeniyle düzanlenmiş...
yani sonları, gafiyelerin son harfleri "elif"ten başlanmış.

hep nushaları böyledir.
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran'ın Eski Edebiyatı(her güne bir beyit)

dedeefendi' Alıntı:
Şirazlı Hâfız:

Egerân türki Şirâzî bedest âred dil-i mârâ
Be-hâl-i Hinduyeş-bahşem Semerkand ü Buhârâ râ

"O Şirazlı güzel bana bir kere iltifat edip baksa yanağındaki kara benine Semerkand ve Buhârâ'yı bağışlarım." demiş.Hocam siz de şu gelen aziz mübarek Ramazan ayı hürmetine arkadaşlarımızı bağışlayın."
Sözüm biter bitmez hoca ayağa kalktı ve: Bağışladım anasını satayım,sen şu beyiti bir daha okusana dedi...
Hâfız'ın bir beyitiyle yedi kız öğrencinin bir senesini kurtarmak beni çok sevindirdi.Kızlardan uzak durduğum için benden pek haz etmeyen arkadaşlar,kaç kere bana teşekkür ettiler bilemiyorum.
Hâfız-ı Şirâzî ile ilgili unutamadığım bu hatıramla başınızı ağrıtmamışımdır.
ne baş ağrısı acep!!
çok güzel bir hikayeymiş...
teşekkürler, paylaştığınız için. :)
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran Eski Edebiyatından esintiler

şimdi ben bir hikaye Hafız dan size söyleyeyim...

Hafız hayatını kayb ettikten sonra onu Şiraz(şimdi Hafeziye) de toprağa koymak istedikrei zaman bir kaç teessüblü müslümanlar söylediler ki o şiirlerinde çoklu şaraptan söz etmiş, öyleyse onu gömmeyelim...

sonra böyle karar verildi ki divanından bir fal açıp görsünler acaba Hafız kendi ne diyecek şiirleriyle..

açarken bu beyit gelmiş;

قدم دریغ مدار از جنازهٔ حافظ که گرچه غرق گناه است، می‌رود به بهشت

kadem darig medar ez cenazeye Hafız
ki gerçi garge günah est, mireved be beheşt

tercüme;

ayaklarını benim cenazemin ziyaretine gelmekten saklama,
gerçi Hafız suçludur ama sakın cennete gidecek.
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran eski edebiyatından esintiler

صلاح کار کجا و من خراب کجا ببین تفاوت ره کز کجاست تا به کجا

bu beyit de Hafız'ın Divanında yazılan ikinci gazelinin birinci beyti...

selah_ı kar koca ve men_i harab koca bebin tefavot_ı eh ez kocast ta be koca

şimdi tercümesi:

işin dürüst tarafı nerde ve ben nerdeyim...
bak ne kadar fark var bu arada...
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: İran eski edebiyatından esintiler

pembe kelebek' Alıntı:
صلاح کار کجا و من خراب کجا ببین تفاوت ره کز کجاست تا به کجا

bu beyit de Hafız'ın Divanında yazılan ikinci gazelinin birinci beyti...

selah_ı kar koca ve men_i harab koca bebin tefavot_ı eh ez kocast ta be koca

şimdi tercümesi:

işin dürüst tarafı nerde ve ben nerdeyim...
bak ne kadar fark var bu arada...
Devamı gelir inşaallah...
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran eski edebiyatından esintiler

1 صلاح کار کجا و من خراب کجا
ببین تفاوت ره کز کجاست تا به کجا
selah_ı kar koca ve men_i harab koca
bebin tefavot_ı reh kez koca ta be kocast

2
دلم ز صومعه بگرفت و خرقه سالوس
کجاست دیر مغان و شراب ناب کجا
delem ze some'e begreft ve hırka_yı Salus
kocast deyr_ı moğan ve şerab_ı naab koca

3
چه نسبت است به رندی صلاح و تقوا را
سماع وعظ کجا نغمه رباب کجا
çe nisbet est be rindi selah ve takva ra
sema_ı ve'z koca nağme_yı robab koca

4
ز روی دوست دل دشمنان چه دریابد
چراغ مرده کجا شمع آفتاب کجا
ze ruy_ı dust dil_i düşmen çi deryabed
çırağ_ı morde koca şem'i aftab koca

5
چو کحل بینش ما خاک آستان شماست
کجا رویم بفرما از این جناب کجا
çu kehl?i bineş_i ma hak_ı astan_ı şumast
koca revim beferma ezin cinab koca

6
مبین به سیب زنخدان که چاه در راه است
کجا همی‌روی ای دل بدین شتاب کجا
mebin be sib_ı zenehdan ki çah der rah est
koca hemi revi ey dil bedin şitab koca

7
بشد که یاد خوشش باد روزگار وصال
خود آن کرشمه کجا رفت و آن عتاب کجا
beşod ki yad hoşeş baad ruzigaar_ı vesal
hod aan kirişme koca reft ve aan itab koca

8
قرار و خواب ز حافظ طمع مدار ای دوست
قرار چیست صبوری کدام و خواب کجا
karar_o haab zi Hafız teme' medar ey dust
karar çist seburi kodam ve haab kocast


gazelin şerh_i;

gazelin vezni:
mefailon feilaton mefailon feelon(مجتث مثمن مخبون محذوف)

1:birinci mısrada bulunan "ve" "و" uzaklık ve değişikliği gösteriyor.
yani "ben işin doğrusundan çok uzaktayım ve aynı yolda değiliz".
ona "vave istibaad" denir.
istibaad'ın kökü "be'id" yani "uzak" demek.

"harab" : fasid, suçlu ve bazen sarhoş anlamında kullanılır.


siz sayın arkadaşlar da bir şeyler eklemek istersiniz buyrun lütfen...
sonra başka beyitlere geçelim :)
 
Katılım
19 Haz 2009
Ynt: İran eski edebiyatından esintiler

2
دلم ز صومعه بگرفت و خرقه سالوس
کجاست دیر مغان و شراب ناب کجا
delem ze some'e begreft ve hırka_yı Salus
kocast deyr_ı moğan ve şerab_ı naab koca

tercüme:
"Hanekah" ve iki yüzlü insanlardan bıktım artık
Deyr_ı Muğan nerde acaba? ve güzel şaraplar nerde?

Şerh_i Gazel:
Some'e: aslında İseviler(Hristianlar)in ibadet merkezidir ki dağ veya tepelerin zirvesinde bina olunmuş.
"Deyr" ile eş anlamlı; ve sonra farsça edebiyatında "Hanekah" anlamında gelmiş, ve bu beyitteki gelen "Hanekah" bu anlamı taşımakta.
Bazen "deyr" kelimesi hakkında da bu yanlışlık göze çarpıyor, onu "Zertoşt" lerin ibadet merkezi sanıyorlar, halbuki orası zaten bir "Ensari" ibadetgahı sayılır.

Hafız bu beyitten söylemek istediği şey şudur ki, "deyr" de de aynen şarap gibi iki yüzlülük yok.
ve asıl maksadı bu kadar "şarap" kelimesini kullanmaktan şudur; yani şarab kullanan kimse iki yüzlü falan olamaz...
iki yüzlülükten "deyr_ı Muğan'ı" arıyor...
 
Katılım
18 Mar 2009
Ynt: İran eski edebiyatından esintiler

Deyr kelimesi ve akabinde terkip oluşturduğu muğan kelimesinde durmakta fayda var bence.Çünkü beyitte geçen şarab kelimeside bu iki kelimeyle çok yakından bir tenasüb sanatı icraa ederler.Deyr sizinde ifade ettiğiniz gibi manastır, kilise anlamına gelir.İnsanlık alemi ve bu dünya anlamınada gelir.Bir üçüncü anlam ki bizi zahiren ilgilendiren anlam budur.Üçüncü anlam deyrin meyhane anlamıdır. Bizim divan şiirimizde pir-i mugan olarak geçer bu kişilik.Anlamı şudur;meyhane ehlinin en yaşlısı,en rütbelisi,en kıdemlisi.Tasavvufi manası ise bir tarikatin şeyhidir.’Mug’ Farsçada ateşe tapan demektir.Sonuna gelen ‘an’ eki ise canlılara gelen çokluk ekidir.

Şimdi toplayalım söylediklerimizi.Şairin hanekah dediği yer bu dünya olabilir.Çünkü bu dünya iki yüzlüdür,münkalibdir,sözünde durmaz,süslü bir koca karıyı andırır ve o yüzden kendisine ‘pirezen’ denmiştir.Dünya diyoruz zaten kendisine.Bu kelimenin kökü ‘DÛN’ dur.Yani;aşağı,aşağılık demektir.Böyle bir yerden bıkmak pek tabiidir.Hem bu dünya bir perde üstüne yansıtılmış gölgeler alemi değil mi?Hem bu dünya Platon’un bahsettiği mağaradaki gölgeler değil mi?Ahmet Haşim’in bir şiirinde şöyle bir dörtlük var;
seyreyledim eşkal-i hayatı
ben havz-ı hayalin sularında
bir aks-i mülevvendir onunçün
arzın bana ahcar-u nebatı

İşte buradaki anlatım ile dünyanın elle tutulur,gözle görülür tüm varlıkları belkide bir hayal havuzuna yansımış görüntülerdir,gölgelerdir.Öyleyse insan hakikati aramak için bu hayalden köprü üzerinde yürümek zorunda.Bu mecazi alem hakiki alemin köprüsü mahiyetindeydi değil mi?Divan şiiri anlatımıyla şöyle denir;Saçlar üzerinden yanağa doğru giden bir yoldur bu hayat,bu dünya.Yani kesretten vahdete giden bir yol.İşte insan hakikati aşk şarabında bulur.Ama önce aşk şarabının sunulduğu yeri bulmalı ki oradaki pir-i muganı bulsun.Yani şeyhini bulmalı.Çünkü boyu kısa olan bir kimse nasıl yüksekteki bir şeye vasıl olmak için ayaklarının altına bir tabure veya sandalye koyuyorsa veya bir kimse uzağı görmek için nasıl dürbün kullanıyorsa işte öylede hakikate ulaşmak vasıtasız olmaz.Bu vasıta pir-i mugandır.Bu vasıta mekanı ise meyhanedir.Yani tekkedir.Mug kelimesinin ateşe tapanlar olarak almak belki biraz tehlikelidir ancak şöyle bir yorum getirirsek bu tehlike arz eden durum değişebilir.Pervane ve Şem’ hikayesini biliyoruz değil mi…Pervane Şem’e öylesine aşık ki bu aşk yüzünden kolunu kanadını ateşlerde ifna eder ve sonra tüm vücudunu ifna eder.Yani aşk ateşine üşer.Peki sorarım size; meyhanenin Şem’i pir-i mugan olamaz mı?Onun pervaneside aşıklar olamaz mı?Şaraba yani ilahi aşka yanmış olan aşıkların ateşini ancak bu şarab söndürür.

İnşallah doğru anlamışımdır beyiti.Selametle…
 

adlena

 
Katılım
6 Ara 2014
Ynt: İran eski edebiyatından esintiler

Güzel konu zira edebiyatla alakalı olupta iran edebiyatından uzak olmak kişiyi sığlaştırır alakadar olmak ise ufku açar
Temellerini geçmişten alan içinde bulunduğu coğrafyanın ve toplumsal yapının bir getirisi olarak derinlikli olan,
İnsanın iç dünyasını belki de en iyi anlatabilen yazarların kıymetli eserlerini içeren bir edebiyat olduğu herkes tarafından kabül görmüş bir gerçek, ancak ne yazık ki bu değerli edebiyat eserlerinin çok çok küçük bir kısmı türkçemize kazandırılmıştır.şahsi kanaatim rus edebiyatı ile beraber dünyanın en büyük edebiyatlarından biridir dolayısıyle bu başlık divan için yerinde bir dokunuş olmuş.Bende Feriduddin Attar'dan bir beyitle iştirak edeyim.

"kimdir benim gibi tek ve tenha kalan;
denizin dibine daldığı hâlde dudakları kupkuru bulunan!"