İstanbul'a Dair

ibrhm

 
Katılım
15 Şub 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

(sevgili nefi bir kere ŞEHVAL açılmaz ŞEHBAL açılır ) hem diğer arkadaşlarımızın aksine ben istanbul'un bilinmeyen yerlerine gitmeyi ve görmeyi çok severim hem bu bir edebiyatçı için yazılabileceği birçok malzemeye kapı aralar. şairler yazarlar yeterince anlatmışlar oraları
..........değil mi
 

vasati

 
Katılım
19 Şub 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

bence istanbulun en vazgeçilmez yerleri: kalamış, moda bir de istanbulum içinde olmasa da dışındaki adalar. ama bunların yalnız başına tadı pek olmuyor. :UZGUN
 

sagopa

 
Katılım
14 Mar 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

arkadaşlar 21 yıldır istanbulluyum,söylediğiniz yerlerin hepsine gittim,birçoğunu defalarca denedim,gerçekten birbiri ile kıyaslanamayacak kadar farklı güzellikteki yerlerden bahsetmişsiniz;ama yanımda o güzellikleri paylaşabileceğim bir arkadaşım olmadan zevk vermez bana istanbul..
çamlıca da yürüyüş,acıkınca da boğaza karşı gözleme-ayran
 
C

cengaver

Ynt: İstanbul'a Dair

[align=center]bir başkadır İSTANBUL'um
istanbul aşığı biri olarak,bu güzelim şehirde beni en çok cezbeden güzellik hiç kuşkusuz fethe şahit olmuş;Kız kulesini,Çamlıca'yı,Fethi paşa'yı,garipler diyarı Karacaahmed'i bağrına almış,boylu boyunca boğaza uzanmış müteharrik belde Üsküdar'dır...[/align]
[align=center]Üsküdar Sahilinde
Sende bir hüzün var derdini söyle
Hasret içinde mi kaldın istanbul
Kol kanat büküpte durulma böyle
Tatlı düşlere mi daldın istanbul

İçimde yara var yoktur merhemi
Derdin şarabıyla yaktım sinemi
Sana anlatmaya geldim çilemi
Susma kararı mı aldın istanbul

Bitmeyen dertlerin oldum esiri
Bulunmaz derdime derman iksiri
Bendeki kederin çoktur tesiri
Derdimle sen bile soldun istanbul

Her gece koynunda yaşlı gözlerle
Ağlayıp dururum bin bir kederle
Her şeyin paylaştın bu derbederle
Derdimin dermânı oldun İstanbul

Kirpik arasında donan yaş gibi
Kılım kıpırdamaz, oldum taş gibi
Sızdım merdivene bir ayyaş gibi
Yine beni benden çaldın istanbul
[/align]

[align=center]Bundan gayri saymakla bitirilemez gerçi ama en çok etkileyen yerlerinden biri de Firârî kardeşimin vesilesiyle görmek nasip olan Sevda Tepesi...
Ve en mahmur haliyle Heybeli Ada...[/align]
 

Pasha

 
Katılım
12 Mar 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

Gönlünüzden geçenleri hissederek dile getirmek istiyorsanız,İstanbul'da Hidiv Kasrına gidilir..Ben gittiğimde kulesine çıkmak nasip oldu..O ne muhteşem manzara..Boğazın derinliklerinde hissettim kendimi..Sizin de hissedeceğinizden eminim...
 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
SENİ SÖZLÜĞE YAZDIM "İSTANBUL"

SENİ SÖZLÜĞE YAZDIM 'İSTANBUL'


Size bir sözlük oluşturma imkânı verilse ne yaparsınız? Hem de bu sözlük, doğup büyüdüğünüz, hayatınızı geçirdiğiniz İstanbul’la ilgili her şeyi yazabileceğiniz bir sözlükse. 2010 Kültür Başkenti olmaya hazırlanan İstanbul ile ilgili her maddeyi internetteki ‘İstanbul Sözlüğü’ne yazabilirsiniz.


Çoğumuzun doğup büyüdüğü, ekmeğini kazandığı ve yaşlandığı şehirdir İstanbul. Ne kadar trafiğinden, kirli havasından, gürültüsünden şikâyet etsek de içinde bizden bir sürü şey barındırır ve istesek de ondan ayrılıp başka bir şehre gidemeyiz. Gidip gezmediğimiz, çoğunu belki de hiç duymadığımız birçok mekân, öykü, anı vardır bu şehirde. İşte şimdilerde, hem tarihi hem de güzellikleri unutulmasın diye İstanbul adına bir sözlük oluşturuluyor. 2010 Kültür Başkenti projelerinden biri olan bu sözlük; ‘İstanbul Sözlüğü’. İsteyen herkes İstanbul ile ilgili bildiği her şeyi yazabiliyor bu sözlüğe ve bunun için mutlaka İstanbullu olmanız gerekmiyor. İstanbul’un semtleri, çarşıları, çeşmeleri, alışveriş merkezleri, gazeteleri, sahafları, yolları, mekânları, hamamları, delileri, yazarları, kadınları, imamları, kabadayıları ve İstanbullu ünlüler var bu sözlükte. Projenin sahibi Ömer Asan. Sözlüğe emek verenlerin en büyük hedefi, bir milyon maddeye ulaşıp dünyanın en büyük kent sözlüğünü oluşturabilmek. Bunun için www.gazeteistanbul.com’da yayımlanan sözlüğe her İstanbullu’nun madde ekleyebilmesi mümkün.

Her şey İstanbul için

Asan, projenin oluşum sürecini şöyle anlatıyor: “İki yıl önce Heyamola Yayınları olarak “Ömür Biter İstanbul Bitmez” adlı bir kitap yayımlamıştık. Suriçi’ni sokak sokak anlatan bir kitaptı. Çok ilgi gördü ve okuyucular devamını istedi. Daha sonra bu kitap, yazarlarıyla dizi belgesel olarak çekilmeye başlandı ve hâlen yayımlanıyor. Ardından İstanbul için başka ne yapabiliriz diye düşündük ve aklımıza bir İstanbul gazetesi çıkarmak geldi. Aylık İstanbul gazetesi çıkarmaya başladık bir grup gönüllüyle birlikte ve şimdi 12. sayıyı hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra internette “www.gazeteistanbul.com” ile günlük İstanbul haberleri yapmaya başladık aynı tayfayla. Tayfa diyoruz; çünkü kendimizi artık İstanbul gemisinde hissedecek kadar içselleştirdik kentimizi. Ne zamandır İstanbul’la ilgili, şehrin her şeyini kapsayan bir kaynak ararken neden bunu internet aracılığıyla yapmıyoruz, diye düşündüm ve bu fikir geldi aklıma. Önce yakın çevremizle paylaştık ve ortaya ilginç maddeler çıktı. Sonra 1 Ocak’tan itibaren projemizi tüm İstanbul’la paylaşmaya karar verdik.”

Ömer Asan, ayrıca sözlüğe herkesin katılımını sağlayabilmek için siteye madde eklerken üyelik zorunluluğu koymadıklarını, ekiplerinin gece gündüz maddeleri kontrol ettiklerini de belirtiyor. Öncelikli hedeflerinin İstanbulluları İstanbul’u düşünmeye sevk etmek olduğunu söyleyen Ömer Asan, diğer bir amaçlarının da herkesi sözlük yazarı yapmak olduğunu söylüyor. İstanbulluların da bu isteklerine kısa zamanda yanıt verdiği, sözlüğün şimdiden 500’ü aşkın maddeye ulaşması ile kanıtlanıyor. Asan’ın söylediğine göre sözlüğe eğitim kurumları da destek verecek. Sözlük koordinatörü, bunun yanında sponsor arayışına başladıklarının da altını çiziyor. Bu arayışın nedeni, İstanbul Sözlüğü’nün 2010 yılında güvenilir, geniş bir sözlük olmasını sağlayabilmek.

Sayı: 68
Bölüm: Aktuel
Muhabir: YASEMİN ÖZDEMİR
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

istanbul nasıl koca şehirdir.kendine aşık eder kimini,kimine göre taşı toprağı altın,kimine göre bir girdap,kimine göre cennetin ta kendisi.ama nasıl olursa olsun çok şey yazılmış,söylenmiştir o koca şehir için.en güzel şarkılar,şiirler yazılmıştır.sizde istanul şiirleri,şarkıları yazmak isterseniz buyurun.
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair


istanbul istanbul olalı

Uzanıp Kanlıca'nın orta yerinde bi taşa
Gözümün yaşını yüzdürdüm Hisar’a doğru
Yapacak hiçbir şey yok gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti

Bi lodos lazım şimdi bana bi kürek bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı

Ah İstanbul İstanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından
Kalmadı bende gururdan eser

Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir karadelik
Yapacak hiçbir şey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik

sezen aksu
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair


İSTANBUL'DA SONBAHAR
Mevsim rüzgarları ne zaman eserse
O zaman hatırlarım
Çocukluk rüyalarım, şeytan uçurtmalarım
Öper beni annem yanaklarımdan
Güzel bir rüyada
Sanki sevdiklerim hayattalarken hala
Akşama doğru azalırsa yağmur
Kız kulesi ve adalar
Ah burda olsan
Çok güzel hala İstanbul’da sonbahar
Her zaman kolay değil sevmeden sevişmek
Tanımak bir vücudu
Yavaşça öğrenmek, alışmak ve kaybetmek
İstanbul bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış
Biraz kilo almış
Ağlamış yine, rimelleri akıyor
teoman
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

İSTANBUL

Saçlarını dağıtır rüzgar
Yeditepe üzerinden
Hatıralar tarihin küllerini savurur
Kadın gibi kısrak gibi sarılayım
Gel ince beline
Yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından
Tüketilmiş yaşanmamış
Hediyelik hayatlar ah bu sever
Pencereler bu kapılar sokaklar
Hüzün gibi sevinç gibi
Eskitilmiş zamanlar
Yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından
Minareler uzanmış gökyüzüne bağırır
Kara sevdan nerelerde
Yüreğimi çağırır
Dua gibi büyü gibi ezberledim hasretini
Yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından

Söz: Sezen Aksu
Müzik: Fahir Atakoğlu

LEVENT YÜKSEL
 

zemheri

 
Katılım
30 Kas 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

Canım İstanbul

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan, aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım..
İstanbul, İstanbul...

Tarihin gözleri var surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?...
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet..
O manayı bul da bul
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca’da yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun; resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir “Katibim”i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu.
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan,
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

Necip Fazıl
 
Z

zeymak

Ynt: İstanbul'a Dair

Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbul'da
Moralim bozuk,ceryan kesik,
Hele birde sen yoksun ya çok yazık...

grup vitamin üyelerinin trafik kazasında kaybettikleri grup arkadaşına yazdıkları bir parça diye biliyorum.aklıma gelen sözleri bunlardı bende paylaşmak istedim.
 
L

Lamia

Ynt: İstanbul'a Dair

İSTANBUL’U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Kuşlar geçiyor, derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda
Bir kadının suya değiyor ayakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Serin serin Kapalıçarsı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Los kayıkhaneleriyle bir yalı
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Bir yosma geçiyor kaldırımdan
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere
Bir gül olmalı
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Bir kuş çırpınıyor eteklerinde
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vurusundan anlıyorum
İstanbul'u dinliyorum.
 

uLYa

 
Katılım
10 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

İKİ ODA BİR İSTANBUL

evim iki oda bir İstanbul
üç cephesinden seni görür
biri düşlere bakar
ben hep düşlere çıkardım
asılı ip merdivenlerden
kanatlarım yoktu henüz
çocuktum
o merdivenlerde düştüm
kırlangıçlar büyüttü beni
köşe kapmaca oynadım
misafir gittiğim her masalda
ebesi olduğum oyunlarda
kanatlarım çıktı
uçmayı öğrendim
çatılarda şarkı söylemek için

evim iki oda bir İstanbul
bir kapısı sana açılır
bir kapısı sokağa

benim sokaklarım hep çıkmazdı
birgün öğrendim caddeleri
caddelerde yürümeyi
koşmayı da bilmez, kaçmak sanırdım
güneş beni kovalarken anladım
koşarak geceye varıldığını

sabırsız bir saatte
büyüyünce adımlarım
gitmeleri öğrendim
başka gecelerde konuşmak için

evim iki oda bir İstanbul
dar gelir bana
içine ırmak geçmeyen ev


Sevgi KÖSE
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair


bekle bizi İstanbul

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünür düşünürüm
İstanbul

Binbir direkli Haliç'inde akşamlar
Adalarında bahar Süleynaiye'nde güneş
Ey sen ne güzelsin ey kavgamızın şehri
İstanbul

Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle
Parklarınla, köprülerinle, meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul

Tophane'nin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan çocuklarınla bekle
Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi
İstanbul

Haramilerin saltanatını yıkacağız
Bekle o günler gelsin gelsin İstanbul
Sen bize layıksın bizde sana İstanbul
İstanbul

Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle
Parklarınla köprülerinle meydanlarınla
Bekle bizi İstanbul

edip akbayram
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

İstanbul

Bir ortak geçmişimiz var, bir de hep açık yaralar.
Kendine hatırlattığın: fazla parlamış anılar!
Karşıma her yerde çıkan otuz yaş üstü adamlar,
"Hep seni sevmiştim" diyen, bir şeyler bekler bakışlar!

Yerçekimine yenik üstün, başın,
Bir de hep güzel tınlamış adın, adın!
Cebimde bir tek numaran kalmış artık,
Herkes için bir tadımlık!

İstanbul seni hapsetmiş, eski bir banda kaydetmiş
Yüzlerce binlerce insan aman allah hep bu şarkıyı söylemiş
İstanbul seni kaybetmiş, ilaçlayıp berbat etmiş
Davul gibi gerilen derini aman allah kimbilir kimler inletmiş?

Eğer "Sana ihtiyacım var" dersen; her an gelebilirim.
Kendinden bir vazgeçersen eğer; gerçekten sevebilirim.
Aşkımı gördüğün zaman, yenilmiş olman farketmez.
Kendini sevmezsen eğer; kimse gerçekten affetmez!

Yerçekimine yenik üstün, başın,
Bir de hep güzel tanımış adın, adın!
Cebinde bir tek numaran kalmış artık,
Herkes için bir tadımlık!

İstanbul seni hapsetmiş, eski bir banda kaydetmiş
Yüzlerce binlerce insan aman allah hep bu şarkıyı söylemiş
İstanbul seni kaybetmiş, ilaçlayıp berbat etmiş
Davul gibi gerilen derini aman allah kimbilir kimler inletmiş?

Pamela Spence
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

İstanbul'da

Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık
Gökhan Semiz: Abi hadi be abi be gebertelim şu parçayı

Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
İstanbul'da sular akmıyor
Mutlu musun oralarda? Bilinmez güzelim
Bana buralarda kimse bakmıyor
Uçaklar rötar yapmış
Trafik sıkışık
Çöpler yine birikti arka bahçeye
Yağmurun elleri, gitarın telleri yok
Sen de yoksun yanımda
Özlemişim çoook

Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık

Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
Buralar aynı, o günden beri
Yediğin, içtiğin, gördüğün senin olsun
Anlatma sebil sevildiğini
Gittiğin günden beri
Ne günlerim oldu
Bazen sevinçliydim, bazen gözlerim doldu
Sen orada ben burada, el ne karışır
Çok acele gelmen lazım
Bize İstanbul yakışır

Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık

Hele bir de sen yoksun ya!
Çok yazık!

Grup Vitamin-Gökhan Semiz'in anısına..
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

istanbul`a düşmanım

Kelimelerden alacaklı bir sağır gibi
İçimi döktüm bugün, yokluğunla konuştum
Tutsak gibi, enkaz gibi, kendim gibi
İçimden çıktım bugün, içimle konuştum

Yüzünü ilk kez gören bir çoçuk gibi
Gördüm kendimi gördüm
Kırıldı ayna paramparça
Paramparça ne varsa kadınım
Yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın
Ne olur, gel, gel, gel, gel
Ben sensiz istanbul'a düşmanım.

Kestiğim ümitlerden yelkenler yaptım ama
Yokluğunda ne gidebildim ne de kaldım
Gerçek miydi tutunmaya çalıştıklarım
Hediye süsü verilmiş ayrılıklarım

Yüzünü ilk kez gören bir çoçuk gibi
Sustum, kendime kızdım
Kırıldı ayna paramparça
Paramparça ne varsa kadınım
Yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın
Ne olur, gel, gel, gel, gel
Ben sensiz istanbul'a düşmanım.

Gripin
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

İstanbul Benden Büyük

Ne güzel geçiniyorduk bize ne oldu böyle
Hep beraber ağlıyorduk bize ne oldu söyle
Okudum birer birer yazdığın notları
Hep ayrılığı söyler hep bir kaçış satırları

İstanbul benden büyük onla başa çıkamam
Küçücük ellerimle seni geri alamam
İstanbul benden büyük onla başa çıkamam
Küçücük ellerimle seni geri alamam

Ne güzel geçiniyorduk bize ne oldu böyle
Hep beraber ağlıyorduk bize ne oldu söyle
Okudum birer birer yazdığın notları
Hep ayrılığı söyler hep bir kaçış satırları

Sessiz tatsız çaresiz kaldım
İstanbul benden büyük onla başa çıkamam
Küçücük ellerimle seni geri alamam
İstanbul benden büyük onla başa çıkamam
Küçücük ellerimle seni geri alamam

yalın
 

uLYa

 
Katılım
10 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

BEN KİMSESİZ…
Çocuk…
Cahil…
Sen bana isim…
Sen bana sevda…
Sırdaşım, terk etmeyenim…
Sen benim gereğim, gerekçemsin…
Sen benim coğrafyam, tarihim, şiirimsin…
Ne varsa üzerimde iyi duran, ne eklendiyse yakışan,
Senden eklendi…
Ekmeğim, suyum, nefesim…
Sen benim iklimimsin…
Günaydınımsın, seherim, merhabam…
Öğle vakti, ikindi gölgesi, hayırlı akşamlar…
Üçler, yediler, kırklar…
Ezanlarımsın, uzun gecelerimsin…
İstanbul, sen sesi güzel bir şehirsin, seni duydum.
Bunu bil!
Hanımelili, kedili sokağım, defneli, manolyalı, menekşeli bahçemsin…
Anne sütüm, gelinlik kız kardeşim, karımın gözlerisin…
Okulumsun, öğretmenimsin…

Senin evlerin yüzmeyi bilir…
Balıkların konuşmayı, ağaçların susup dinlemeyi bilir…
Martıların vefayı, güvercinlerin şadırvana yakışmayı, gemilerin iskele iskele dantel işlemeyi bilir…
Neyin hu demeyi bilir, neyzenin hay demeyi…
Seman devran bilir, uçmayı bilir…
Sen insanı sarhoş edersin…
Cömert, alıngan, kırgın ve adil…
Sultan dediğin kadir kıymet bilir…
Sen sultansın…
Sen şehirlerin annesisin yeşil gözlü çocuğu…
Sen gökyüzüyle akraba şehirlerin kardeşisin…
Sen ince bir hat gibi alnımdan geçersin
Ellerinden öpmek isterim çınar çınar…
İçimi aşka boyarım erguvanlarından her bahar…
Sanırım bir sonbahar, başıma servi olup dikileceksin…

Alın terim, ekmek teknem, ustalarımın dükkanısın…
Sen benim çarşılarımsın, kapalı…
Kitaplarımsın, yazılarımsın, yazamadıklarımsın…
Kubbelerimsin eğik, mahzun, doğru düzgün minarelerimsin
Sen benim denizimsin, kıyılarımsın, derinliğimsin…
Sen benim şeyhimsin…
Kaç kere yıkıldım ayaklarına, eteklerine tutundum…
Sen benim kovulmadığım kapımsın, büyük penceremsin, aylı yıldızlı şehrimsin…
Mektuplarımsın, nikah şahidimsin…
Diyecek olsam sözümsün, arasından dünyalar geçen dilimsin, iki dudağımsın…
Göğsümde lal bir kalp işlenmiş hançer gibi duran içimsin…
Eyüp sultanım, gizli halim… Haliç’imsin…

Gökten üç elma düşmüş, biri doğuya, biri batıya…
Aramış durmuşlar üçüncülerini…
Bulmuşlar kıtaların birleştiği yerde…
Senin adında “bul” var…
Başka İstanbul mu var?
Sen en güzel masalların gerçeğisin…

Üzerinde basmadan yürümek isterim
Seni kirlenir, bozulur eskir sanırım…
Senin iyi bir kadın gibi,her sabah gülen bir yüzle uyandığını unuturum..
Sen nasıl bir şehirsin?
Senden bir rüzgar nerede olsa tanırım…
Boğaz akar bir su, nehir değil…
Yığınla insan, betonla duvar, tonla asfalt, hızla zaman, seni yıkmaya yetecek zehir değil…
Seni çirkinleşecek sandığım için özür dilerim…
Sen güzelliği öğrete öğrete güzel kalacaksın…
Gülden bir koku var sende…
Gülden bir renk, bir eda, bir iz…
Gülden hırka var sende…
Gülle geldin, çağırdın güller hep geldiler…
Sen hep güle duracaksın, hep güle kalacaksın, hep güleceksin…
“o”gidince gitmemişler var..
“O” gidince “O” ndan kalan..
“o” nun gitmediğini çoğalanlar var…
Yayılır her seher dört bir yana çiçekler, kuşlar sular, bulutlar
Başında gezdirdiği bulutn evladı bulutlar…
O bulutun gölgesi var hep üstünde…
Sevdalı bir bulutun gölgesi var hep üstünde…
Aşıkların nefesi uçar, o buluta gider yurdu diye…
Sen, o bulutun bembeyaz serinlettiği bir yaz göğünün şehrisin…
Sen aşktan emanet, şefkatten müjdesin…
Sen istanbulutlu bir yazın, sen İstanbulutlu bir yazını şehrisin…
Yağmur yağarsa o buluttan yağar ince ince…
Nerde doğmalı, nerde ölmeli, nerde nurdan kapısı ötelere açılan bahçe?
Nerde günce nerde gece?
Nerde yaşamak denince…
Dudakları buseye mecbur eden adın söylenmeli, sen söylenmelisin…
Ben; sen de uzun, çok uzun…
Güzel, çok güzel yaşadım…
Madem sevebilir bir yürekle doğdum, demek biraz da olsa İstanbuldum…
Harcadım, yitirdim, savurdum, yine sende buldum…
Seni sevdirenleri ya sende bıraktım, ya seninle uğurladım..
Direndiğime değdi, geldiğime, kaldığıma değdi…
Göğü bulutlu, gözü bulutlu, istanbulutlu bir aşk yaşadım…
Seni son nefesimde vereceğim…
Sende olmak ve sende kalmak dilerim, ey bir dediğimi iki etmeyen sevgilim, memleketim, canım İstanbul’um…

Beni sakla…
Üstümde gül açacak, dalında bülbül şakıyacak başka şehir istemiyorum…


CİHAT ZAFER/ İstanbul’a Aşk Mektubu