İstanbul'a Dair

Katılım
27 Mar 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

Bu sabah yagmur var Istanbul'da


Bu sabah yagmur var Istanbul'da
Gozlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
Anne sözü dinler gibi masum
Agladim bu sabah

Günler dayanilmaz oldu
Senden uzak olunca
Martılar mahsun oldu
Onlar bile agladılar

şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki..
Bu sabah yağmur var I'stanbulda
Gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
Anne sözü dinler gibi masum
Ağladım bu sabah

Günler dayanılmaz oldu
Senden uzak olunca
Martılar mahsun oldu
Onlar bile ağladılar

şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki....
 

okyanus

 
Katılım
21 Nis 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

istanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.
ümit yaşar oğuzcan
 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
Ynt: İstanbul'a Dair



İSTANBUL AĞLIYOR

TRENDE BİLETSİZ SEVDALAR VARDI
VAGONLAR KAÇAKLARA GÖZ YUMARLARDI
AKSADA YÜREKLERE KAR PINARLARI
SEVDANIN ARKASI VAR, ARDI BAHARDI

İSTANBUL AĞLIYOR
SEN AĞLIYORSUN
HADİ GİT GİT ARTIK
NE DURUYORSUN

YOLCULAR HEP KAÇAK,
BİZSE TUTUKLU
GÖZLER AĞLIYOR
TUTKULU, ÇOCUKSU

İSTANBUL AĞLIYOR
SEN AĞLIYORSUN
SEVDİĞİN BEKLİYOR
NE DURUYORSUN

ŞİİR:

''YILDIZ AvLARIM GÖĞÜN MAVİSİNDE,
HER DEM BAKIŞLARINA GÖZLERİNİN DERYASINDAN
PUSU DURAN ELLERİMİ SANA TUZAKLARIM
HER TETİK DÜŞÜRDÜĞÜNDE GÖZLERİN, ÖLÜME AZ KALIRIM
YALNIZ GÖRDÜLER, GELİR BENDE KALIR YALNIZLIK
UZAR GECELER,
İSTANBULA YAĞMUR YAĞAR, KARLA KARIŞIK
KARI AYIKLAR YAĞMUR KOKULARINI ALIRIM KOYNUMA
OT KOYARIM GÖZ UCUMA, ANLARIM
YİNE YANGIN, YİNE HASRET
NE KALAN İSTANBUL'DAN DÜŞEN PAYIMA
BİDE YÜZÜNÜN GİDERKEN Kİ ISLAKLIĞI''

GÜL DAMLASI DÜŞMÜŞ ATEŞ YURDUYDU
DAĞLARA DİL UZATAN NARLI KUYUYDU
YAĞSA DA GÖNÜLLERE GAM GECELERİ
CEREN YARASINDA AŞK BÜYÜTÜRDÜ
YAKSA DA GÖNÜLLERİ GAM GECELERİ
CEREN YARASINDA DERT BÜYÜTÜRDÜ

İSTANBUL AĞLIYOR
BEN AĞLIYORUM
HADİ KALK GEL ARTIK
DAYANAMIYORUM

YOLCULAR GELDİLER
SEN YOKSUN İÇİNDE
YÜREĞİM CAN VERİYOR
ACILAR İÇİNDE
__________________ GÜLAY
 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

Sen İstanbul Kokardın



Martıların gözlerinden dinledim
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim

Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın

Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda
Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi...
Utanır, intihar ederdi ölüm,
Hayata rest çekip ağladığımda,
Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi...
Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda,
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah Leyla tüten rüzgardın
Zambak gibi leylak gibi,
Sigaramda duman gibi
Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın

Dayadım ondörtlüyü İstanbul'un şakağına
İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum
Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum

Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece
Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim
Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri
Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim
Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul
Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim

Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor
Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor
Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor
Oy gece gözlüm oy, İstanbul SENİ kokuyor

Serdar Tuncer
 

zemheri

 
Katılım
30 Kas 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

Denizin Kentini Yaktım


Vızıldayıp duran kafamın ortasında
Denizin kentini yaktım
Hurma şırıltılarıyla
Denizin kentini yaktım
Beni çocukluğumdan koparan
Denizin kentini yaktım
Bir kent kadın kabuklarından
Denizin kentini yaktım
Miras kalmış bir alevle
Denizin kentini yaktım
Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle
Tanrıyı anarak kalbi atan
Cami sütunları boğdu
Sararmış gözyaşlarıyla
Kararmış denizin kentini
İstanbul ey sevgili şehir
Dön dön karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında
Denizden getirilen biçimine

Sezai Karakoç
 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
Ynt: İstanbul'a Dair



GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN



Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Martılar konuyor omuzlarıma,

Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım

Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen

Durgun sular gibi azalacağım

Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince

Yalnız gözlerime bak diyeceksin.

Ellerim usulca ellerine değince

Kaybolup gideceksin

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere

Bir elim seni silecek.

Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere

Senin için yeni baştan can kesilecek.

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde

Sonra seni kaybetmek hemen her yerde

Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak

Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

Martılar konuyor omuzlarıma,

Gözlerin İstanbul oluyor birden.

YAVUZ BÜLENT BAKİLER
 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

İSTANBUL ÜSTÜME DÜŞER


Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme düşer
Karaköy'den vapur kalkmaz
Sezen Aksu şarkı yapmaz
Üsküdar'da yangın çıkar
Hey kanar yüreği güvercinlerin
Minübüsler bağırmaz olur
Aşk üstüne yenim etmez martıları boğazın
Ulan poyrazı küser, olan lodosu esmez
Yağmuru yağmaz nisanın
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme gelir

İçim yanar içim
Bir aşk için bir içim
Kendini varur sokaklarına Cihangir'in
Eyüpsultan sabahlarına
Ve ekmek kavgasına yemin olsun
Bir de umuduna
Kavgaya düşmüş yeni gencin

Beyoğlu
Arsız bir gece beyim
Hayat üryan edilmiştir
Ve sevilmiştir, ve sevmiştir
Gül pavyonda sevim
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim
Yolda yürürsün
Canın çeker
Kestane satarım Taksim'in köşesinde
Beyoğlu'da sinemaların kapısında dururum
Her filimde Türkan Şoray oynar
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme düşer
Minibüslerin kapısında bağırırım
Sen binersen ön kolduğu ayırırım
Bir de teyibe attım mı şarkımızı
Bir tek dileğim var
Mutlu ol yeter
Ben sana küsmem
İstanbul üstüme düşer
Yangın çıkar üsküdarın içinde
Aslan arkadaşla belalardan geçerim
Her bi şeyi taşır yüreğim
Her bi şeyi taşır
Bir senin yokluğunu çekemez
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme düşer
Karaköy'den vapur kalkmaz
Sezen Aksu şarkı yapmaz
Üsküdar'da yangın çıkar
Ey kanar yüreği güvercinlerin
Minübüsler bağırmaz olur
Aşk üstüne yenim etmez martıları boğazın
Ulan poyrazı küser
Olan lodosu esmez
Yağmuru yağmaz nisanın
Ben sana nasıl küseyim
İstanbul üstüme gelir
İstanbul üstüme düşer
Söyle
Söyle ben sana nasıl küseyim
İBRAHİM SADRİ
 
Y

Yezdan

Ynt: İstanbul'a Dair

İSTANBUL’DA KALAN YÂRE / GÜÇER KAFA

Bu bahar da İstanbul bensiz erdi bahara,
Yağmur dedi melekler gözümdeki buhara…

Üsküdar’dan yükselen bir martı kanadında,
Haliç’i seyreyledim o çaresiz kadında…

Nehr-i aziz akarken zaman misali duru,
Aşk neyzeni üfledi hasret denilen sûru…

Vapurlar yorgun argın yanaşırken sahile,
Adaların efkârı bilmem sığar mı dile?

Güzelcehisar gibi hem kimsesiz hem yorgun,
Dolaştım o sırtları vurgun üstüne vurgun…

Çevirdim anıların kirli sayfalarını,
Duydum nice canânın yalnız hayfâ’larını…

Bizans çürümüşlüğü kanatırken içimi,
Âtiyi kurcaladım bir sigara içimi…

Labirentler kuşattı lüzumsuz hayatımı,
Beyhude seferlere sürdüm gönül atımı…

Mağlubiyetler sanki benden bir parça olmuş,
Mihribâna diktiğim o son lâle de solmuş…,

Emirgân’da çamların gölgesinde ağlayan,
Bir kadın tanımıştım hayalimi dağlayan…

Yedi Tepe günlerim yine nüks etti benim,
Ruhum o şen şarkıyı çalıp raks etti benim…

Ne o şarkıyı çalan sazlar saz gibi şimdi!
Ne o güfte feleğe itiraz gibi şimdi…

Mazinin sıcak eli ruhuma değse bir ân,
Bilirim tutuşacak buz tutsa dahi zaman…

Muâllâkta savrulan, hayallerim pervâsız,
Firar etmek üzreyim bu kaçış ki amansız…

Bayâtî adım adım yürür iken hazana,
Küsmek olmaz bilirim alın yazım yazana…

 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

AĞLIYOR İSTANBUL


İkindi vakitlerinde akşam safaları
Kapı muhabbetlerinde komşu cefaları
Yan gelip de yattığım taşlar
Sabaha karşı camlarda sarhoş nidaları
Etine dolgun dulların genç kız edaları
Yem verip sevaplandığım kuşlar.

Ağlıyor İstanbul ağlıyor kalbim
Ağlıyoruz ben sessiz İstanbul sessiz
Ağlıyor İstanbul ağlıyor kalbim
Ağlıyoruz ben sensiz İstanbul sensiz

Duvarlardan silinmiş elin tenin kokun
Besbelli unutulmuş yolu İstanbul’un
Selamı kesti arkadaşlar
Ağlarım odalarda ben kendi halime
Sen karşı kıyılarda İstanbul nafile
Böyle mi biterdi eski aşklar

Ağlıyor İstanbul ağlıyor kalbim
Ağlıyoruz ben sessiz İstanbul sessiz
Ağlıyor İstanbul ağlıyor kalbim
Ağlıyoruz ben sensiz İstanbul sensiz

__GRUP GÜNDOĞARKEN__
 

Lamia

 
Katılım
8 May 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

İSTANBUL
Bir yanda sessiz duâ, bir yanda şuh kahkaha.
Bir yanda pula kulluk, diğer yanda Allah'a.
Sanmam koca dünyada eşin bulunsun daha.

EY İSTANBUL... İSTANBUL SENİN İKİ YÜZÜN VAR.
BİR YÜZÜN GÜLÜYORKEN DİĞERİNDE HÜZÜN VAR...

İbadet sessiz sessiz, rezalet gümbürtülü.
Çirkinliğin meydanda, güzelliğin örtülü.
Sararken ufukları gurubun kızıl tülü.

GECELERİN KİMBİLİR NE GÜNAHLARA GEBE?
TAKSİM'DEKİ GÜNAHA EYÜP'TE BÜYÜK TÖVBE.

Örf, anane, gelenek yerle bir ahalide,
Padişah mezarında ürperir Laleli'de.
Hayal tacirlerine rağbet Bâb-ı âli'de.

BU GİDİŞ HAYRA DEĞİL, KALBİNE TAZE KAN BUL.
KARANLIĞA YÜZ ÇEVİR, GÜNEŞE DÖN İSTANBUL.

Ne yazık ki satılır olmuş insan maddeye,
Koyun kasapta satlık, kadın düşmüş caddeye.
Nasıl gelmez İstanbul hırstan çatlar haddeye.

HER HALİ EDASIYLA İSTANBULUM BİR HOŞTUR
KADİR'DE TAM MÜSLÜMAN, NOEL'DE TAM SARHOŞTUR.

Ve işte ekonomin, nasıl gelmiş bu hale?
Bir yanda tefeciler, bir yanda tahtakale.
Pembe gözlükler ile bakamam istikbale.

SÖZ SENETMİŞ ESKİDEN, ŞİMDİ SENET HİKAYE
DOLANDIRMA-ALDATMA OLMUŞ TİCARİ GAYE.

İşyerinde yabancı kelimeye itibar.
Kafeterya, bonmarşe, butik, şarküteri, bar.
Beyoğlu'nda Türkçe yok, diğer bütün diller var.

RÜZGAR BATI'DAN ESMİŞ, FATİH'İN RUHU KAYIP.
EY İSTANBUL, İSTANBUL SANA YETER BU AYIP.

Ey zaman... Zalim zaman geç saniye saniye.
Teknikte ilerlerken manada çöküş niye?
Çağırırken îmana, Fatih, Süleymaniye.

ÇEVİR YÜZÜNÜ ÇEVİR, PİSTEN, KİRDEN, ÇAMURDAN.
KIBLEYE DÖN İSTANBUL, FEYZ AL İLAHİ NURDAN.

Karaköy'de günahlar sarılır kalın sise.
Çan çalarken Taksim 'in göbeğinde kilise.
AYASOFYA susuyor bu ne garip iş ise(?)

İSYANIN YERİ YOKTUR, EYÜP SABRA ÇAĞIRIR
MEŞHUR ZİNCİRLİKUYU GEL DER, KABRE ÇAĞIRIR.

A. Mahir Pekşen
 
Katılım
16 Eyl 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

Sokakların dert yükü yılların yorgun yine
Ne oldu sana böyle söyle İstanbul söyle
Şakaklarında kar var gözlerin dalgın yine ...
Aslında bu şarkı değil ezgidir ama ben çok severim paylaşmak istedim SELAMETLE...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: İstanbul'a Dair


Sensiz İstanbul'a Düşmanım
kelimelerden alacaklı bir sağır gibi
içimi döktüm bugün, yokluğunla konuştum
tutsak gibi, bir enkaz gibi, kendim gibi
içimden çıktım bugün, içimle konuştum

yüzünü ilk kez gören bir çoçuk gibi
gördüm kendimi gördüm
kırıldı ayna paramparça
paramparça ne varsa kadınım
yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın
ne olur, gel, gel, gel, gel
ben sensiz istanbul’a düşmanım.

kestiğim ümitlerden yelkenler yaptım ama
yokluğunda ne gidebildim ne de kaldım
gerçek miydi tutunmaya çalıştıklarım
hediye süsü verilmiş ayrılıklarım

kaybetmenin tiryakisi bir çocuk gibi
sustum, kendime kızdım
kırıldı ayna paramparça
paramparça ne varsa kadınım
yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın
ne olur, gel, gel, gel, gel
ben sensiz istanbul’a düşmanım.​
dostlukla
 

ayse

 
Katılım
28 Eki 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

sükut-u hayal' Alıntı:
Sokakların dert yükü yılların yorgun yine
Ne oldu sana böyle söyle İstanbul söyle
Şakaklarında kar var gözlerin dalgın yine ...
Aslında bu şarkı değil ezgidir ama ben çok severim paylaşmak istedim SELAMETLE...

kardeşşş biliyosun bittiğim andır :'( :'( :'(


soluyorum hasreti
sevda benim kanımda var
çıldırıyorum duy beni
niye yüzün uzak

soluyorum hasreti
sevda benim kanımda var
çıldırıyorum duy beni
niye yüzün uzak hüzün yanımda yar

istanbul bekliyor
onsuz olmaz diyor
bizsiz nasıl doğar güneş bilmiyor

sen benim ilk sızım
yarım kalan yazım
neden tenin uzak elim yetişmiyor

İSTANBUL BEKLİYOR...
 
Z

ZeRRe

Ynt: İstanbul'a Dair

selamün aleyküm arkadaşlar...
sıtenıze yeni katılıyorum çok beğendim.Hepinize mutlu bayramlar.
Şimdi İstanbulun her bir köşesini yagmurlu bir günde gezmek için dişarı çıkıyorum. baki muhabbetle...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: İstanbul'a Dair

ZeRRe' Alıntı:
selamün aleyküm arkadaşlar...

Şimdi İstanbulun her bir köşesini yagmurlu bir günde gezmek için dişarı çıkıyorum. baki muhabbetle...
ve aleykumselam, hoşgeldin aramıza, İstanbul'da yağmur var öyle mi?Demekki bu günlerde biraz hüzünlü kıymetlimiz.Bizim için de gezin efendim İstanbul sokaklarında...

Selam ile...
 

sayih

 
Katılım
29 Ağu 2007
Ynt: İstanbul'a Dair

Evet, İstanbul öyle güzel ,öyle masum ki bugün...
O masumiyeti hissedebilmeniz için yalnız gezmenizi tavsiye ederim.
İçiniz hüzün değil neşe ile cıvıl cıvıl oluyor.
İstanbul u gerçekten çok ama çok seviyorum.
En çok yağmurunu ,karını(trafiği hesaba katmazsak tabi)
 
Z

ZeRRe

Ynt: İstanbul'a Dair

Evet gezdim ,İstanbul sokaklarında
Rüzgarla uçuşan yağmur damlaları yüzüme çarpsada soğuk içimi titretsede vazgeçmedim İstanbul'dan...
 
Katılım
27 Mar 2006
Ynt: İstanbul'a Dair

İstanbul bugün buz gibiydin her bir taşın ve atan her bir yürek..
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Ynt: İstanbul'a Dair

İstanbul denilir de Nedim'in o enfes mısraları paylaşılmaz mı ?



Kaside der vasf-ı İstanbul ve sitayiş-i Sadrazam İbrahim Paşa

Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır

Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl
Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır

Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet
Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır

İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek
Gülzarların cennete teşbih hatadır

Herkes irişür anda muradına ânınçün
Dergahları melce-i erbab-ı recâdır

Kala-yı meârif satılır sûklarında
Bazâr-ı hüner ma’den-i ilm ü ulemâdır

Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî
Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır

Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr
Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır

Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş
Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır

Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul
Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır

Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın
Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır

Nâmı gibi olmuşdur o hem sa’d hem âbâd
İstanbul’a sermâye-i fahr olsa revâdır

Kûh-sarları bağları kasrları hep
Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır

İstanbul’un evsafını mümkün mi beyân hiç
Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır
..........
Nedim

Kısa Sözlük

âb u hevâ: Su ve hava.
a‘lâ: (Daha, en, pek) yüksek.
âlem: Dünya; eğlence.
âsâf: Vezir; Hz. Süleyman'ın veziri.
atâ: Bağış, ihsan.
bahr: Deniz.
bâzâr-ı hüner: Hüner pazarı.
beyan: Anlatma, açık söyleme, bildirme.
bî-mihr ü vefâ: Sevgisiz ve vefasız.
bî-misl ü behâ: Eşi benzeri olmayan.
cihân-tâb: Dünyayı aydınlatan.
cûd: Cömertlik.
çemenistân: Çimenlik.
dergâh: Tekke, saray, konak.
devşirme: Derlemek, toplamak, bir araya getirmek.
dil: Gönül, yürek, kalp.
dü-tâ: İkiye bükülmüş.
el-hak: Doğrusu.
erbâb-ı recâ: İhtiyaç sahipleri.
etvâr: Tavır, davranış.
ez-cümle: Sözün kısası; hepsinin içinden özellikle.
evsaf: Sıfatlar; kaliteler.
felek: Gök yüzü.
gevher: Mücevher.
gülzâr: Gül bahçesi.
hâlet: Hâl, durum.
hemân: hemen, derhal, o anda, çarçabuk.
hevâ: Hava; heves, istek, arzu, sevgi, hoşlanma.
hurşîd: Güneş.
ihsan: İyilik etme, bağış, bağışlama, verilen bağışlanan şey.
ikbâl: Baht, talih; yükselme.
iyd: Bayram.
kad: Boy.
kâlâ: Kumaş.
maksud: Kastolunan, istenilen şey, istek.
melce: Sığınak.
mülk: Ülke.
müstağrak: Gark olmuş, boğulmuş.
nev-resm: Yeni âdet, yeni usul.
pesendîde: Beğenilen, hoşa giden.
pÎr: İhtiyar.
refi‘: Yüksek, yüce.
rûz: Gündüz.
sadr: Sadrazamlık makamı.
sadr-ı keremkâr: Cömert, kerem sahibi, iyilik sahibi sadrazam.
senâ: Övme, övüş.
seng: Taş.
sezâ: Uygun, lâyık.
sûk: Çarşı.
şeb ü rûz: Gece ve gündüz.
teşbîh: Benzetme.
ulemâ: Âlimler, bilginler.
yekpâre: Tek parçadan ibaret, bütün.
zâhir olma: Görünme, ortaya çıkma.

Sözlük de verdik, daha anlaşılır olmuştur şimdi ;)