karalama

Katılım
27 Ara 2005
#1
karaladım...



Felek çek git, uğraşma benle dedi, vücüdunun başkentini kaybeden bir genç ve bilinmeyen diyarlara olan yolculuğuna kaldığı yerden devam etmeye karar verdi. Bu durak onu bir hayli yormuştu, bilmem kaç zamandır son durak diye indiği durağın aslında son durak olmadığının farkına varmış olması kalbinde bir yaranın daha oluşmasına sebep olmuştu. Gittiği yer hakkında en ufak bir fikri yoktu. Yâre ulaşmak için başladığı bu yolculuğun yara çıkma ihtimalinin büyüklüğünü aslında hiç düşünmüyordu. Eğer yâre kavuşmak için yara kendini salıvermek gerekecekse bundan sadece memnuniyet duyacaktı. Mahmut Meryem’e erişmek için nasıl her şeyden vazgeçmişse ve hiç bilmediği diyarlarda Meryem’inin izini sürmüşse O’da yârine çıkması muhtemel olan yolda dembedem ilerleyecekti. Mahmut Meryem’e kavuşmuştu, bu öyle bir kavuşmaydı ki evlendikleri gece ateş olup yanmışlardı. Bunları bir bir aklından geçiriyordu vücudunun başkentini yitiren genç.Karanlık şerha şerha yitik şehrin üstüne çöküyordu ve vuslatı hayal ediyordu.Farklıydı, vuslatı tattığı gece hiç bilmediği bir şehrin önce cennet sonra izbe bir köşesinde vuslata dair hissettiklerini yazmışken ve bunu yâre kavuşmanın bir hatırası olarak saklamak niyetindeyken bu yazdıkları hicranın bir habercisi olmuştu.O zaman anlamıştı, Mecnûn’un Leylî’yi neden kabul etmediğini.Var git yoluna Leyla’m demesinin sebeb-i hikmetini şimdi anlamıştı.Her bitiş aslında bir başlangıcın habercisiydi, yâre kavuştuğu anda mutlak yâre erişmek için yârden geçmek gerektiğini biliyordu. Yolculuğunun güzergahını çizerken mutlak yâre gitmeyi aklından dahi geçirmemişti. Zaten şu an ki düşüncelerine göre de gittiği yön mutlak yârin yanı değildi .Bir an soluklandığı bu durakta güneş bir an olsun yüzüne gülümsemiş, ardından kainat karanlıklara gark olmuştu. O güneşti, yaşam kaynağıydı gün gelecek bir gün yeniden doğacaktı. Bundan zerre kadar şüphesi yoktu. Bundan sonraki yolculuğu karanlıklar altında geçecek olsa da gözünü kapadığında güneşin her bir parçasını vücudunun en ücra köşesinde hissedecek ve belki de bundan sonraki yolculuğunda göz kapaklarının içindeki bu güneş yolunu aydınlatacaktı.
 
Katılım
26 Nis 2007
#2
Ynt: karalama

UluğBey' Alıntı:
Ne iyi yapmışsın ;)

UluğBey' Alıntı:
Bu durak onu bir hayli yormuştu, bilmem kaç zamandır son durak diye indiği durağın aslında son durak olmadığının farkına varmış olması kalbinde bir yaranın daha oluşmasına sebep olmuştu. Gittiği yer hakkında en ufak bir fikri yoktu.
Emeğine, yüreğine sağlık kardeşim..
 
S

SERTER

#3
Ynt: karalama

gittiler ... nereye ve neye gittiklerini bilmeden gittiler. durduran olmadığı için belkide, belkide duramadıkları için,belkide durduramadıkları içinh birşeyleri. ama neyleri durduramadılar? onuda bilmediler. hep bir terk edilmişlik hep bir kenara itilmişlik hissi. kendilerine bir numara büyük gelen parkalrı gibi, dayatma bir keder üzerlerinde. zoraki görünme hevesleri, üşüyen elleri öylesine dışarda, saçları dağınık ve sırf daha bedbaht ve sırf daha bohem görünmek uğruna. mahalleye bir cakalı bakış sonkez ,asuman yada adı herneyse sevgilinin yanan camlarına bakıyormuş hevesiyle kaş kaldırmalar. hep bir dengesizlik hepbir belirsizlik ...öylece topuk vura vura gittiler.
nerde oldukları ,umrunda bile değil mahallenin.
Manisanın bir köyünde öylesine kara perdeleri olan dar, havasız,rutubetli bir barakada, senden benden kopuk bir fecri ati'ci hevesinde. varmısın yokmusun bulmacasıyla isyan Allah'a ve kopuş ve kayboluş ve gerçek gidişlere meyilli fakat gittiğini anlayamayacak kadar kör
sonra ayılma ,kendine gelme ,yeniden başlama gayretleri. bir bankta kendi kendine zından ettiği hayatı ve kaybolan zamanı bulma peşinde bırakmayı düşündüğü sıgaradan sertbir nefes çekişler.
"ne aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamaz" figüründe
tokat gibi "nereye gittiğini bilmeyen vardığını anlayamaz" son buluşları kılcallarına kadar idrak.
oksijensizlik,azot bulanımı,ifrazat sokağı,parke taşlı yol,dar mahalle,nedense onu anlamayan insanlar,asuman..ve penceresi ve rutubetli dam ve...
 

Giriş yap