Kavram Kargaşı

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Kavram Kargaşı

bir vakit "bizim fikir kabızı olmamızda bize ait olmayan kelime ve mefhumların tesiri vardır" diyerek lisan üzerine bir şeyler gevelediğimde "ne diyorsun sen ayol!?" tarzı ünlemeler ile karşılaşmıştım. o demler bir ağabeyim "mehmet bakinin derdini anlıyorum ama neylersin ki paradigma meselesi" demişti.

bu işin formulü yok varsa bile ben bilmiyorum öğretmen bey. ha; ama umumi bir reçete istiyorsan hemen işaret edip geçeyim. :)

"bekleyin su yükselsin
belki kurtulur gemi
anne seccaden gelsin
bize dua et emi"

selam.
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: Kavram Kargaşı

Ağabey,sana iki sualim olacak.Şu deyimlerdeki ve atasözlerindeki tutarsızlığa takıldım ben.Yeri geldikçe sana suallerim olacak.Mesela şu : ''Allah yazdıysa bozsun'' bunu bana izah edebilir misin?Atalarımızın bir kısmı "fazla mal göz çıkarmaz", diğer bir kısmı da "azıcık aşım ağrısız başım" demiş. Çelişki var mı? Siz ne dersiniz?

Ben çıkamıyorum ağabey :)
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Kavram Kargaşı

PeJMüRDE' Alıntı:
Ağabey,sana iki sualim olacak.Şu deyimlerdeki ve atasözlerindeki tutarsızlığa takıldım ben.Yeri geldikçe sana suallerim olacak.Mesela şu : ''Allah yazdıysa bozsun'' bunu bana izah edebilir misin?Atalarımızın bir kısmı "fazla mal göz çıkarmaz", diğer bir kısmı da "azıcık aşım ağrısız başım" demiş. Çelişki var mı? Siz ne dersiniz?

Ben çıkamıyorum ağabey :)

merhaba

tezat yok. hal üzre olmak ve sözün meyanında söylenilmesi ile irtibatlı.
 

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
hükmü başa alarak ifade edeyim ki bu memlekette konuşmayı bilenler azınlıktadır! ve bu azınlık gemi ellerine alıncaya kadar bu memleket düzelmez. meramını dillendirmeyi bilmeyenler neyi becerebilir. dava, hitabetin güzelliği değil; "ne"den bahsettiğini dillendirebilmektir.

sair mahlukat içerisinde lisan verilen -aklın ve ruhun emrine kaydını düşelim- tek mahluk insandır. bu meyanda eskilerin insan için cism-i natık tabirini derhatır eylemek elzemdir zira insanın sair insanlar ile münasebetinin -dış şartlar itibari ile- temel kaidesi lisandır. lisan dediğimiz şey ağzına geleni söylemek değil eşyanın ruhta hasıl ettiği tesiri akılın süzgecinden geçirmek sureti ile kainatın tarifini yapmaktır. ecdad ne güzel demiş : " bin düşün bir konuş" (çok tekrar ettiğim bir husus ama bir daha edeyim: atasözü denilen tecrübe ile sabit kelamların üzerine hakkını vererek tefekkür edilmesi dahi dertlerimize derman olması için iktifa edecektir.)

adına kavram kargaşası denilen saçmalığın dillere peleseng olmasında amil sebeb konuşmayı bilmeyenlerdir! konuşmayı bilmemek demek fikir sahibi olmamak demek değildir ki insan istese de istemese de zaten bir fikir sahibidir. en fikirsiz -kendini öyle zanneden- insan dahi ekseriyatın fikrine dahil olur ve bir fikrin hammallığını yapar. mesele bu değil; asıl mesele, insanın insanı anlayamacağıdır. kelime dediğimiz şey anlamak için değil idrak için bir vasıtadır. yoksa ki anlamak nerede, insan nerede?! ne demek istediğimi anladınız mı? hiç sanmıyorum... demek ki hatib ile muhatab arasında düzgün bir münasebet olmalı ki aynı perdeden sesler çıkarabilsinler yoksa ki ortalığı kaba bir gürültü sarması işten dahi değildir. bu nükte hacivat ile karagözde ne güzel nazara verilir.

madem ben bu satırları türkçe yazıyorum demek ki türkçe konuşuyorum değil mi? yanlış!!! sizin türkçeniz ne kadar ise ben o kadar türkçe konuşuyorum. bu "beni anlamıyorlar"dan fazla bir davadır. türkçe bir kırılma yaşadı. kabul edelim etmeyelim envai çeşit sebeblerle lisanımızın şekli ile oynanması lisanımızın bizatihi ruhuna zarar verdi. ruhuna; yani özüne, yani künhüne, yani esasa yani...herşeyine! bugün konuşmalarının arasına kavram kargaşası zırvasını yerleştirenler usula dair bir fikir sahibidir esasa dair değil. lisanı bir nevi evrim meselesi olarak gören ve kısmen haklı olan bu guruh lisanın kainatın haritası olduğunu unuttular yahut unutturdular. bugün dillere peleseng olan kavram karmaşası ise haritaları farklı insanların tutundukları yegane daldır.

her kelimenin manası olduğu gibi bir ihsası, bir tedaisi dahi vardır. bu ihsas ve tedai maddi olan dünyanın kelimedeki aksinden başka bir şey değildir. kelime dünyaya şekil verdiği gibi dünya da kelimeye şekil verir. bir farkla lisan dünyaya hız ve istikamet vereceğine dünyanın hızına esir olursa neticesi seslerin münasebetsizliğinden başkaca bir şey olmaz! bu kelimelerin dünyaya yani eşyaya bakan tarafı. bir de insana bakan tarafı var.

insanlar kavram kargaşası yahut karmaşası -her ne ise artık!- yaşıyorlar zira kelimelerin hakkını vermiyorlar.

şu ana dek yazdıklarımı misallendireyim:

"sen kendini ne zannediyorsun!?" hitabı ile "sen kimsin?" hitabını tefrik kabiliyetinde kaç kişi kaldı?
"gerçek"in arka planda olan biten ile ilgilendiğini "hakikat"in ise arka planı tutan el ile münasebet kurma davasını güttüğünü tefrik kabiliyeti olan kaç kişi kaldı?
"ne menem bir laf" sözündeki derin istihzayı sezebilmek için lazım gelen "laf" ile "söz"ün terfikine malik olmak kabiliyetinde kaç kişi kaldı?
sormaktan "sorun"un hiç bir "mesele"ye cevab vermediğine şehadet edebilecek gözlerin sahibleri nerededir? "sorun"un bir takım düğümleri çözdüğünü ama "mesele"nin düğümlerin çözümünden öte bir daha nüksetmemecesine halli için çabaladığını fark edecek kaç kişi kaldı?
"yoğun" gibi rezil bir kelimeyi kullanmamak cehdi kaç kişide vardır?
"karakter" ile "şahsiyet"in münasebetsiz olduğunu karakterin olsa olsa "seciye" ile alakasının olduğunu düşünen kaç kişi kaldı?
"ahlak"ın çentik vurula vurula "etik" olmasından bizar kaç kişi kaldı?
"imaj" ile "islam"ın yanyana olmasından rahatsız olan kaç kişi kaldı?
"izlemek" ile "seyretmek" arasındaki amil farkın birincisinde takib etmek diğerinde ihata etmek olduğunu ve yine birincisinin zimnen kabul, ikincisinin ise cebren müdahil olmayı vaz ettiğini fark edebilecek kaç kişi kaldı?
"muhalif olmak" ile "karşısında olma"nın aynı olmadığını idrak edebilecek kaç kişi kaldı?
"bütün" ile "tüm" kelimesinin hiç bir münasebeti olmadığını bilen kaç kişi kaldı?
hoca-öğretmen, öğrenci-talebe, uzay-kainat ve daha neler ve neler........

adamın biri sual ede dursun "biz kaç kişiyiz?" deyu; bugün, ben, bu mahfilde sual ediyorum: "bunları sezen kaç kişi kaldı?!" "biz kaç kişiyiz demek?" ile "bunları sezen kaç kişi kaldı?!" demek farklı manalara gelir. bana, bunun farkını söyleyebilecek kaç kişi var???

insanlar biribirlerini zaten anlayamaz anlar gibi olur ancak işte bu lisan felaketi ile cism-i natık olan insanın "nutku" tutuluyor. kendisi bir şey söylediğini zannediyor amma muhatabı farklı perdeden giriyor! bana bunun tersini..... hadi şöyle söyleyeyim: hatalı düşündüğümü izah edebilecek kaç kişi kaldı?
Mükemmel bir yazıydı kardeşim zevkle okudum aynı pencereden bakarken aynı dünyayı farklı görürken izahla izan etmeyi seçmekte zorlanmamak için çaba sarf ediyorum bakalım mevlam neyler neylerse güzel eyler diye siz kardeşlerimin yazısını okuyarak istifade etmeye çalışıyorum,selamlarımla.
 

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Kavram karmaşasına düşmemek için bir şeyin insanın eşyanın tabiatın anlamı anlam yükü olarak neyi anlatmaya çalıştığını anlamak için az izan ve idrak lazım. Mesela hakeza adam çok zengindir kendi çalışarak zengin olduğunu sanır oysa Rabbim ona zenginlik verirken, fakirlerin ihtiyacını da karşılayarak vermesi için içine katmıştır ve bu vesile ile o kişinin niyetini imtihan ederken o zengin hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi o yan gel Osman bin dönüm bostanım var misali duyarsız hissiz yaşamaktadır!

Kavram anlam yükünü mesajını iyi algılamak gerekir, yoksam bilmedim anlamadım diyerek sorumluluğu üzerinde atamaz. Oysa şimdi umursamaz haliyle yarınlarda uğrayacağı hayal kırıklığı o kadar acı olacak ki, yarasının üstüne tuz biber ektiğini fark edecek ki bu da o zaman kavramı anlama olacak ki vaktinde anlamak gerektiğinde şimdi kavraması ağlaması sızlaması faydasız olacak.



Kavramın mesajını aldığımız zaman, bu yüce Kitabımız Kur’an veya Sünnette olur, içimizde ruhumuzda ayrıntılarına hayran kalarak, bizi tarifi mümkün olmayacak coşku ve ilgi uyandırır işte bizde vasıl olan (ulaşan varan) hasıl (başak tutmaya başlamış ekin gibi) sarıp sarmadığına dikkat etmek gerekir ki kavramı tam kavramış olalım.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Benzer konular

xen

Üst Alt