Kendime Öğütler

Katılım
11 Şub 2006
#1
Hayatın ve çevrendekilerin değerini iyi bil. O Bu Şu..... Oco Bucu Şucu deme aç sineni açabildiğin kadar herkese ummanlar ve batmamlar kadar Vesselam :İLGİNÇ
 
Katılım
10 Haz 2007
#2
Ynt: Kendime Öğütler

KENDİME ÖĞÜT

Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal ...


Aziz NESİN
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#3
Ynt: Kendime Öğütler

Bazen istediğinin olmama ihtimali var, unutma...

Önce bütün kuralları bil, sonra belki bir iki tanesini çiğneyebilirsin...

Dua et, duanın muhteşem bir güç olduğunu göreceksin...

Hatayı hissettiğin an durmasını bil ve düzeltmek için çaba göster...

Küçük kırılganlıkların büyük dostlukları bitirmesine asla izin verme...

Bol bol gülümse, hem maliyeti sıfırdır hem de değerine paha biçilmez...

Asla birinin umudunu kırma, belki de sahip olduğu tek şey odur...

Hayatın her zaman adil olmasını bekleme...

Dinlemeyi öğren, bazı fırsatlar kapıyı hafif tıklatır...

Herkesin hakkına saygı göster...

Sabret...

Şükret...
 
Katılım
23 May 2007
#4
Ynt: Kendime Öğütler

kalp kırma
kalbini kıranları da anlamaya çalış
kitap oku hemde çok oku
birşey basardıysan sorgulatma
kendıne durust ol ınsanlarada tabi
bir karar verdıktan sonra o muydu bu muydu dıyerek kendını yalanlama
kararına sadık kal
erteleme
hayatta herkesın bıryerde tokezleyebılecegını bıl
herkesın kendınce sorunları olablır
kımseye yuklenme
dıyorum sana yapılan hataları hosgormek hıc zor degıl
yapınca bunun mutlulugunu bıle duyacaksın
gerektıgı yerde hakkını savun
sevdıklerıne gulumse onlara hayatı ve onları sevdıgını goster
herseyde hayır ara
gelecegı pplanalayabılırsın ama bugunun fırsatlarından yararlanmayı unutma
bazen bırseylerden vazgecebılmeyı bıl
zamanı sorgulamaktan vazgec
duanı et
gecmıs gectı ordan ayrıl
endıselerını kendı kendıne cozebılecegıne ınan
senı sevenıde sevmeyenıde sev
sabrın en onemlı seylerden bırı oldugu asla unutma
 
Katılım
8 May 2007
#5
Ynt: Kendime Öğütler



Size de olur mu bilmem ; her ölümün ardindan yasamin pesine düserim ben...

Yakin bir dostu topraga verir vermez, kabrinin cicekleri kurumadan daha, ihmal edilmis kapilari calar, ozlenip gidilmemis adresleri ararim; eski dostluklarin tozunu alir, cam gibi parlatirim. Isi gucu boslar, gecikmis hal hatir sormalarin, dar gunde omuz omuza durmalarin kapisini aralarim.

Hele erken ölum...hele erken ölumler... Tuhaftir, yitirilmis ortak dostlarin ardindan 'sesini duymak istedim' telefonlari gelir es dosttan da... 'hadi kacip bir seyler icelim' davetleri, 'sana gecen gun haksizlik ettim' itiraflarina donusur; gecikmis gunah cikarmalar, samimiozelestiriler, sicak dokunuslar getirir ardisira...Anlarim ki herkes benim gibi paniktedir.

Bir musalla tasinin sogukluguyla urperir yalniz kalpler ve isinmak icin hayirsiz sevdalara kosulur, gundelik telasta kirip doktuklerini tamire cikarir insanoglu...Olum, yasami ogretir bize; doverek sevmeyi belleten hoyrat bir anne gibi, sevgi dogurur ecelinden...

Joe Black filmi, 65. yasgununun arifesinde kendi olumuyle tanisan zengin bir isadaminin oykusunu anlatiyor. Olum once derinlerdenyankilanan tok bir ses olarak,sonra da yakisikli bir genc adamin bedenine girerek cikip geliyor ve isadamina sayili gunu kaldigini soyluyor. Adam son gunlerini eceliyle bir arada geciriyor. Giderayak asiliyor hayatin daha once asilmadigi iplerine.

Is yemeklerinin yerini aile sofralari aliyor, dostunu dusmanini daha iyi taniyor. Bu arada 'ecel', 'is icin' geldigi evde 'hayat'i ve 'sevgi'yi taniyor, o da neredeyse 'is'ini unutup askin pesine dusuyor. Ecel bir oluye hayat verirken, hayat olumu bile dize getiriyor.

Baris Manco' nun ardindan yillardir birbirini gormemis hatta sevmemis baris'severlerin nasil kenetlenip, hizla kirlenen dunyaya temiz hava sacan, tek tuk kalmis birkac cinara simsiki sarildiklarini gorunce olumun yine hepimize hayat tasidigini farkettim.

Ecel Joe Black filmindeki gibi kucuk oyunlar oynuyor bize...
Baris'a son demecinde 'INSAN YAPTIKLARIYLA YASAR' dedirtiyor. Ve bizher
olumde bir kez daha anliyoruz ki, ecele karsi tek direnis noktamiz hayata sarilmaktir.

Bir musalla tasinin ne kadar soguk oldugunu gorunce anliyoruz, bunca hirsin, onca itismenin sacmaligini... Olum, anlamsizligiyla hayati anlamlandiriyor.

'Hayatin havaya attigimiz 5 topla oynanan oyun oldugunu dusunelim:
'Bu toplar isimiz, ailemiz, sagligimiz, dostluklarimiz ve benligimizdir.
Bu 5 top icinde bir tek isimiz lastik bir toptur. Dusurursek ziplatabiliriz.

Ancak diger 4 top camdan yapilmistir. Duşerse kirilir, yerine konulamazlar.
Bunu fark etmeli ve hayatimizi bu dengeye gore kurmaliyiz.

Oysa hepimiz o ilk lastik topu tutabilmek ugruna digerlerini kirip dökmüyor muyuz?

* Kalbinize yakin bulduklarinizi cantada keklik sanmayin. Sikica asilin onlara,
tipki hayata asildiginiz gibi... Cunku onlarsiz hayat da anlamsizdir.
* Hayatinizi asla aska kapatmayin. Aski bulmanin en kisa yolu,asik olmaktir, korumanin en iyi yolu ise ona kanat takmak...
* Hayati cok hizli kosmayin, nereden geldiginizi ve nereye gittiginizi unutmayin.

Hayatin bir yaris degil, her saniyesinin tadi cikarilmasi gereken guzel bir yolculuk oldugunu aklinizdan cikarmayin.

* Dun tarih oldu... Yarin bir sir... Bugunun kiymetini bilin.
         
                                                                                                                                 CAN DUNDAR
 
Katılım
8 May 2007
#6
Ynt: Kendime Öğütler

Jackson Brown'ın "Şu Hayatta Neler Öğrendik Neler" adlı kitapçığından
okuyalım bazılarını...

* Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yolun başka birini
neşelendirmeye çalışmak olduğunu öğrendim. Yaş:13

* Bir bebeğin evlilik sorunlarını çözemeyeceğini öğrendim. Yaş: 24

* Bir tartışmayı tatlıya bağlamadan yatağa gidilmemesi gerektiğini
öğrendim. Yaş: 29

* İnsanın kendisinden daha sorunlu birisiyle evlenmemesi gerektiğini
öğrendim. Yaş: 31

* İşyerinde romantik ilişkiler aranmaması gerektiğini öğrendim. Yaş:31

* Çalıştırdığımız insanlara iyi davrandığımızda, onların da müşteriye iyi
davrandıklarını öğrendim. Yaş: 49

* Bir toplantıda zekâmı ya da sohbetimi göstermek konusunda tercih yapmak
gerektiğinde sohbeti seçmemin daha iyi olacağını öğrendim. Yaş:53

* İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti olmadığını öğrendim. Yaş:66

* Gerçekten yaşamaya başlamak için emeklilik beklenirse, çok uzun bir
süre beklenilmiş olunacağını öğrendim. Yaş: 67

* İyi kalpli olmanın mükemmel olmaktan daha önemli olduğunu öğrendim.
Yaş: 70

* Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok
iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacağını öğrendim. Yaş: 77

* Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar
olduğunu öğrendim. Yaş: 95
 
Katılım
26 Nis 2007
#7
Ynt: Kendime Öğütler

Tim Blunk isimli bir şairin kaleminden çıkmış olan ve NEW AFRIKA INDEPENDENCE MOVEMENT (Yeni Afrika Bağımsızlık Hareketi), nâm-ı diğer MALCOLM X GRASSROOTS MOVEMENT (Malcolm X Taban Hareketi) yoldaşlarına hareketin liderleri tarafından verilen öğütler:

Bir taş at.

Bir taş daha at.

Bir şiir ateşle.

Bir yumruk yükselt.

Sesini yükselt.

Bir çocuk yetiştir.

Bir maske tak.

Duvara bir slogan yaz.

Şehidleri an.

Bir hayal kur.

Bir barikat kur.

Tarihine sahip çık.

Sokaklara sahip çık.

Bir slogan at.

Bir kurşun sık.

Bir tohum ek.

Bir ateş yak.

Bir pencere camı kır.

Terle.

Sahte belge düzenle.

Bir bildiri bastır.

Bir kanun kaçağını barındır.

Bir yara sar.

Bir dosta sevgi göster.

Silahını temizle.

Hakikati söyle.

Bir miting düzenle.

Arkanı kolla.

Gökyüzüne bak.

İz bırakma.

İşçilerden öğren.

Bir yoldaşa öğret.

Bir hücreyi ziyaret et.

Bir savaş esirini kurtar.

FBI'ın gizli dosyalarını çal.

Kendi kalbini çal.

Parolayı aklında tut.

Bir aynasızı silahsızlandır.

Bir füzeyi çalışmaz hale getir.

Bir fıkra anlat.

Bir plan yap.

Bir ümit ışığı gör.

İsmini değiştir.

Bir teoriyi test et.

Bir dogmaya meydan oku.

Korkunu kullan.

Bir damla gözyaşı akıt.

Haritayı incele.

Hainlerle hesaplaş.

Ağırlığını hakkıyla taşı.

Biraz daha ağırlık kazan.

Sevmek için mücadele et.

Sevdiğini bir daha söyle.

Sınırı aş.

.....
 
Katılım
8 May 2007
#8
Ynt: Kendime Öğütler


Söylediklerinize dikkat edin
düşüncelere dönüşür...

Düşüncelerinize dikkat edin
duygularınıza dönüşür...

Duygularınıza dikkat edin
davranışlarınıza dönüşür...

Davranışlarınıza dikkat edin
alışkanlıklarınıza dönüşür...

Alışkanlıklarınıza dikkat edin
değerlerinize dönüşür...

Değerlerinize dikkat edin
Karakterinize dönüşür...

Karakterinize dikkat edin
kendinize dönüşür...

Mahatma Ghandi
 
Katılım
8 Ağu 2007
#9
Ynt: Kendime Öğütler

Sözüm dinle benim, kardaş!
Unutma hâlet-i nez'i.
Gidersen bu yola, yoldaş!
Unutma hâlet-i nez’i.

Veda edip ehibbâya
Gidersin Dâr-ı Ukbâya
Sakın meyletme dünyâya
Unutma hâlet-i nez’i.

Hani âba vü ecdadın?
Hani' ashâb u evlâdın?
Senin de kalacak adın
Unutma hâlet-i nez'i.

Bir fâni dâra aldanma
Vefasız yâra aldanma
Katı mekkâra aldanma
Unutma hâlet-i nez’i.

Götür neftsen hevâ fikrin,
Düşür kalbe Hüdâ zikrin.
Ara derde devâ ilkin,
Unutma hâlet-i nez’i.
Zeyni
 
Katılım
8 May 2007
#10
Ynt: Kendime Öğütler

Sen ‘Sen’ Ol

Herkes biliyor ki:

Herkes için her şey olamazsın
Herşeyi bir anda yapamazsın.
Herşeyi mükemmel yapamazsın.
Herşeyi herkesten iyi yapamazsın.
Sen`de herkes gibi bir insansın.


O zaman:


Kim olduğunu bil ve öyle ol.
Senin için öncelikli olanı bil ve onu yap.
Güçlü yanlarını keşfet ve onları kullan.
Başkalarıyla rekabet etmemeyi öğren.
Çünkü hiç kimse “senin gibi” olmaya çalışmayacaktır.
 
Katılım
26 Nis 2007
#11
Ynt: Kendime Öğütler

"Zannettiğin kadar önemsiz değilsin. Âlemlerin Rabbi seni ve her hareketini önemsiyor. En ufak bir jestin bile geçiyor kayıtlara. Hiç bir şey, ama hiç bir şey boşuna değil. Dünyayı değiştiremiyorum diye üzülme. Kendini gerçekleştirdiğin anda dünyanın değiştiğini fark edeceksin. Hiç bir işin üstesinden gelemiyorum diye de yiyip bitirme kendini. Unutma ki sen seferle mükellefsin, zaferle değil."
 
Katılım
19 Ağu 2007
#12
Ynt: Kendime Öğütler

ferahsan' Alıntı:
"Zannettiğin kadar önemsiz değilsin. Âlemlerin Rabbi seni ve her hareketini önemsiyor. En ufak bir jestin bile geçiyor kayıtlara. Hiç bir şey, ama hiç bir şey boşuna değil. Dünyayı değiştiremiyorum diye üzülme. Kendini gerçekleştirdiğin anda dünyanın değiştiğini fark edeceksin. Hiç bir işin üstesinden gelemiyorum diye de yiyip bitirme kendini. Unutma ki sen seferle mükellefsin, zaferle değil."
Ferahsan bu öğüdü sanki kendine değil de bana vermiş gibi.. Zât-ı âlîniz için kaleme aldığınız bu öğüdü kendime düstûr edinmem için dua buyurun efendim!..
 
Katılım
26 Nis 2007
#13
Ynt: Kendime Öğütler

gece yürüyüşü' Alıntı:
ferahsan' Alıntı:
"Zannettiğin kadar önemsiz değilsin. Âlemlerin Rabbi seni ve her hareketini önemsiyor. En ufak bir jestin bile geçiyor kayıtlara. Hiç bir şey, ama hiç bir şey boşuna değil. Dünyayı değiştiremiyorum diye üzülme. Kendini gerçekleştirdiğin anda dünyanın değiştiğini fark edeceksin. Hiç bir işin üstesinden gelemiyorum diye de yiyip bitirme kendini. Unutma ki sen seferle mükellefsin, zaferle değil."
Ferahsan bu öğüdü sanki kendine değil de bana vermiş gibi.. Zât-ı âlîniz için kaleme aldığınız bu öğüdü kendime düstûr edinmem için dua buyurun efendim!..
Tırnak içinde verilmesine binaen sözlerin bana ait olmadığı sonucuna ulaşabilirsiniz, ya da bu uyarıdan dolayı ulaşmış bulunmaktasınız ;) Hakan abimin bir yazısından alıntıladığım bu sözlerin -ki ona ait midir emin değilim şu an- sizin nezdinizde tüm kardeşlerimin hayatına geçirilmesi için duacıyım.. Özellikle "Unutma ki sen seferle mükellefsin, zaferle değil." kısmını dimağıma kazıyıp, düstur edinmeye çalışıyorum, vesselam..
 
Katılım
27 Mar 2006
#14
Yolcu...

Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. Kimin geldiği önemli değil, kimin
gelmediği de Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
Yolcuya bakıp, yolu tanıma.Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan,
yolun yolcusuz olması değil; Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve
seyyal
"En doğru yol : en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak
lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma
Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan sözedenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de severler.
Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat, şu gerçeği de hiç unutma : Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
Yol boyunca; Yola çıkıp da yürümeyenleri, yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları, yolda metafizik
uyuşturucularla keyif çatanları, telörgülerle çevirdiği yolu, kendisine zindan edip volta atanları, maratona 100 metre
koşucusu gibi hızlı girip, 50. metrede yola yatanları, yürüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine
zar atanları , yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları, ayağına batan tek bir dikenin faturasını
çıkarıp, ömür boyu tafra satanları, beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları, yanlış kılavuzlara
kızıp yolu satanları göreceksin.
Aldırma, yürü. Göğsüne yüreğinden başka muska takma. Vahiy haritan, Nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen,
amel azığın, sevgi yakıtın, ahlak karakterin, edep aksesuarın , merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun. Doğru yol :
insanların çoğunun gittiği yol değil, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.
Yolda vereceğin her molayı özeleştiri durağında vermelisin. Unutma, tevbe özeleştiridir. Kendisini hesaba çaken,
başkalarınca hesaba çekilmekten kurtulur.
Her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman
olmaman için elzemdir. Yön tayini sık sık gerekli olabilir. Haritayı saklayabile-ceğin en güvenilir yerin yüreğindir. Bir
şey daha : Pusulayı sahte manyetik alanlardan, paraziter nesnelerden uzak tut; İbreyi saptırırlar da haberin olmayabilir.
Yol emniyetin için gerekli olan şartların başında bilinç gelir. Bilincini tahrif edecek her türlü uyuşturucudan uzak
durmalısın. Hobilerinin, fobilerinin, korkularının bilincin üzrindeki saptırıcı etkisini iyi hesap etmelisin. O'ndan
başkasından korkarsan , korktuğunun başına musallat edileceğini kesinlikle bilmelisin.
Yolda düşeceğin en büyük tuzak, yersiz korkularının tuzağıdır; Yani, kendi benliğinin sana kazdığı tuzak.
Hayırlı yolculuklar dostum.

MUSTAFA İSLAMOĞLU
 
Katılım
8 Ağu 2007
#17
Ynt: Kendime Öğütler

Kendimden alacağım o kadar öğüt var ki ,
Yılları yetmez asırların saymaya,
Ama en önemlisi Dua et daima
Kadir olan Mevla'ya...
 
Katılım
3 Eki 2007
#18
Ynt: Kendime Öğütler

bu sargı bezlerini acmalıyım artık
acılarım sargı bezlerine düşcek kadar küçülmemeli,
 
Katılım
8 May 2007
#19
Ynt: Kendime Öğütler

Kolay değil belki, ama imkansızda değil.

Hangi küskünlük bitmemiş, hangi dostluk başlamış ha !

Yüreğin senin elinde dostum. İnsanları değiştiremezsin, ancak onlara olan düşüncelerini değiştirebilirsin.

Herkesi olduğu gibi kabul et, sen de olması gerektiğince ol. İnancının
kazanmasını , ondan uzaklaşarak elde etme saçmalığından kurtul.

Hatırla, İYİLİĞİN HALLEDEMEDİĞİNİ KÖTÜLÜK HİÇ HALLEDEMEZ Kİ. . Yüreğine de kaydet bunu.

ÜCRETSİZ BİLETTİR TEBESSÜM YÜREK YOLCULUĞUNDA. .

Sevgiye davet çıkar sen de hadi. Kanaat getir, olumsuzlukları eriteceğine. Geçmişe üzülme. Yaptığın hatalardan ders aldıysan, mutlu edebildiysen eğer; bugünü bugünle yaşa. Fakat biraz dur.

Hayatına deneyimler eklemen için şart değil yanlışlardan geçmen.
Başkalarının edindikleri doğruları yerleştir zihnine. Ölümün ne zaman geleceğini bilmediğinden, yolu uzatıp kaderini zorlama. Güzellikleri de
bizzat kendin uygula.

Savrulma sakın. Bak BATSA DA GÜNEŞ, BIKMAMIŞTIR DOĞMAKTAN. SONUNDA TOPRAK
OLSA DA CANLI, YORULMAMIŞTIR NEFES ALMAKTAN.

Dostum, bedelsiz değildir ki mutluluklar unutma. ;O bedellerle olmanın neresi zarar de, yorulma. Dertlere de yenilme hiç, galiptir iyilikler sen ilerledikçe. Sonra benim varlığıyla mutluluk duyduğum güzel dostum. Bir martının yanında yer al. Gökyüzü meskenin olsun senin de. Kat kendini maviye, hayran bakışları çek üzerine. Özgürlüğü uçuşlarınla anlat. Hem , kırık olsaydı kanadın ne önemi kalırdı ki genişliği dünyanın. Kaldır başını ve eğilme, sakın güçsüzce.Dipsizse de karanlık, dal içeri...Öyle bir dal ki; sen değil o korksun.. Ne çıkar deme, bir nur da senden olsun.



GÜLÜMSE... Fakat cenneti kazanmışçasına değil, doğduğun güzel fıtrat için...

GÜLÜMSE.... Onun ümmetlerinden biri olarak yaşadığın için...

GÜLÜMSE... Duyduğun ezan sesi, kıblen KABE olduğu için..

GÜLÜMSE... Öldüğünde Azrail le buluşup, Rabbine kavuşacağın an için. HİÇ DEĞİLSE RAZI OLDUĞUN ALLAH'ın rızası için gülümser misin?

ilerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız,bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...
 
Katılım
8 May 2007
#20
Ynt: Kendime Öğütler

Yaşamak Elinde!

O kadar da karışık değil işler sevgili zamane... Dört işlemden daha azına ihtiyacın var yaşamı anlamak için. Elinle ortadan ikiye bölebilirsin yaşamı. Bir tarafa “elinde olan”ları koy; yani sahip olduklarını. Diğer tarafa “elinde olmayan”ları; sahibi olamadıklarını.
“Elde ettikleri”ni “elinde tutmak” için kalbini yoruyorsun, terliyorsun, kapıları kilitliyorsun, ıssız sokaklardan uzak duruyorsun, cebini boşaltıyorsun. Elden çıkardıklarını kendinden uzak tutmak için çöp torbaları dolduruyorsun.

Yaşama dair söylenen onca karmaşık sözleri unut ve yalnızca bunu hatırla: Elinle ikiye bölebilirsin her sahneyi. Vazgeçemediklerinden vazgeçtiklerine doğru dağılarak, çözülerek, seyrelerek, eskiyerek akar hayat. El üstünde tuttuklarını elden çıkarılası şeyler eyler akreple yelkovanın birbirine dolanışı. Öylesine usulca, öylesine suskunca akar ki zaman nehri; bir de bakarsın ki elden çıkarılmışlar denizine dökülmüş sevdiklerin. Öylesine sinsice, öylesine hissettirmeden yanar ki zamanın kızgın koru, sonunda anlarsın ki üzerine titrediklerinin küllerini bile yakmış saydam alevler.

“Elinde avucunda olan”dan ibarettir mülkiyetin. Senin adına kayıtlı, senin adına çoğalan kabarık rakamlar olsa da, sen “elinin yetiştiği yer”de yaşarsın, elinde olanları tadarsın. Seni çoğaltmıyor banknotların üzerindeki rakamlar! Seni yeni/den var kılmıyor senin adına çoğalanlar. Vitrinler sana alamayacağın/alamayacağını anlayacağın/almak için çırpınacağın/alamadım diye yakınacağın/alsan da daha yenisine tav olacağın/aldığını da yenisi çıkar çıkmaz aşağılayacağın parıltılar sunuyor.

Hesap basit sevgili zamane!

Elinle ikiye bölebilirsin zamanı.

Dün “elden gitti”. Yarın “ele geçmedi”. Elde var bugün. Elden giden ile elde olmayan arasındasın bugün. Elde olan elden gidiyor. Elden giden bir daha ele geçmiyor. Elin de elindekiler de zamanın nehrinde akıyor, eriyor, bitiyor, tükeniyor, azalıyor. Sor kendine: Elinde kalacak mı elindekiler? Ve sonra: Elindekiler kalsa ellerin kalacak mı?

Gülüp geçmelisin ürünleri üzerine “genç” etiketi yapıştırıp seni tüketmeye çağıranların iltifatlarına. Aslında seni hesaba katmıyorlar. Billboardlara sarkan hayaller, posterlere taşan yüzler, seni cebindeki kâğıtlar üzerinden hesaplıyor. Seni yeni yeni tasarladıkları görüntülerin kafesine tıkmaya çalışıyorlar. Saçın böyle parlarsa, daha mutlusun. Falanca model cep telefonuyla görünürsen, daha önemli sayılırsın. Ayakkabının üzerinde şu logo olursa, ayrıcalıklısın. Şu ünlü gibi giyinirsen, pek akıllısın!

Görünmeye özendiriyorlar seni. Sadece görünmeye. Göründüğün kadar önemli olduğunu fısıldıyorlar kulağına. Varlığını görüntünün sığlığına sığdırmaya çalışıyorlar. Görüntü özne yapmıyor seni; başkalarının bakışına nesne yapıyor, o kadar. Başkalarının önemsemesi kadar var olmaya başlıyorsun böylece. Sığ ve kaygısız, vefasız ve güvensiz bakışların ucunda sürükleniyorsun. Başkaları ölçüp biçiyor varlığını. Başkalarının gözünden düşüp düşmemeye göre ayar ediyorsun kalbini. Başkalarının gözlerine gömüyorsun kendini!

Bak, nasıl da koşturuyorlar seni. Önce elinde olmayanlara özendiriyorlar seni. Özendiğini elde ettin diyelim. Çok geçmeden, elinde olandan tiksinmeni istiyorlar. Yenisine acıktırıyor seni. Seni takmıyorlar aslında. Seni, yani senin mutluluğunu. Öyle olsaydı; elindeki ne güzel derlerdi sana. N’olur, kal böyle, bak nasıl da güzelleştirdik seni, deyip kenara çekilirlerdi. Nasıl da mutlu ettik seni, derlerdi. Sevindirdik seni, seni sevindirmekle biz de sevindik, derlerdi. Pırıl pırıl olurdu gözlerinin içi. Seni yeniden “elde edilecek”lerin peşine düşürmezlerdi. Hazır, mutlu olmuşken, yeni bir gereksinim açlığı ile doymuşluğunu paramparça etmezlerdi. Hayâlindekine henüz kavuşmuşken, önüne yeni bir hayal kırıklığı koymaktan çekinirlerdi. İncitmekten korkarlardı huzurunun incecik kanatlarını.

Şimdi dur ve yeniden yap hesabını:

Bir tarafa “elinde olan”ı koy; yani sahip olduklarını. Bir tarafa “elinde olmayan”ı; sahip olmadıklarını. İkisi arasında koşturuyorlar seni. Sahip olamadıkların listesinin sonunda “şimdi bütüne ulaştın” notu yok. Bırak “sandukadaki şeytan masalını” “eşikte bekle/yen menzil taa içinde”… Hepsi bu!..

Yaşamak elinde!

SENAİ DEMİRCİ​
 

Giriş yap