Kiralık Ölmelerim -1-

Katılım
27 Ara 2005
#1
Hoş bir yazı...



YAK BÜTÜN BEN NEHİRLERİ...

Demir parmaklıkların ardında, esarete gün bağlayan sararmış kelimelerdeydim. Susturmak istedim susmalarımı. Suskunlaşan gözlerimin harfsizliğiyle daldım cümle deryalarına. Her yanımı dingin bir lügat kokusu kapladı apansız. Sevgili! Seni susuşlarım değseydi kanatlı mavilerin tüllenişine, yaralanırdı tekmil kelimesiz çırpınışlarım. Dinlemedim seni! Oysa sen beni ne çok çağlardın, sendeki ırmak bilerek. Dinmezdin...

Bense; kirpikleri kangren satır aralarına bırakıp gözlerini, gittim. Parmaklarımın soyulmuşluğuna yürümeden, peyderpey bulutların göz ıslaklığıyla düştüm peşinden. Anla beni!Düşlerimi sende tehir etmekten, düşüm olmuştu düştüğüm dış'lar. Yataklık yapamazdım artık, bendeki kör aşkın lal soluğuna. Gitmeliydim! Gitmelerin uçurumluğunda seni düşmek bile olsa yar'lıktan, gitmeliydim. Bağışla beni. Hiç kimseyi sever olmuştum gayrı...

Şimdi sen, ''Çöllerden korkmayan Mecnun'luk varsa hala, bana Leyla yüreğinde; gel... Ordaysan, gel... '' diyorsun. Evet burdayım. Beni bıraktığım yerde, Yusuf gibi kuyulardayım. Sevgili! Geleceksem; ömrümün süzgeçten geçmemiş, vasiyetsiz yıl yığınlarıyla hesaplaşıp gelmeliyim. Geleceksem; kötürüm yüzümü musalla taşlarında boğup gelmeliyim. Geleceksem; ben'siz gelmeliyim, sende Züleyha olmak için...

Biliyorum! Sen sehpaların karanlık kıyısında aşk grevindesin. Sıcak iniltileri içerek dayanabiliyorsun var yok'luğuma. Uzak bana yaslanıp, tetiğini düşüyorsun katliam yüzlü gidişlerimin. Gözlerin yağmur kardeşliğini ilan etmiş. İnan sevgili, bende sende farklı değilim. Diz üstü çökmüş çarelerim. Asaletimin çarmıha gerilişine dökülüyorum. Tek hücreli hayatlarda, saat kulesi çalınan zamanlardayım. Zamansızım... Zaman; sızım... Döküldüm benden takvim yapraklarıyla, gelemem!.

Konuşsana Tsunami yıkıntılarının iç götürmezliğiyle neresine yürüyeceksin içimin? Yürünecek yol mu bıraktım içimde sanki? Soru işaretlerinin çengelleriyle astım, ruhumu sömüren kukla soruları. Acıyınca kanayan katilliğimi, cesedime gizledim. Gözbebeğimden çekilir mi cinayetlerim şimdi? Hangi tabut üstlenir rezilliğimi taşımayı? Ölmekten başka olmak yok bu diyarlarda... Gelemem!

Üstüme düşen gökyüzünün baygın gökkuşağından, cellat kırmızısı hayatlar beğeniyorum. 365 kez yanından geçtiğim yanmışlığım, yanık kokularını dolduruyor iç cebime. Irak Ülkesi'nin umatlarına ırak düşen çocuklarına benziyor sana ırak'lığım. Gittiğim her sen Felluce, döndüğüm her ben Bağdat. Bekleyemem sana gelmeyi. Din artık sağanak beni...

Giyotinden geçmiş uykularımın üzerini ölümle ört. Ezilmiş ezgilerin ezik notları ıslıklansın dudağında. Topal bir inşirahın cansızlığında dağıt can parçalarımı. Sevgili!Gelsem sana, kendimde getiremem bana dargın kalbimi. Gelemem...

Yak bütün ben nehirleri, savur küllerini sana. Ne de olsa sen, küllerimden de doğarsın, yeniden.Bu sensizlik susmasın beni SEVDİĞİM!..
 
Katılım
27 Ara 2005
#2
Kiralık Ölmelerim -2-

Öyle derinlere gömdüm ki seni, bir daha bulamadım sesini. Sürekli kendini çoğaltan tekil özneydin benimle. Kulelerden bağıran, kangren olmuş bir susmaydım. Haramzedeydi gülücüklerim. Gittim, muammaları bağlayarak gözlerime. Baldıran acısı tadında, melankol lanetler yapıştı dilime. Kanla karışık tutarsız yeminler... Bir de; kalbimdeki soytarı hüzün... Ey sevgili! Sen Meryem kadar safsın ve zambak rengidir sevdaların. Ya ben? Ödünç aldığım vakur sancılarda ölebilmeyi diliyorum şimdi, dua dua...

Ortaçağ'ın günahkarlığından kalan, skolastik bir yalnızlıktım ellerinde, sevgili! Söyleyemedim... Yasaktı... Dillendiremezdik aramızdaki sensizliği. Sen küf kokulu hayatlardan geçip giderken, avuçlarındaki mahşer meydanlarında lime lime edilen ben oldum. Süngülenmiş kent yığınları düşerdi, saçlarımdan akıp giden yasadışı yağmurların bağrına. Alnımda heder olmuş bir akşam, kanatırdı düşlerimi bin kere. Sana ihanetimmiş aslında bu protest yalnızlıklar. Bilemezdim...

Hangi aşkın ayrılığı bu kadar lanetliydi ki? Hangi aşk mutluluk mevsimlerini solurken, apansız zift çiçeklerine durabilirdi? Yığılıp kaldığım yerde, marazi öfkeler ayaklanırdı sevdanın eylülüne; mahrem kahkahalarda acına suçüstü uyanma diye... Rüyalarımda kıskıvrak ağlama diye... Gül diye ey yar! Gül diye...

Kalsaydım, üstüme kalmayacaktı bağışlanamayan suçlar. Cinayet mahallerinde sereserpe bırakmayacaktın gülüşlerimi, delil diye. Kirli yüzler arasında sobelenmiş, kirpikleri Sehmud Ovası'na değen bir kız çocuğuydun içimde. Bense susmaların gırtlağında unutulmuş, söylenmeyen, kullanışsız bir cümleydim. Ey yar! Kimliği belirsiz kelimelerin kabristanı değil midir susmak?

Sevgili! Yüz'lerce sen'dim. Sen'lerce yüz'düm. Yüzünü geçemedim. Boğuldum! İyi ki kalmamışsın bende...

Çok cepheli yaşamların, karabasan tünellerinde bıraktım ömrümü. Yani biraz faili meçhul, biraz aşinaydım kendimi öldürmelerime. Sen düştükçe içine, sığlaşıyordu gözlerim deniz deniz. Adından susuyordum, haykırış oluyordun beynimde. Her intiharımdan sonra, seni inkara yelteniyordum satırlarca, sayfalarca. Ey sevgili! Coğrafyamın saçaklarına yağmur tıpırtısıyla düşen ey! Susmalarım ihbarımdır; en çok seni sustuğum, en çok beni gammazladığım. Üfleyince dağılan o tortusuz aşktan ne kaldı ki elimde, iri cüsseli ayrılık sözlerinden gayrı? Gittim!.. Görünmeden aşka, isyana, içine...

Duydum ki, benimle sensizmişsin hala. Gazel yaprakları taşıyormuşsun gençliğinin kanamalı sol yanına. Bedbin intiharların bitmeyen valsindeymişsin. Nikbin niyetlerin asırlık uykuda...


GÖZLERİNİN ELASINA KURBAN CAN!

Hangi asılmak ki, paklayabilir lekeli ruhumu? Hangi toprak ki, saklayabilir şizofren hayallerimi? Ve hangi yargı ki, giyotin gibi başıma heveslenir? Ah musalla taşlarına gelesi kalbim! Yarin gülüşlerinden ölüm beğen şimdi...

Ey sevgili! Hayat benden geçeli çok oldu. Sende vazgeç artık cenazemi taşımaktan. Çünkü bana, aşka, SANA SENSİZİM. Affet beni, yirmiüç'e hala bir susuş varken...


Cengizhan Konuş
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#3
Ynt: Kiralık Ölmelerim -1-

UluğBey' Alıntı:
Sevgili! Seni susuşlarım değseydi kanatlı mavilerin tüllenişine, yaralanırdı tekmil kelimesiz çırpınışlarım. Dinlemedim seni! Oysa sen beni ne çok çağlardın, sendeki ırmak bilerek. Dinmezdin...

Anla beni!Düşlerimi sende tehir etmekten, düşüm olmuştu düştüğüm dış'lar. Yataklık yapamazdım artık, bendeki kör aşkın lal soluğuna. Gitmeliydim! Gitmelerin uçurumluğunda seni düşmek bile olsa yar'lıktan, gitmeliydim. Bağışla beni. Hiç kimseyi sever olmuştum gayrı...

Geleceksem; kötürüm yüzümü musalla taşlarında boğup gelmeliyim. Geleceksem; ben'siz gelmeliyim, sende Züleyha olmak için...

Diz üstü çökmüş çarelerim. Asaletimin çarmıha gerilişine dökülüyorum. Tek hücreli hayatlarda, saat kulesi çalınan zamanlardayım. Zamansızım... Zaman; sızım... Döküldüm benden takvim yapraklarıyla, gelemem!.
İfadeler o kadar orjinal ki tekrar tekrar okumaktan alamadım kendimi, hakikaten hoş bir yazıymış, teşekkürler...
 
Katılım
10 Haz 2007
#4
Ynt: Kiralık Ölmelerim -1-

demek ki bu mükemmel ötesi yazıyı benden başka da tekrar tekrar okuyan varmış:)
teşekkürler...
 

Giriş yap