Tadımlık

Köşe Yazarlarından Seçmeler

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Okumaktan Mana Ne?

Seçici olmak,beraberinde "Ne okuyalım" sorusunu getiriyor.Işin doğrusu okumaya talip olanın birikimini,kapasitesini,temayülünü hesaba katmadan bir kitap listesi teklif etmek pek sağlıklı görünmüyor bize.Belki şöyle bir genel çerçeve verilebilir:itikadından,istikametinden Ehl-i Sünnet hassasiyetinden emin olduğumuz yazarların yahut yayınevlerinin neşriyatına öncelik tanınabilir.

İnsanlar korona günlerinde ev karantinasında nasıl vakit geçireceklerini düşünürken biraz da Sağlık Bakanlığımızın Tolstoy ve Mustafa Kutlu tavsiyesiyle kitap okumayı hatırlattı.Mart sonundan itibaren geçen süreç içerisinde internet üzerinden yapılan kitap satışlarında yüzde elli oranında artış olduğu belirtiliyor.Sosyal medyada okudukları kitapları paylaşanlara,birbirlerine kitap tavsiye edenlere daha sık rastlar olduk."Ne okuyalım" sorusu eskiden de sorulurdu ama şu sıralar daha bir çoğaldı sanki.Yayınevlerinden kitap sitelerine ,köşe yazarlarından bu konuda kendilerini otorite sayanlara kadar pek çok kesim neredeyse her gün yeni bir okuma listesi sunuyor ve bunlar rağbet de görüyor.
Okunan nesnenin niteliğini dikkate almaksızın okumayı âdeta kutsayan yaygın bir kabulle bu durumu hayra alamet bir gelişme olarak değerlendirmekte acele etmemek temkini elden bırakmamak lazım.Zira okumak, zihni ve kalbi beslediği gibi ifsat da edebiliyor.Milyonlarca basılı/görsel yayının önemli bir kısmı muhteva itibariyle malayani cinsinden faydasız,sakıncalı zararlı bir mahiyet taşıyor.Bir meziyet olarak okuma alışkanlığının niceliğe bağlanması seçiciliğe mani oluyor.Ya da popülerliği,dolayısıyla kalitesizliği/basitliği sebebiyle "çok satanlar"listesine giren yayınlar tercih ediliyor ekseriyetle.Belki "millet olarak okumuyoruz" yahut "az okuyoruz" türünden abartılı yakınmalar,Batılı toplumlardaki kitap okuma istatistiklerine imrenmeler de alışkanlık kazanma adına "ne bulursak okuyalım"gibi bir tavrın benimsenmesine yol açtı.

İlmi Ziyadeleştiren Okuma
Burada yeri gelmişken şu millet olarak okumadığımıza dair iddianın hakikatine bir parantez açalım.Evvela bizim okuma usulümüzden bihaber olanların bühtanı bu iddia.Bunlar okumayı,latin harfleri ile okuyabilen her ferdin,eline aldığı bir metni tak başına,sadece kendisi için kıraat etmesinden ibaret zannediyorlar.Halbuki okumaktan maksat bilgi sahibi olmaksa eğer,okuma bilen ehil bir kimsenin seslendirdiği,bir kitabı dinlemek de bir nevi okumadır.
yahut müslüman ahalinin belirli eserleri döne döne okuyor olması,bunların dışındaki kitaplara itibar etmemesi,onların az okuduğuna yorulmuş olmalıdır.Belirli eserler derken,yakın zamanlara kadar neredeyse her evde bulunan,Kur'an harfleriyle basılmış ve inkilap yangınından bir şekilde kurtarılmış,Ahmediyye,Muhammediyye,Tütiname hatta Hz.Ali Cenkleri gibi kitapları kastediyoruz.Kur'an-ı Kerim ile hadis ve ilmihal kitaplarına ilaveten sayfaları dağılıncaya kadar nesiller boyunca okunan bu ve benzeri kitapların sabit ayağımızın tahkim etmekten başka,kuşaklar arasında ki çatışmayı/yabancılaşmayı önleyen bir hassasiyet,kavram ve dil birliği sağladığı gözenden kaçırılıyor.Bu aynı zamanda ilmi"ziyadeleştiren",yani bir hakikat zemininde o hakikate giderek daha çok vukufiyet kazandıran bir okuma tarzıydı Modern anlayış,ilmi "çoğaltan birbirinden kopuk malumat yığını haline getiren bir okuma tarzını yaygınlaştırdı ve bu tarz çoğu zaman "okumuş cahillerin"sayısını artırdı.Okumanın sadece kitaba/metne indirgenmesi kainatı ve kainatın özü olan insanı okumayı da unutturdu bu arada.Çok kitap okuyan ama ağaçların,kuşların,börtü böceğin,esen yelin,bulutların dilinden de halden de anlamayan bir nesil peyda oldu.
Emek ve Zaman Kaybından Öte Bir Ziyan
Bütün bunlar bir tarafa,dindar çevrelerin,hurufatı ile de muhtevası ile de "yeni" kitapları haklı gerekçelerle tehlikeli bulup uzunca bir süre okumaktan hem sakındığı hem de evlad u iyalini sakındırdığı doğru elbette.Fakat maruz kalınan tereddi politikalarına karşı bir savunma refleksi olan bu tavrın,söz konusu çevrelere çağı ve gidişatı yeterince anlamamak gibi,kaale alınmamak gibi,savrulmaları önleyecek ikna edici bir retorik geliştirmemek gibi bedeller ödettiği de doğru.Ol sebepten şiddeti giderek artan tehlikelerini dikkate alarak seçici bir yaklaşımla ve kelimenin bütün anlam genişliğiyle okumak,özellikle gençler için zaruret halini almış durumda Sağlıklı ve faydalı böyle bir okuma için de "Ne okuyalım?" sorusunu "Nasıl ve niçin okuyalım?" sorusu eşliğinde sormak gerekiyor.Aslında Yunus Emre çağlar öncesinden bütün bu soruları harmanlayıp "Okumaktan mana ne?"diye sormuş; "kişi Hakk'ı bilmektir"diye cevabını verdikten sonra,"Çün okudun bilmedin/Ha bir kuru emektir"diyerek Hakk'a ve hakikate vakıf kılmayan bir okumanın,boşuna harcanmış bir emek ve zaman kaybı olduğuna hükmetmiş.Bugün artık seçici olmayan,Hakk'ı ve hakikatı bilmeyi amaçlamayan bir okumanın zararı bu kadar masum da değil
Zihinleri tahrip ederek,kalpleri karartarak modern cahiliyenin anaforunda kaçınılmaz bir helâke sürükleyebilir insanları.
Sadede gelelim;okumak maksat değil,önemli bir bilgilenme vasıtadır.Her eylem gibi okumanın da kıymeti niyete,okumakla elde etmeyi düşündüğü neticeye bağlıdır.Okumaya karar verdiğinde evvela bu niyet yahut maksadını açık yüreklilikle sorgulamalıdır müslüman.Cedelleşmek birilerine laf yetiştirmek,aydın yahut entelektüel görünmek,malumatfuruşluk etmek,vakit geçirmek için okumaktan sakınmalıdır.Okumak,iki günü birbirine denk olmayacak şekilde kendisini kemâlata sevk edecek bilgileri edinmenin imkanlarından biridir müslüman için.Bu yüzden seçici olmak zorundadır.

Öncelikle Tasavvurlarımızı Tashiye İhtiyaç Var.

Seçici olmak beraberinde " ne okuyalım" sorusunu getiriyor. İşin doğrusu okumaya talip olan birikimini, kapasitesini, temayülünü hesaba katmadan bir kitap listesi teklif etmek pek sağlıklı görünmüyor bize. Belki şöyle bir genel çerçeve verebilir. Itikadından, istikametinden,Ehl-i Sünnet hassasiyetinden Emin olduğumuz yazarların yahut yayınevlerini neşriyatına öncelik tanınabilir. Bunun, yayın çeşitliliği sebebiyle okuyucuya istek ve ihtiyacını doğrultusunda tercih imkanı sunmak gibi bir faydası var. Mesela Semerkand bünyesindeki, hizmeti ticareti önceleyen yayın birimleri, Asırlardır okunan muhalled eserlerden günümüz yazarlarının kitaplarına kadar geniş bir yelpazede, Her yaş grubuna hitap eden yayınlar yapıyor. Düzenli olarak okumaya niyetlenen ler, tasavvufi kaynaklardan medrese klasikleri ne, tarihten edebiyata, hikayeden Romanlara, delik hayatta İslam'ın inceliklerini nasıl yaşayacağına kadar hemen her ihtiyaca cevap veren bu kitaplardan ilgili alanlarına giren birini veya birkaçını seçip koyulabilirler. Böylece çıkılan bir okuma yolculuğu zihinlerde yeni sorular oluşturacak kişiyi yeni bilgiler aramaya sevk edecektir ki bu soru ve arayış bir sonraki aşamadan neyin/ nelerin okunması gerektiğini belirleyebilecektir.
Ali Yurtgezen.Mostar Dergisi
 
Son düzenleme:

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Okumanın sadece kitaba/metne indirgenmesi kainatı ve kainatın özü olan insanı okumayı da unutturdu bu arada.Çok kitap okuyan ama ağaçların,kuşların,börtü böceğin,esen yelin,bulutların dilinden de halden de anlamayan bir nesil peyda oldu.
Her harfinin her noktasına katılınılası bir yazı. Bi'l-hassa bu cümleler ne kadar doğru bir tespit olmuş.
 

Hatırlatma

Lütfen alıntıladığınız içeriğin dış linkini değil içeriğin kendisini paylaşınız.Siyasi yazılar paylaşmamalıyız.Alıntıladığımız yazarın yazarını paylaşalım.Yayınlanan yazılardan divan sorumlu tutulamaz.

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt