Tadımlık

Köşe Yazarlarından Seçmeler

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Bakın ne yaptınız...

Önceki gece Türkiye bir titredi.

Ali Kırca’nın yönettiği Siyaset Meydanı programında 16 yaşında bir Kürt çocuğu, “Atatürk sizin için neyse Sayın Abdullah Öcalan da bizim için odur,” dedi.

Böyle bir söz bir Türk televizyonunda ilk kez söyleniyordu.

Türklerin nasıl bir şaşkınlık ve öfke duyduğunu tahmin etmek zor değil.

Onların şaştığı söz, Güneydoğu’da neredeyse kimsenin tekrarlamaya bile gerek görmediği bir “gerçek” birçok Kürt genci için.

Sen ülkenin bir bölgesinde yaşayan insanların neler hissettiğiyle, neler düşündüğüyle hiç ilgilenmezsen, bütün gazeteler Türklerin resmî görüşlerini tekrarlayıp sanki bütün ülke aynı görüşleri paylaşıyormuş gibi yayınlar yaparsa, gerçekle karşılaşınca böyle şaşkına dönersin.

Türkler, bana sorarsanız asıl üzülecek meseleye değil de bambaşka meselelere üzüldüler, Atatürk’le bir “faninin” üstelik de Türk resmî literatüründe “bebek katili” ve “teröristbaşı” olarak nitelenen birinin kıyaslanması ve Öcalan’a “sayın” denmesi üzdü onları.

Beni üzen ise daha başkaydı.

Türkler daha kendi Atatürk tabularını kıramazken, Atatürk’ü “bir insan” olarak gösteren filmlere bile tahammül edemezken, Kürtlerin de Türkleri aynen taklit ederek kendilerine bir tabu bulup, bir “Atatürk” icat etmeleri üzücüydü bence.

Kürtler, Türklerin seksen yıl önce yola çıktığı noktadan yola çıkacaklarsa uzun bir yol gidecekler demektir.

Kendi “ırkıyla” çok övündüğü anlaşılan bu genç Kürt çocuğu, belki de içten içe kızdığı Türklere ne kadar benzediğinin farkında değildi.

2009 yılında aynı topraklarda yaşayan iki ırk “kimin tabusu daha büyük” kavgası yaparsa, o toplum biraz zor gelişir.

Binlerce yıl savaşsalar da, “tabulara tapınan” ortak anlayışla hiçbir yere varamazlar.

“Tabunun” kim olduğunun çok önemi yok aslında, önemli olan bir tabuya tapınan toplum olmaktan kurtulacak gelişmişliğe ulaşmak.

Beni üzen ikinci konu ise Kürt çocuğunun aklındaki “siz” “biz” ayrımının bu derece keskin olmasıydı.

Aynı “tabu” gibi bu “siz” “biz” ayrımı da Türklerle Kürtleri çok benzeştiriyordu.

Çünkü aynı programa katılan Türk çocukları da kesin bir “biz” inancıyla, “siz” olarak gördükleri Kürtlere saldırıyorlardı.

Dokuz yaşında bir Türk çocuğu, “hastaneye gittiğinizde tabii Türkçe konuşacaksınız, size Kürtçe konuşan doktor mu bulacağız” diyordu.

Henüz ilkokulda olan bir oğlancık Türk olduğu için daha şimdiden memleketin “efendileri” arasına girmiş, hastanelerde kimin nece konuşacağına karar vermişti.

On bir yaşındaki bir Türk kızı da “Kandil’i bombalamanın” Kürt sorununu çözeceğini söylüyordu.

Bunlar küçücük çocuklar, ırklarını boşverin, bunlar bizim çocuklarımız ve biz çocuklarımızı hastalandırıyoruz.

Irkları farklı ama hastalıkları aynı.

Aynı öfkeyi, aynı düşmanlığı paylaşıyorlar.

Bu yaştaki çocukların içine böylesine bir “nefreti” yerleştirebilen bir toplum, geleceğinden ne bekler?

O programa katılan çocukların yaşıtları, gelişmiş ülkelerde internetten, twitter’dan, filmlerden, kitaplardan, sinemalardan konuşuyorlar, kendilerine ait odalarda oturup video oyunları oynuyorlar.

Bizim çocuklarımız ise savaştan, “önderlerinden”, düşmanlıktan konuşuyorlar.

Birbirlerine, kendi “ırklarının” daha güçlü olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar.

Bencil ihtiyarların “şoven” konuşmaları öldürücü bir mikrop gibi sızmış bu çocukların ruhuna.

Bu çocuklar biraz daha büyüdüğünde, bugün dağlarda süren savaş kentlere, sokaklara iner, birbirlerini öldürürler.

Gerçek bir iç savaş çıkar.

Türkiye’nin geleceğinin böyle olmasını mı istiyorsunuz?

Bu savaşı durdurmamanın, barışı sağlamamanın bu ülkeye maliyetinin nasıl korkunç olduğunu eğer o programı seyrederken görmediyseniz, hiç görmeyeceksiniz ve kendi ülkenizi kanlı bir karmaşaya, bir yokoluşa sürükleyeceksiniz demektir.

Bu savaşı durdurun.

Bu çocukları kurtarın.

Bu ülkeyi kurtarın.

Kin dolu çocukları iyileştirip onlara güzel ve mutlu bir hayat vermek elimizdeyken, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen o bencil ve vicdansız ihtiyarlar için bütün bir ülkeyi, bütün bir gençliği yakacak mısınız?

Bu çocuklar otuz yaşına geldiğinde, bugün politikacı, asker, gazeteci, yazar olarak Türkiye’ye yön vermeye çalışanların çoğu ölmüş olacak ama biz bu dünyadan ayrıldığımızda bu çocuklara miras olarak nefreti ve düşmanlığı bırakacağız eğer bir an önce barışı sağlamazsak.

Çocuklarınıza bırakmak istediğiniz miras bu mu?

Doğrusunu isterseniz, bu nefreti, bencilliği, kendi ölümünden sonra bile çocukların ölmesini sağlama arzusunu, gençliğe duyulan bu gizli öfkeyi tiksindirici buluyorum.

Barışa çok acele kavuşmamız lazım.

Biraz daha oyalanırsak, bu savaş delisi ihtiyarlar, çocukların tüm geleceğini yok edecekler.


Ahmet Altan
 

hamza kutluay

Divan Üyesi
Ynt: makaleler

çanakkale de sakarya da kurtuluş muharebesinde aynı cephede yanyana savaşanlar sanki bu kürt ve türk çocukları değil miydi atatürk sadece türklerin midir kürtlerin de lideri olması lazım değilmidir
mademki böyle bir sıkıntı vardı bu atatürk devrinde de vardı kürtlerin liderlerine de saygı gösterilsin ki apo gibilere meydan kalmasın neden üstad bediüzzaman dan örnek vermiyorlar o da kürt ama hepimizin kabul ettiği bir alim
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: makaleler

Daha önce bu tür mevzularda yapılan tartışmalar hiç hoş olmayan neticelere sebep olduğundan bu meseleyi yorumsuz bırakmak istiyorum...
 

hamza kutluay

Divan Üyesi
Ynt: makaleler

valla ben öyle biliyorum bizzat kendi ağzından ben kürdüm ama türk kardeşlerimi çok seviyorum dediğini dinlemişliğim vardır hocalarımızdan
sence değil mi muhterem
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: makaleler

Türk olmasın!Yoksa Türk'müydü :)
 

hamza kutluay

Divan Üyesi
Ynt: makaleler

neyse önemli olan üst kimlik siyasilerin dediği gibi türkiye cumhuriyeti vatandaşı ;)
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: makaleler

vatandaşlık mevzusu değil ki :)
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: makaleler

Bir çok kişiden kürt olduğunu fakat kendisinin etnik köken konusunda çok fazla fikir belirtmediğini işittim.
 

hamza kutluay

Divan Üyesi
Ynt: makaleler

konumuz bediüzzaman değil arkadaşlar saptık sanki biraz değil mi :)
 

PeJMüRDE

Aday Üye
Ynt: makaleler

Bediüzzaman sigarada içmiş be vay anasını?

Magazinsel kısımlar çok mu önemli?Lafım meclisten dışarı biline..
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

ne demek niçin?? anlayamadım... cümlenin ne için yazıldğını anlayamadım. cümleden murad nedir anlayamadım. neyi işaret etmek derdindedir anlayamadım....

anlayamadım.

bilmeden hata mı ettim anlayamamakla? :)
 

PeJMüRDE

Aday Üye
Ynt: makaleler

Cümleden kasıt edilen şudur:

Üstadın sigara içmesi veya kökenin türk veya kürt olması onun ve eserlerinin anlaşılmasına engel olmamasıdır.

Buda benim fikrimdir.

Anlayamamak hata değil tabi yoksa halimiz nice olurdu...
 

Hatırlatma

Lütfen alıntıladığınız içeriğin dış linkini değil içeriğin kendisini paylaşınız.Siyasi yazılar paylaşmamalıyız.Alıntıladığımız yazarın yazarını paylaşalım.Yayınlanan yazılardan divan sorumlu tutulamaz.

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt