Köşe Yazarlarından Seçmeler

Düşünmek gerek bazen. Düşünce kabiliyetimizi geliştirmek için de düşünürlerin, aydınların yazdıklarını okumak gerek. Bu konuda üyelerimizin seçtiği köşe yazıları listeleniyor. Siz de bunları okuyabilir ya da sevdiğiniz bir yazarın yazısını paylaşabilirsiniz.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

PeJMüRDE' Alıntı:
Üstadın sigara içmesi veya kökenin türk veya kürt olması onun ve eserlerinin anlaşılmasına engel olmamasıdır.

doğru söze ne denir? hiç!

lakin ben işin "magazin" tarafında değildim... her ne ise...

hürmetler!
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: makaleler

Morarmayalımda...Sağolasın ağabey lakin son günlerim.. :)
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

Yemin ediyorum :D Bakii beni geçmiş polemikte "size yemin ediyorum".. bunadımı ne yaptı yada her ne ise :D adam sataşmadan duramıyo ,makalenin konusu ne idi nereye geldi ajanmıdır nedir :D pat diye ortalığı fişleyici sorular soruyor Vallahi yoruldu zihnim okurken:D :D
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Mahşer' Alıntı:
Yemin ediyorum :D Bakii beni geçmiş polemikte "size yemin ediyorum".. bunadımı ne yaptı yada her ne ise :D adam sataşmadan duramıyo ,makalenin konusu ne idi nereye geldi ajanmıdır nedir :D pat diye ortalığı fişleyici sorular soruyor Vallahi yoruldu zihnim okurken:D :D

yav kime sataştım muhterem?
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

:D aman ha hakkını helal et paragrafın içindeki espriler için...

Yahu muhterem Adam inmi cinmi perimi nediye soruyosun Türk müydü değilmiydi :) Kaş yapayım derken göz çıkarıyosun. pejmurde perişan oldu çocuk :D
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Türkiye-Suriye eksenindeki muhteşem gelişmeler

Hicaz Demiryolu'nun –Mekke bağlantısı da tamamlanarak- yeniden faaliyete geçmesi için Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan hükümetleri arasında mutabakata varıldığına ilişkin gazete haberlerini okurken, "Vize uygulamaları kalksa da pasaportumuzu kaptığımız gibi trene atlayıp bu coğrafyayı rahat rahat gezebilsek, Müslüman halklar birbirlerini çatkapı ziyaret edebilseler" diye bir yazı yazayım demiştim.

O yazıyı yazmama fırsat kalmadan bu yöndeki ilk adım atıldı; Türkiye ve Suriye karşılıklı olarak vizeyi kaldırdı.

Üstelik, ortak bakanlar kurulu toplantıları düzenlenmesini (bir nevi koalisyon hükümeti kurulmasını) öngören Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Anlaşması da imzalandı "iki ülke" arasında.

"İki ülke"yi tırnak içine alıyorum, çünkü Türkiye ve Suriye derken aslında tek ülkeden bahsediyoruz.

Aradaki saçma sapan sınırı biz çizmedik; fitne olsun diye Frenkler çizdiler.

Vize uygulamasına son verme kararı, bu fitneyi aşma yolunda bir kilometre taşıdır.

Yakın bir gelecekte pasaport ve hatta nüfus kâğıdı ibraz etme mecburiyeti de kalkacak, tamamen serbest dolaşım uygulamasına geçilecektir inşaallah.

"O kadar da değil!" demeyin…

10 sene evvel "Türkiye ile Suriye arasında vize kalkabilir" diye yazsaydım, bundan daha 'inanılmaz' bir 'öngörü'de bulunmuş olurdum.

Türkiye'nin Suriye öncelikli Ortadoğu açılımı sayesinde şartlar radikal bir şekilde değişti.

10 sene evvel, Türkiye'yi ziyaret eden ve yahut Türkiye'den ziyaretçi kabul eden bir Suriyeli, "Muhaberat" tarafından günlerce sorgulanırdı.

Bugün ise, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, "Şam'dan Halep'e gider gibi Türkiye'ye" ve "İstanbul'dan Ankara'ya gider gibi Suriye'ye" gidilebileceğini müjdeliyor.

Ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed, "yüzyıllardır aynı kültürü paylaşan insanlar"ın yabancı güçler tarafından "bölündüğü"nü belirterek, "bölgenin bütünlüğü içinde ilişkileri güzelleştirme"nin ve "bölgeyi yeniden inşa etme"nin gereğine işaret ediyor.

Dikkat buyurun; bölünmeden şikâyet ediyor, "bölgenin bütünlüğü"nü vazediyor, açıkça 'entegrasyon' mesajı veriyor…

Diyor ki:

"Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler fevkalade gelişti. Bu bizi çok mutlu ediyor… Biz aslında yeni bir şey yapmıyoruz; her şeyi aslına –ihya edilmesi gereken eski haline- döndürüyoruz… Geçmiş dönemlerde birçok hatayı üst üste bina ettik... Yüzyıllardır aynı kültürü paylaşan insanlar, yabancı güçlerin oyunlarına alet olarak, bölündü. Bu yabancı güçleri eleştirmek kolaydır. Asıl hatayı kendimizde aramalıyız. Çatışma ortamında ortak çıkarlarımızı göremedik. Topraklarımızın işgal edilmesi ve bölgede insan haklarının çiğnenmesinin sebebi sadece sömürgeci güçler değildi. Bizim hatalarımız da vardı. Aramızdaki sorunların çözümünü uluslararası güçlere havale ettik, onların aleti olduk… Bölge ülkeleri kendi sorunlarını kendi aralarında çözmeli... Şimdi, bölgeyi yeniden inşa etmek için harekete geçmiş bulunuyoruz… Irk ve din ayrımı gözetmeksizin bölgenin bütünlüğü içinde ilişkileri güzelleştirmeye çalışmalıyız. Buna Türkiye ve Suriye olarak başladık. Başka bir yol yok."

Bu, 'Çırağan Ruhu'dur.


* * *
Pazartesi günü 'Çırağan Ruhu'nu konuşalım…

Hayırlı bayramlar.

Hakan Albayrak/yenişafak

(19 Eylül 2009 Cumartesi)
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Başbakan yardım gemisiyle Gazze'ye gitsin

Yıllardır ambargo altında olan Gazze'de açlık kol geziyor, ilaç ve tıbbi teçhizat kıtlığı yüzünden hastaneler morga döndü, bombalanan evlerin tadilatı veya yeniden inşası için gereken malzemeler de yok; Gazze kapılarını sımsıkı kapalı tutan ve Filistinlilerin kazdığı tünelleri (Gazze'nin nefes borularını) bombalamayı da ihmal etmeyen İsrail ve Mısır, Siyonizm'în karşısında un ufak olan uluslararası toplulukla karşılıklı dostluk ve anlayış içinde Gazze'yi göz göre göre boğuyor. Bu vahşete daha ne kadar seyirci kalacağız?

Başbakan Erdoğan'ın BM Genel Kurulu'nda Gazze meselesini gündeme getirmesi ve Gazze'ye verdiği yardım sözünü tutmayan uluslararası topluluğu eleştirip taahhütlerini bir an evvel yerine getirmeye çağırması takdire şayandı, fakat bence bunun bir adım ötesine geçip sözünü şöyle bağlaması gerekirdi: “Türkiye, Gazze'nin acılarına daha fazla seyirci kalmayacaktır. Uluslararası topluluk Gazze'nin yaralarını bir an evvel sarmazsa bu iş için alternatif bir yol buluruz. O yolda bizimle beraber yürüyecek yoldaşlar da buluruz.”

Sembolik jestler 'Yeni Türkiye'nin hakkını vermeye yetmiyor; Gazze'yi açlık ve sefaletten kurtaracak somut adımlar atmak lazım. Kızılay'ın İsrail üzerinden göndermeye çalıştığı yardımlar İsrail'in aşağılık bürokrasi çarkında öğütülüyor; Mısır üzerinden Gazze'ye yardım ulaştırmaya çalışan özel kuruluşlar da bir sürü engelle karşılaşıyorlar; uluslararası topluluğun –sözünü tuttuğu takdirde- göndereceği yardımların Gazze'ye ulaşıp ulaşmayacağı, ulaşacaksa ne kadar zamanda ulaşacağı (ve ne kadarının ulaşacağı) da meçhul, çünkü bu iş İsrail vasıtasıyla yapılacak ve dolayısıyla İsrail'in insafına –daha doğrusu insafsızlığına- bırakılacak; öyleyse, Gazze'ye yardım elini uzatmak için başka bir yol takip edeceğiz. Tek alternatif: Direkt Gazze!

Nasıl olacak bu? Gayet basit: Bulabildiğimiz kadar çok yük gemisini ağızlarına kadar gıda, ilaç, tıbbi teçhizat, inşaat malzemesi ve diğer ihtiyaç maddeleriyle dolduracağız ve yanlarına iki savaş gemisi (koruma) verip törenle Gazze'ye göndereceğiz. Başbakanımız, birçok bakanımız, sivil toplum temsilcilerimiz, gazetecilerimiz vs, vs, vs de olacak gemilerde.

- İyi ama İsrail buna izin verir mi?

- Ne izni? Gazze İsrail'in değil ki İsrail'den izin isteyelim. Uluslararası hukuk Gazze'ye İsrail toprağı demediği gibi, İsrail'in kendisi de demiyor. Dolayısıyla, Gazze açıklarının İsrail karasularına dahil olduğunu kimse iddia edemez. Mısır karasularına dahil olduğunu da kimse iddia edemez. Gemilerimizle o sulara pekala girebilir ve Gazze limanına pekala yanaşabiliriz.

- Gazze açıklarında bekleyen İsrail savaş gemileri buna mutlaka engel olur.

- Ne yapacaklar? İnsani yardım taşıyan, üstelik başbakanımızı ve bakanlarımızı da taşıyan Türkiye bandıralı gemilere ateş açacak değiller herhalde. İsrail, Türkiye ile çatışmayı göze alamaz.

- O gemilerle Gazze'ye silah taşınmadığından nasıl emin olacaklar? İki de savaş gemisi gidecek diyorsun, onların Gazze limanına yanaşması sorun teşkil etmeyecek mi? Uluslararası topluluk bu işe ne diyecek?

- Yük gemileri Gazze limanına yanaşmadan evvel uluslararası bir heyetin kontrolünden geçirilir, savaş gemileri de Gazze açıklarında bekletilir, olur biter. Operasyon tamam. Daha doğrusu, operasyonun ilk safhası tamam. Sonra, Müslüman komşularımızdan başlayarak, İsrail ve Mısır haricindeki bütün devletlere ve halklara, “Gördüğünüz gibi Gazze yolunu açmış bulunuyoruz. Gazze'ye yardım etmek istiyorsanız, buyurun, yardımlarınızı bizim vasıtamızla gönderebilir veya bizim korumamız altında kendiniz götürebilirsiniz” diyeceğiz.

- Çok basit bir şeymiş gibi anlatıyorsun, ama bence böyle bir şey kesinlikle mümkün değil.

- Niye ki?

- Ne bileyim, ben mümkün görmüyorum işte.

- Emperyalistlerin çizdiği dairenin dışına çık, psikolojik duvarları aş, seni pısırıklığa mahkum eden uluslararası sistem büyüsünden kurtul ve öyle bak: Mümkün olduğunu göreceksin.

Hakan Albayrak/ Yeni Şafak

(03 Ekim 2009 Cumartesi)
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Köşe Yazarlarından Seçmeler

ferahsan' Alıntı:
- Emperyalistlerin çizdiği dairenin dışına çık, psikolojik duvarları aş, seni pısırıklığa mahkum eden uluslararası sistem büyüsünden kurtul ve öyle bak: Mümkün olduğunu göreceksin.

mümkün mü sadece? o kadar basit ki işten bile değil!!! albayrak, -zımnen- yapılması lazım gelenleri yapmayanları meşrulaştırıyor.

ya ben bir şeyleri kaçırıyorum ya... emperyalistlere entegre ol ve duvarları aş?! mümkün olmadığını görmek çok zor değil!
 

NuN

مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِ&#160
Ynt: Köşe Yazarlarından Seçmeler

gitsin !
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Yok mu İsrail'e dur diyecek bir Kudüs Konsolosu?

Bir diplomat arkadaşım, Mescid-i Aksa İmamı ve Türkiye'nin Kudüs Konsolosluğu'ndaki görevlilerden naklen anlatmıştı:

İsrailliler 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal ettiklerinde hemen Harem-i Şerif'e girip Kubbet-us Sahra'nın tepesine İsrail bayrağını dikmişler.

Türkiye'nin Kudüs Konsolosu bunu görünce dayanamayıp Harem-i Şerif'e koşmuş ve oradaki İsrail askerlerine “Siz Ürdün'ü yendiniz, İslam'ı yenmediniz. Burası Ürdün'e değil bütün Müslümanlara aittir. O bayrağı derhal indirin, aksi takdirde karşınızda Türkiye'yi bulursunuz” demiş.

İsrail askerleri bunun üzerine bayrağı indirmişler.

***

Mescid-i Aksa ve Kubbetussahra'yı yıkıp Harem-i Şerif üzerinde “Süleyman Mabedi”ni inşa etmek isteyen İsrailliler, bu amaçla yıllardır sürdüre geldikleri “arkeolojik kazı çalışmaları”nın bir adım ötesine geçmiş bulunuyorlar.

Binlerce İsrailli militan, “bu işi artık bitirmek” için Harem-i Şerif'e akın ediyor.

İşgal ve yıkımın önüne geçmek için Harem-i Şerif'in çevresinde ve içinde nöbet tutan Filistinliler, hem bu “sivil eylemciler”le hem de onları kollayan İsrail askerleriyle çatışarak, Ümmet-i Muhammed'in namusunu korumaya çalışıyorlar.

Şeyh Raid Salah liderliğindeki mukaddesat fedailerinin ellerinde sadece taş var.

İsrailliler ise –hem asker hem 'sivil'- dişlerine kadar silahlı.

Harem-i Şerif'te ateş ediliyor, orada bulunmaktan başka suçu(!) olmayan Filistinliler vuruluyor.

Mescid-i Aksa'nın etrafına yerleştirilen keskin nişancılar, içeride namaz kılan Filistinlileri 'avlamak' için emir bekliyorlar.

İslam Dünyası olup bitenlere böyle seyirci kalmaya devam ederse, İsrail Terör Rejimi'nin Mescid-i Aksa'yı kan deryasında boğduğunu da göreceğiz!

Türkiye'nin liderliğinde yükselişe geçtiği söylenen İslam Konferansı Teşkilatı nerede?

“Kudüs'ün tapusu bizde” diyen Türkiye nerede?

Yok mu Harem-i Şerif'e koşup “Durun!” diyecek bir Kudüs Konsolosu?

***

İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Taksim Meydanı'ndan sesleniyor:

“Bu dava sadece Filistinlilerin davası değildir. Aksa'nın savunması bir buçuk milyarlık İslam Dünyası'na ve vicdan sahibi insanlığa aittir. Türkiye kendi topraklarına yapılan saldırılara nasıl karşılık veriyorsa burada da aynı refleksi göstermelidir. Türkiye, bu konuda, işgal gerçekleşmeden, Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa yıkılmadan, elindeki bütün kartları zamanında kullanabilmelidir. İslam Konferansı Teşkilatı acilen toplanmalı ve gerekirse İslam Dünyası'nın İsrail ile olan diplomatik ilişkilerini kesme de dahil olmak üzere çeşitli kararlar almalıdır. İsrail'in saldırıları dünyanın tepkilerine göre şekillenecektir. Kanla sulanmış bir Mescid-i Aksa hiçbir zaman temizlenemez.”

***

İsrail, İslam Dünyası'nın ve bilhassa Türkiye'nin tepkisini ölçüyor.

Tepki zayıf kaldığı takdirde sonuna kadar gidecek.

Ses ver Ankara!

Hakan Albayrak/(http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/Default.aspx?i=18925&y=HakanAlbayrak)

(07 Ekim 2009 Çarşamba)
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: Köşe Yazarlarından Seçmeler

ferahsan' Alıntı:

"ses verde stratejik derinliğin neymiş görelim? bakalım sana çizilen rolü kabul etmiş misin etmemiş misin?" deyu devam etseydin keşke... daha tesirli olmaz mıydı?

ankara sesini duymaz hakan ağabey! zira ankara zevahiri kurtarmakla meşgul! mayın meselesinde "davosun faturası mı ödetiliyor?" deyince "gözüne dursun" diyen, mescid-i aksa deyince "dilin tutulsun" demez mi? gözüne dursun bizde hangi durumda söylenirdi hakan ağabey?!

sen ne romantiksin ne realist. sadece garibsin! dünya değişiyor hakan ağabey! dünyanın semiz müslümanlara ihtiyacı var! sen cılız kaldın o kadar. sana romantik diyen semirilmişlerle o cılız halinle ne kadar baş edilebilirse o kadar baş ediyorsun!

çok yaşa hakan ağabey! şairin nüktesini bize hatırlattığın için:

"ne ağır imtihandır, başındaki sakarya!
binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?"
 

Türkistan

Divan Üyesi
Ynt: Köşe Yazarlarından Seçmeler

İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Taksim Meydanı'ndan sesleniyor:

geçen beni de ankara'daki mitinge çağırdılar ocaktan. ben gelmeyim neme lazım, köpekgillerden bir bakan çıkar, ''yaratıksınız!'' der, müslümanların gazetesinden bir yazar ''aczmendiler'' der. hem bana sahip çıkacak, yaratık sensin gavur tohumu diyecek bir lider, bir başkanda yok dedim. gel lo yemişim bakanını dediler. gittik bağırdık, çağırdık geldik. sonuç?

lo tezkere mi çıkartıyorsunuz, nota mı veriyorsunuz, beste mi yazıyosunuz bir şeyler yapın! türkmenler ölüme hazır! korkaklar gibi her gün ölmeyelim.
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Köşe Yazarlarından Seçmeler

Anlamadım hangi kısmı Bülent Bey söylüyor, hangi kısmı siz?
 

Türkistan

Divan Üyesi
Ynt: Köşe Yazarlarından Seçmeler

ağabey, hiç havamda değilim. alıntı yapamıyorum ama anlaşılıyor olması lazım.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Hatırlatma

Lütfen alıntıladığınız içeriğin dış linkini değil içeriğin kendisini paylaşınız.Siyasi yazılar paylaşmamalıyız.Alıntıladığımız yazarın yazarını paylaşalım.Yayınlanan yazılardan divan sorumlu tutulamaz.

Benzer konular

xen

Üst Alt