Köşe Yazarlarından Seçmeler

Düşünmek gerek bazen. Düşünce kabiliyetimizi geliştirmek için de düşünürlerin, aydınların yazdıklarını okumak gerek. Bu konuda üyelerimizin seçtiği köşe yazıları listeleniyor. Siz de bunları okuyabilir ya da sevdiğiniz bir yazarın yazısını paylaşabilirsiniz.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Ve beterin beteri...

"Ülkemizdeki Ermenistanlıları idare ediyoruz, böyle giderse kapıya koyarız" sözleriyle, insanı tehdit unsuru kılarak ve sıfatı itibariyle Arıtman ve Öymen'i geride bırakan bir Başbakan...

Yani, Batı'nın aşırı sağcı ve ırkçı partilerinin Türklere, Müslümanlara, yabancılara kullandığı dil ile aynı dili kullanan, bunda bir beis görmeyen Tayyip Erdoğan...

Biraz da konjonktürün sayesinde gücün getirdiği kimi sonuç ve başarıların şehvetine kapılmak tehlikeli alana kapı açıyor.

Tarih boyunca siyasette "güç takıntısı, aşırı güç sanısı ve otoriterlik kapısı" birbirlerinden hiç ayrılmamışlardır.

İnsanı sıradan bir cephane haline getiren, ilkeyi imha eden bu sembolik tavrı dehşet içinde izliyorum...

ali bayramoğlu - yeni şafak - 18.03.2010

dün pragmatizm çıtasının düştüğünden bahset bugün -güya!- ahlak havarisi kesil. erdoğan'ın londrada dedikleri pragmatizmin şahı değil de nedir? öyledir ama liberalizm de böyle bir şeydir işte. gözbağcılığı ve işine geldiği gibi hareket etmek yani pragmatizm.

100.000 ermeni meselesinde fehmi koru'da kalem oynatmış. tuhaf bir hal... vaktiyle bu memlekette yasaların uygulanmamasından hatta yasaların kifayetsizliğinden bahsedenler suç arzeden bedihi bir fiile müsamaha gösterilmesini bekliyorlar.

kürt, çingene, ermeni, rum açılımı... bir zahmet birileri de türk açılımı yapsınlar! bu memleketin adı türkiye ama bu vatanın sahibi kim? her şeyin başı bu sual!

unutmadan; çok yakın zamanda -ki emareleri başgösterdi- islam bu topraklar için bir "kültürel" zenginlik olarak ele alınacak. türk'ün adının zikredilmemesini bir de bu cihetten düşünelim? mesala istanbul niye dünya başkenti? cevab basit: islambol olduğunun unutturulması için!

lütfiyenin dediği gibi: hadi size iyii günnleeeerr.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Avrupa Birliği özlemlerinin, Batılı toplum modellerinin Müslümanların inancını yaşama imkanı sunacağı ön kabulüyle meşrulaştırılarak sorgulanmaması, hem politik dil, hem toplumsal talep ve ahlaki normlar açısından nerelere gelindiğine dönüp bakmanın vakti gelmiştir. AB'nin, Müslüman bir toplum görüntüsünü ima edecek her türden simge ve ibadet hakkına sıcak bakmadığı her gün daha çok anlaşılmaktadır. AB'nin ne olup olmadığından öte Müslümanların kimi mağduriyetlerinden dolayı asli görevlerini terketmek bir yana; İslam'ın kendi toplumumuza, dünyaya neyi vaat ettiğini yeniden hatırlatmak zorundayız.

Müslüman aydınlar, kalem erbabı, kanaat önderlerinin özür dilemeci tavırları bir kenara bırakıp, yeni çağa yeni bir dil geliştirmek zorundalar. Sanat, medya, sermaye alanlarını ele geçirmiş bir avuç sapkın söylemlerin rehin almasına izin vermeden...

akif emre - yeni şafak - 18.03.2010

http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=18.03.2010&y=AkifEmre
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Üstelik daha geçen yıl bu hükümetin Başbakan'ı dobra dobra konuşup resmi ezberleri bozmuştu: "Yıllarca bu ülkede bir şeyler yapıldı. Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Acaba kazandık mı? Aklıselimle bunlar düşünülemedi. Bu, aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi. Ama aklıselimle düşününce, 'şuralarda ne gibi yanlışlar' yaptık diye şöyle bir başımızı iki elimizin arasına aldığımızda 'hakikaten ne yanlışlar yapmışız' diyorsunuz." Yanlışlarla yüzleşmeyi böylesine net ifadelerle gündeme getiren Başbakan bugün, Türkiye'de çalışan beş-on bin Ermenistan vatandaşını kapı dışarı atmaktan söz ediyor.

ihsan dağı - zaman - 19.03.2010

ali bayramoğlu kadar zekice değil. aksine kibirli, muhalefet edecekleri peşinen hakir gören bir uslub. dikkat: "beş-on bin ermeni". hay Allah'ım! garib bir şekilde keyfiyyet kemmiyete galebe çalmış. hazret ergenekon sebebi ile ordu dediğimiz müesseseye vururken acaba keyfiyeti gözetici tarafı neredeydi? aynı mantıkla gidelim ve "aman canım 3-5 paşanın fiile dökülememiş planları için orduyu kötülemek de ne oluyor?!" diyelim hazret ne buyuracak? muhtemelen saç dipleri diken diken olur. :) ama neyi murad ettiğimizi yine anlayamaz.

ah bu liberaller! zannediyorlar ki muhafazakar iktidarı kullanabilecekler. herkes uyansın! bu memlekette muhafazakar/dindar muhit kullanıla kullanıla başkasını kullanmayı öğrendi. hem de pek ala öğrendi! nasıl ki devamlı dayak yiyen adam bir müddet sonra dayak atmayı öğrenir; işte o hesab!

nasibse müsaid bir zamanda hazrete dair geniş bir şeyler yazmak muradındayım. usulune ve uslubuna dair... :)

nasib.
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

"Patron konuşması" gayet "racona" uygun ama nekadar diplomatik?

Kendini Mahalle muhtarı zanneden (ki mahalle muhtarının bir protokol uslubu vardır Kamu Yönetim derslerin öğrendiğimiz kadarıyla). Ama en nihayetinde bir başbakan kadar mühim bir mertebe değilidr-keza bilinirki başbakan,başkan yada her ne ise devleti yöneten makamın adı ona layık görülmüş kişi hapşırırsa "o ülkede grip salgını vardır" denilir,öksürse veremdir,mazallah aids ise dedikodusu vahim(geçmişte birçok örneğini gördük)
Biliyoruz ki habercilik hele hele çağımızın medya anlayışı (bütün ülkeler) "öküz altından buzağa çıkartma sanatı" olmuştur , dikkat buyrun sözün aslı "aramadır" ama çağımız medyası aramaz orada buzağı vardır ve çıkartılmalıdır der, çıkartan manşet yapar ve primin en hasını kapar.
"kaçak işçilere müsamaha gösteriyoruz" diyen başbakan zaten buzağılamıştır çıkartmaya yada aramaya gerek yok. Yani armut pişmiş zevatın ağzına düşmüştür.

Başbakan ne yapmalıydı?

Avrupa devletlerinin bir bir dirsek çevirişlerini şöyle bi yutkunarak izleyip sakin bir cevap vermeli
sonra yurda döner dönmez Hüzeyin Çapkın abi başta olmak üzere :D il emniyet müdürlüklerine iç işleri bakanı vasıtası ile birer gizli emir göndererek il sınırları dahilinde yapılacak genel kontrol adı altında çalışan kaçak göçek adamları birbir tespit ettirip en fazla 15 gün içinde ülkeyi terk etmelerini isteyecekti
-gerekirse kontrollü -Yurt dışında bizlere yapılan gibi- Adamlar siz uçağa binmeden hava alanını terk etmiyor-Her nekdar akademik vesikanızı göstersenizde-

Başta her İstanbula gelişimde tansiyonuma tavan yaptıran Laleliden - Eminönüne kadar sağda solda saat satan nijeryalı,ruandalı,kongolu siyahi insan evlatlarının kanuni olanları müstesna alayının memleketlerine iadesi ziyadesiyle memnuniyetle karşılayacağım bir operasyon olacaktır.

Ülkenin "fahişe" ihtiyacını karşılayan kuzey ülke uyruklu kadınlar hakkında sosyolojik cümle sarf etmeye gerek yok küçükler kızar ama büyükler anlayacaktır "bırakın ihtiyacı karşılasınlar zira oralarda Türk kızlarının satılışını duymak istemem". Ankara Filipinli kaynıyor komik ama gerçek her işte çalışıyorlar.

Göç taşıma yada nüfus çekme işlemi devletlerin bir başka politikası olmak la beraber sosyolojik bir vakadır olması gerekn haller vardır , olmamasaı gereken haller vardır.Mesela okadar nüfus krizi yaşıyorsak elin gavurunu doyuracağımıza Kerkük,Tacik,Türkmenistanlı ortada kalmış nitelikli adamlar var 250 bin civarında açın kapıyı girsinler.

Yok senin ülkende işsizlik oranı 5 milyon iken bu türlafları kullanıyorsan arkasında duracaksın
dünya zaten bize Katliyamcı olarak bakarken bulafları alenen sarf edersen kanunsuz olsalar dahi ÇIKARAMAZSIN Avrupa bunun adına "dolayısı ile katliam" benzetmesi yapmakta gecikmeycektir.

Şu Türk patentli Nevruz Bayramıyla ilgilide iki laf edelim.
Menşei ve kökeni malumunuz SARI-KIRMIZI-YEŞİL renk kombinasyonun Trade Markı da Türk'tür
1den 10'a kadar kendi dillerinde sayamayan adamların bu dil ve kültür mücadeliesi bana parmak ısırtıyor.(beğen beğenme)
Yakında Türkçülük,Türkiyelilik,Türkiyecilik bölücülük sayılmazsa şaşırmayın
şu pankart bana yetti "İŞGALCİ T.C bilmemneistandan DEFOL" pankartın yazıldığı yer VAN.

Eh hala Kozmik odada orda burda terör örgütü icat etmeye çalışırlarsa olacağı bu.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Hessen Eyaleti Uyum Bakanı Jörg-Uwe Hahn, "Türk kökenli göçmenlerin bir an önce Alman toplumuna uyumunun sağlanması gerektiğini" belirterek, "Türkçe ders verilmesi halinde Türk çocuklarının toplumdan dışlanacağını" öne sürdü.

Yeşiller Partisi Federal Meclis Üyesi Christian Ströbele de "Almanca ve Türkçe'nin Alman okullarında birlikte verilmesinden yana olduğunu" kaydederek, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarıyla ilgili olarak da "Bu milliyetçi tarz hiç hoşuma gitmiyor" dedi.

kaynak:

http://yenisafak.com.tr/Dunya/?t=26.03.2010&i=248853

açılım üstüne açılım yapanlara ibret olsun! alman gavuru kadar kendi lisanımıza sahib çıkamıyoruz. alman öğretmenler birliği başkanı merkelden "iç işlerimize karışılmasın" mesajı verilmesini istemiş.

kiliseyi aç (sanki eksikliği varmış gibi. isevinin olmadığı yerde kilise var ayol!), anadilde eğitim lakırdısını diline peleseng et, azınlık haklarından dem vur. e ben de olsam istanbulu dünya başkenti yaparım. türkün başkenti diyecek halleri yok ya? türk mü kaldı ki başkenti kalsın?!

bilanço okumayı bilenler ali paşanın vasiyetnamesine bir nazar etse ne olurdu acaba?!
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Ynt: makaleler

Milli birliğimizi -özellikle dil birliğimizi" baltalayanlar bundan bir ders çıkarmayı başarabilirler mi acaba, merak ediyorum.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

12 Eylül anayasasının "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez..." diyen 42. maddesi ne zaman yürürlükten kalkacak? Türkiye anadilleri Kürtçe olan öğrencilerin çiftdilli eğitim görmelerini ne zaman sağlayacak? Kürtçe ne zaman Türkçe ile eşit saygı görecek? Her zamanki temkinli iyimserliğimle, "demokratik açılım"ın bunları kaçınılmaz olarak gündeme getireceğine inanıyorum.

şahin alpay - zaman - 01.04.2010

1 nisan şakası sanırım. :) çift dilli eğitim!! kürtçenin türkçe ile eşit saygı görmesini bekleyen hazret türkçenin başına gelenlerden bihaber zahir. hatırlatalım: dil devrimi maskaralığı ile "de-generation" arasında irtibat kurmak bu kadar zor mu? dil devrimi maskaralığı ile türklerin ellerinden alınanın ne olduğu fikretmek çok mu zor? lisanı ile oynamanın ve iki lisanlı olmanın iki cinsiyetli olmak manasına geldiğini idrak etmek çok mu zor? işte size liberallerin düşünce usulu! (dikkat edilsin homoseksualite de aynı usul ile takdim ediliyor. bu memlekette artık homoseksualite ne kadar hak ise çift dilli olmak da o kadar hak meselesi haline geldi.) meseleyi hak üzerinden ele alıp hak ve hakikatin ırzına "nasıl" geçilir görmek için alpay ve şurekasını takib etmek kafi.

iddia ediyorum: bu memlekette var olan lisan meselesi ciddi manada ele alınmazsa çok yakın zamanda iş türk bayrağına, kurana, Allah'a ve peygamber'e dil ve el uzatmaya kadar varacak. açıktan açığa belki olmayacak ama gizliden gizliye vakt-i zamanında zerk edilen zehirin tesiri kendini gösterecek -dikkatle bakanlar elan görmektedir-. işin fecisi lisanı kaybettiğimiz an -her şeye rağmen iyi kötü bir lisanımız var- her şeyimizi kaybettiğimizi göremeyeceğiz ve bu sefer kaybettiğimizi arasak da bulamayacağız!

hakikaten rezil bir millet olduk! daha çok demokrasya isteyen güruh aceb hiç düşündü mü o demokrasya şu an ki mevkiine hangi şartlarda, hangi haritayı kullanarak, hangi ırmaklardan su içerek geldi ve şu an mevkiin adı nedir?

sualin cevabı için ipucu: eski yunan, roma, isevilik ve kapitalizm!
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Eşcinsellik, tabiî bir hâl değildir. Eşcinsellik, insanın tabiatına bir saldırıdır. İnsan türünü yok edecek bir sapma hâlidir. Kişinin sadece kendi süflî, sapkın hazlarının peşinde koşturmasından, insanı insanaltı bir yaratığa dönüştürmekten, kişinin, insanın, insanlığın, varlıkların ve kâinâtın temel varoluş sorunlarını hiçe sayarak sadece kendi azgın ve sapkın dürtülerini tatmin etmekten başka bir kaygısının olmadığı bir yokoluş çukuruna yuvarlanmasıdır.

yusuf kaplan - 02.04.2010 - yeni şafak

vodafone reklamlarında şafak sezer "hemşire" olarak boy gösteriyor. maalesef ki o tiplerin hareketlerinin taklit edilerek sunulmasından ikrah edecek yerde mütebessüm bir çehre ile izliyorlar. (kimseyi olduğu yahut olmak istediği şeyden ötürü kınamıyorum. müslümanca bir tavırdan bahsediyorum.) yusuf kaplan ağabey az bile demiş.

homoseksüel denildiğinde kimsenin kılı kıpırdamıyor ama homoseksüelliğin "türkçesi" eskaza birine denilsin bakalım, denilen diyene ne edecek? (türkçesi için bakınız hakem-taraftar ilişkisi) futbolda küfürü kaldırmaya çalış diğer tarafta lugatinde küfür olan bir işe ses çıkarma hatta lisan ile oynarak meşruiyet kazandır. adama demezler mi: istediğin belaysa ne edebilirim?

anlayan anladı!
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

Yine denilmişki "çift dilli eğitim" ve Tüekçe kadar eşdeğer saygı.
Bütün dil gruplarına saygım sonsuz elbette, her dilin kendine has güzelliği ve özelliği var.Ibıhkça(gırtlak "h" si),tetun,fang birsürü dil saygınlık bekliyor.
Kürtçe eğer başlı başına bir dil ise literatüre ekli kendi ses öbeği ve kelimelerinden oluşan sosyalbilmleri, hadi kıyak geçelim Matematik alanında bir eser verebilecek düzeyde kendine has olması gerek
yani.
bir=one=ein=uno=une=yek (gibi)

Korkutucu başka bir önerme geliyor oda yolda
Kuranı Kerimde ayatlerde sıkça geçen "hanif bir din" sözcüğü sadece islamı ve müslümanları kast etmiyormuş ve Hz.İbrahime tabi olmak kuran'a ters değilmiş.Hz Muhammed'te İbraniymiş ve bu din Üzere gözlerini yummuş. yani herkesin peygamberi aynıymış birde kelimeyi şahadette
Eşhedü en Lailahe illallah demek yeterliymiş ikinci kısım şirk miş vs..

ve birsürü sağ açık kanat oyunu hamleleri dikkat edin yalan değil yazılanlar ama fotoğrafın tamamını görünce konu anlaşılır.
Allh'ın bir olduğuna iman edilir ama şahit olamayız Allahın birliğinin kanıtı olarak kula vazife düşmez yani yeteneği elvermez ama Hz.muhammedin Bir olan Allahın Resulü olduğuna şahadet edebilirm.

diyalogçular ve açılımcılara duyrulur "zurna zırt" dedi :D sizi görüyoruz artık.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Mahşer' Alıntı:
Korkutucu başka bir önerme geliyor oda yolda
Kuranı Kerimde ayatlerde sıkça geçen "hanif bir din" sözcüğü sadece islamı ve müslümanları kast etmiyormuş ve Hz.İbrahime tabi olmak kuran'a ters değilmiş.Hz Muhammed'te İbraniymiş ve bu din Üzere gözlerini yummuş. yani herkesin peygamberi aynıymış birde kelimeyi şahadette
Eşhedü en Lailahe illallah demek yeterliymiş ikinci kısım şirk miş vs..

nasıl yav??
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Ynt: makaleler

Tevbe Tevbe bir bu konu kalmıştı afferin onlara.
 

Mahşer

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

Sevgili bakii kusura bakma biraz yoğunluktan ötürü siteye hergün giremiyorum.
İnan bende aynı tepkiyi verdim adam ayak ayak üstüne atmış aynen bunları söylüyordu ve canlı kuran deriz ya hafız kıvamında Türkçesi ve Arapçası ve hatta(kendince) tefsir dahil yalamış yutmuş ama midesine oturmuş anladımki yalnız malumat yetmez
tıpkı bir toprak parçasını ele geçirmek yalnızca fütühat'tan ibaret olmadığı gibi malumat bilgiye bilgeliğe ispat olmuyor delil olabilir ama ispat olmaz(zira delil yetersizliği ispata yetmez).
Hadis nakilcileri ve istılahlahlarında "menkul" "mürtece" mevzuunda ortalığın epey bi karışık olduğu ıspatlandı
(detay veremicem genç kardeşlerimizin aklı karışmasın.özürdileyerek şu örneği vermeliyim
dişi çıkmamış bebeye acılı kebap yadirilmez.)
daha sonra sizinle konuşuruz.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Mahşer' Alıntı:
daha sonra sizinle konuşuruz.

bekliyorum. ama beklerken kazataların köşelerini işgal edenlerin yazdıklarına nazar etmeye devam edeyim. :)

Ne yazık ki, İslâm dünyasının, özellikle Türkiye'nin aydını, son birkaç asırdır zihnini Batı'ya endekslemiş bulunmaktadır. Bir yanda güya ferdî farklılıkları, çoğulculuğu savunsa da, âdeta dünyayı tektip bir dünya olarak görmekte ve Asya'sından Afrika'sına bütün dünyayı Batı'yla ve Batı'daki gelişmelerle kıyas içinde değerlendirmektedir. İslâm'ı bilmemekte, dolayısıyla kendi tarihini, toplumunu ve insanını tanımamakta, bütün bunları yine Batılı normlar çerçevesinde ele almaktadır. Aydınımız, yarım-yamalak bir düşünce ithalcisidir. Dolayısıyla, liberalizmi İslâm dünyasının zemininde yine Batı'daki zeminiyle değerlendirmekten ve onun temele aldığı ferde de bu zeminden bakmaktan kurtulamamaktadır. Bu bakımdan, inşallah haftaya İslâm ile fert münasebetini Yeşeren Ümitler'le birlikte ele almaya çalışacağız.

ali ünal - 12.04.2010 - zaman

ali ağabeyin yazacaklarını da bekliyorum. buraya kadarkiler bildik meselelerdi. mühim olan devamı...
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Çeçen mücahit kardeşlerimizin Moskova Metrosu'nda sivilleri havaya uçurmalarını içine sindirememişsin. Rus ordusu Çeçenistan'da çoluk-çocuk öldürmüyor mu?

- Mücahitler Rus ordusu değil. Taammüden çoluk-çocuk öldüremezler.

- Onların ailelerine yapılanlar senin ailene yapılsaydı farklı mı davranırdın?

- Tabii ki farklı davranırdım.


hakan albayrak - 12.04.2010 - yeni şafak

doğru söze ne denir? yazı hedefini bulmuş. yazanın aklına fikrine sağlık. lakin yazının yukarıda iktibas ettiğim kısmında miniminnacık bir "usul" meselesi gözüme çarptı. sözü uzatmaya da hacet yok. lisanımızda iki tabir vardır. birincisi: "büyük konuşma"; ikincisi: "el alemi kınama"
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Siyaseten iktidar olmak ama kültürel olarak hiçbir varlık gösterememek nasıl bir çelişkidir, anlayabilmek zor gerçekten. Üstelik de bu ülkenin köklü, derinlikli medeniyet birikiminin temsilcisi olan ve sadece bu ülkeye değil, dünyaya ihtiyaç duyduğu temel değerleri, anlam haritalarını sunması gereken insanların, bu ülkenin kültür hayatını bütünüyle ıskalamaları, boş bırakmaları, kültürel alanı kültür magandalarına terk etmeleri hiçbir şekilde anlaşılabilecek bir şey değildir.

Unutmayalım: Kültürde varlık gösteremeyen hiçbir toplumun bu dünyada varlık gösterebilmesi, dahası varlığını sürdürebilmesi bile artık imkânsızlaşmıştır.

yusuf kaplan - 12.04.2010 - yeni şafak.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Biz yerli filmlerimize bir Citizen Kane, bir Vertigo, bir Paths of Glory muamelesi yapmayız; yönetmenlerimizi de elbette Hitchock, Bergman, Coppola ile kıyaslamak aklımızdan geçmez (Esasen bunların alayı bir araya gelse, bir "Senede bir gün" filmi çekebilirler mi şüphelidir!); onlar öyle oldukları için sevimli ve bize dair adamlardır.

ahmet turan alkan - zaman - 18.04.2010
 

RahgüzaR

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

Mustafa Armağan'ın, Zaman Gazetesi Pazar ekinde bugün çıkan yazısı:

[quote author=ZAMAN GAZETESİ-PAZAR-M. ARMAĞAN ]
...
1957 yılı Cumhuriyet Bayramı, Gaziantep'te 'şok' edici bir olaya sahne olmuş, törende CHP'liler Türk bayrağıyla değil de, 6 oklu CHP bayraklarıyla yürümek istemişler, güvenlik güçleri engellemek isteyince olay büyümüş ve belediye başkanlığı binasındaki Türk bayrağı indirilerek yerine CHP bayrağı asılmıştır. Üstelik ay yıldızlı Türk bayrağının yerine 6 oklu parti bayrağının asılmasına karışanlar CHP yöneticileri tarafından kınanacaklarına, mahkeme safhasında İnönü tarafından himaye altına alınmış, davranışları mağduriyet sayılarak açıkça savunulabilmiştir.
...
[/quote]

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=987001&title=chp-said-nursiyi-menderesin-oldurttugu-iftirasini-atmaktan-cekinmemisti
 

RahgüzaR

Dîvân Üyesi
Ynt: makaleler

Çok mu hiddetlendim nedir?.. Az evvel şunları söyleyiverdim:

Kadîm gökleri koyu bir karanlık
Göz göre göre kaplamıştı artık.

Hainlik kokan bir ağzın nefesi
Kurdu haince, kafir bir kafesi.

Kutsîler bir bir kafese atıldı
Milletin dimâğı: İşte, satıldı.

İhanet mi kutsîye? Evet, ihanet
Böyle ihanete lanet ki, lanet!

Milleti boğan bir denînin sisi
İhanet, elemin en zehirlisi! (Yahya Kemal'den alıntı yaptım yine. İnşallah denîlik etmemişimdir.)

Işıksız bekleşen garîb bir millet
Ey denî, artık keyfince raks et.

Sisten görünmez ne tarih, ne âfâk
Nerelerde kaldın, yetiş ey şafak!


Bu manzarayı seyretmek ne elîm
Kalmasın gayrı mukaddesât yetîm.
 

Abdulfettah Adıyeter

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Ynt: makaleler

Hayır, habercilik yapmıyorlardı, yaptıkları habercilikten, gazetecilikten başka bir şeydi; Meta-gazetecilikti, gazetecilik üstüydü. Yandaşlığın dikâlâsıydı; tarafgirliğin ucuna bülbül kondurulmuş bir türüydü ve o bülbül ne kadar da zevkten sermest, coşkulu ve kendinden geçercesine ötüp durmaktaydı.

ahmet turan alkan - zaman - 24.05.2010

var ol üstad! :)
 

Türkistan

Divan Üyesi
Ynt: makaleler

Kak Mesud (Barzani)!

Adam, PKK’yı ağzına almıyor.
En önemlisi hâlâ ona terör örgütü demiyor!
Tersine Kandil’de PKK’yı komutan edasıyla denetleyen Sincari’yi İç İşleri Bakanı yaptığı yetmiyormuş gibi onu heyetine alıp Türkiye’ye getiriyor ki daha önce bu adamın Hoşyar Zebari ile ülkemize gelişine Ankara itiraz etmişti!
Kerkük’le ilgili bir teminatı da yok!
Görüşme seremonilerinde Irak bayrağının yanında bulundurulmasını reddederek açıktan ben Kürdistan’ın başkanıyım demek istiyor ve bizim Başbakanımız dahil herkes bu duruma eyvallah çekiyor!
Yok hayır, son İsrail densizliğini de kınamadı!
Kimden mi bahsediyorum!
Kak Mesud’(Barzani)dan!
Kak’ın ağabey demek olduğunu Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Barzani’ye yaptığı o hitaptan sonra öğrendim!
Evet Yeni Osmanlıcı Ahmet Davutoğlu’nun ağabeyi(!) iki gündür Ankara’da Kürdistan’ın müstakbel lideri gibi ağırlanıp selamlandı!
Daha kısa bir süre önce, “Diyarbakır’a karışırım ha!..” tehdidini savurup küstahlıklar sergileyen bu peşmerge başkentimizde çok itibarlı konuk gibi ağırlandı!
Peki ama bu ağırlama ne anlama geliyor?
Adam Washington’dan yüz bulduğu an görülmüştür ki Türkiye’ye salça saçıyor!
Dahası adam tescilli, babasından miras ihanet genlerini taşıyor!
Soruyorum kökü ve mazisi yani yaptıkları çok net olarak bilinen böyle biri ile Ankara neyi görüşür ve konuşur? Böyle birinin verdiği hangi söze inanılır ya da itibar edilir?
Hadise tuluattır !
Barzani ile çektirilen fotoğrafın iki temel amacı vardır:
Birincisi; ABD’nin Kürt açılımı projesi ekseninde verdiği talimatın yerine getirilmesi, ikincisi de bu resmi iç kamuoyunda kullanmaktır!
Malum AKP’nin Kürtler üzerinde iki kartı din ve Barzani olgusudur! Recep Bey Kak Mesud’u (!) kucaklayarak Kürt tabanına selam sarkıtıyor!
Bunun adı büyük devlet politikası değil, oynaşta görünme çabası ve dış politikayı iç politikaya alet etmektir!
İşte Türkiye böyle yönetildiği içindir ki son bir kaç yıldır şamar oğlanı haline getirilmiş yani önüne gelen herkesin posta attığı bir ülke olmuştur!
Bir başka ayrıntı da K.Irak’taki amiyane tabirle mama olayıdır!
Sahi bölgede iş yapan Türk müteahhitleri kimlerdir ve bunların AKP’ye yakınlıkları nedir? Benim elimde bir liste var ki buna göre iş yapanların yüzde 70’i yandaş müteahhit!
Oh ne ala, al bayrağı ver doları!


özal zamanında yeğenimizdi, şimdi abimiz oldu, yarın da kocamız olacak. hazır olun türkler, zinacı hükümet iş başında!
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Hatırlatma

Lütfen alıntıladığınız içeriğin dış linkini değil içeriğin kendisini paylaşınız.Siyasi yazılar paylaşmamalıyız.Alıntıladığımız yazarın yazarını paylaşalım.Yayınlanan yazılardan divan sorumlu tutulamaz.

Benzer konular

xen

Üst Alt