Mektup

DarkKnight

Divan Üyesi
MEKTUP


-Alo.
-Alo?
-Defne ben Volkan.
-Aa Volkan. Ne oldu sabah sabah arıyorsun hayırdır?
-Haberi almadın galiba daha.
-Ne haberi?
-Hakan...
-Eee ne olmuş Hakan'a?
-Onun bu sabah ameliyata gireceğini bilmiyor muydun?
-A evet söylemişti öyle birşeyler; bugün müydü o ameliyat?
-Evet bugündü...
-Eee nasıl geçti ameliyat? Hakan nasıl?
-Hakan...O...Onu kaybettik Defne.
-Ne?
-Ameliyattan sağ çıkamadı.
-Ama..Ama nasıl olur bana çok küçük bir operasyon, hiçbir risk yok demişti.
-Öyle mi dedi? Anlıyorum. Bak... seninle hemen buluşmam gerekiyor. Neredesin şu anda?
-Ben.. ben evdeyim. Ama, ama nasıl olabilir böyle bir şey? Hangi hastane söyle? Hemen geleyim.
-Hayır gelemezsin... Şimdi olmaz. Sen evde kal ben oraya geliyorum şimdi.
-Ama niye?
-Çünkü ona söz verdim. Gelince anlatacağım herşeyi, sadece beni bekle tamam mı?
-Peki... peki bekliyorum gel.
Telefonu kapattı Defne. Duyduklarına inanamıyordu. Hakan'la dört sene aynı sınıfta okumalarına rağmen hiçbir zaman çok samimi olmamışlardı aslında, ama yine de çok üzülmüştü şimdi. En son konuşmalarını hatırladı Defne. Birkaç hafta önceydi. Hakan ona 3 hafta sonra olacağı ameliyattan bahsetmişti. ''Küçük bir operasyon.'' demişti, Defne neden ameliyat olması gerektiğini sorunca. Acaba ameliyat sırasında birşeyler ters mi gitmişti? Gerçekten çok üzgün hissediyordu şimdi. Peki Volkan neden onu görmek istemişti. Volkan ve Hakan'ın çok yakın arkadaşlar olduğunu biliyordu, peki neden Volkan şimdi hastanede değil de Defneyle görüşmek üzere yoldaydı?
Kapının çaldığını duydu. Evde yalnızdı Defne o sırada. Babası işte ,annesi ise komşudaydı. Kapıyı açmak üzere ayağa kalktı. Kapıya doğru giderken son konuşmalarını düşünüyordu. Hakan ona birşeyler söylemek istiyormuş gibiydi sanki.
Kapıyı açtığında Volkan'ın kızarmış yüzünü gördü. En yakın arkadaşının kaybının verdiği keder ağlayamayacağı kadar derinmiş gibi görünüyordu.

''İçeri gel'' dedi Defne Volkan'a.

Salona geçtiler beraber. Defne Volkan'ın yüzündeki bitkin ifadeye baktı.

''Ne oldu?'' diye sordu. ''Bana ameliyatın risksiz olduğunu; önemsiz Bir şey olduğunu söylemişti. Neden böyle oldu peki?''

''Ameliyat risksiz değildi Defne. O..O çok hastaydı aslında. Operasyondan sağ çıkma olasılığı yarı yarıya bile değildi.''
'' Ama..ama bana hiç de öyle demedi.''
''Anlıyorum.'' dedi Volkan kafasını üzüntüyle sallayarak. Cebinden ufak bir zarf çıkardı. ''Al'' dedi.''Okuduğun zaman sende anlayacaksın.''
Oldukça şaşırmıştı Defne. Bu zarf nereden çıkmıştı şimdi? Sadece bunu ona vermek için mi en iyi arkadaşının ölüsünü bırakıp gelmişti Volkan?
Zarfı açtığında içinden bir kağıt ve de bir tokanın iki parçası düştü kucağına. Kafasını kaldırıp soran gözlerle Volkan'a baktı.
''Sadece oku.'' dedi Volkan Defne'nin gözleriyle sorduğu soruya cevap olarak.
Özenle ikiye katlanmış olan kağıdı açtı ve okumaya başladı Defne neler yazdığını her geçen saniye daha da çok merak ederek.

........

Defneee. Selaaaammm. Nasılsın iyi misin? Umarım öylesindir. Şimdi yazacağım şey oldukça klasik bir cümle, ama nedense artık umurumda bile değil yazdığım şeylerin benden önce binlerce kez kullanılmış olması. Evet gerçekten de eğer sen bu satırları okuyorsan ben bugüne kadar başaramadığım birçok şeye hayatta kalmayı da eklemiş olup, şu anda senden çoooook uzaklardayım demektir. Bunları okurken yanında olup yüzünü görmek isterdim aslında, ama kimbilir belki de yanındayımdır; neden olmasın? Şimdi bunları yazarken bile tahmin edebiliyorum ne kadar şaşkın olduğunu şu anda. Neyse madem okuyorsun o zaman anlamışsındır olduğum ameliyatın sana söylediğim gibi risksiz olmadığını. Sana neden mi yalan söyledim? Yoksa benim neden sana böyle bir mektup yazdığımı da mı merak ediyorsun? Eh neden oldukça açık aslında görebilen gözler için değil mi? Benden önce bir kadına mektup yazan binlerce erkek neden yazdıysa aynı nedenden. Evvet doğru tahmin ettin, çünkü bende tıpkı diğer mektuplarda binlerce farklı şekilde anlatıldığı gibi seni sevdiğimi açıklamak için yazdım bu mektubu sana, ama mümkün olan ve benim becerebileceğim en basit yolla. Evet, doğru; seni seviyorum ben ya da seviyordum de istersen; her ne kadar ben aşkın bizler gibi ölümlü olduğuna inanmasam da. Haydi ama o kadar da şaşırma. Sana aşık olamaz mıyım yani, sırf sen aşka inanmıyorsun diye? Biliyor musun, bunları yazmak söylemekten çok daha kolaymış gerçekten. Hem bu mektubu belki de asla okumayacak olma ihtimalin yazmamı kolaylaştırıyor sanırım. Eğer şansım yaver giderse yarın Volkan kapını çalıp sana bu kağıtları uzatmayacak. Ama eğer o kadar şanslı olursam kararlıyım buraya yazdığım herşeyi hatta daha fazlasını da gelip sana kendim anlatmaya, hemde bu sefer gözlerinin içine bakarak; baktığımda güzelliğinin beni kör etmesinden korkmadan. Yine de sanmıyorum bütün bunları yapabileceğimi; ve daha birçok şeyi tabii. Üzüldün mü acaba benim için? Seni ne kadar sevdiğimi bilseydin de yine aynı şeyleri mi hissederdin acaba? Ama sen anlatsam bile anlayamazdın ki benim sana karşı neler hissettiğimi. Seni her düşündüğümde en korkunç şeyler karşısında bile bir damla yaş akıtamayan bu gözlerimin nasıl dolduğunu. Senin sesini her duyduğumda nasıl soluk almayı kestiğimi farkında olmadan; nefes alıp vererek ses çıkartmayayım da sadece seni duyabileyim diye. Zaten anlamak bile istemezdin sen; hatta dinlemek bile istemezdin neden seni her yanında başka biriyle gördüğümde içimde beliren öfke ve üzüntünün bütün vucudumu ayakta durmamı imkansız hale getirecek kadar sarstığını. Bilmezsin ki sen kendimden nasıl nefret ettiğimi, ruhumdaki herşeyin senin güzelliğinin yanında çok çirkin kaldığını bildiğim için; içimdeki bu asla hakedemeyeceğim güzelliğine ait olan sevgimden başka. Ama ben biliyorum herşeyi ve bu senin asla anlamanı istemeyeceğim kadar dayanması zor bir şey. Eminim saçma geliyordur bütün bu dediklerim sana. Abarttığımı düşünüyor olabilirsin şu anda ama emin ol sadece içimden gelenleri yazıyorum; hiçbir yalan ya da yanlış anlaşılma olmasını istemiyorum bu konuda. Evet ben hep aşıktım sana sen hiç bilmesen bile. Gerçi bazen Volkan'ın sana herşeyi anlattığından şüphelendiğim zamanlar olmadı değil; ama eminim ki bunu yaptıysa bile bana yardım etmek istediğinden, benim ne kadar acı çektiğimi bildiğinden yapmıştır. Ama öyle bir şey olsa bütün bu umut dolu umutsuzluğu hissetmeye devam etmeme izin vermezdin değil mi? O kadar acımasız olabilir misin ki sen? Gerçi sen bilmezsin ki bunun nasıl bir işkence olduğunu seven bir ruha. Olmayacağını bildiğin halde içindeki o küçük, ama muazzam bir acı verebilecek kadar güçlü olan o umudu taşımanın ne kadar hasar verdiğini. Şu anda bile seni düşünürken sana bunları yazarken umarım bunu okuduğunda üzülmezsin diye dua ediyorum; çünkü sen nedenini anlamasan bile, samimiyetime inanmasan bile ben senin üzülmene dayanabilecek kadar güçlü değilim. Eğer şansım olsaydı seni son bir kez daha görmek isterdim, sadece güzelliğine asla sahip olamayacağımı bilmenin verdiği acı kalbimi durdurana kadar. Emin ol sana söylemek istediğim çok daha fazla şey var, ama benim hiçbirşeye olmadığı gibi bunu yapmaya da vaktim yok artık. Sadece bilmeni istedim; bil ki artık biraz inancın olsun en azından ve değmeyecek insanların seni üzmesine izin verme diye. Sen hiçbirşeyin azını haketmiyorsun bunu unutma ve tıpkı diğerleri gibi, benim aşkıma da inanmak istemesen bile en azından inanmayı bir dene. Çünkü insan ne kadar vakti olduğunu bilemiyor hiçbir zaman. Asla güzelliğini hafife alma. Unutma ki benim gibi birçok ruhun umut dolu umutsuzluğusun sen. Ve eğer elinden gelebiliyorsa; ki ben yapabileceğine inanıyorum; her zaman aşka dair inanç olsun kalbinde. Çünkü sona geldiğinde yaşamaya değdi diyeceğin tek şey o inanmadığın aşk olacak; tıpkı şimdi bana olduğu gibi. Ve artık gidebilirim ben; sana herşeyi geç de olsa en azından bir şekilde anlatabilmiş olmanın verdiği rahatlıkla. Umarım hep mutlu olursun ve umarım seni ne kadar sevdiğimi anlarsın birgün...

HAKAN

Bu arada unutmadan şunu söyleyeyim. O parçalar senin yıllar önce sınıfta saçından düşen bir tokanın parçaları. Senelerdir özlemin her vurduğunda onlarda senin kokunu alabildim ben. Bunları elimde tutmak istiyordum sonuna kadar ama izin vermediler bende Volkan'a veriyorum şimdi sonunda gerçek sahibini bulsunlar diye. Onlara benim için iyi bak olur mu, çünkü sana olan sevgimi yıllarca anlattım ben onlara ve inanır mısın bir kere bile itiraz etmediler hiçbir dediğime. Bu yüzden lütfen benim için onları sakla olur mu? Belki hatırlamana ve inanamana yardımcı olurlar. En azından öyle olmasını diliyorum bana yardımcı oldukları gibi...

Defne mektubu okumayı bitirdi; Volkanın şaşkın bakışları arasında kağıdı avucunda buruşturdu ve ''Saçmalık'' dedi...
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt