"Mona Rosa" Hakkında...

Katılım
8 Mar 2007
#1
(...)Üstattan kelam edip şiirlerinden bahsetmemek büyük haksızlık olur elbet. O’nun şiirleri de bir oluşun, olgunlaşmanın meyvesidir. Onun metinlerine aşina olan okurda, şiirlerinde gezinirken sanki bir mimarın iki farklı eserinde dolaşıyor hissi uyanır. Evet, birden insanın içine girer gibi olursunuz. Metinlerinde sizi kurduğu köprüden geçiren şair, şiirlerinde sizi içine alır adeta. Bir insanın içine girer gibi girersiniz Karakoç’un şiirlerine. İşte Monna Rosa’nın efsaneleşmesi de bundandır. O bir durumun, bir olayın şairi değildir. Bizlere öyle bildik hikâyeler anlatmaz şiirlerinde. Monna Rosa’da öyledir. Toy bir delikanlının ağzından dökülen sözlerin devrin bulvar edebiyatının çok ötesinde imajlar taşıdığı bir vakıadır. Daha o yıllarda şairin konumlandığı yeri ifade etmesi açısından da önemlidir. Mahreme arkasını dönerek mecaz bir dille aşka geçit aramıştır belki de. Mecaz aşkın dilidir; aşkı mecazsız ifade eden şairler Süleymaniye’yi fotoğrafına bakarak tarif etmeye kalkmışlardır(!) Yakın zamanlarda da Monna Rosa’yı paparazzi mantığıyla değerlendirmeye çalışanlar olmuştur. Onlar kendilerince aşkı dokunulur kılmışlardır güya. Ne büyük tevafuktur ki üstat sanki bu olacakların cevabını daha o yıllarda ikinci dörtlükte vermiştir.

/ Ulur aya karşı kirli çakallar

Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa

Monna Rosa bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar./

Hülasa Sezai Karakoç şiiri bize insanın yeryüzü maceralarını anlatır. Elbette düz yazılarında olduğu gibi şiirlerinde de insanın olgunlaşma sürecine şahit olursunuz. O, örneklik vazifesinin şuurunda bir şair olmanın çilesini çeken ve çekmeye devam eden şairdir.(...)

Yazar: Yunus Nadir Eraslan
 
Katılım
27 Ara 2005
#2
Yanıt:"Mona Rosa" Hakkında...

Peki  Ahmet Hakan Coşkun'un tespit ettiği,şiirin baş harflerini bir araya topladığımızda karşımıza "Muazzez Akkaya'm" ismi çıkması hakkında neler söyleyebilirsiniz?.Yanılmıyorsam üstad bunu kabul etmiyormuş.Peki sizin şahsi düşünceleriniz neler bu konuda?
 
Katılım
8 Mar 2007
#3
Mona Rosa

Üstadın bu konu da söylediği net bir cevap söz konusu değil.. zaten fikri gereği ben cevap vermesini beklemiyorum,beklemem de hatta vermemesi bence en iyisi..çünkü 'Sezai Karakoç'u Anlamak' başlıklı yazıyı okuduysanız, onun ruh dünyasına inilmesinin ne kadar güç olduğunu görebilirsiniz. ben Sayın Ahmet Hakan'ın Üstad'ın düşünce eserlerine hiç bakmadığını düşünüyorum. eğer biraz fikri olsaydı o yazıyı sadece o içerikle yazmazdı kanatimce. kendi görüşüme gelince, şiirlerine henüz nesirleri kadar hâkim olmasam da,Mona Rosa'nın sadece maddi aşkı anlatmadığını düşünecek kadar bilgi sahibi olduğumu ifade edebilirim. İnşallah daha net düşüncelere sahip olabiliriz. düşünce eserlerine ve özellikle bu konuda edebiyat yazılarına bakarsanız düşüncelerimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum..
 
Katılım
27 Ara 2005
#4
Yanıt:"Mona Rosa" Hakkında...

gülün dirilişi' Alıntı:
... şiirlerine henüz nesirleri kadar hâkim olmasam da,Mona Rosa'nın sadece maddi aşkı anlatmadığını düşünecek kadar bilgi sahibi olduğumu ifade edebilirim. İnşallah daha net düşüncelere sahip olabiliriz. düşünce eserlerine ve özellikle bu konuda edebiyat yazılarına bakarsanız düşüncelerimi daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum..

    1952 yılında henüz 19 yaşında iken kaleme aldığı bir şiir olan "Mona Rosa" 'nın sadece maddi aşkı anlatmadığını ifade etmişsiniz.İlgimi çekti bu düşünceniz.Boş bir vaktinizde "Mona Rosa" hakkındaki şerhî mahiyette düşüncelerinizi,anladıklarınızı paylaşabilirseniz memnun olurum şahsım adına.Şahsım adına üstadı doğru olarak tanıdığıma kanaat getiremiyorum.Dediğim gibi özellikle bu şiirin aslında neyi anlattığını -sizce- aktarabilrseniz hoş olacaktır.Ben merak ediyorum.Birçok arkadaş da faydalanacaktır bundan.

Şimdiden teşekkür ediyorum.


ekleme: bahsi geçen paylaşımınızı okuduğumu belirteyim.
 
Katılım
21 Şub 2007
#5
Yanıt:"Mona Rosa" Hakkında...

Sezai Karakoç ve aynı hayat ve düşünce çizgisini paylaşan birçok şairimiz için geçerli olan bir yanılgı var hepimizde ;"Her ne anlatsalar ilahi aşk ekseninde değerlendirme çabası!" S. Karakoç'un dünya görüşü sadece biz değil tüm edebiyat alemince malumdur elbette , yaşamı , ailesi , yetişme tarzı , yazdıkları , hayata karşı duruşu ... fakat tüm bunların içinde bir insan olarak bu adamlar aşık olamazlar mı sizce? O sanat yeteneği , o ilham ve söz ustalığı ile ulaşamadıkları -ya da ulaşmamayı tercih ettikleri diyelim- beşeri aşklarına ait bir duygu yoğunluğunda şiir yazamazlar mı???Yaşanmamışlığın güzeliiğiyle insani aşkı da en saf ve güzel haliyle kaleme dökemezler mi ?

PİNG-PONG MASASI

...............................
Beyaz iplik sert iplik ve tak tak
Yuvarlak top küçük top ve tak tak
Ping-pong masası varla yok arası
Ben ellerim kesik varla yok arası
...... Öpüçüğüne eyvallah ve tak tak
Beraber sinemaya ... evet ... ve tak tak
Ping-pong masası varla yok arası

Öküzün gözü veya dananın kuyruğu
Kadifekale veya Sen nehri
Ha Sezai ha ping-pong masası
Ha ping-pong masası ha boş tüfek
Bir el işareti eyvallah ve tak tak
Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi
Ne kadar güzel ne kadar sıcak
Tak tak tak tak tak tak tak


Bilgi sahibi arkadaşlar , S.Karakoç'un bu şiirini de mecazi aşk boyutuyla şerh ederlerse ortaya çıkacak sonucu merak ediyorum!

İnsanın hayata güzel bir pencereden bakması , belli bir düşünce tarzına sahip olması  ve çizgisini koruması elbette ki övgüye değer bir şeydir ;  fakat bu bakış açısıyla kişinin , "insan" yönünü unutmak büyük bir eksikliktir. Karşımızdakinin  etten kemikten  ama içi duygu yüklü bir 'insan' olduğunu unutmayalım. Sait Faik'in sözüne bir nazireyle bakarsak "bir insanı sevmekle belki her şey değil ama çok şey başlayacak" Bu küçümsenecek bir şey değildir ; açıkçöası bir aşk şiiri yazmak S.Karakoç'u küçültmez , şairliğinden üstatlığından hiçbir şey eksiltmez!
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#6
Yanıt:"Mona Rosa" Hakkında...

Gülün dirilişi ile bir minibüsün arka koltuğunda başlayan ve bir türlü mutabık kalamadığımız (kalamayacağımız) tartışma buralara kadar taşınmış, iyi de olmuş…

Sezai Karakoç Mevlâna’dan ve Yunus’tan izler taşıyan nadir sanatçılardandır hiç şüphesiz. Onun manevi dünyasının boyutlarını tartışmak haddimiz dahilinde değildir.. Fakat eserlerinde manevi aşkı bu kadar yoğun ve derin yaşatan bir insanın beşeri duygularını yok sayamayız. Monaroza bu anlamda kendini tamamıyla ele veren bir şiirdir. Şiirde Muazzez Akaya ismine akrostiş yapılması, M. Akkaya’nın Geyveli olması (Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak), göçmen olması (Artık anla beni muhacir kızı), Sezai karakoç’un evini dahi onun evinin karşısından alması (açma pencereni perdeleri çek), M. Akkaya’nın başkasıyla nişanlanması (bir nişan yüzüğü bir kapı sesi) gibi hadiseler şiirin adresinin neresi olduğunu kanıtlamaya yeter de artar bile bence. Sezai Karakoç bunu kabul etmemiş olabilir, bunu doğal karşılamak gerekir. Hiçbir insan ruh dünyasının teşhir edilmesine razı gelmez, ki Sezai Karakoç tek kare fotoğrafının çekilmesini dahi istemeyen bir duyarlılığa sahiptir. Ruh dünyasının teşhiri böyle duyarlılıkların yanında özelin de özeli olur.

Bütün bunları bir yana bırakıp duruma bir de şu boyuttan bakmanın bir sakıncası olmayacağı kanaatindeyim. Şairleri doğru anlamak, onların duygu ve düşüncelerine ortak olabilmek kolay değildir. Şiirleri tam anlamıyla anlayabilmek için şairlerin ruh âlemlerine bir ayna tutmak lazım gelir ki böyle bir şey de mümkün değildir. Gülün dirilişinin ifade etmeye çalıştığı şey de sanırım buydu. Söz konusu şairin “Balkon” isimli şiiri kapalılık bakımından dikkate değer bir örnektir. Ama ben Monaroza’yı anlaşılması güç olan şiirler arasına koymuyorum, şiirde manevi derinlikten ziyade beşeri hislerin öne çıktığı mısra mısra aşikârdır. Tabi bu benim düşüncem...
 
Katılım
8 Mar 2007
#7
Yanıt:"Mona Rosa" Hakkında...

" Fakat eserlerinde manevi aşkı bu kadar yoğun ve derin yaşatan bir insanın beşeri duygularını yok sayamayız"

Öncelikle ifade etmek istediğim; ben üstadı, kesinlikle aşık olamaz diyerek nitelendirmek istemedim. tabiki şairler de bir insandır. aşık olmaları da mümkündür. ancak Monna Rosa'nın sadece bu nitelikte değerlendirilmesi bana göre yanlıştır. şahsi kanaatim budur. uygun bir zamanda eğer ki gerçekleştirebilirsek, şiirin şerhini yapmaya çalışcağız. ancak o zamana kadar Karakoç'un hatıralarında Monna Rosa ile ilgili yapmış olduğu açıklamayı dikkatlerinize sunarım..
"Rosa, bilindiği gibi, gül demektir. Böylece aşağılanan gül kavramını yeniden gündeme getirmek istedim. Aslında ‘gül’ mazmunu ve modern anlamda ‘Leyla ile Mecnûn’ hikâyesi, şiirle girdi denilebilir.”
 
Katılım
18 Eyl 2007
#8
Ynt: "Mona Rosa" Hakkında...

Sezai Karakoç un yıllar önce hatta ki yarım asır önce yazmış olduğu eserin muhatabı vardır elbet

Bununda bir hikayesi var.

Ünv yıllarında başlayan bir aşkın eser haline gelmiş sonrasında özlemle dolu zamanlarla kavuşmamanın sonucunda sözle kalmayıp bestelenmiştir de.

Çokta irdelemeye de gerek yok aslında kendisi bu ismi ister açıklar ister açıklamaz.

Ha açıkladığı kişilerden duymuştum ama dilde telafuza da gerek yoktur.

Özel meselesi nihayetinde.

Ayrıca Sezai karakoç için bu şiir HİLKAT AŞKINDAN İLAHİ AŞKA YELKEN AÇMIŞTIR.

BU YÜZDEN EN DEĞER YÜKLÜ ESERİDİR.

VESSELAM...
 

Giriş yap