monolog yahut....

Dilhun

Dîvân Üyesi
-merhaba bakiciğim
-ooo....merhaba gözüm. nasılsın?
-çok şükür? sen nasılsın?
-iç güveysinden hallice mirim...
-hayırdır baki can. canın sıkkın gibi?
-yok bre...her zaman ki haller işte.
- üstad uzun zamandır halleşemiyoruz ki her zamanki halini bileyim..
-haklısın mirim...
-de hadi..anlat hele.
-nereden başlasam ki?
-elif'den başla ye'ye kadar yolu var..
-mirim yol pek uzun olur. yanımızda katık yok..
-kelimeleri katık ederiz! olmaz mı?
-olur elbet..
-bak mesela benim en sevdiğim kelime keyfiyet.
-bilirim
-bilirsin tabii..senden öğrendik mirim.
-estağfirullah üstad. haddimiz mi sana bir şey öğretmek. belki sen bizde birşeyler görmüşsündür o kadar!
-eyvallah! tatlı kelamını özlemişim vesselam...
-eyvallah üstad! üstad bak ne diyeceğim?
-buyur..
-estağfirullah! sence gitmek nedir?
-gitmek?
-evet gitmek. nedir gitmek?
-zor yerden sual ettin mirim
-hayırdır üstad. sebeb-i hikmeti ne ola ki?
-gitmenin ne olduğu gelmek ile anlaşılır.
-nasıl?
-siyah olmasaydı beyazı bilirmiydin yahut çirkin olmasa idi güzeli?
-hmmm
-hmmm ya....tezatlar birdir ama birleşemez mi demiş bir büyük.
-muhyiddin-i arabi idi değil mi?
-kuvvetle muhtemel.
-gelmek nedir pekiyi?
-gitmenin zıttı :)
-üstad kelimelere takla attırmakta üstüne yok..
-taklacı güvercinleri pek severim...
-bende severim ama mevzua avdet etsek
-mevzua birilerini davet etsek..
-kimi üstad?
-kim olursa...
-nasıl yani...
-gelirlerse gitmenin ne olduğunu anlatacak birileri.
-halen anlamadım..
-tezat işte...anlamaya çalışmak belki de boşuna..hele bir gelsinler.
-kim gelecek üstad...
-gidenler...
-onlar kim...
-biz olmayanlar...
-üstad müphem kelamlar etmektesin..
-şüphem yok mirim...
-neyden ?
-gidip gelmelerden...
-nasıl yani?
-her insan bir kez gelir bir kez gider...hayatında en az bir kez bu iki fiilin faili olur
-doğmak ve ölmek...
-evet mirim...
-ya diğer gidiş gelişler?
-hepsinin gidişi ve gelişi helezoniktir.
-ne zonik...
-helezonik
-üstad böyle kelimeler senin lügatinde yer bulabiliyor mu artık?
-lügati dar tutmamak lazım..
-pekiyi senin lügatinde ne yok?
-yok yok...
-iddialı olmadı mı?
-iddia iyidir mirim. yeter ki isbat edebilesin..
-gitmenin isbatı nedir?
-gelmektir.
-nasıl?
-giden gelir gelen gider...gelişsiz gidiş olmaz?
-iyi de üstad şimdi de sende tezat oldu..
-olsun hatta olması da lazım. ama merak ettim nasıl bir tezatmış olan?
-giden ya gittiği yere gelmezse yani başka bir yere vasıl olmuşşsa?
-tezat değil ki bu?
-üstad basbayağı tezat
-mirim ben dedimmi ki giden terk ettiği yere gelir?
-demedin...
-o halde...
-yani giden gider diyorsun..
-onu da demiyorum...
-ya ne diyorsun üstad?
-bende bilmiyorum...

...
"Gitmenin ne olduğu gelmek ile anlaşılır"
"Siyah olmasaydı beyazı bilir miydin"

Bana çagristirilan...

Var ,yok ile anlaşılır.
Hani bir şeyin kıymetini kaybedince anlarız meselî.Men lem yezuk lem ya'rif (tatmayan bilmez )deniyor .Bir şeyi bilmek için o şeyin var olmasi mi gerek.Var olmadan bilinmez mi?Yokluk varlıktan daha görkemlidir zannımca.Zarif şâir demiyor mu hem var'ı anlarsın yok ile.Yokluk acıtır ,yokluk aratır.

Edebi edepsizlerden öğrendim diyor kim diyor bilmiyorum.Yürege batan edebin yokluğudur ona edebi bildiren,öğreten.Bu arada bildiğimiz,öğrendiğimiz midir?Ya da her ögrendigimizi biliyor muyuz?

Hürmetle..
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
-merhaba üstad!
-merhaba mirim!
-nerelerdeydin üstad? nice zaman oldu hasbihal edemedik.
-gahı yerde gahı gökte
-maşallah üstad. nesimi gibi diyorsun yani
-pek değil?
-ya kim gibi üstad?
-kim gibi değil mirim! ne gibi demen lazım
-üstad sahiden yaşlandıkça zihnin keskinleşiyor.
-yaşlandık yani yaş aldık mirim. yaş aldıkça ihtiyar kazanır insan. ondan zahir
-maşallah üstadım sahiden maşallah. özlemişim seninle muhabbet etmeyi.
-bilmukabele mirim bilmukabele.
-karşılıklı diyorsun yani.
-gibi gibi diyorum mirim
-ne için gibi dedin üstad.
-nesimi gibi dedin ya mirim. senin sözünden mülhem.
-incindim şimdi üstadım
-kemaletta noksandır incinen incitenden mirim.
-üstad şunca zaman sonra sohbet ediyoruz. yıktın haneyi eyledin viran.
-yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr u kıymetten mirim
-yıktığımı da yaparım diyorsun yani
-bir yapan bulunur diyorum mirim. illa ki bulunur. ölüm hariç her derdin kırk kolayı vardır.
-......
-meskut geçtin mirim?!
-düşünüyorum üstad.
-neyi?
-kırk kolayı. kırk cüzünden bir cüzü bulabilsem.
-mirim, kolay mı kolayını bulmak?
-üstad sen dedin kırk kolayı var diye..
-dedim ama kolayca bulunur demedim.
-üstad sen ne diyorsun?
-mirim sen ne istiyorsun?
-derdime derman istiyorum.
-derdin ne mirim?
-kendim
-e zorluk nerede?
-üstad kendiyle kavga etmek kolay mı?
-mirim kendinle barışmak zor mu?
-hayır üstad hayır! bunlar cevab değil! ben bir cevab arıyorum!
-mirim! kolayını bulmuşsun işte.
-anlamadım?!
-aramaya başlamışsın mirim.
-ne aradığımı bile bilmiyorum ama üstad!
-ne soracağını biliyorsun ama
-ne demek bu üstad?!
-sualini muhafaza et mirim. muhafaza et ki bulduğunda, bulduğun cevaba gayesizce nazar etme!
-üstad aklım iyice karıştı!
-cevabı ara mirim aramanın hazzını bırak!
-üstaad!
-mirim! ayağını yere sağlam bas. unutma arayıcılık arananın önüne geçerse cevab manasını yitirir.
-üstad.
-mirim alemlerin efendisini hatırla: gözü sağa sola kaymadı!
-üstad yapma böyle!
-ben bir şey yapmıyorum mirim. hem ben kimim ki?
-aynasın üstad ayna!
-o halde aynayı itham etme. kendini itham et.
-üstad!
-cesur ol mirim. korkma! eninde sonunda öleceksin. unutma son gülen iyi güler. şimdi ağla ki sonda gülesin.
-üstad kendimi kendime gösterdin.
-eksik söyledin mirim.
-nasıl yani?
-görecek gözün olmasaydı ayna sana ne gösterse boş!
-üstad. sahiden üstadımsın.
-hayrını gör mirim.
-eyvallah üstad!
-eyvallah mirim!
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
-merhaba üstad
-merhaba mirim
-üstad sözü dolandırmadan müşkilime geçiyorum.
-buyur müşkilpesend mirim.
-mutmain olamıyorum üstad?
-yani mirim?
-yanisi şu ki itminana eremiyorum. Devamlı bir rahatsızlık mevcut.
-rahat mı olmak istiyorsun?
-üstad meramımı anladın. Ne demeye sağa sola çekiyorsun.
-itminan farklı rahatlık farklı mirim.
-itminana erip rahatlamak... çok mu şey istiyorum?
-çok değil ama az şey de değil.
-nasıl yani?
-mirim bu dünya rahatlık dünyası değil. Rahatlık bir nevi hayal-i muhal.
-rahatlık bir nevi hayal-i muhal ise itminan külliyen muhal, öyle mi?
-itminan mümkin hatta vacib.
-üstad aklımı bulandırdın şimdi. Bir şey hem mümkün hem vacib nasıl olur? Hem madem öyle rahatlık nasıl hayal-i muhal olur?
-daha da aklını bulandıracak olan şu mirim: senin aklın mı bulanık kalbin mi?
-o ne demek?
-eğer itminana erememen aklından ise çaresi basit: rahatsız eden şey her ne ise koy masaya. Parçala, didikle, kurcala... Çözümlemesini yap yani. Çözümlediğinde çözüme de yaklaşmış olursun.
-üstad iyice aklımı bulandırdın.
-benim muradım da o zaten.
-nasıl yani?
-mirim çözümle bakalım dediklerimi
-karmakarışık şeyler söyledin üstad. Neyini çözümleyeyim?
-rahatlık arayan sensin mirim.
-iyi de üstad attın bir düğüm çöz diyorsun.
-bir düğümü çözemeyen aklın ile ne kadar rahat olmayı umuyorsun mirim?
-madem öyle kalb ile çözmek mümkin mi üstad?
-akılla mümkin, kalb ile vacib
-üstad rahatlayayım diye geldim yamacına lakin sen rahatsızlığımı ziyadeleştirdin.
-mutmain olmadın yani.
-olmadım üstad olmadım.
-bu sohbetten göğsün mü daraldı başın mı ağrıdı mirim?
-daha çok göğsüm daraldı ama başımda da bir garib hal var. Sarhoş gibiyim.
-inşallah cennette cemalullah ile sarhoş olacağız mirim.
-anlamadım üstad. Ne alakası var cennetin mevzumuz ile?
-mirim rahatlık yurdu cennet. Cennete mutmain olanlar girecek.
-hah işte. O itminanı arıyorum üstad.
-bu dünyada o itminan...
-ne ile bulunur?
-kalb ile mirim. Kalbler ancak Allah'ın adını anmak ile mutmain olur.
-....
-çözümlemeye yaklaştın mı mirim?
-itminanın akılla mümkin kalb ile vacib olmasını anlamış gibiyim. Ama ya itminanın hayal-i muhal olması?...
-mirim itminanın hayal-i muhal olması bu dünyada ne kadar mümkinse o kadar olmasından. Bu dünya müminin zindanı ya hani...
-şimdi oturdu yerine taşlar. İyi ama akılla rahatlık bulunmaz demiştin üstad?...
-demiştim
-ama bak akıl ile yol aldık.
-yol almak başka bulmak başka mirim.
-nasıl yani?
-yürümek ayakla, tutmak elle mirim
-yani sen diyorsun ki üstad itminana ermek kalbin Allah'la irtibatı ile ancak mümkin...
-ve itminan, mümkinin farkına varıldığında vacib olur mirim...
-ve o itminanda insanı mutmain kılar üstadım.
-rahatladın mı mirim?
-itminana erdim. Sahiden üstadımsın.
-sahiden mirimsin.
-son bir mesele üstad.
-buyur mirim.
-kalb ile bir hiç bir şeyi çözemezsin demiştin bir vakit ama bak çözülüyormuş.
-mirim, Muhit olan Allah kalbi ihata edince akıl bu rabıtayı fark edip çözümlemeye kalktığı için diyor ki kalb ile çözülüyormuş. Aslında ve esasında çözülen bir şey olmadığını akıl idrak edemez. Akılın marifeti bu kadardır ve bu marifet akılın haddini belirler. Yani mirim akıl ya mukni olur ya reddeder.
-eyvallah üstad.
-eyvallah mirim.
 
Benzer konular Forum Tarih
mehmetaluc Kendi Kaleminizden 2 67

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt