MUHACİR ROMANLAR

Katılım
1 Mar 2006
#1
[align=center]

MUHACİR ROMANLAR
[/align]

Edebiyat iktidarı, başka derin iktidarlar gibi cismen ortalıkta olmayan ama manen varlığını hissettiren baskı türlerinden biri. Bu iktidarın cismaniyetiyle ilgili kimi sorular her zaman cevapsız kalmaya mahkumdur. Zira hiçbir aydın böylesi bir baskının faili olmak istemez. Olmak istemez ama, bir fail-i meçhul olarak fiilleriyle edebiyat dünyasına nizamat vermekten de geri durmaz.

Gücünü devletten aldığı için, hükümranlığı altında tuttuğu dünyayı da devletin ideolojisine uygun bir şekilde düzenlemeye çalışır. Hatta son on-onbeş yılda ilişkilerini geliştirip genişleterek küresel iktidarla da ilişkiye girmeyi başarmıştır.

Karşılıklı ilişkilerle güçlenen edebiyat iktidarından beklenen birincil görev, nasıl bir edebiyat anlayışının yaygınlaştırılacağı; kimlerin yükseltileceği, kimlerin alçaltılacağıdır. Elbette bu görev yerine getirilirken, edebiyatın ölçütlerine göre değil de, sanatçıların dünya görüşlerine göre hareket edilmesi de, durumdan çıkarılması gereken vazifelerdendir. Bu görevi yerine getirirken ellerindeki en güçlü silah da, edebiyatın zaten alabildiğine öznel olan ölçütlerini kendi dünya görüşlerince esnetip hükümranlıkları altında bulunan alana kimleri alacakları kimleri de dışarıda tutacaklarıdır. Eldeki birikimi ölçüp biçerek tasnif ederken, onlara isim vermek de iktidarın doğal hakları arasına kendiliğinden girivermektedir: modern, yenilikçi, ilerici, gerici roman gibi ya da köy romanı, kent romanı, toplumcu roman, bireyci roman, hidayet romanı gibi.

Edebiyat iktidarının en zalim yüzü burada kendini göstermektedir. Zira isim vermek, kavramları belirlemek, bizim o ‘şey’le olan ilişkimizi de belirler. Bu bağlamda müslümanların eserleriyle kurulacak ilişkide, evvel emirde onların cemaatçi yapısından dolayı bireyselleşemediklerinden; ayrıca hıristiyanlıktaki gibi bir itiraf mekanizmaları olmayışından dolayı roman yazamayacakları unutulmaması gerekmektedir. En merhametli bu hükümlerin yanında, müslümanların zaten gerici olmaları, dünyayı binbeşyüz yıl öncesinin karanlığı altında yorumlamaları nedeniyle, olası bir aydınlığın peşinen onlardan beklenemeyeceği de gözardı edilmemelidir.

Bütün bu dayatmalara, verilen hükümlere, gözardı etmelere rağmen, müslümanlar kendilerinden beklenmeyen bir performansla okumaya ve eser vermeye devam etmektedirler. İktidar sahiplerince bu kaygı verici bir durumdur. Zira kimi kaynak kitaplar her kuşak tarafında alınıp okunmakta; kimi romanlar onlarca baskı yapıp satışta milyon adede dayanmaktadır. Sükut etmenin, görmezden gelmenin, üzerini örtmenin işe yaramadığı bu eserlere uzun zamandır onları aşağılamak, küçük düşürmek, değersizleştirmek için isimler aranmaya başlandı: yeşil roman, hidayet romanı, hacı bayram romanı gibi. En çok tutanı ve kullanılanı da hidayet romanı oldu.

İsimlendirirken iktidarın en zalim yüzünün ortaya çıktığından söz etmiştik. Bu tür eserlere hidayet romanı demekle birkaç kuşu aynı anda vurmaktadırlar. Öncelikle Kur’ani bir kavramın içeriği boşaltılmakta; eserler herhangi bir değerlendirmeye, çözümlemeye, eleştiriye mahal bırakmayacak şekilde değersizleştirilmekte; muhtemel okuyucuların önü kesilmektedir. Böylelikle edebiyat ortamından ihraç edilerek, muhacir durumuna düşürülmektedirler.

Edebi değer olarak, ‘hidayet romanları’ndan farklı bir değerle mücehhez olmayan birçok eseri, köy romanı, sosyal gerçekçi roman, 12 Mart romanı diye koruyup kollayanlardan insaf beklememiz elbette safdillik olur. Muazzez Tahsin’in incelikli bir hüznü; Kerime Nadir’in rikkatli bir aşkı; Fakir Baykurt ya da Yaşar Kemal’in köyün gerçeğini; Aziz Nesin’in mizahın keskin dilini; Erdal Öz ya da Sevgi Soysal’ın 12 Mart dönemi tanıklığını işleyen sanatçılar olarak isimlendirilmesi, onların içeride tutulmasına yetmiştir.

Edebiyat edipler için, özellikle ülkemizde, biraz da karşılıksız bir aşk olarak işleye geldiğinden, birçok sanatçının içeride-dışarıda olmaya umursamadıkları bilinmektedir. Burada kötü ve çirkin olan edebiyatın özgül kaygıları yerine, sadece varlığını ve hükmünü idame ettirebilmek için ulusal ve küresel ideolojinin kaygılarıyla hareket edilmesidir.
[align=center]
CEMAL ŞAKAR
[/align]

*alıntı(kaynak:HECE)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap