namık çankı...

hsulker

çok ince bir devetüyü fırçasıyla çizilenler...
Katılım
26 May 2008
Namık Çankı'yı hatırlamaya çalışıyorum.Mefisto'ya benzeyen bir hayalet. Neden felsefeye merak sarmıştı?Belki de başka bir şey yapamadığından. Şehrahlardan habersiz olduğu için aradığı meçhulu, keçi yollarından varmaya çalışan asasız ve abasız bir derviş. Lalande'in "Felsefe Sözcüğü"nü çevirmiş dilimize;tercüme bürosuna beğendirememiş. Aristo ile ilgili bir çok risaleler yazmış. Hiçbiri ciddiye alınmamış. Ne müslümandı, ne hristiyan. Bir Ahmed Naim de olamazdı. Bir Rıza Tevfik de. Felsefeyi ciddiye almak isteyen, ciddiyetten mahrum bir cumhuriyet öğretmeni. Ama yıkılan bir kültürün mirasçısıydı ne de olsa. Az çok Osmanlıca biliyordu. Otuz şu kadar yıl bir enkaz satıcılığı yaptı. Sonunda perişan hayatını perişan bir eserle tamamlamak gibi hazin bir bahtiyarlığı da tattı:"Felsefe Ansiklopedisi"..Bu şatafatlı isim altında hazmedilmemiş bir irfanın istifrağı gizlenmiş.Zavallı Çankı. Yabancı dili topaldı.Kader onu da muhteşem bir ziyafet sofrasının misafirleri arasına sokmuştu.Nefis taamları ve mahiyetini bişmediği içkileri midesine indirdi.Sonra bu hazmedilmemiş muhtevayı kağıtlara tevdi etti.Ne bir şairdi, ne de bir nasir. Felsefe Ansiklopedisi adını verdiği geniş bitpazarında eski eşya meraklılarının antika diye müzelerine koyacağı nice eşyalar bulunabilir! Nereden geldiği belli olmayan, envanteri yapılmamış bir değerler hercümerci. Taşıdığı malzemenin yükü altında çatırdaya çatırdaya ilerleyen eski bir konak arabası. Çankı, talihsiz bir Himi Ziya idi. İkisi de müşterisi olmayan birer müzayede memuru.