Necip Fâzıl Kısakürek

edebisof

EDEBİSOF
Katılım
9 Nis 2011
Ynt: Necip Fâzıl Kısakürek

ben de yok diye şahsiyetler etfarında yok diye oraya açtım özür dilerim :'(
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Ynt: Necip Fâzıl Kısakürek

sofim sıkıntıya yer yok fırsat bulsam hemen konuyu taşıyacağım merak etme :)))(Allah'dan çalışanlar var :) farkındayım durumun...herşey olur da yapacak adam yok ne yazık ki ...herkesden bizim özür dilememiz lazım.
 

edebisof

EDEBİSOF
Katılım
9 Nis 2011
Ynt: Necip Fâzıl Kısakürek

sağol abla sınav aralığıma geldi benim de özür mü ESTAĞFİRULLLAH
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Üstad'ın Senesi

Oğlu Ömer Kısakürek Anlatıyor..

Saat 1’i biraz önce geçmişti. Yatağında hafifçe doğruldu. Mehmed’e hayat dolu seslendi. ‘Bana bir sigara ver, yak da ver’ Mehmed sigarayı sırtını ona dönerek, sözde edeplice yaktı ve verdi. Derin bir nefes çekti. Derin, çok derin bir nefes... Sonra sigarayı Mehmed’e uzatıp ‘devam et’ derken, gözlerini, bal rengi gözlerini perdeleri açık pencereden dışarıya odanın ışığıyla parlayan komşusu ceviz ağacının dalları arkasındaki karanlığa dikti. Pembeden daha kırmızı dudakları hafifçe kıpırdadı. ‘Demek böyle ölünürmüş...’
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Necip Fâzıl Kısakürek

26 mayıs dünyaya avdet edişi 25 mayıs irtihal. doğmadan ölenlerden... veya... ölmeden ölenlerden.
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
Ynt: Necip Fâzıl Kısakürek

yeni çirkine mahkum eskisi güzellerin
Allah kuluna hakim kulları heykellerin
 

Aras

 
Katılım
20 Kas 2018
Bir yer var ki, orada sayı üstü endaze; Ne solmak, ne yıpranmak, her şey ebedi taze...

Necip Fazıl Kısakürek
 

EnesBey

NesBey
Katılım
28 Ara 2007
Bi kac numara gösterse iydi be
 

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
NECİP FAZIL KISAKÜREK
(d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Şâir, Yazar


NECİP FAZIL’IN FİKİR DÜNYASINDA YAKIN DÖNEM TÜRK TARİHİ

Necip Fazıl, Yakın Dönem Türk Tarihini değerlendirirken, aşırı Batı hayranlığı, Türk’ün ruh kökünden ve tabiatıyla İslâmdan uzaklaşma, ihtilal, ordu gibi kavramları kullanmıştır.
Olaylara yaklaşımını, durduğu çizginin yanı sıra ferdi ilişkileri de belirleyebilmiştir. O’na göre, Türk Tarihinde Tanzimat, doğu ve batı arasındaki muhasebe ve murakabeye girişmediği, batıyı yüzeysel manada aldığı için ideal getirici değil, ideal götürücü olmuş ve Türk’ün ruh köküne zarar vermiştir.
Necip Fazıl, ihtilâli, bir bünyenin kendi içinde kendi öz nizamını sarsıcı ve yeni bir nizama yol arayıcı bir hareket olarak tanımlamış, vasıtalık ettiği gayeye göre kıymetlendirmiştir.
Ordu, dışarıya başka milletlere doğru ve dışarıdan geleceklere karşı milletin dimağ emrindeki yumruğudur. Türk tarihinde, ordu muvazeneyi bildikçe şevket ve şehamet artmış, muvazene bozuldukça, alçalma ve çürüme derinleşmiştir.
Necip Fazıl, gerek Cumhuriyet öncesi gerek Cumhuriyet dönemi gelişmelerini yukarıdaki kavramlar ışığında tahlil ederek değerlendirmiştir.
Ruh ikilemi ve bohem hayatından, İslami bir hayat anlayışına dönüşünün ardından, olay ve kişilerin muhasebesini İslam algısı çerçevesinde yapmıştır. O’na göre, İslâm, Türkiye’nin ve doğunun kurtuluşu için yegâne vasıtadır.
Yakın dönem Türk Tarihinde, ilerleme, hep Batılılaşmada görülmüş, meselelerin özü değil, kabuğu ile uğraşılmıştır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu buhran, Tanzimat’tan Meşrutiyet’e, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’ten İkinci Dünya Harbine gelinceye kadar üç merhalede, ufak tefek kemmiyet farklarıyla, hesapsız ve kitapsız batıya hayranlık, dünyayı ve nefsini müşahede altına alamamak hastalığının yek pareleştirdiği bir bütündü(Kısakürek, 1968:42).
Meşrutiyet; elinde bir de "Hasta Adam!" kırbacı, "Düyun-ı Umumiye" leri, Kapitülasyonları, Bankerleri, mektepleriyle Avrupalı karşısında duyulan ferdî ve içimaî illiyetlerin aksülâmeliydi. Cumhuriyet ise, tek cümle halinde, Türk’ü mekân plânında tasfiyeye gelen Batı dünyasına karşı, binlerce yıllık bir tarihin asîl vârisi sıfatıyla millî kurtuluş iradesinin şahlanışıydı. Bununla beraber bu şahlanış, sadece mekân plânında kurtuluşu idrâk etmiş; ruh plânında Garbın daha maharetli, fakat daima satıh üstü kopyacılığından başka bir oluşa şahit olamamış, maddesini Batının pençesinden kurtarabilmesine karşılık, ruhunu topyekûn muhasebesiz ve murakabesiz, Batı üstünlüğü ukdesine teslim etmişti.

Öyle ki büyük hamlesinin sanat ve ideolocyasından öksüz yaşamış ve ruh plânının, belli başlı bir zümre elinde büsbütün harap edildiğini görmüştü(Kısakürek, 1968: 50-51). Avrupalı kendi öz ruhunu terkib eden cevherlerden hiçbir şey kaptırmaksızın, şapkasını, ceketini, pantolonunu muaşeret edeplerini ve ideolocyalarının posalarını, âletlerinin ihraç malı beylik mamûllerini vermiş ve sırrını kendisine saklamıştı(Kısakürek, 1968:51).

Tanzimatı, bir kurtuluş hamlesi sananlar, öz Türklerden ziyade garp müverrihleri ve yanaşmalarıydı. Tanzimat hürriyeti, ekalliyetlerin malı olmuştu. Bu hürriyetle, devlet bünyesine giren ekalliyetler, Osmanlı bünyesindeki Türk milli ruhunu yok etmiş, devlet sırrı bırakmamışlardı. Düyun-u Umumiye ve Kapitülasyonlar ile devlet içinde devlet kurulmuş, vergiler gasp edilmişti. “Kızıl Sultan” lakabını verdikleri Abdülhamid’i devirmek için çalışanlar yanaşmalar ve mühtedilerdi. Bu mühtediler, garp ve dünya teşkilatını gizlice idare etmekteydi.

Moskof Muharebesinden sonra gırtlağına kadar borca gömülü olarak devletin başında kalmıştı. Hıristiyan azanın Meclis-i Mebusan’daki maskeli hürriyet hegomonyasına son vermişti. Masonluğun devlet idaresindeki bağlarını kesip atmıştı. Otuz dört sene fasılasız borç ödemiş ve dışarıdan borç almamıştı. Hürriyet, adalet, uhuvvet, müsavat Türk İmparatorluğunu mezara gömmüştü(Kısakürek, 1964:12-13). Bütün medeniyet unsur ve âletlerini Garplı imal edecek ve Şarklı, sadece müstehlik sıfatıyla bunları kullanacak ve mukabilinde tarlalarını Garplı hesabına ekip biçecek ham maddelerini onun emrine verecekti. Bu arada Şarklının Garplıya yaklaşma haddi, sadece iradesiz bir hayranlık ve ipin ucu daima efendide kalmak şartıyla satıhtan taklitti(Kısakürek, 1964:53).




HAYATI

1904 yılında İstanbul’da Maraşlı bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası o sırada hukuk öğrencisi olan ve daha sonraki yıllarda Bursa'da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve Kadıköy hâkimliği görevlerinde bulunan hukukçu Abdülbaki Fazıl Bey; (öl. 29 Kasım 1920);annesi, Giritli bir ailenin kızı olan Mediha Hanım’dır. (öl. 10 Haziran 1977)[1]

Ailenin tek çocuğu olan şaire “Ahmet Necip” adını vermiş bu adını da babasının büyükbabası Necip Efendi’den almıştır. Büyükbabası Mecelleyi kaleme alan heyet içinde imzası bulunan İstanbul Cinayet Mahkemesi ve İstinâf Reisliğinden emekli Mehmet Hilmi Efendi'dir. (öl. 19 Mayıs 1916)[2]

Çocukluğu dedesi Mehmet Hilmi Bey’in İstanbul Çemberlitaş’taki konağında yaramazlıklar yaparak, ciddi hastalıklar geçirerek, ninesi Zafer Hanım’ın verdiği ve okuma alışkanlığını aşıladığı rastgele batılı romanları okuyarak geçti. [3] [4]

Bu romanlar ileride bohem hayatına başlamasına yol açacak olan eğilimler veriyordu. Eğitimine dedesiyle başlamış dört beş yaşında iken dedesinin verdiği dersler ile okumayı öğrenmişti.

Dedesi tarafından çok şımartılarak büyütülen küçük Necip eğitimine mahalle mektebinde başladı. Fransız Frerler Mektebi, Amerikan Koleji’, Büyükdere’deki Emin Efendi Mahalle Mektebi, yatılı "Rehber-i İttihat Mektebi gibi okullarda ilköğrenimini gördü.[5]

Sonraki yıllarda yakın dostu olacak olan Peyami Safa’yı Rehber-i İttihat Mektebinde tanıdı.[6] Bu okulların bazılarından yaramazlıkları yüzünden ayrılmıştı. Seferberlik yıllarında ailesi Gebze'nin Aydınlı Köyü’ne gitmiş ve bu okulda da okumuştu. Annesi vereme yakalanınca Heybeliada'ya taşınmışlar Necip Fazıl ilköğrenimini, Heybeliada Numûne Mektebi'nde tamamlayabilmişti.[7]

1916 yılında, Deniz Harp Okulu’na "Mekteb-i Fünûn-u Bahriye-i Şahâne” imtihanla girdi. Lisedeki hocaları arasında: YAHYA KEMAL, Ahmet Hamdi(Akseki), İbrahim Aşki Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi meşhur isimler öğretmenlik yapıyordu. Nâzım Hikmet Ran’da iki sınıf üstte bu okulda öğrenciydi.[8]

Bahriye Mektebi’nde şiirle ilgilenmeye başlamış hocalarının da etkisiyle ilk aruz talimlerine başlamış, tek nüsha ve eliyle yazdığı “Nihal” isminde haftalık bir dergi çıkarmaya başlamıştı. Bu el yazma dergi ile yayımcılık hayatında ilk denemeyi yapmıştı. [9] Bu okulda iyi derece İngilizce öğrendi. Lord Byron, Oscar Wilde, Shakespeare’yi orijinal dilde okudu. Ahmet Necip olan adının “Necip Fazıl” olarak bu okulda değiştirdi. [10]Üç yıl olan bu okul uzatılınca üçüncü yılın sonunda bu okuldan ayrılmıştı.[11]

İstanbul’un işgal edilince annesi ile birlikte Erzurum’daki dayısının yanına gitmişlerdi. Bu arada babasını da kaybetti. (29 Kasım 1920) [12]

1921’de Darülfünûn'un Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi. Bu okulda Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi ile tanıştı. Yakup Kadri’nin Yeni Mecmua dergisinde ilk şiirlerini yayımlandı.

[1] Ana Hatlarıyla İlk Necip Fazıl Kısakürek Biyografisi http://www.nfk.com.tr/biyografi.htm
[2] www.nfk.com.tr/biyografi.htm , a.g.b.
[3] Ziya Kılıç, Büyük Doğu Mecmuası'nın Yayın Hayatına Başlaması, Yapısı, Yayın Politikası, Sosyal ve Siyasi Görüşleri
(1943- 1951), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2006
[4] Mehmet Çetin, “Türk Edebiyatında Fırtınalı bir Zirve”, Doğumunun Yüzüncü Yılında Necip Fazıl, Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yay. Ankara, 2004, s. 18).
[5] www.nfk.com.tr/biyografi.htm , a.g.b.
[6] Mehmet Nuri Şahin "Doğumunun 100. yılında Necip Fazıl Kısakürek" T.C. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü
Yayınları (2004).
[7] Ayşe Hür, Necip Fazıl’ın Öteki Portesi, Radikal Gazetesi, 06.01.2013
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Necip_Fazıl_Kısakürek
[9] Kılıç, a.g.e., Kayseri, 2006
[10]Hür,a.g.g, 06.01.2013
[11] www.nfk.com.tr/biyografi.htm , a.g.b.
[12] Kılıç, a.g.e., Kayseri, 2006




1924 yılında Maarif Vekâleti’nin açtığı sınavı kazanarak üniversitedeki eğitimini tamamlamış sayıldı ve Paris'e gönderildi.[13]

Necip Fazıl bu yıllarda içki kadın kumar gibi bohem hayatının her türlü zevk ve alemini yaşamıştı. İlk şiir kitabını bu günlerde yayımladı. Örümcek Ağı (1925) Bankacılığa merak sararak arkadaşı Salih Zeki’nin teşviki ve yardımlarıyla Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Ceyhan, İstanbul, Giresun şubelerinde kısa süreli çalıştı. 1928 yılında ikinci şiir kitabı olan “Kaldırımlar” yayımlandı. 24 yaşındayken çıkardığı bu kitap büyük bir ilgi ve hayranlık toplamıştı. [14]

1929’da, ve Ankara, İş Bankası’na “Umum Muhasebe Şefi” olarak girmiş, 9 yıl çalışmış ve müfettişliğe kadar yükselmişti. Ankara’da Falih Rıfkı ve Yakup Kadri ile sürekli birlikte oldu. 1931’de askere gitti. Taşkışla 5’inci Alay, Harbiye, İhtiyat Zâbit Mektebinde 18 ay yedek subay olarak askerliğini bitirdi. Askerlik sonrasında Ankara’ya dönerek, üçüncü şiir kitabı "Ben ve Ötesi'ni yayılmadı. Artık şöhretli bir şair olmuştu. Aynı yıl dergilerdeki hikâye yazılarını “Birkaç Hikâye Birkaç Tahlil” adlı kitapta toplamıştı.[15]
 

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
Abdülhakîm Arvâsî ile Tanışması ve Hayatının Dönüm Noktası

1934'de bir akşam, Boğaziçi’ndeki evine dönmek için "Şirket-i Hayriye" vapuruna binmişti. O güne kadar hiç görmediği, bir daha da göremeyeceği bir adam, ona, Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri'nin adresini vererek Necip Fazıl’a bu adamın yanına gitmesi gerektiğini söyledi. Abidin Dino'yu ile o Zat'ın yanına gitti.[16]

Bu hadise onun hayatı için bir dönüm noktası oldu. Bir Nakşî şeyhi olan Abdülhakîm Arvâsî ile Eyüp Sultan, Pierre Loti Mezarlığı yanındaki Kaşgari Tekkesi Camii’nde sohbetlere başlamıştı. Bu tanışma onun yaşam biçiminde ve düşünce dünyasında çok derin bir değişim ve dönüşüm başlatmıştı. “Abdulhakim Arvasi ile tanışmasını kendisine milat kabul eden Necip Fazıl’ın şiirlerinde bu tanışmadan sonra tasavvufi düşünceler yansımaya başlamıştı”[17]

Arvâsî ile tanışmasından sonra derin bir fikri buhranın ellerine kapılmıştı. İslamcılık ve Türklük düşüncelerine doğru kaymaya yönelmişti. Bu dönüşüm yıllarının ilk örneği “ Tohum “ adlı tiyatro oyunu olmuştu. Bu eser büyük yankı yapmış, basılmış ve Muhsin Ertugrul tarafından sahnelendirilmişti. [18]

1936’da bir kültür –sanat dergisi olan “Ağaç Mecmuası”’nı İş Bankası Finansörlüğünde 16 sayı olarak çıkardı. “Ağaç mecmuası büyük ölçüde İş Bankası tarafından finanse edilmiştir. Necip Fazıl’a para, reklam karşılığında verilmiştir. Ama o kısa sürede dergiyi kapatıp gidince para üzerinde borç olarak kalmıştır. Banka parasını yasal yollardan da alamayınca 1945’de takipten vazgeçmiş, borcu silmiştir.”[19]
1937 yılında “Bir Adam Yaratmak” adlı piyesi Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye kondu.[20]“İnsanın ve aklın güçsüzlüğünü ortaya koyan ve pozitivizmi, kuru akılcılığı reddeden” bu eser çok büyük bir ilgi gördü.

1938 yılında bankacılıktan ayrılarak Haber Gazetesi’nde gazeteciliğe ardından da Robert Koleji, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yapmaya başladı. (1939-43). Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı.

“Çile” 1939'da yayımladı. 1940 yılında Türk Dil Kurumu hesabına doğumunun 100. Yılı adına "Namık Kemal" adlı eseri kaleme aldı. Fakat Namık Kemal'e saygı amacıyla ısmarlanan kitap Namık Kemal'in edebi kişiliğini rencide eden bir bakış açısıyla yazılmıştı.1941 yılında Fatma Neslihan Balaban ile evlendi. Bu evlilikten Mehmed(1943), Ömer(1944), Ayşe(1948), Osman(1950) ve Zeynep(1954) isimli beş çocuğu oldu. 1942’de siyasi bir yazısı yüzünden Sultanahmet Cezaevi’nde hapis yattı.



[13] http://tr.wikipedia.org/wiki/Necip_Fazıl_Kısakürek
[14] Mehmet Nuri Şahin "Doğumunun 100. yılında Necip Fazıl Kısakürek" T.C. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınları (2004).
[15] N.F.K Biyografi,a.g.a.
[16] Anahatlarıyla İlk Necip Fazıl Kısakürek Biyografisi, Erişim tarihi:11.01.2012
[17] Ziya Kılıç, Büyük Doğu Mecmuası'nın Yayın Hayatına Başlaması, Yapısı, Yayın Politikası, Sosyal ve Siyasi Görüşleri (1943-1951), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2006
[18] Ahmet Yıldırım, Necip Fazıl Kimdir?, N-F-K.com sitesi, Erişim tarihi,12.02.2013
[19] Hakan Gülseven-Yurt Pazar, Türk sağının mümtaz lideri!, Yurt Gazetesi | Bağımsız, Halkçı, Muhalif Gazete - Haberler, Gündem 07 Ocak 2013 Pazartesi
[20] Muhammed Harb (Çeviri: Osman Akyıldız), Türk Tiyatrosu, Necip Fazıl ve Bir Adam Yaratmak Piyesi, Aylık, Sayı
36, Eylül 2007

BÜYÜK DOĞU DERGİSİ YILLARI

17 Eylül 1943 gününde ilk sayısı çıkan o yıllardaki tek İslamcı dergi olan “Büyük Doğu” dergisini çıkarmaya başlamıştı. Bu dergi de başlangıçta tanınmış yazarlar da yazılarını yayımlamışlar daha sonra bu yazarların yazıları görülmemeye başlamıştı.

Necip Fazıl Büyük Doğu dergisindeki yazılarını çeşitli takma adlarla çıkarmaya başlamıştı Bu takma adları: B.A.B, İstanbul Çocuğu, BÜYÜK DOĞU, Fa, Tenkitçi, N.F.K., Ne-Mu, Ahmet Abdülbaki, Abdinin Kölesi, HA.A.KA, Adıdeğmez, Bankacı, Be-De, Prof. Ş. Ü., Dilci, İstanbullu, Muhbir, Dedektif gibi takma adlar oldu.[21]

Bu derginin sonrasında Necip Fazıl’ın hayatı hükümet ve idareyle uğraşılar ile geçti. Görevlerinden alınmaya, uzaklaştırılmaya başlandı, dergi defalarca kapatılıp, yayını durduruluyor kısa bir müddet sonra yeniden çıkabiliyordu. Necip Fazıl, ikinci defa ikinci askerliğe sevk edilerek Eğirdir'e sürüldü. Dergi kapatılsa mahkeme kararı ile yeniden açılıyor Dergide daha çok dini yazılara yer veriliyordu.

Büyük Doğu, 13 Aralık 1946’da tekrar kapatıldı. Dergide tefrika edilen "Sır" isimli piyesinde "milleti kanlı ihtilale teşvik" suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldı. 1947’de tekrar suçlanarak eşi Neslihan Hanım ile birlikte "Padişahlık Propagandası Yapmak - Türklüğe ve Türk Milletine Hakaret"ten bir ay üç gün tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.[22] Dergide İslamcılığı överken Yahudilik, Masonluk, komünizme düşmanca yazılar yazdı.

1949'da Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu. 1950’de derneğin ilk şubesi Kayseri’de açıldı. [23] Türklüğe hakaret davası”ndan eşi Neslihan Hanım ile birlikte hapse girdi. “1950 de Demokrat Parti’nin çıkardığı ‘Af Kanunu’ ile hapishaneden tahliye edilen ilk kişi olarak 15 Temmuz’da serbest kaldı. İşte tam bu yıllarda Sezai Karakoç ile tanışmaya başlamıştı. Bu sorunlu yıllarında Sezai Karakoç Büyük Doğu dergisinde çalışıyor, harçlığının yarısını onunla paylaşıyordu. [24]

Dergi sık sık kapatılıp yeniden yayınlanırken Büyük Doğu Cemiyeti’nin Tavşanlı, Kütahya, Afyon, Soma, Malatya, Diyarbakır şubelerini açtı.[25]

[21] Ayşe Hür, Necip Fazıl’ın Öteki Portesi, Radikal Gazetesi, 06.01.2013
[22] www.nfk.com.tr/biyografi.htm , a.g.b.
[23] http://tr.wikipedia.org/wiki/Necip_Fazıl_Kısakürek
[24] Şahamettin Kuzucular, Sezai Karakoç Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri , Edebiyat ve Sanat Akademisi
[25] www.nfk.com.tr/biyografi.htm , a.g.b.



MAHKÛMİYET YILLARI

22 Mart 1951 “Kumarhane Baskını” olarak anılan olayda Beyoğlu’nda bir kumarhanede yakalandı. Necip Fazıl, bu hadiseyi Demokrat Patisinin bir komplosu olarak değerlendirecekti. [26]

22 Mayıs 1952’de Vatan gazetesinin sahibi Ahmet Emin Yalman ,Malatya'da bir suikast teşebbüsü ile yaralanmış;Necip Fazıl, Hüseyin Üzmez'i azmettirmekle suçlanmıştı. 1951'deki mahkûmiyeti ile 9 ay 12 günlük hapis cezasını çekerken, Malatya Davası'ndan suçsuz bulunup 1953’te serbest kaldı. 1957'de gecikmiş cezaları nedeniyle 8 ay 4 gün daha hapis yattı.

1960 darbesinden sonra, 4,5 ay Balmumcu garnizonunda tutuldu. Atatürk’e hakaret suçu ile Toptaşı Cezaevi’nde 1 yıl 65 gün yattıktan sonra 1961’de serbest kaldı.[27]

1961 den sonra Yeni İstiklal, sonra Son Posta gazetelerinde yazarlığa 1963-1964’ yılları arasında ülkenin pek çok yerinde konferanslar vermeye başlamıştı. 1965’te "Büyük Doğu Fikir Kulübü"nü kurdu. Konferanslar ve günlük yazılara devam etti. 1973 yılında Hacca gitti ve oğlu Mehmet ile "Büyük Doğu Yayınevi"'ni kurarak kendi eserlerini yayınlamaya başladı. 1975’te Milli Türk Talebe Birliği ile Mücadelesinin 40. Yılı münasebetiyle bir "Jübile" tertipledi. 1976'dan, 1980 yılına kadar 13 sayı "Rapor"ları, 1978'de de SON DEVRE Büyük Doğu dergisini çıkardı.[28]

1981 yılında Erenköy’deki evine kapandı. ANAP’ı kurmaya çalışan Turgut Özal ile sık sık görüştü. [29] 1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" ve 1982 yılında yayınlanan "Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu" isimli eseri münasebetiyle de "Yılın Fikir ve Sanat Adamı" seçildi.[30]

1981 tarihinde Atatürk'ün manevi şahsına hakaret “Atatürk'e hakaret etmeye meyilli olmak" gerekçesiyle mahkûm edildi.[31]25 Mayıs 1983’te hayatını kaybetti. Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

1934‘ten sonra İslamcı bir kimliğe bürünen şair İslami düşünceler ışığında komünizme karşı bir tutum içinde kalmıştır. Hayatı, düşünceleri, bohem hayatı ve iktidarlara oluşturduğu ilişkileri hatta hakkında açılan davalarla gündemden düşmemiştir.

1951 yılında tanınmış bir İslamcı iken dahi kumarhanede yakalanmasını Büyük Doğu’ya bir koruma bulmak, kumar konusunda bir araştırma yapmak şekillerinde açıklamıştır. Kimi araştırmacılar hayatı boyunca kumar, oynamayı bırakmadığı, at yarışlarında ve kumarda büyük paralar kaybettiği, İktidarlardan para sızdırmak için İslamcılık kartını ve İslami yayıncılığı koz olarak kullandığı iddialarını devam ettirmişlerdir.

Demokrat Parti ve Adnan Menderes’e yazdığı maddi yardım isteyen mektubu [32] Demokrat partiden aldığı 147.000 liralık örtülü ödenek desteği Yassıada yargılamalarına da konu olmuştur. Şair böyle bir ödenek aldığını kendisi de itiraf etmiş” Evet aldım. Alırken de bir rejim ve hükumet meddahlığı vazifesini üzerime almadım.” şeklinde bir izahat getirmiştir. [33]

Tarihçi Ayşe Hür, Necip Fazıl'ın örtülü ödenekten para talep etmesini "kumar bağımlılığı" ile ilişkilendirmiş, kimi solcu yazarlar : “Necip Fazıl’ın İslamcılığını İktidarlardan para sızdırmak oyunu olarak değerlendirmişlerdir. “

[26] Ayşe Hür, Necip Fazıl’ın Öteki Portesi, Radikal Gazetesi, 06.01.2013
[27] http://tr.wikipedia.org/wiki/Necip_Fazıl_Kısakürek
[28] N.F.K Biyografi,a.g.a
[29] Anahatlarıyla İlk Necip Fazıl Kısakürek Biyografisi, Erişim tarihi:11.01.2012
[30] N.F.K Biyografi,a.g.a
[31] Durmuş, Fatma (9 Ağustos 2005). "'Üstad Necip Fazıl'ı 'zan'la mahkûm ettiler'". Yeni Şafak. Erişim tarihi:
23 Mayıs 2009
[32] Necip Fazıl'dan Menderes'e 'ödenek' mektupları
[33] Koç, Ahmet. Yùksek, Benim gözümde Menderes / Necip Faz1l Kisakürek. - 2. baslm. - Istanbul:
Büyük Dogu, 1986.
 
Son düzenleme:

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
EDEBİ KİŞİLİĞİ

Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesi Mediha Hanım’ın isteğiyle başlamıştı. İlk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları çok genç yaşta oldukça meşhur bir şair olarak sayılmasına yol açtı. Ben ve Ötesi (1932) adlı şiir kitabı ile şöhretini perçinledi. Paris’te başladığı bohem hayatı büyük ölçüde Baudlaıre’nin hayatına benziyordu. Edebiyatımızda en öne li Öz Şiir taraftarı şairlerden biri olan Necip Fazıl’ın Baudlaıere’ye duyduğu hayranlığı malumdur. Bu hayranlığının Baudlaiere’in yaşadığı gibi yaşamak seviyesine kadar ulaşıp ulaşmadığı ayrı olarak inceleme konusu olsa da neticede uzun bir müddet onun hayatına benzer bir hayat yaşayacaktır.

Necip Fazıl, tiyatro, makale, tarih, eleştiri, biyografi, öykü türlerinde de eserler vermiş ama en çok şair olarak tanınmıştır. Şairlik yönü ile ahenge, lirizme, temaya, biçime, ölçüye, anlama önem veren bir şairdir. Şiirde en önemli unsuru emek olarak düşünür. Söz sanatlarına ve şiirde sanatkareneliğe önem veren bir şairdir. Aruzu ve heceli şiiri iyi düzeyde analiz etmiş olan Fransız ve İngiliz şairleri üzerinde kafa yormuş bir sanatçıdır.

Geleneksel şiire taraftar olan ve geleneksel şiirin, biçim, öz ve tekniklerinden yararlanan bir şair olmasına rağmen kafiyeye sığınmayı sahtekârlık olarak gören, serbest şiire karşı olmakla birlikte, heceli şiirlerinde modernist yaklaşımlar sergileyen çok yönlü bir şairdir. Onun şiirlerinde en önemli olgular düşünce, ifade, emek ve sanattır. Şiirin içyapısıyla dış yapısı arasında uyum olması gerektiğini düşünen şair, lirizme, fikri derinliğe, benzetmelere, uyum ahenk ritim ve melodik unsurlara sıkı sıkıya bağlıdır. Öz şiir veya Saf şiir denilen şiir tarzının taraftarı olan Necip Fazıl, şiir hakkındaki düşüncelerini, “ Şiirin yüzde onu İlham, yüzde doksanı emektir” diye tarif ederek şiirde işçiliğin önemi üzerinde durmuştur.

Halk şiirimizin öz ve biçim yapısından yararlanmış, bunlara Batılı, modern bir özellik kazandırmıştır. Şiirlerindeki temalar dinsel duyuşlar ile ferdi düşünceler etrafında yoğunlaşır. “Şiir toplumun his ve fikir hayatını yansıtmalıdır” öz düşüncelerinden hareketle Materyalizme karşı duran şair; pozitivizmin içinde doğruları bulamayan, manevi değerlerden koptuğu için bocalayan, akıl, şuur ve kimlik sorunları yaşayan kokuşmuş düşüncelerin esri olan insanların ve düşüncelerin üzerinde çok durmuştur.

Şöhretinin zirvesinde ve bohem bir hayat yaşarken 1934 yılında garip bir telkin ile Nakşibendî Şeyhi Abdülhakim Arvasi ile tanışır. Bu tanışma onda büyük ölçüde fikir bir dönüşüm yaratacak, tasavvufa ve İslam’a yönelmeye başlayacaktır. Fikri buhranlara düşen Necip Fazıl madde ile ruh çatışması üzerinde kafa yoran ruh haliyle anlaşılmayan ayak sesleri, periler, cinler, hayaletler, kâbuslar, kediler, geceler, fıldır fıldır dönen kambur cüceler gibi ürpertici motiflerle, birtakım gerçeküstü varlıklarla haşır neşir olan şiirler yazmıştır. Kandırılan toplum, yozlaşan insanlar, gerçeği arayan maddeci aydınların bocalamaları, çürütülmüş manevi değerler eserlerinde sık sık kullanılan düşüncelerdir.

Necip Fazıl'ın Tiyatro eserlerinin tümünde üstün bir ahlak felsefesinin Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi piyeslerinde böylesi bir kimlik arayışında olan insanların bocalamaları ve parçalanışları anlatılır. Bir Adam Yaratmak, Türk Tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır.

Aynı zamanda bir yayıncı olan Necip Fazıl yayımcılığa Ağaç dergisi ile başlamış, sık sık kapatılan Büyük Doğu dergisinin ve yayınevinin sahibi olmuştur. Bu dergilerinin dışında günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlamıştır Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adıdeğmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi müstear isimler kullandı. 1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde konferanslar vermiştir. İdeologya Örgüsü (1959) gibi eserleriyle kültür hayatımıza büyük hizmetler sunmuştur.[1]








[1]Şahamettin Kuzucular, Necip Fazıl Kısakürek, Hayatı Edebi Kişiliği
Eserleri
, Edebiyat ve Sanat Akademisi


ÖDÜLLERİ


  • 1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü

  • Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981)

  • Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982)

  • Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 'Sultan-üş Şuara' unvanı verildi.(1980)


ESERLERİ

Şiir:
  • Çile, Necip Fazıl Kısakürek,Bedir Yayınevi,1962.
  • Kaldırımlar, Necip Fazıl Kısakürek,İkbal Kütüphanesi,1928.
  • Sonsuzluk Kervanı, Necip Fazıl Kısakürek,Serdengeçti Neşriyat,1955.
  • Örümcek Ağı, Necip Fazıl Kısakürek,Halk Kitaphanesi,1925.
  • Ben ve Ötesi, Necip Fazıl Kısakürek,Sühulet Kütüphanesi,1932.
  • Şiirlerim, Necip Fazıl Kısakürek,Fatih Yayınevi ,1969.
  • Esselam, Necip Fazıl Kısakürek,Büyük Doğu Yayınları,1973.
Tiyatro:
  • Sabırtaşı, Necip Fazıl Kısakürek,Sühulet Kütüphanesi,1940.
  • Tohum, Necip Fazıl Kısakürek,Semih Lütfi Matbaa ve Kitapevi ,1935.
  • Ahşap Konak, Necip Fazıl Kısakürek,Büyük Doğu Yayınları ,1964.
  • Nam-ı Diğer Parmaksız Salih, Necip Fazıl Kısakürek,Türk Neşriyat Yurdu,1948.
  • Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek,Sühulet Kütüphanesi,1938.
  • Reis Bey, Necip Fazıl Kısakürek,Ötüken Yayınları,1964.
  • Para, Necip Fazıl Kısakürek,Sühulet Kütüphanesi,1942.
  • Mukaddes Emanet, Necip Fazıl Kısakürek,Kültür Bakanlığı Yayınları,1976.
  • Yunus Emre, Necip Fazıl Kısakürek,Toker Yayınları,1969.
  • Kanlı Sarık, Necip Fazıl Kısakürek,Akçay Yayınları,1970.
  • İbrahim Ethem, Necip Fazıl Kısakürek,Büyük Doğu Yayınları, 1978.
  • Siyah Pelerinli Adam, Necip Fazıl Kısakürek,Büyük Doğu İlavesi,1964.
Hikâye:
  • Birkaç Hikâye Tahlil, Necip Fazıl Kısakürek,Sühulet Kütüphanesi ,1933.
  • Ruh Burkuntularından Hikâyeler, Necip Fazıl Kısakürek , Ötüken Yayınları,1965.


Roman:
  • Aynadaki Yalan, Necip Fazıl Kısakürek,Büyük Doğu Yayınları,1980.
İnceleme-Monografi:
  • Namık Kemal, Necip Fazıl Kısakürek,T.D.K. Yayınları, 1940.
  • Son Devrin Din Mazlumları, Necip Fazıl Kısakürek,Toker Yayınları,1969.
  • Ulu Hakan II. Abdülhamit Han,Necip Fazıl Kısakürek,Ötüken Yayınları,1965.
Makale-fıkra:
  • At’a Senfoni, T.J.K.,1958.
  • Halkadan Parıltılar, Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Yayınları.1976.
  • 101 Hadis, (Büyük Doğu'nun 1951'de verdiği ek)
  • Cinnet Mustatili, Necip Fazıl Kısakürek, İnkılap Kitapevi,1955.
  • Büyük Doğu’ya Doğru, Necip Fazıl Kısakürek,Hilal Yayınları,1959
  • Büyük Kapı, Necip Fazıl Kısakürek,1965.
  • Peygamber Halkası, Necip Fazıl Kısakürek,Toker Yayınları ,1968.
  • İdeolagya Örgüsü, Necip Fazıl Kısakürek,Hilal Yayınları ,1959.
  • Çöle İnen Nur, Necip Fazıl Kısakürek,Türk Neşriyat Yurdu,1961.
Anı:
  • Yılanlı Kuyudan,Necip Fazıl Kısakürek,İnkılap Kitapevi,1955.
  • Babıali, Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Yayınları,1975.
Otobiyografi:
  • Kafa Kâğıdı,Necip Fazıl Kısakürek,Büyük Doğu Yayınları,1984.




























KAYNAKÇA

  • Anahatlarıyla İlk Necip Fazıl Kısakürek Biyografisi, http://www.nfk.com.tr/biyografi.htm
  • ÇETİN Mehmet, “Türk Edebiyatında Fırtınalı bir Zirve”, Doğumunun Yüzüncü Yılında Necip Fazıl, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay. Ankara, 2004, s. 18).
  • DURMUŞ Fatma (9 Ağustos 2005). "'Üstad Necip Fazıl'ı 'zan'la mahkûm ettiler'". Yeni Şafak.
  • GÜLSEVEN Hakan-YURT PAZAR, Türk Sağının Mümtaz Lideri ,Yurtgazetesi, 07 Ocak 2013 Pazartesi
  • HARB Muhammed (Çeviri: Osman Akyıldız), Türk Tiyatrosu, Necip Fazıl ve Bir Adam Yaratmak Piyesi, Aylık, Sayı 36, Eylül 2007
  • HÜR Ayşe, Necip Fazıl’ın Öteki Portesi, Radikal Gazetesi, 06.01.2013
  • KILIÇ Ziya, Büyük Doğu Mecmuası'nın Yayın Hayatına Başlaması, Yapısı, Yayın Politikası, Sosyal ve Siyasi Görüşleri (1943-1951), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Kayseri, 2006
  • KOC, Ahmet. Yùksek, Benim gözümde Menderes / Necip Fazıl Kısakürek. - 2. basım. - Istanbul: Büyük Dogu, 1986.
  • KUZUCULAR Şehamettin , Necip Fazıl Hayatı, Edebi Kişiliği,Eserleri Necip Fazıl Hayatı Ve Edebi Kişiliği - Cumhuriyet Dönemi Şairleri - Edebiyat | Edebiyat Ve Sanat Akademisi
  • KUZUCULAR Şahamettin , Sezai Karakoç Hayatı , Edebi Kişiliği, Eserleri , Edebiyat ve Sanat Akademisi
  • Necip Fazıl’ın Yaşadığı Dönüşüme Bir Bakış, n-f-k.com sitesi, Erişim tarihi:11.01.2012
  • ŞAHİN Mehmet Nuri, "Doğumunun 100. yılında Necip Fazıl Kısakürek" T.C. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Yayınları (2004).
  • YILDIRIM Ahmet , Necip Fazıl Kimdir?, N-F-K.com sitesi, Erişim tarihi,12.02.2013
  • http://tr.wikipedia.org/wiki/Necip_Fazıl_Kısakürek
 

Semender

❤️Adem'i Âdem yapan üç harf beş noktadır ❤️
Katılım
29 Tem 2018
Dosyayı PDF olarak destekleyemedi sistem bu nedenle parça parça atmak durumunda kaldım.Keyifli okumalar ;) @evla
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
Anca okuyabildim gönlüne sağlık,kalemine sağlık.gönlümüzün neşesi geldi.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
Bugün ölümünün 36.yılı şairül azam ın. Mekanı cennet olsun...
 

Dilhun

 
Katılım
20 Haz 2018
_20190526_004204.JPG
.


Minarede "ölü var!" diye bir acı salâ
Er kişi niyetine saf saf namazNe alâ!
Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ!


Rahmetle...