Neden bülbül güle aşıktır?

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#1
Farklı Bir “Gül-Bülbül” Hikayesi
. Bugüne kadar aşkın adeta sembolü olmuş bu ikilinin farklı bir hikayesi...

Bahçenin birinde bir kırmızı gül vardı. Ne var ki, eşsiz güzelliğine rağmen tomurcuk olduğu günden beri kendini sıradan bir `ot` sanıyordu. Gülün bu zannı, zaman içerisinde bir kabullenişe dönüşmüş, gül mevsimi gelip de bütün güzelliğiyle etrafa türlü renkler ve kokular saldığı günlerde bile devam etmişti.

Mevsimlerin güzü göstermesine yakın günlerde bahçeye bir bülbül girdi. Bülbül, adeta kabuğuna sığınmış bir inci tanesi gibi gül olduğunu unutup kendini saklamış gülü daha ilk gördüğünde yıllardır aradığı şeyi bulduğunu hissetti. Kalbi çarptı, içi titredi. Daha önce hiç öyle olmadığı için ruhuna işlenmiş aşkı ilk görüşte tanımıştı. Yıllardır aradığı işte oradaydı.

Tanışıp uzun uzun konuştular. İlk günlerde gül şaşkındı. “Gül olmadığım halde bu bülbülü neden sevdim?” diye geçiyordu içinden... Ama yanlış ta olsa yılların kabullenişini değiştiremiyordu. Herşeye rağmen içine “acaba ben gül müyüm?” sorusu da düşmüştü.

Çok geçmeden bülbül, aşkını haykırdı gülün güzel ve mahcup yüzüne bakarak... Gül, içinde ilk defa rastladığı ve anlam veremediği kıpırtıya rağmen bülbülün aşkına ve vuslat arzusuna çok şaşırmıştı. Öyle ya?... Güle aşkıyla meşhur bülbülün kendisi gibi bir `ot`la ne işi olabilirdi? Hayır, hayır... Bülbül yanılıyor olmalıydı. Kendisi gül olamazdı.

Bülbülse içinde yıllardır usul usul yanan ateşin sahibini bulmanın o engin coşkusuyla şakıyor, tekrar tekrar güle olan aşkını ve vuslat arzusunu haykırıyordu güle ve bütün dünyaya...

Gül, telaşa kapılmıştı. Gül olduğuna dair işaretler çoğalmıştı ama aniden ortaya çıkan bu durum kendisini tedirgin ediyordu. İçindeki türlü şüphelere rağmen:

-Ben gül değil, sıradan bir otum, sense güle olan aşkını şiirlerle, şarkılarla ve nice efsanelerle anlatmakla meşhur bir bülbül... Beni nasıl seversin?” diye sesleniyordu sürekli bülbüle... Bülbül, güle aşkla bakıp konuştu:

Yıllar yılı aşkını arayan bir bülbülüm,
Artık senle doldu bak gecelerim, gündüzüm.
Gülü sevmek için yaratılmış yüreğim,
Bir otu nasıl sever, söylesene ey gülüm!

***

Günler hızla geçiyordu. İlk günlerdeki gülün bülbüle olan ve tarifini yapamadığı ilgisi ve sevgisi, azalmak üzereydi. Gül için, kendisini sıradan bir ot olarak görmek kolay geliyordu belki de... Aşk, kişisel sorumluluk gerektiriyordu, bir ot olarak hissetmeden, düşünmeden kısaca bir armağan gibi sunulan hayatı gerektiği gibi yaşamadan geçirmek ve hatta belki de baştan savmak varken... Ama ya bir gülse ve bunun farkına ancak solduktan sonra varırsa yaşamadan, gül olmanın hakkını vermeden geçip giden günler, yüreğine bir hançer olup saplanmayacaklar mıydı? Yüreği, gel-gitler içinde yüzüyordu.

Bülbül, çaresizdi. Gülünün, içinde yanan ateşi paylaşmak yerine söndürmek için üzerine su dökme telaşı, onu yaralıyordu. Zira bu gayretin beyhude olduğunu, ateşi söndürmenin bülbülün bülbüllüğünü yok etmek demek olduğunu, gül, bilmiyordu.

Bülbül kararını vermişti. Her ne pahasına olursa olsun güle olan aşkını ve daha da önemlisi gülün, onun içini aşkla dolduran hakikî bir gül olduğunu ona ispat edecekti. Aşkı bulunca söylemek yakışır.
Har daim güle gönül vermek yakışır.
Haydi uzat dikenini, işte burda yüreğim,
Bülbüle gülün aşkıyla ölmek yakışır.

diyerek kalbini gülünün dikenine batırdı ve oracıkta öldü. O an, gül, onu tekrar hayata döndürmek için uğraşsa da nafileydi, çünkü kendisinin bir gül olduğunu anlaması, çok sevdiği bülbülünün hayatına mal olmuştu.

Yorum sizin...

Evet neden gül ve neden bülbül...buyrun...
 
Katılım
11 Mar 2006
#2
gül-bülbül

SENDEN BİLİRİM YOK BANA BİR FAİDE EY GÜL
GÜL YAĞINI ELLER SÜRÜNÜR ÇATLASA BÜLBÜL
ETSEM DE ABESDİR SİTEM-İ HARE BÜLBÜL
GÜL YAĞINI ELER SÜRÜNÜR ÇATLASA BÜLBÜL"
 
B

Bumin

#3
Re: gül-bülbül

hasret' Alıntı:
SENDEN BİLİRİM YOK BANA BİR FAİDE EY GÜL
GÜL YAĞINI ELLER SÜRÜNÜR ÇATLASA BÜLBÜL
ETSEM DE ABESDİR SİTEM-İ HARE BÜLBÜL
GÜL YAĞINI ELER SÜRÜNÜR ÇATLASA BÜLBÜL"
iyi ki bu şarkıyı yazmışsınız. çok sevmeme rağmen ne zamandır hatırlayıp da okumamıştım.


ellerle o zevk etdi ben ateşlere yandım
çektim o kadar cevr ü cefasın ki usandım
derlerdi kabul etmez idim, şimdi inandım
gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül!

senden güzelim çare bana kat'-ı emeldir
etsen dahi ülfet diyemem ellerle haleldir
ağyar ile gezsen de gücenmem ki meseldir
gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül!

gördüm açılırken bu seher goncayı hare
sordum n'ola bu cevr ü cefa bülbül-i zare
bir ah çekip hasret ile dedi ne çare
gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül!

bigine-edadır bilir ol afeti herkes
ümmid-i visal eyleme andan emelin kes
beyhude yere ah u figan eyleme nevres
gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül...

Osman Nevres
 
Katılım
11 Mar 2006
#5
gül-bülbül

BÜLBÜL

Bir gamlı hazânın seherinde,
Isrâra ne hâcet yine bülbül?

Bil, kalbimizin bahçelerinde,
Cân verdi senin söylediğin gül.

Savrulmada gül şimdi havada,
Gün doğmada bir başka ziyâda.
AHMET HAŞİM
 
Katılım
11 Şub 2006
#6
HAYAL HANIM

Yeşil imgeli kız! İlkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu büyük ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik...
ey hayal hanım?

Yeşil imgeli kız! Biz size
yazılı sevdalar sunduktu
ve döne döne uçurumlar
gibi şiirler...

Şiirlerle örselenmiş yüzü
ve kalbi güllere belenmiş
biriydim ben... ve hangimize
doğru akar suydum,
ey hayal hanım?

Yeşil imgeli kız! ilkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu derin ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik...
ey hayal hanım?
 
Katılım
25 Şub 2006
#7
uluğbey'in ilk cümlesinde söylediği gibi hikaye biraz farklı ama sonuç hep aynı değil mi?
Bu konuyla ilgili bir beyit var onu bir de bu başlığın altına yazmanın yerinde bir davranış olacağını düşündüm.İşte o değişmeyen netice:
gül gül dedi bülbül güle gül gülmedi gitti
gül bülbüle bülbül güle yar olmadı gitti....
 
Katılım
1 Mar 2006
#8
''İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
Gül budağının mizacına gire kurtara su"

Şöyle demek: "Gül budağı meğer güle renk verme bahanesiyle bülbülün kanını içmek istiyormuş.

(Varın suya söyleyin de) su, gül budağının damarına girip (onun susuzluğunu gidererek) bülbülü kurtarsın."

Şöyle de demek: "Gül budağı meğer bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyormuş. (Varın suya söyleyin de) su, gül budağının mizacına göre hareket ederek (yolunca giderek) bülbülü kurtarsın."


Hani bülbül, gül için yanıp yakılarak çılgınca aşk şarkıları söylerken gül dalları arasında dolanır durur ya!.. Onun isteği aslında güle karşı yaptığı niyazların kabulüdür. Ne var ki gülün (sevgilinin) çevresi dikenler (rakipler, düşmanlar) ile çevrelenmiş durumdadır. Üstelik gül budağı, o rakiplerin eline kılıç gibi dikenleri vermiş, bülbülün kanını içmek istemektedirler. Tıpkı efsanedeki gibi...

(iskender pala'nın bir yazısından...)
 
Katılım
13 Mar 2006
#9
Gerek konuyu gündeme getirmek gerekse de aklıma takılan bişiyi sizlere sormak için yazıyorum.

Sizce aşkın süresi ne kadardır?Bir ömür boyu aşk olabilir mi?Yoksa bu aşk bir süre sonra sevgiye mi dönüşür.Böyle yıl vermektense yorum yapmanız daha hoş olur.teş.ler :DUSUNME
 

bluewolf

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz.
Katılım
3 Şub 2006
#10
Aşkın süresi hakkında bilim adamları çalışıyor ama farklı farklı veriler var tam olarak yılı belli değil!!! söylenenlere göre aşk ile delilik (hormonu veya her neyse....) vücutta birbirine çok yakınmış yani aşık olan insan deliliğe yakın bir konumda olurmuş.

benim kişisel görüşüm aşkta gizem bitince herşey bitiyor aşkın gizemi devam ettiği sürece aşk vardır. bundan sonra bocalamayıp sevgiye dönüştürebilene ne ala yoksa...kişiler birbirini tanıdıktan sonra herşeyini bildikten sonra onda farklı fazla birşey bulamıyor.

herkese bülbülün güle duyduğu aşk gibi aşk nasip etsin.
 
Katılım
18 Haz 2006
#11
aşkın ömrü 3 yıldır!!!!!!!! edebiyat dostu hemze arkadaşım
bülbülün güle duyduğu aşkı aramak boşuna bence, imkansızı aramak gibi birşey olsa gerek...
 
D

divitDEDE

#12
Leyla'ya bir de Mecnun'un gözünden bak ki; Leyla mı Mevla mı?

Tasavvufi aşklarda mana alemini düşünmek bir formüldür.İmkansız olan nedir?
 
Katılım
31 Ağu 2009
#13
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Kavuşamayan iki aşık. Ezeli ve ebedi ayrılık...

Bir gül dedi bülbül güle gül gülmedi gitti
Gül bülbüle bülbül güle yar olmadı gitti...
 
Katılım
31 Ağu 2009
#14
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Neden mi bülbül güle aşıktır. Çünkü gülün etrafı dikenlerle çevrilidir. Başka hangi çiçeğin etrafı böylesine dikenlerle kaplıdır, hangi çiçek böylesine kırmızıdır ve hangisi böylesine güzeldir??
Kırmızılığı ile cazibe saçan güzelliğiyle büyüleyen ve ulaşılmazlığıyla kışkırtan başka bir çiçek tanıyor musunuz siz?? İnsanlar için de öyle değil midir, ulaşılmaz olan en değerli değil midir. insan önündekini hiçbir zaman göremez.
bir sümbülü düşünün yada bir karanfili etrafında hiç diken yok. istediğiniz anda elinizi uzatıp onlara sahip olabilirsiniz. fakat hiçbir zaman güle dikenlerden nasibinizi almadan yaklaşamazsınız. bu da onu değerli ve özel kılar.
etrafında koruma ordusuyla gezen bir dilber mi albenilidir yoksa tek başına gezen sade biri mi?
Hem güzel hem ulaşılmaz hem de cazibeli bir gül...
Bu durumda bülbül ne yapabilir? tabiki aşık olur. o da oldu zaten. AŞK OLSUN...
 
Katılım
18 Mar 2009
#15
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Dediklerinize bakarak bir çıkarım yaparsak şunu söyleyebilirim;bülbül güle aşık değil,bülbül dikene aşık,renge aşık...O zaman zatın kendisine aşık olmak nerede zatın evsafına aşık olmak nerede?

Hürmetler....
 
Katılım
31 Ağu 2009
#16
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Gül çiçeklerin en ulaşılmazı değil midir, gül çiçeklerin en mağrur duranı değil midir ve gül çiçeklerin en cazibelisi uğrunda ölünesi değil midir? ve bunlar birer evsaf değil midir??
Eski edebiyatımızda şairler sevgilinin (sizin dediğiniz anlamda) vasıflarını öğrenerek mi aşık olurlar yoksa edalı bir bakış yada tarif edilmez bir güzellik mi titretir gönül tellerini.
hürmetler... :)
 
Katılım
18 Mar 2009
#17
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Nergis' Alıntı:
Gül çiçeklerin en ulaşılmazı değil midir, gül çiçeklerin en mağrur duranı değil midir ve gül çiçeklerin en cazibelisi uğrunda ölünesi değil midir? ve bunlar birer evsaf değil midir??
Eski edebiyatımızda şairler sevgilinin (sizin dediğiniz anlamda) vasıflarını öğrenerek mi aşık olurlar yoksa edalı bir bakış yada tarif edilmez bir güzellik mi titretir gönül tellerini.
hürmetler... :)
Sorumu birde şöyle sorayım:

Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara leyla gerek
Bana seni gerek seni

veya;

Cennet cennet dedikleri
Bir kaç köşk ve bir kaç huri
Onu isteyene ver
Bana seni gerek seni

Leyala'da,sohbette,ahretde,huride,cennette birer vasıf...

Ben senin senin beni sevme ihtimalini sevdim veya ben seni sevmeyi sevdim...Aşıkların psikoljisini analiz eden bir kaç söz bunlar.Acaba bülbül diyorum dile gelse şunalrı der mi;bülbül kavuşunca ne olacak ki?Eğer bülbül kavuşsa kova mesnevi nasıl cereyan ederdi?

Eğer aşık vasfa aşıksa bu aşk maddidir,eğer aşık bana seni gerek seni dyorsa bu aşk ilahidir.

Hürmetler :)
 
Katılım
15 Eyl 2008
#18
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Yaratılan herşey yönünü hep biyere çevirmiştir.Hayvanında bi hedefi vardır,insanında.
Hayvanın hedefi ilkeldir,içi boştur.Amacı hayatta kalıp,neslini devam ettirmesi.
Ama insan yeryüzünün halifesi,Allah'ın muhatabı.Onun yönü Rabb'inedir.Ve hayatta yaşadığı herşey onu Rabb'ine ulaştıran bi vasıtadır.
AŞK ta bu araçlardan biridir.Zaman içinde sevgili aradan çekilir ve aşık aşkın gerçek sahibini bulur(inş.)
Gül sana hasretim senden değil dikeninden,
Sana merakım senden değil bülbülden
Gül kokuna hayranım,senden değil Nebi'mden,
Gül sana aşkım inan Rabbim den.
 
Katılım
31 Ağu 2009
#19
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

bir demet reyhan verseler bülbüle
koklamaz onu yine gider dikenli bir güle

demişler. ne de güzel demişler...
 
Katılım
18 Mar 2009
#20
Ynt: Neden bülbül güle aşıktır?

Nergis' Alıntı:
bir demet reyhan verseler bülbüle
koklamaz onu yine gider dikenli bir güle

demişler. ne de güzel demişler...
Majoşist bülbül mü desek yoksa aşık-ı sadık mı desek:

Bende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnunun ancak adı var

Yoksa bülbül hepsinden istidatlı mı??
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap