Neden kadın şair sayısı az?

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#1
Divân edebiyatından başlayarak, Türk edebiyatına şöyle bir göz attığımızda kadın şairlerin sayısının az olduğunu, hatta Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatında da bu konuda bir farklılık olmadığını görmekteyiz.

   Geçmişten günümüze kadar adını sayabileceğimiz sınırlı sayıdaki kadın şairler şunlar:

Zeynep Hatun
Mihrî Hatun
Ani Hatun
Fıtnat Hanım
Leylâ Hanım
Şeref Hanım
Âdile Sultan
Feride Hanım
Hatice Nakiye Hanım
Sırrî Hanım
Münire Hanım
Fıtnat Hanım (Trabzonlu)
Habibe Hanım
Hasibe Maide Hanım
Hatice İffet Hanım
Leylâ Hanım (Saz)
Nigâr Hanım
Makbule Leman
İhsan Raif
Şükûfe Nihal
Halide Nusret Zorlutuna​




       Sizce neden kadın şair sayısı bu kadar az?
 
T

TILSIM

#2
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Gerçekten çok ilginç bir konuya değinmişsin Dil-şâd.
Bence şiir yazmak yaratılıştan gelen bir yetenektir.Bu yeteneği erkekler daha çok taşıyor.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#3
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Tılsım kardeş , ben malesef sana katılamayacağım:)Tamam şiir yazmak yetenek işidir.Herkeste de yoktur bu muhakkak.Konuyu açan kardeşimiz divan şiirindeki kadın şairlerin sayısının azlığından dem vurmuş ve sebebi üzerinde konuşmak için buraya yazmış.Fuzuli'nin divanında belirttiği gibi "İlimsiz şiir temeli yok duvar gibidir"anlayışıyla hareket etmiş divan edebiyatına mensub şairlerimiz.Salt yetenek hiçbir zaman işe yaramaz.Kadın şairlerin azlığının nedeni de bence Osmanlı döneminde özellikle kadınların eğitimine gösterilen önemin düşük olmasından ileri geliyor.Nitekim bugün adını hatırladığımız birçok divan şairi-istisnalar dışında-çok iyi bir eğitim görmüşlerdir.Yeteneklerini eğitimleriyle birleştirip,bu gün okuduğumuz ölümsüz beyitleri bırakmışlardır.

Günümüzde ise,kadınların eğitimine verilen önem artmış ve buna doğru orantılı olarak kadınların sosyal hayatta etkisi daha ön plana çıkmıştır.Yine aynı sebeplerden ötürü,artık kadınlardan da güzel şairler çıkmaktadır.Kısaca meselenin bence erkek-kadın vasfından çok eğitimle ilgisi vardır.Okumadan yazmak mümkün olmaz.Zaten şu an yanlış olan anlayış da burada.İnsanlar hep yazmak istiyor.Halbuki yazmaya ayrılan vaktin en az 2 katı okumaya ayrılmalıdır ki,kayda değer bir şeyler yazılabilsin vesselam


selametle
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#4
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Sevgili Uluğbey, görüşlerinizin bir kısmına katılıyorum fakat sorun tamamen eğitim eksikliği değil. Bence kadının islamiyetteki yeri ve önemi de bunda kısmen etkilidir. Bir erkek duygu ve düşüncelerini çok rahat açıklayabilir fakat aynı şeyi kadının yapması toplumca pek hoş karşılanmaz. (En azından eskiden böyleydi)

Meselenin bir de şu boyutu var. Batılı kadınlar eğitim konusunda bir sorun yaşamıyorlar fakat onlarda da iz bırakmış kadın şair yok. Sizce bu durum biraz da kadının doğası gereği olamaz mı?
 
Katılım
2 Ağu 2006
#5
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Evet benim de dikkatimi çekti. Bence bunun tek nedeni Osmanlı toplumunda kadının bu tür duygularını açıkca söyleyememesidir. Divan edebiyatında gerçekten kadın şair sayısı az ama benim duyduğuma göre halk edebiyatı ürünlerinin çoğunun yazarı kadınmış. Tabi benim dediğim sadece bir duyumdan ibaret. Ama duyduğum şey doğruysa halk edebiyatında kadınların çok olmasına rağmen divan edebiyatında az olması çok daha dikkat çekici.
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#6
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Bir erkek duygu ve düşüncelerini çok rahat açıklayabilir fakat aynı şeyi kadının yapması toplumca pek hoş karşılanmaz. (En azından eskiden böyleydi)
Bu sorunuzun cevabını kendiniz vermişsiniz zaten bence.

Batılı kadınlar eğitim konusunda bir sorun yaşamıyorlar fakat onlarda da iz bırakmış kadın şair yok
Demekki İslam ile ilgili bir şey de değil.Bu durumun kadının doğasından mı kaynaklandığını açıkcası bilmiyorum.Ama yukarda belirttiğim durumun bence asıl sebep olduğunu düşünüyorum.Yani dikkat ederseniz gerek edebiyat alanında gerekse de diğer alanlarda tanınmış bir bilimkadını pek yok.Hadi bizim alanımız gereği bir Zeynep Kerman,İnci Engünün bu alanda isim yapmış bilimkadınlarından olabilir.Ama bu alana ilgi duymayan bir kişinin onların ismini duymamış olması da doğaldır.Yani şuraya getireceğim;kadının sosyal hayattaki aktif olmaması sadece şairlikte değil,tüm alanlarda geçerli.Bugün siyasette de durum bundan ibaret.

Gundera kardeş,halk edebiyatı ürünlerinin çoğunun yazarı kadınmış diye bir duyumdan bahsetmiş.Ben böyle bir duyumla pek karşılaşmadım.Halk edebiyatı diyince aklımıza bir Yunus Emre gelir,Ahmet Yesevi gelir vb vb .Ama benim aklıma kadın bir kişi gelmiyor.Zaten halk edebiyatıyla biraz olsun ilgilendiyseniz,böyle bir şeyin pek de mümkün olamayacağını anlayabilirsiniz.Neden mi?
Bilindiği gibi halk edebiyatı tekke edebiyatı diğer bir değişle tasavvuf edebiyatı merkezli gelişen bir edebiyattır.Mutasavvıfların amacı halkı etkilemek olduğu için de sade bir dille ve anlaşılır bir üslubla kaleme almıştır eserlerini.Ama halk edebiyatından kasıt koşuk,sav felansa onların da yazarı pek belli değil zaten.Şüphesiz kadın halk şairleri de vardır.Ama pek bilinmiyor Aslında bu konularda bir araştırma yapılabilir.Hem kadınların şairlikte neden başarısız olduğu hem de diğer alanlardaki deaktifliği hakkında bir araştırma faydalı olacaktır.
Ben de sizin gibi sonucu merak eden taraftanım.Birçok kere de bu konuyu düşündüm,neden kadınlardan iyi şair çıkmamış diye.Buna da kendi aklımca yukardaki sebepten başka şöyle bir sebep buldum.Genelde hicrana sebep olan kişi kadındır.Ama bu hep kadındır demek değildir tabi.Ama istisnalar kaideyi bozmaz elbette. :GÖZKIRP
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#7
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

(Bir erkek duygu ve düşüncelerini çok rahat açıklayabilir fakat aynı şeyi kadının yapması toplumca pek hoş karşılanmaz.)

Yukarıdaki cümle zaten benim kendi cevabımdı. Fakat doğru olup olmadığına dair bir iddiam yok.


Yorumlarınız için teşekkürler...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#8
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Esas böyle bir konu için kendi adıma ben teşekkür ederim efem...


Bence topluma aldırmadan kişi duygu ve düşüncelerini açıkca söyleyebilmeli...

En azından temennim bu....
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katılım
11 Eyl 2006
#9
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Bakın Can DÜNDAR bu konuda neler söylemiş:

Neden kadın şair yok?

Bu soruyu, yıldızlı bir gece yarısı, semaya doğru birbirinden güzel mısralar haykıran dostlara soruverdim apansız...
Saatlerdir birbiri ardınca okunan harikulade şiirlerin biri bile kadın şair elinden çıkma değildi.
"Bana 3 kadın şair sayın" dedim; zorlandılar.
Sonra antolojilere baktım:
Memet Fuat'ın "Çağdaş Türk Şiiri"nde (Adam, 1996) 84 şair arasındaki tek kadın Gülten Akın'dı:
"Ah kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya / Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar / evler, çocuklar, mezarlar çizerek dünyaya".
İlhami Soysal'ın "20. Yüzyıl Türk Şiiri"ndeki (Bilgi, 1973) 60 şair arasına, Gülten Akın dışında bir de Türkan İldeniz girebilmişti:
"Beni senden zorla kopardılar yiğidim / Bir kınamadır tutturdu gözleri / cümlesi bir olup kanıma tükürdüler / zincirlediler ellerimi / Seviyorum diye başlayacaktı savunmam / söz hakkı vermediler".
* * *
Kadın şair azlığının nedenini tartışırken kadının erkek toplum içinde ezilişinden, ev işlerine mahkûm edilişinden dem vuruldu. Bunlar doğruydu da, soruyu yanıtlamaya yetmiyordu:
Neden kadın romancı ya da öykücü deyince bir çırpıda 10 isim sayabiliyorduk da şair gelmiyordu aklımıza?
Şiiri bu denli erkeksi kılan neydi?
Şiirin bir zaafı mı, erkeğin bir vasfı mı?
En maço tabiriyle, "Kadın yazmıyor, yazdırıyor" muydu?
* * *
Yanıtı Doç. Dr. Nazan Bekiroğlu'nun (www.nazanbekiroglu.net) "Osmanlı'da Kadın Şairler" makalesinde buldum:
Bekiroğlu, "Osmanlı'nın geleneksel döneminde kadın şair yok denecek kadar az. Çünkü kadınların şiir biçiminde bile duygularını ifade etmesi, hatta 'vuslat, aşk, muhabbet, sevda, yâr' gibi sözcükleri kullanması ayıp sayılmaktadır" diyor.
Bu durum, kadın ruhunda bir sakınım içgüdüsü yaratıyor. Kadın, "maddi cazibe"den, yani başını açmaktan kaçındığı kadar, "manevi cazibe"den yani yüreğini açmaktan da kaçınıyor.
"Ya susacak ya toplumsal baskıyı göze alacaktır. İkisini de yapamayan, klişeleri erkeklerce belirlenmiş bir söylemi taklit eder. Bu, baştan yenilgidir".
"Bugün hâlâ Yahya Kemal ya da Necip Fazıl ölçüsünde bir kadın şairimiz yoksa ama Yakup Kadri ya da Kemal Tahir ölçeğinde romancılar olarak Halide Edip ya da Adalet Ağaoğlu'dan bahsedebiliyorsak bu, gelenek yokluğundadır" diyor Bekiroğlu...
Kadın şair, Tanzimat'ta şiir koşusuna katıldığında erkek meslektaşı 6 asırdır yazıyordu. Oysa romanda öyle değil. Roman, Tanzimat'la başladı. İlk Türk romanı İntibah (1876) ile Fatma Aliye'nin Muhazarat'ı (1892) arasında sadece 16 yıl var. O yüzden erkeklerle aşık atabiliyor kadın romancılar...
* * *
Ancak günümüzde işler değişiyor. Kadın, hayatla birlikte şiire de sızıyor.
Müjdan Cunbur ile Neriman Saryal'ın derlediği "Türk Kadınının Şiiri" (1997) kitabında Lale Müldür'den, Perihan Mağden'e, Gülsüm Akyüz'den Melisa Gürpınar'a dek 100'ü aşkın kadın şair adı var.
Yılmaz Odabaşı'nın "Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi" (Alfa, 2003), yeni kuşaktaki kadın şair patlamasının belgesi...
Sombahar dergisinin "Kadın Şairler Özel Sayısı"nda (Ocak-Nisan 1994) Günseli İnal "Bir toplumda kadın şairin varlığı, o toplumun ilerleme ve uygarlık düzeyi göstergesidir" diyor.
Erken yitirdiğimiz Nilgün Marmara'nın bir çığlığıyla bitirelim:
"Ey, iki adımlık yerküre / senin bütün arka bahçelerini gördüm ben..."


(Yazı Can dündar'ın kendi sayfasından alıntıdır.)
 
Katılım
11 Eki 2006
#10
Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Evet durum böyle ama. Ne yapalım aşıklık erkeğe maşukluk da kadına yakışıyor.
 
Katılım
11 Şub 2006
#11
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Konuya şöyle bir bakımda farklı görüşler yar alıyor. Benim bu konu hakkındaki nazicane görüşmce insanlar yardılıştan getirdikleri bilgi, beceri ve kabiliyetleri üzerine hayatlarını kurup yaşarlar. bu düzengede kimine çok hassas, duygusal bir özellik verilmişken kimine ise daha az bir duygusallık ve daha başka meziyetler verilip nasip edilmiştir Hak tarfında.

Ancak hissetklerini anlatma, anlatabilme, o duygu kalbin ritimlerine göre kelimeler aktarbilme her kişinin işi değildir. Bu mevzu hele hele kadınlara ya da erkeklere az ya da çok verilmiştir diye herhangi bir genelleme yazpılamaz ki bunun zannımca insanın doğasından gelen gizemlerin derinlşklerde yattığını düşünmekteyim.

Şiir yazmak hasas bir kalbe, normalin dışındaki ruh haline ihtiyacı mutlaktır. Ki bu genel itibari ile aşk olgusu ve duygusu ile açığa çıkmaktadır genelde. Bir güzele, vatana, peygambere...

B muvazeneden bakıldığında kabul etmemiz gerekir ki günümüzde de geçmişte edebiyatımızda şiirler,mesnevilere destanlara konu olan aşklarda kadın aşık olunan erkek ise aşık olandır. Bu ağırlıkta olan bir durumdur, istisnalar mutlaka vardır ancak istisnalar kaideiyi bozmaz...

Aşık naz çekecek, kaldıarbilecek kadar sert ve dayanıklı bir mizaca da sahip olmalıdır. Aşık olunan Maşuk'un da naz etmeye meyli vardır, çünkü sevilir,şımartılır. BU hususlara baktığımızda bu iki durumdan hangisini kadına hangisini erkeğe bahşetmek gerekir... ???

Erkek naz çekip, sevgiliye kavuşma ızdırabı ve heyecanı ile kendi kendini günden güne geliştirir ve belli bir mesafe katederek olgunlaşır. Bu olgunluğun mahsulüdür şiir. Kadın ise kendine yapılan hüsn-ü teveccühten memnundur ve ilgilenilmekten hoşlanır... Bunlar doğanın kanunu, insanın mizacıdır.

BU çerçeveden bakıldığında erkeklerin ağırlıkta olmasının sebebi olan hususlardan birinin açıklandığını hissediyorum.

Bir de erkek aşık olmaktan gurur duyup onun nişanesi olarak sevgi beslediği zat-ı muhterem için şiir yazmayı maarifet olarak benimsemiştir. Ancak kadının bu durumdan hicap etmesi, çevrenin ona ne gözle bakacağı gibi değerler düşünüldüğünde de kadınlardan neden az şair çıktığını anlmak çok da zor olmasa gerek diye düşünüyorum ki günümüzde de böyle bir durumun genel itibariyle kalktığını, yok olduğunu üzlüerek belirtmek isterim.
 
Katılım
12 Şub 2009
#12
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Divan edebiyatından kadın şair sayısının az olmasıyla ilgili ileri sürülen görüşleri tek tek okudum.Ben de bu fikirler üzerinden bir şeyler söylemek istiyorum.

Uluğbey demiş:

"Kadın şairlerin azlığının nedeni de bence Osmanlı döneminde özellikle kadınların eğitimine gösterilen önemin düşük olmasından ileri geliyor. Nitekim bugün adını hatırladığımız birçok divan şairi-istisnalar dışında-çok iyi bir eğitim görmüşlerdir.Yeteneklerini eğitimleriyle birleştirip,bu gün okuduğumuz ölümsüz beyitleri bırakmışlardır."

Kesinlikle katılmıyorum.Okuma yazması olmadığı hâlde(ümmî) gazeller,kasideler yazan şairler vardır. Meselâ mesleği ayakkabıcılık olan "HAFFÎ" için hem Sehî Bey hem de Lâtifî eğitimsiz olduğunu,Sehî Bey'den farklı olarak Lâtîfî,şairin ümmîliğiyle tanındığını söylüyor.Hattâ şairin okuma yazmadan bu seviyeye gelmesini şu sözlerle ifade ediyor:

" 'Akıllılar zeki kişilerin meclisinde yükselir.' sözü gereği sohbeti olgun insanlarla,münasebeti bilgin kişilerle idi. 'Bilgiliyi insanların ağzından al.' sözü gereği,ağız ve dillerden o kadar kelime,ibare,atasözü ,aklî ve naklî meseleler elde etmişti..."

Yani insanın içinde olacak bazı şeyler.Eğitimle olmuyor.Günümüzde üniversite okuyan dünya kadar insan var.Hangisi şiir yazıyor ya da şiirle ilgileniyor?

Ümmî şairimizden bir beyit:

Hiç ele mâl-ı yetîm ile mey almalı değil
Gel birin al deseler sana mey al malı değil

Yine divan şairleri içinde iyi eğitim almamış dünya kadar esnaf şair vardır. Demircilikle uğraştığı için HADÎDÎ mâhlâsını kullanmıştır.Demirciden bir beyit:

Leylî-i zülfün beni zencîre bir dem çekmese
Gösterirdim şevk ile Mecnûn'a şeydâlanmağı


Yine Uluğbey:
Günümüzde ise, kadınların eğitimine verilen önem artmış ve buna doğru orantılı olarak kadınların sosyal hayatta etkisi daha ön plana çıkmıştır. Yine aynı sebeplerden ötürü, artık kadınlardan da güzel şairler çıkmaktadır.

Günümüzde kadın şair var diyoruz da, nerede bu şairler? Sadece teknolojinin getirdiği kolaylıklar sâyesinde şiir niyetiyle yazdıkları,alt alta sıraladıkları cümleleri kitaplaştırıp yayınlayabilmelerinden ötürü biz kadın şairler var diyoruz.Günümüzdeki erkek şarilerin sayısı ile kadın şairlerin sayısının oranına bakmak daha doğru olur kanaatindeyim.

15.,16.,17. yüzyıllarda sizlerde çok iyi biliyorsunuz ki kâğıt bulmak öyle kolay bir şey değildi.İmkânları olanları biz biliyoruz.Kendilerini duyurabilmek için eline geçen fırsatı iyi değerlendirenlerin isimleri bugünlere gelmiştir. Kaybolan nice eser gibi,birçok şair ve şairemiz de tarihin karanlıklarında kaybolmuştur...

Dilşad demiş ki:

"Bence kadının islamiyetteki yeri ve önemi de bunda kısmen etkilidir. Bir erkek duygu ve düşüncelerini çok rahat açıklayabilir fakat aynı şeyi kadının yapması toplumca pek hoş karşılanmaz. (En azından eskiden böyleydi)"

Kesinlikle katılamayacağım.Eğer böyle bir durum mevzû bahis olsaydı yukarıda adı geçen hanım şairler nasıl bugünlere kadar gelmiş.Fitnat Hanım'ın fıkraları bile anlatılırken,şiir yazmalarına yasak konması bence yanlış bir tahmin,ayrıca zihinlerimizdeki resmi ideolojinin geçmişi kötülemek için klişeleşmiş dayatmalarından biridir.

Gundera demiş ki:

"Bence bunun tek nedeni Osmanlı toplumunda kadının bu tür duygularını açıkca söyleyememesidir. Divan edebiyatında gerçekten kadın şair sayısı az.
Halk edebiyatı ürünlerinin çoğunun yazarı kadınmış."

Dilşad hanıma cevap verirken bu sözlerin cevabı da verilmiş oldu.Tamamen resmi ideolojinin beyinlerimize sokuşturduğu yanlış bilgilerdir bunlar...

Halk edebiyatı ürünleri ile ilgili söylediğini sözle ilgili olarak da şunları söylemek istiyorum:

Malumunuz halk edebiyatı ürünleri derleme yoluyla yazıya geçirilmiştir.Bu derlemeler yapılırken de daha çok köylerdeki ninelerden istifade edilmiştir.Yani kadınlar sözlü kültürün kayaklığını yapmışlardır.Maniler,türküler,efsaneler,atasözleri,masallar kadınların unutmak nedir bilmeyen hafızalarına kaydedilmiştir.Maalesef şimdi o yaşlı teyzeler kalmadı...Mesela birisi de benim babannemdir...Yani kadınlar halk edebiyatını ürünlerini yazan kişiler değil,halk edebiyatının kaynak kişileridir...

Doç. Dr. Nazan Bekiroğlu demiş ki:

"Bekiroğlu, "Osmanlı'nın geleneksel döneminde kadın şair yok denecek kadar az. Çünkü kadınların şiir biçiminde bile duygularını ifade etmesi, hatta 'vuslat, aşk, muhabbet, sevda, yâr' gibi sözcükleri kullanması ayıp sayılmaktadır" diyor."

Sayın Bekiroğlu'na da katılmıyorum.Tekrar olacak,ama varsın tekrar olsun,yine söyleyeceğim.Ne yazık ki bizim resmi ideolojimiz kafalarımıza öyle yanlışlar kazımış ki bu yalan yanlış sözleri kafalarımızdan silip çıkarmak çok zor.Nazan hanım bunları söylerken adını bildiğimi Dîvân şairelerini görmeden mi söylemiş.Sadece şair de değil Dlihayat Kalfa,Kevser Hanım gibi bestekâr hanımlar da var.

Uzattım ama konuyla ilgili kendi düşüncelerimi söylemek isterim:

Kadınlar şiir yazmaz,yazdırırlar.Kadınların okumakla,yazmakla ekseriyetle işi olmaz.Lütfen hanımlar sözlerimden alınmasın. Kadınlar elbiseleriyle,ayakkabılarıyla,evlerindeki eşyaları ve güzellikleriyle uğraşmaktan sanata,bilime pek vakit ayıramaz.İstisnâlar dışında kadın sanatkâr,bilimle uğraşan bir kadın,kadın filozof gördünüz mü?Olmaz!Kadının fıtratına aykırıdır.
Yine söylüyorum,hanım arkadaşlarımız darılmasınlar,gücenmesinler.Bunu kadın düşmanlığı olarak görmesinler.Gözlemlediklerimi,okuduklarımdan yaptığım çıkarımları ve yaşadıklarımı söylüyorum.
Kadınlar bu işlerle pek ilgilenmezler.
Öğretmenler odasdında bir kere edebiyatçı hanınmların bir şiir ya da bir roman üzerine tartıştıklarını,fikir teatsinde bulunduklarını görmedim.Gördüğüm hep "Aaaa!Saçların çok güzel olmuş.Bu elbiseyi nerden aldın?Çantam nasıl? Bugün çok güzelsin!Teşkür ederim,mucuk!"

Yani mesele eğitim,dini baskılar,sosyal baskılar değil.Şiir yazsaydı kadınlarımız adı geçen istisnalar gibi bugünlere gelebilirdi...

Sehî Bey'e ve Lâtîfî'ye yazdıkları tezkirelerden ötürü teşekkür ederim...
 

mehmet baki

Çok Önemli Parti yani ÇÖPün daimi şefi.
Katılım
3 Ağu 2008
#13
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

dedeefendi' Alıntı:
Kadınlar şiir yazmaz,yazdırırlar.Kadınların okumakla,yazmakla ekseriyetle işi olmaz.Lütfen hanımlar sözlerimden alınmasın. Kadınlar elbiseleriyle,ayakkabılarıyla,evlerindeki eşyaları ve güzellikleriyle uğraşmaktan sanata,bilime pek vakit ayıramaz.İstisnâlar dışında kadın sanatkâr,bilimle uğraşan bir kadın,kadın filozof gördünüz mü?Olmaz!Kadının fıtratına aykırıdır.
Yine söylüyorum,hanım arkadaşlarımız darılmasınlar,gücenmesinler.Bunu kadın düşmanlığı olarak görmesinler.Gözlemlediklerimi,okuduklarımdan yaptığım çıkarımları ve yaşadıklarımı söylüyorum.
Kadınlar bu işlerle pek ilgilenmezler.
Öğretmenler odasdında bir kere edebiyatçı hanınmların bir şiir ya da bir roman üzerine tartıştıklarını,fikir teatsinde bulunduklarını görmedim.Gördüğüm hep "Aaaa!Saçların çok güzel olmuş.Bu elbiseyi nerden aldın?Çantam nasıl? Bugün çok güzelsin!Teşkür ederim,mucuk!"

Yani mesele eğitim,dini baskılar,sosyal baskılar değil.Şiir yazsaydı kadınlarımız adı geçen istisnalar gibi bugünlere gelebilirdi...
aman muhterem. evvel eyyamda "kadın tehlikeli midir bilhassa türk kadını..." nevinden bir cümle serd edecek oldum -belki bir kaç meseleye temas ederiz deyu- neredeyse divan'ın hanımları tarafından linç edilecektim. :p

latife bir yana "naz" ve "niyaz" makamlarını nazara alırsak söylediklerinizde haklılık olduğunu düşünüyorum.

kadın şiir yazar mı yazamaz mı? meselesine hanımlar iştirak etsin bakalım. belki tatlı bir muhabbete vesile olur. kim bilir...?

selam ile...
 
Katılım
19 Haz 2009
#14
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

kadınlar şiir yazamazzzzzzzzzzz........
sanat nedir!?
güzellik!
o zaman kadınlar sanatla daha çok ilgilenebilir.
ama niçin şimdiye kadar böyle olmamış! yani olmuş da ama az...
çünkü zavallı kadınlar her zaman zavallı... yani biliyormusunuz kadınlar her zaman teşviş içinde yaşıyorlar... kocası, kocasının ailesi, eğer çocuk olursa ona ve eğer olmazsa daha da beter...
her zaman kadınlar siz erkekler için ev ve tam olarak yaşam ortamınızı huzurlu saklamış ki siz böyle başarılı!!!!!!!!! olmuşsunuz! :mad:
şimdi böyle haksızlık yapmayın artık!!!
 
Katılım
12 Şub 2009
#15
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

pembe kelebek' Alıntı:
kadınlar şiir yazamazzzzzzzzzzz........
sanat nedir!?
güzellik!
o zaman kadınlar sanatla daha çok ilgilenebilir.
ama niçin şimdiye kadar böyle olmamış! yani olmuş da ama az...
çünkü zavallı kadınlar her zaman zavallı... yani biliyormusunuz kadınlar her zaman teşviş içinde yaşıyorlar... kocası, kocasının ailesi, eğer çocuk olursa ona ve eğer olmazsa daha da beter...
her zaman kadınlar siz erkekler için ev ve tam olarak yaşam ortamınızı huzurlu saklamış ki siz böyle başarılı!!!!!!!!! olmuşsunuz! :mad:
şimdi böyle haksızlık yapmayın artık!!!
[/quote



[size=10pt]Hanım efendi,konuyla iligili söyleyecek sözünüz varsa,söyleyin,eğer konuyu kadın-erkek tartışmasına getirecekseniz benim söyleyecek lafım olmaz.
Bunun için bu yazılanlara cevap vermeyeceğim.
Dünyada kadınların hakim olduğu toplumlar,topluluklar da var.Neden oralardan kadın "bilimadamı" ,kadın bestekâr,kadın şâir çıkmıyor.Çıkıyor da tek tük.Kendi zihnimizi bir zorlayalım,ezberimizdeki şiirlerin şairleri kadın mı erkek mi? En sevdiğimiz edebi eserlerin yazarları kadın mı erkek mi? İstisnaların dışında kadın bir sanatkârın eseri zihinlerimizde yer etmemiştir bugüne kadar...

Zannetmiyorum ki bu sitede yorumlarını paylaşan kişilerden birisi okuduğu yazar-şairi kadın-erkek diye ayırsın.Güzel eser meydana getiren kimse severek okuruz.Yeter ki güzel olsun.Ama nedense bugüne kadar güzel eserler meydana getirenler büyük bir çoğunlukla erkeklerdir.Keşke kadınlarımız yazsalardı.Ama pek yok.Kadın yazdı diye güzel bir şiiri ya da beyiti okumamazlık da etmeyiz.Mesela

Ankâ dahi olursa düşer pençe-i aşka
Sayd-ı dile şehbâz-ı nigâhın süzülünce

Fitnat Hanım'ın bu beyitini lisede iken keyif alarak ezberlemiştim.Yine keyif alarak okuyor,keyif alarak da buraya yazıyorum.Kadınlar güzel eserler yazdı da biz mi küçümsedik,biz mi reddettik,biz mi alay ettik? Yok öyle bir şey!

Şiir,edebiyat,sanat,ilgi ister.Kadınlar bunlara pek zaman ayıramazlar.Çünkü kadınlar güzellikleriyle uğraşmaktan öyle şeylere vakit ayıramazlar.
Yıllarını sinemaya vermiş usta kadın oyuncularımız var.Türkân Şoray,Hülya Koçyiğit,Fatma Girik,Selda Alkor,Filiz Akın,Adile Naşit,Perihan Savaş,Necla Nazır,Hale Soygazi,Ayşen Gruda...
Ve yukarıda adını yazamadığım birçok hanım sinema oyuncumuz var.Onlar işin sadece oyun kısmında.Yıllarca sinemada rol almışlar.Peki yönetmenlik yapmışlar mı?Türkân ablamızın bir filmini biliyorum,başka...Varsa da tek tük bir iki film yöneten hanım yönetmen.Önlerinde engel mi var?Türkan ablamız istedi bir filmde yönetmenlik yaptı.Neden devam etmedi?Dünya çapında meşhur olan kaç kadın film yönetmeni var?Hem de ellerinde büyük imkânlar var.Kimse onlara baskı da yapamaz.Çamaşır yıka,çocuğu emzir,gömleğimi ütüle diyen de yok onlara!

Sanatın hangi şubesine bakarsak bakalım kadınları orada pek göremezsiniz.Şiiri yazan ekseriyetle erkek,anlattığı ise kadındır.Sanatların hangisine bakarsak bakalım,yine aynı özelliği-düzeltiyorum güzelliği görürsünüz...
[/size]
 

kelimelerin_ahengi

İnsan,dilinin altında saklıdır...
Katılım
18 Mar 2009
#16
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

mehmet baki' Alıntı:
aman muhterem. evvel eyyamda "kadın tehlikeli midir bilhassa türk kadını..." nevinden bir cümle serd edecek oldum -belki bir kaç meseleye temas ederiz deyu- neredeyse divan'ın hanımları tarafından linç edilecektim. :p

latife bir yana "naz" ve "niyaz" makamlarını nazara alırsak söylediklerinizde haklılık olduğunu düşünüyorum.

kadın şiir yazar mı yazamaz mı? meselesine hanımlar iştirak etsin bakalım. belki tatlı bir muhabbete vesile olur. kim bilir...?

selam ile...
Sayın Dilşad hocam güzel bir konuya değinmiş ,teşekkür ederim.Konuya oldukça güzel açıklamalar getirilmiş.Nasiplendik. :)

Lakin bir bayan olarak açık yüreklilikle söylüyorum ki sayın Dede Efendi oldukça haklı sözler sarf etmiş.Bayanların çoğu okumaya uzak.Eskiden beri bu böyle süregelmiş bir durum.Günümüzde bir yandan bayanların okuma alışkanlığında bir artış görülmekte,diğer yanda ise okumaya bir o kadar uzak bir kesim.Bu konunun kadın-erkek çekişmesine yönlendirilmesine lüzum olmadığı kanaatindeyim.Bayanların kendi arasındaki muhabbetlerde de kitaplar,şiirler,şairler...vs. -şayet bu konuya gerçekten ilgili bayanlar değillerse- pek konuşulan ya da öncelikli konuşulan konular değildir.

Kadınlar şiir yazmazlar,yazdırırlar.Bu sözün hakikati dikkatten kaçmaz. ;)
 
Katılım
27 Mar 2006
#17
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Şiiri yazan ekseriyetle erkek,anlattığı ise kadındır.
hocam vermişsiniz aslında cevabı.inanın kadının beceriksizliğinden değil yakışanın bu olduğundandır...
 
Katılım
12 Şub 2009
#18
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Konu hakikaten çok güzel.Herkes torbasındaki unu,buğdayı,arpayı,nohutu ne varsa döksün.Ortaya çok güzel şeyler çıkacaktır.

Lütfen,sözlerimden kimse alınmasın.Amacımız bir şeyler öğrenmek.Herkes bir şey söyleyecek ki bizler de bir şeyler öğrenelim.

Bizim insanımız konuşmayı çok sever,hele kadınlarımız çok çok sever.Öyle ki bu konuşma fiilini karşılayan çok kelimemiz vardır:Konuşmak,muhabbet etmek,sohbet etmek,laflamak,dertleşmek,dedikodu yapmak...Yakın anlamlı daha birçok kelime sıralayabiliriz.Bu neyi gösterir?Bizim konuşmaktan çok hoşlandığımızı.Konuşmayı seven,yalnız kalmaktan hoşlanmaz.Yalnız kalamayan da okuyamaz,yazamaz...Maalesef böyle bir milletiz.Onun için şifahi kültürümüz çok zengindir.Bizdeki fıkralar hangi millette vardır.Türküler,masallar,maniler hep sözlü kültürün ürünleridir.Halk edebiyatımız külliyen sözlü edebiyattır.Yani biz okumayı,yazmayı seven bir millet değiliz...Kadınlarımız hiç sevmezler.Şifahi kültürün kaynağının kadınlar olması da bunun en büyük delillerinden olsa gerek...
 

evla

Gündüz yarasalarıyız biz.
Katılım
24 Eyl 2007
#19
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Nereden konuyu tutsam ki :)

konu "kadın "olmasın, yumuşak karnıma dokunmasına sebep olur.Daha bugün kardeş sitemiz meriç.net'e de kadınlarla ilgili birkaç birşey karaladım.

aynısını taşımak istiyorum.


Öyle doğ(y)duk,öyle olduk…

Gece hüzünleri,gündüz sevinçleri,masalcının kızı ve nedense Postacı kadın.Neden diyorum kadınlar sadece yürek taşıyamaz?Taşıyamaz urgan çok uzun.Urban ne olacak.?Elbet biri gelip dolduracak…

Ses(s)iz diyeceğim birkaç hıçkırık bulaşmış ellere.Eller diyeceğim
El diyeceğim ,el vereceğim,Elle korunacağım,Elleri harcayacağım,Ellerimin üstüne düşeceğim,ellerimle saracağım,El diyince suyun altında ki tomurcuklarını anlatacağım uzun uzun .Sonra da El olup gideceğiz…

Kadınlar diyordun –he postacı bir kadın sürekli evine kağıt(kısa kısa yazılar) taşıyor. okuyor ve hayal kuruyor.Hayalleri bile sınırlı sedirli evinin kapısı gıcırdıyor açıldığın da ,biri geldiğini anlayabilsin diye!
K- adın işte…
Kadın önemlidir ağalar.Ananızdır, bacınızdır,kardaşınızdır.Kadın "yapamaz" diyerek su kurnazlığı yapabilirsiniz sadece.Bazen(erkek kadın düşmanlığı için demiyorum) erkeklerin halini kadın meydan savaşında kullanılan piyonlar olarak görüyorum.Kadının fıtratı erkekten çok farklıdır.Misal vermem gerekirse Leyla ve Mecnun aşkında Mecnun feryad figan ettiğin de Leyla sadece susmuştur.susabilmeyi başarmıştır.Kadın yapamaz diyerek kadını damızlık doğurma makinesi veyahut erkeğin peşinde koşturan afet-i devran olarak görürseniz,kadının aynanın karşısında daha uzun durduğunu düşünüyorsanız.Erkek düşünmelidir....
Kadının tek bir kabahati vardır."Aptal "olma numarasını çok sevmiştir.Ve bunu kimileri çok iyi başarır.Her kadın için veya her erkek için geçerli değildir bu sözlerim.Velakin kadının zinciri çok uzundur,kadından beklenenler de çok fazladır.Erkek kadını "birey" olarak görmediği sürece bu böyle olacaktır.Mesela kadından "filozof" olamazlar denilmiş.(Olan da vardır)ama filozofların hayatlarını şöyle bir hatırlayalım çoğu yerleşik hayat bile yaşamamıştır.Bir kadının gece gündüz yollar da dolaştığını düşünün :) düşünmeyin insanın aklına kırk düşünce geliyor.Eğer yanlış hatırlamıyorsam divan şiirin de çok başarılı olan kadınlar takma erkek mahlaslarıyla şiirler yazmışlardı.
hadi bunlardan da geçtim.Geçmişe bakmadan bizler yani sizler kız çocuklarınızla veya yeğenlerinizle nasıl bir iletişim kuruyorsunuz?kız çocuk olduğu için erkek çocuğundan daha fazla korunur ve onun bir "kız "olduğu hatırlatılır.Bakın kız çocuğunu birey olarak yetiştirmeyiz kız evladı olarak yetiştiririz.Misallendirmem gerekirse bir kız bir erkek çocuk olsun.Kız çocuğuna yerde duran taşı kaldırmasına izin vermeyiz."sen kızsın deriz" ama erkek çocuğuna kızarız "sen erkeksin o taşı kaldır " deriz.Ve küçük yaşta ağırlık kaldırmayı öğrenir.Tabi bunu dememle çocuklara kamyondan taş taşıtın demek istemiyorum :)
Ünlü şairlerimizde ağaç kavuğundan çıkmamıştır ve bir erkek ne olursa olsun Annesine hayrandır :)
Kadın ah kadın ne güzel sen akdın ...
 

UluğBey

Sükût gibi münzevi, çığlık gibi hür.
Katılım
27 Ara 2005
#20
Ynt: Sizin de dikkatinizi çekti mi?

abi ne yaptınız siz :D bu konu nasıl hortlamış böyle yahu. 19 Ocak 2007 de açılmış olan bir konu bu.2.5 sene olmuş rahat :) dede efendinin yazdıklarının tamamını olmasa da şöyle göz ucuyla okudum. benim önceden vermiş olduğum yantılara istinaden bazı yorumlarda bulunmuş, eyvallah ! fakat acizin önce mevzuyu hatırlaması gerek ve bu konu içinde yazılmış olan geçmiş iletileri ve kendi yazdıklarımı tekrardan okumam gerek. fakat bu aralar hiç mi hiç vaktim yok, ama inşaallah vaktim olunca yazdıklarımı ve yazdıklarınızı tekrar okuyup, cevap hakkımı kullanacağım, şimdilik kusuruma bakmayın ...


hürmetler !

zeyl: ümmi şairlerden bahsolunmuş, elbette devr-i osmanide bu tarz şairler ziyadesiyle mevcut idi. açıkcası eğitimim sırasında adını duyduğum kadın divan şairi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. bunda eğitimin ve kadının sosyal hayattaki yerinin etkisi olduğunu halen düşünmekteyim.

konuyu dallandırmadan müsade isteyeyim, inşaallah bu konuya iştirak etmeye çalışacağım...
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap