Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Katılım
26 Nis 2007
#21
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Mahşer' Alıntı:
hem sende istersen ve diğer üyelerde katılırsa burada belirli konular üzerinde felsefi çıkarımlar ve denemeler yapalım(diyaolg vari birşey).
bakarsın ne cevherler çıkar... sohbet havasında gelişmesi bilgiyi akıcı ve anlaşılır yapıyor keza o kalın kitaplardaki harf yığını ve kavramlar oldukça engebeli :)
Dünya'dan Mahşer'e, Dünya'dan Mahşer'e..
Mahşer ses ver; sanırım burada yarım kalan bir şeyler var :)
 
Katılım
20 Nis 2008
#22
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Gelmeseydin bütün düğümler düğülü kalacaktı , elimde fenerle Ankara sokaklarında gezinir halde bir adamı haber ederse haber bültenleri şaşırma :)

Yazışmayı çok arzu ettğim bir konu vardı, ama önce sen hele bana şunu de
"kazancakis" i tanırmısın meşhur "zorba" adında eseri vardır? tanımadıysan bir ön bilgi edin ayak üstü, diyeceklerim var bayılacaksın :)

"yıldızların dönüşünü merak ediyorsan onlarla beraber dönmelisin" marcus aırelyus
 
Katılım
26 Nis 2007
#23
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Mahşer' Alıntı:
Gelmeseydin bütün düğümler düğülü kalacaktı , elimde fenerle Ankara sokaklarında gezinir halde bir adamı haber ederse haber bültenleri şaşırma :)
Artık haber bültenlerini takip etmiyorum, en iyisi sen o feneri de alıp yanına buralarda gezin ki olup bitenden haberim olsun ;)

Mahşer' Alıntı:
"kazancakis" i tanırmısın meşhur "zorba" adında eseri vardır? tanımadıysan bir ön bilgi edin ayak üstü, diyeceklerim var bayılacaksın :)
İsmini duysam da kendisiyle henüz müşerref olabilmiş değilim :) Latife bir yana, mea'l-esef, okumadım kitaplarını (Zorba dahil). Hayırdır Nietzsche'ye geri mi dönüyoruz yoksa?
 
Katılım
20 Nis 2008
#24
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Hayır, bu başlık biliyorsunki "DİYALOGLAR" gibi olmalıydı demiştik. fakayt konu konuyu açsın diye Kzancakis geldi aklıma

mesela "zorba" her sabah hayretle içinde uyanır, çünki dünya her defasında şaşılacak kadar "yenidir" mesla hayli yaşlı olmasına karşın ve deniz kenarında büyümüş bir gritli olarak
"aman alahım nekadar muazzam bir deniz" diye bilmektetir.

acaba her defasında dünyayı yeni ve hiç keşf edilmemiş görebilmek doğrumudur yada mümkünmüdür yada neden böyle brşeye gerek var ?
 
Katılım
20 Nis 2008
#25
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

beğenmediğimiz objeler estetiğin sorunumudur yoksa bakuş açısınınmı?

hadi söyle bana "yeni" nedir ne değildir?
 
Katılım
3 Ağu 2008
#26
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Mahşer' Alıntı:
beğenmediğimiz objeler estetiğin sorunumudur yoksa bakuş açısınınmı?

hadi söyle bana "yeni" nedir ne değildir?
eğer bir bakış açın var ise elbette estetik anlayışında buna göre şekillenir. yok eğer nokta-i nazar dersen o başka :)

nokta-i nazar iyidir buna mukabil bakış açısı yeni

bilmem anlatabildim mi? ;D
 
Katılım
20 Nis 2008
#27
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Belki fesahatta ve belagatta yeni olabilir , yeni olan onu yeni telafuz eden yada yeni gören kişinin, yazı içerisinde noktai-i nazar ı bakış açısından farklı görmesine sebep olan "görgüzüzlüğü" dür :D ilk defa fesahat görgüsüzü görüyorum :D bu çok "yeni" bir durum(en azından eim çin)
bu durum benim
görgülülüğümmü?
görgüsüzlüğümmü?

Not: kızmak yok (keşanlı ali)
 
Katılım
3 Ağu 2008
#28
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

nokta-i nazar ile bakış açısı aynı mıdır mahşer?

bu ne görgüsüzlük yahu. pes!

cümlemi tekrar yazayım:

nokta-i nazar iyidir buna mukabil bakış açısı yeni

anlamadım de anlarım. amenna! ama fark yok deme muhterem ;D
 
Katılım
26 Nis 2007
#29
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Bu yeni görgülülük/görgüsüzlük tanımına göre benim nokta-i nazar ile bakış açısının farkını görememem mi görgüsüzlük yoksa onları aynı görmem mi?

Mahşer sanki bu soruya Baki'nin verdiği cevap benim beşinci okuyuşumda yeni olacak..
 
Katılım
3 Ağu 2008
#30
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

esselam;

ferahsan' Alıntı:
Bu yeni görgülülük/görgüsüzlük tanımına göre benim nokta-i nazar ile bakış açısının farkını görememem mi görgüsüzlük yoksa onları aynı görmem mi?

Mahşer sanki bu soruya Baki'nin verdiği cevap benim beşinci okuyuşumda yeni olacak..
görgülülük görgüsüzlük tanımını bilemem ama şu bir gerçek eski-yeni meselesi yeni değil.

nokta-i nazar ile bakış açısı aynı değildir! aynı denilirse bendeniz nokta-i nazardan ne anladığınızı ve buna mukabil bakış açısı denilince ne anladığınızı sorarım.

ben anladığımı anlatmaya çaba sarf edeyim. tabii dilim döndüğünce;

vakti zamanında "geometrik bir hayat"a dair hayali olarak bir ders işlemiştim bu sahifelerde. ;D
doğru tanımı için oraya müracaat edilebilir. şimdiki meselemiz "açı".

açı; iki doğrunun kesiştiğinde aralarında kalan dereceyi ifade eder.
nokta; sabit bir merkezi ifade eder.

şimdi; açı'da merkez sabit değildir. doğrunun yön ve istikametine göre açı değişir. noktada ise buud meselesi yoktur.

sadece "nokta" ve "açı" kelimeleri dahi iki tabirin arasındaki farkı görmek için kafi.

asıl mesele şu: nokta-i nazarda bakan göz sabittir yani meselelere "bir" noktadan nazar eder. bakış açısında ise bakan göz hareket halindedir ve meselelere nazarı nazar edene göre değişir. işte "izafiyet" dediğimiz şey bu "noktada" ortaya çıkar.

şimdi sual: izafiyet ile estetik arasında münasebet var mıdır?
 
Katılım
20 Nis 2008
#31
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

İzafiyet diyicce aklıma ziyafet gelir hep :)
Bakii Kardeş geometri ilmine yenilik kattığınız kesin :)
ama geriyanı hala aynı,
nokta atışı yaparken açınız ; koruduğnuz noktanızla alakalıdır açıda merkez sabit olmazssa açı olmaz :) saçı(m) olur :)
merkezi oynar bir 90 dereceniz varsa bizede gönderin bir yenilik olur :D
mesele sizin kelimelerin kemiyet kısmıyla ilgilenmeniz yoksa ortada bir fark yada yanılgı yok :)

estetik yargılar elbette izaafidir mesela "yeni" de izafibir meseledir.
tabi buradki yeni pantolonumun yeni oluşu değil :) ilkez karşılaştığım bir objenin benim bünyemde yaptığı tesirdir :)

adam hergün ilk keşfediş halini yaşıyor dünyasında bu nedir bu onu soruyorum ?
 
Katılım
3 Ağu 2008
#32
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Mahşer' Alıntı:
mesele sizin kelimelerin kemiyet kısmıyla ilgilenmeniz yoksa ortada bir fark yada yanılgı yok :)
hm...hmm...hmmm..hmmmm (sakallarımı yolar vaziyette "hmm"ladığımı düşün mahşerciğim) :)

kelimlerin kemmiyet tarafı ile ilgilenmek ve kelimeler arasında bir fark görmemek iddiası; üstüne bir de sofistlik taslaklamak...sen de ne hünerler var yahu! gıpta ettim şimdi! yoksa imrendim mi deseydim? yahut özendim mi? hangisini tercih edersin a canım kardeşim? :) her ne ise...

efendim bizde zannedilir ki lisan hayat ile münasebet halinde değil ve hatta hayata müdahale etmez ve fakat bilmezler ki lisan bizzat bir hayat inşa eder! yine bizde zannedilir ki mefhumların tetkikinde lisan tali meseledir ve fakat bilinmez ki bir mefhumu tetkik ederken kelimeleri neye göre seçeceğiz ve yine bizde zannedilir ki lisan ikame edilebilir bir "şey"dir ve fakat yine bilinmez ki ikame edilen ikame ettiğini "hakkı" ile karşılar mı?

misal verelim; lugattan necaset kelimesini çıkarırsanız abdesthanenin evlerin içine girmesi gayet tabi olur! necaset kelimesi yerine "pis" kelimesini koyarsanız necis olanın kerih olacağı hükmünü de kaldırmış olursunuz. sonra bir bakarsınız ki "ikrah" ettiğiniz ne kadar "pislik" varsa burnunuzun dibinde saçılmaktadır amma iş işten geçmiş olur zira lisana kıyınca insana kıyarsınız ve cism-i natık olan insanın insaniyet damarlarından biri kesilmiş olur daha beteri üstü başı kan revan içinde biri çıkar ve sıhhatli olduğu iddiası ile hekimin müdahale etmesine müsaade etmez. zira şuuru yerinde değildir!

bir misal daha verelim; kemmiyet yerine nicelik; keyfiyyet yerine nitelik geçerse eğer; kemmiyetin ihsası olan adet, miktar, rakam, az,çok gibi kelimelerin keyfiyet ile münasebeti kurulamaz buna mukabil keyfiyetin maddeden azade tarafına da kıyılmış olur! sonra birileri çıkar ve "kaliteli insan" saçmalığı ile meydan yerinde boy gösterir. eğer kemmiyet ve keyfiyyet bilinmezse bir takım rakamlar ile adına "kalite" denilen derecelendirme işi baş gösterir ve yine bir takım standartlar zuhur eder ve sonra standartlara uyan kaliteli, uymayan kalitesiz olur. bunun da neticesi şudur: yenilik madde de bir takım değişikliğe gitmek ile mükündür. sonra adam bir sabah kalkar ki her gördüğü yeni, her hissi yeni, her tedai yeni! bundan tabii ne olabilir? zira lisanın yeni! sen henüz merkezini bulamamışsın ki eşyanı tercüme edebilesin?

anlatabildim mi a canım kardeşim? halen anlatamadı isem kusuruma bakma zira türkçem bu kadarına müsaade ediyor... yahut izin mi veriyor desem? :)
 
Katılım
20 Nis 2008
#33
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

kemiyet ve keyfiyet konularını bir başka başlıkta yeterince konuşmuş ve belirli tanımları ayakları üzerine oturtmuştuk zannedersem.
Konu ile alakalı hak; sahiplerine verilmiş kabul ediyor , üst yazınızdaki bilimum anlamların evvelce anlaşılmış olunduğu belirtiyorum.

Zira başlık "Din kültürü ve ahlak bilgisi" yada "Türkçe nasıl naneyi yedi?" olsa idi daha faydalı olacaktı.
Biz "yeni nedir"i tartışırken hep eskisi gibi konuyu dallandırıp budaklandırdık ve başkalaştırdık.
 
Katılım
26 Nis 2007
#35
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Ben de bugün bunu düşündüm, birileri erdi mi ne :p

Ben Agora Meydanından herhangi biri olmaya razıyım, maharet Sokrat olabilmekte :)
 
Katılım
20 Nis 2008
#36
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Muhtemelen :D sonunda -

karısı Xanthipe 'ninde hakkını yeme ama , onu bunlatmasaydı adamcağız bukadar düşünmezdi :D

Peki birçok şeyin cevabı bizde var ve biz bunun farkında değilmiyiz.
örneğin ;
neden değişim sürecinde insan bir öncekini öteler.
 
Katılım
26 Nis 2007
#37
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Mesela Sokrates benim arketipim olabilir mi :) Sen de bunu bana kabul ettirmeye çalışan Jung :D

Ötelemekteki bilinçlilik her zaman değişimde de var mı ki?
 
Katılım
20 Nis 2008
#38
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

:D ben daha çok astral seyahat yapmayı öneriyorum beraberce sokrat dayının yanına
(ömrümü yedi sokrat :( )

eğer konumuz salt düşünen insan ise sürekli bir bilinç hali olacaktır(doğal olarak). yoksa değişim ; bizim toplumuzun genelinde meydana geldiği gibi bilinçsiz bir süreç olarak ele alınacaksa bu ötelemeyi anlamak için beyoğlunda gezinmemiz yeterli olacaktır :D
 
Katılım
26 Nis 2007
#39
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Ben öyle gönderemem düşüncelerimi bilmediğim adamların yanına, korkarım :D

Salt düşünen insan kaldı mı ya hu :) Beyoğlundaki bilinçsizlik ötelemekte mi yoksa değişimde mi? Süreçteki bilinçsizlik ötelemekten itibaren başlıyorsa, bu değişim hiç yeni değil. Başka bir ifadeyle dışarıdakine yeni ama içindeki farkında değil.
 
Katılım
20 Nis 2008
#40
Ynt: Nietzsche Ve Batının Ölen Tanrısı Üzerine..

Beyoğlu ve arkasokakları değişimi hatta daha "tiki" tabirle (ki kafka okuyalı epey oldu) metamorfoz dedikleri "kıldan tüye" :D dönüşüm sürecinde bilmem hatırlarsanız birşeyler yazmıştım. yine sitemizin bilmem hangi köşelerinde bol eleştiri almış, sonradan kabul buyrulmuş bir yazıydı.

Bilinç neydi ? ; farkındalık.
değişiminin farkında olamayan bir toplum zaten öteleyecek bişey bulamaz kü :D
"biz hep böyleydik" diyen varmı aramızda.
mesela osmanlı ahalisi "lale devri" ni yaşadıklarının farkında değildi. Fuat Köprülü "olsa olsa bunlar lale devrini yaşıyodur dedi" :D


değişim bilinçlimidir bilinçsizmi? "beyoğlu ahalisi sorunun dışındadır :D

Not:
"...Zira akıl, temyiz kabiliyetinin en güçlü silâhıdır" (muturidi)
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap