Öykülerim.

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Köroğlu


1595503970539.png


-Bre Köroğlu yiğidim görmez misin Ayvazı dört kişi almış kıskacına, yıktı yıkacaklar, abaki (bostan korkuluğu) gibi dikileceğine yetsene adgırak (kulakları ak, vücudunun öbür tarafları kara olan erkek geyik; dağ keçisi tekesi) gibi ne bakarsın bre yiğidim.

-Sen zevahir (dış görünüş) haline aldanma, öğrensin artık tek başına yetmeyi.

-Yetmeye yeterde yiğidim, yetmez olana yetirmek gerekir.

-Demircioğlu celallenme, az sabr et, yiğit vuruşundan belli olur.

-Yok, ben kalkacağım dayanmayacağım bre aslanım, dayan Ayvazım yettim.

-Bre Demirci oğlu bırakmadın az kavga seyredelim, bende yettim.

Ayvaz

-Siz oturun beylerim, ben dördününde hakkından gelirim evvel Allah, şimdi reyhan Arap atı gibi hepsini önüme katar toz duman içinde bırakırım.

Köroğlu

-Gördün mü Demircioğlu, Çamlıbel gibi coştu yine, tutsan tutamazsın artık.

Demircioğlu

-Bre yiğidim ben tutmaya gitmiyorum ki, kötünün az iyisi az iki kötü arasında en hafifini ona bırakmaya gidiyorum.

-Bre Demircioğlu sende hep yükte ağır olanı alırsın, hafiflerini bize bırakırsın.

-Yiğidim bu vücuda hafif yaraşmaz, boşuna mı demirci oldum, kötüleri zalimleri ezmek için oldum yiğidim.

-Bilirim seni yiğidim Çamlıbel gibi bilirim, Çamlıbel sensiz sen Çamlıbel’ siz olamazsın.

-Yok, yiğidim Çamlıbel seninle Çamlıbel oldu, bizde peşine takıldık seninle namımız zalimlerin kulağına vardı.

-De haydi bitirelim şunların işini de yola revan olalım, bekleyen mazlumlar vardır bizi bekler.

-Beklerle yiğidim beklerler, baksana biz varamadan Ayvaz dördünü de hakladı yiğidim.

-Yediğinin hakkını verecek.

-Baksana iç içe girmiş birbirine dolaşmış çağlarından çap kalmamış.

Ayvaz

-Bre yiğitler ne beklersiniz yollar bizi bekler. Torunlar Ayasofya’yı tekrar açtırmışlar varalım cumayı beraberce kılalım. Bizans’ın ikinci yıkılışını seyredelim.

Haydi, varalım İstanbul iline hey İstanbul iline

Secdeye varalım Ayasofya camisinde varalım gönüller iline

Fatih Sultan Mehmet handan emanettir bizlere

Rastlayan olmuş mudur böylesi bir güzeline

Mehmet Aluç
 

mehmetaluc

Dîvân Üyesi
Vakit Erişmişti Tamama, Bir Karar Vermeliydi İnsanlık Adına Şiirli Atışmalı Öykü


Sıkıntının ne olduğuna çözemeyenlerin çaresini bilmeyenlerin birazcık kafa yormadan, etrafına bakmadan, bulamıyor olanların sayısı hayli fazladır Aslında kendilerini ilgilendiren lakin bu konuda çaba sarf etmeyenlerin, hayata kazandırdıkları sadece içi boş bir etikettir, densizliktir bencilliktir. Sıkıntı insanoğlunu derinden yaşarken, içinde yaşadığımız anın çıkılamayan dipsiz kuyusudur. Bu işi çözmek için, işin içine gir dediğinde, kaçarlar ellerini taşın altına koymazlar, hazır olsun hazır yiyelim hazır olana konalım, tadına bakalım derler. Oysa sıkıntılar içimizde neler olup bittiğini bize ders mahiyetinde, hayatı insanı daha iyi anlamak, neden hangi eksikliğimizle bize tesir ettiğini, onu hangi nedenden dolayı aşamadığımızı daha iyi belirlemek için gösterdiği bir yol haritasıdır.

İnsanoğlu zaman ve mekân arasında kendince dar kalıpları ürete ürete kendince sıkışmış insanın varoluşun ne olduğunu var olmanın gereğini araştırmadan etrafına bakmadan, hayatın, içinde hayatın bir oyun olduğunu bilme isteği onu sıkıntıların merkezine götürürken çözmek için gerekli olan adımı atmayarak sorunu çözmekte çaba göstermemesinin sonucunda doğan bir iç daralmasıdır.
Vakit erişmişti tamama, bir karar vermeliydi insanlık adına, kendisini seçmişlerdi karar verilmesi adına. Bu büyük bir yüktü çekemem diyemeden seçildi. Karşı taraf adına karar verse yanlış diğer taraf içinde uygun olmaz, zaten doğru olanla işleri olmazdı. Lakin kendisinin de yalanla işi olmaz, doğrudan şaşmazdı. Gündüzü geceye gecesi sancıyla doldukça bir yolunu bulamadı, seçilmişti kimseye de soramadı. Güneş sabaha doğru ufukta doğarken tüm âlem aydınlanmıştı uzun dalları olan ağaçların altı gölgelik olmuş, kökleri güneşten faydalanmıyordu, bu doğruydu güneşe karşı kollarını açan arkadakinin güneşinden çalar ve gölgelik verirdi, şimdi gel de bunu anlat onlara. Anlatmaya kalksa, kimisi canım nasıl isterse onu yaparım, ben kollarımı özgürce açarım, kimisi de çıkarak demez ki ben yanlış yöne bakarım, herkesin ortak malını saklarım. Koşmuş karşı köydeki Hüsmen amcaya. Çalmış kapısını içeriye girmiş. Hüsmen amca piposunda ki tütünü dertli dertli çekerken, ona.

Ne kadar gamlı sözlerin var bu akşam vakti
Seni buraya hangi rüzgârlar savurdu attı
Baksana akşam oldu herkesler yattı
İkimizi birden bu dertle gamlar sardı
Hüsmen amca şiirleri severdi, bol bol okurdu. Ona cevap verdi.

Biz her canın elbet canıyız
İşte bu nedenle yanmaktayız
İnsanlara bakınca anlamamaktayız
Öyle ise neden onun için yanmaktayız

Hüsmen amca piposundan bir nefes daha çekti dumanını tavana doğru uzun uzun üfledi.

İnsan isen durma gel beriye
Neden kaçar gibi gidersin geriye
İnsan bu döner mi serseriye
Dönerse serseriye bakmaz ki dönüp geriye

Haklıydı, verdi cevap bulamadı çarenin ıstırabıyla.

Ben gideyim karanlığa aydınlık olsun
İnsanlar adım attıkça aşka mutlu olsun
Bu garip bencil kul sorunun cevabını nasıl bulsun
Onun için çalarım kapını

Hüsmen amca yardım etmeyi severdi.

İki yanında aksın cevaplar nehir gibi
Seni tertemiz etsin akan nehir cennetteki gibi
Senin yolun cennete çıkarmış yel gibi
Sor sorunu da al cevabını âşık gibi

Derinden bir nefes aldı çok şükür, soruna çareyi bulacak bu ağırlıktan kurtulacaktı.
Derler ki güneş aydınlatırken neden mağaralara saklanırız
İçimizde ki eksik nedir ki böyle geride kalırız
Yıllar geçti hala mağaralarda böyle yaşarız
Dışarıya adım atarken ne eksikte geri adım atarız.

Hüsmen ağa

Yetersiz kalan insan eksikliğini bilmemiş
Düşünsünler bakalım aşk ne için Gönül’e girmiş
Kapısını açamadıkları kapı varsa ölüm mü canlarına girmiş
Aşkla mana boyutu eksik onlarda işleri hep yarım kalmış.

Hüsmen ağanın boynuna sarılmak için ayağa kalktı, bir kaç gündür yorgun olan bedeni odanın ortasına yığıldık aldı. Hüsmen ağa kızı gonca çiçeğine seslenerek.

-Gonca kızım, kardeşin Halimle Selimi çağır hemen gelsinler, sende sarmısaklı bir ayran yap getir, konuğumuz Maydanoz Rükneddin bayıldı kendini kaybetti, yardıma gelin de haydi çabuk olun.

Gonca Çiçek, avluda heyecanla seslendi babasına.

-Tamam, babam hemen çağırıyorum, ayran aşı çorbası hazır ondan hemen getireyim.

Yerde yorgunluktan bitap düşen Maydanoz Rükneddin’e yardım eden oğulları divanın üstüne bıraktı, başın altına yastık koyarak odadan çıktılar. Gonca çiçek tüm güzellikleri üstüne giymiş halde içeriye çiçek kokusuyla girince, bu kokunun etkisiyle maydanoz Rükneddin kendine geldi. Etrafına baktı gonca çiçeği görünce tekrardan bayıldı. Hüsmen ağa.

Rabbim seni çiçek kokusuna bürümüş
Gülüşünde çiçekler açarken yolun görünmüş
Kadir Mevla’m güzel olanı anlatın demiş
Seni gören güzelliğinde her şeyi unutur gidermiş.

Gonca Çiçek

Baba beni utandırıp mahcup ediyorsun
Sen insanı ne çok sevdiğimi sen gibi biliyorsun
Yüzün kara eski elbiseleri giy diyorsun
Mevla’m bu güzelliği vermiş sakla diyorsun
Saklamak elde değil güzel babam sende görüyorsun

Baygınlıktan kurtulan Maydanoz Rükneddin şaşkınlıkla Hüsmen amcaya bakarak.

Hüsmen amca ben bir düş gördüm
Düşüm içinde salınarak gezen bir güzel gördüm
Aklım başım zayi oldu güzelliğine vuruldum
Kaf dağın arkasında olsa bulacağım alnıma sanki yazıldı

Hüsmen amca

Âleminde gönlünde sahibidir Mevla
Seni aşkla tanıştırmış kim der otur ağla
Ara bul onu al gönlüne aşkla bağla
Seninle dalga geçenler kalsın içindeki karanlık dağla

Yerinde duramayan Rükneddin

Varayım Kaf dağına bu çıplak ayakla
Varmak gerekir bu aşkla durmak yok durakta
Aşkı bulayım içinde beraber oturakta
Sen beni bekle hemen şuracıkta

Hüsmen amca gülümseyerek
Kafdağı olsa bazen uzakta
Kadir Mevla yaklaştırır bir bakışta
Bak bakalım avluda ne kadar uzaklıkta

Avluya çıkan Rükneddin, karşısında gonca çiçeği görünce, damarlarında ki kanın akışı hızlandı, bedenini terler bastı, heyecan içinde bağırdı.

-Hüsmen amca, Hüsmen amca, çabuk gel çabuk…!
Hüsmen amca yavaştan alarak.

-Ne oldu oğlum Kaf dağına mı vardın?

-Vallahi gitmeme gerek kalmadı ki Kaf dağına! İşte düşümde gördüğüm o güzel karşımda.

-Ne diyorsun evladım.

Mutlak güzelliğin tecelli ettiği bu âlemde o güzel karşımda
Şimdi ona ne söyleyeyim ki aşkla duruversin yanımda
Âlem desem bin âlem cennet desem cennet bakışında
Hüsmen amca bu güzel kimin kızı varalım isteyelim babasında

Hüsmen amca.

-Sor bakalım kızında gönlü razımı.

Rükneddin

Ban düşer mi senin yanında yaşamak
İzin verirsen bir ömür gözlerine isterim bakmak
Ben bir garip kulum aşkla seninle tanıştım
İsterim bir ömür boyu bak yanına yakıştım

Gonca Kız

Gonca kızım derdini anlar
Bir kararsız kuştur gelip dalına konar
Aşksız kalırsa saçın inan başını yolar
Soran sordu soruyu, aldı cevabını oldu mu?

İşte böyle insan eğer hayata dair bir kuralı ihlal edilirse bu hayatın akışı bozulur. Kurallara uymayan kural nedir bilmeyen, bunlara karşı çıkan kurala kural tanımaz kurallar koyan kimse oyunbozandır. İnsan aşksız yaşarsa sevmezse sevilmez mutlu olmaz, herkesi kendisi gibi tehlikeli potansiyel olarak görür, kaçtıkça kaçar kendi karanlığından kaybolur. Aşk, Âlemlerin Rabbinin gönderdiği nurundan bir parça alarak, dağıtarak yol almaktır, insanın mutsuzsa mutluluğuna mutluluk katmaktır hayat.

Mehmet Aluç
 
Tüm sayfalar yüklendi.

xen

Üst Alt