Okumak Ve Düşünmek Üzerine

Katılım
1 Mar 2006
#1
[align=center]Okumak Ve Düşünmek Üzerine [/align]


İnsanlığın geride bıraktığı son yüzyılın ikinci yarısından itibaren toplumun okuma alışkanlığı hızla değişti. Bunda Cumhuriyet sonrasının kültür devriminin, harf inkılabının hatırı sayılır bir etkisi var. Zamanla yeni oluşan ümit ve korkulara paralel olarak, okuma alanları, ilgileri, yönelişleri de farklı sapmalara uğradı.

Büyük gürültüler çıkarılarak başlatılan eğitim projeleriyle, eğitime destek kampanyalarıyla bir taraftan insanlar, okuma yazmaya özendirilirken, yönlendirilirken diğer taraftan da okumanın, yazmanın ve düşünmenin cezalandırıldığı, tehlike olarak kabul edildiği ender ülkelerden biriyiz galiba. Aslında böyle çarpık durumlar, insanda kişilik oluşumunu olumsuz yönde etkileyip kişiler arasındaki iletişimi bozar. Soğuk, ruhsuz, düşünme kabiliyeti olmayan gruplar oluşturur. Hep tekil duygularla yaşayan biyonik robotlar haline düşüyor okumayan insan. Kitaptan ve okuma eyleminden uzaklaştığı için adeta asitik bir ortam durumuna dönüşen bir toplum ve her şeye rağmen okuyan, yazan, düşünen, konuşan bireyler de var.

Birbirleriyle nasıl uyuşur bilemiyorum. Sanki okuma-yazmadan kastedilen şey sadece ilk okuma yazmadır. Sonra sakın daha fazla ileriye gitmeyin, okumayı öğrenin ama ön görülenlerin dışında başka bir şey okumayın denmek isteniyor. Yazmayı öğrenin ama sakın ola ki suya sabuna dokunmayın, aykırı şeyler yazmayın eleştirmeyin, yanlış da olsa kötü de olsa karşı çıkmayın, hep güzel şeyleri olumlu şeyleri yazın, konuşun denmek isteniyor.
Sonuçta her şeye rağmen belli bir kalıba sığmayıp, kabuğunu kıran, okuyan kesimlerin içinden, bilgi, birikim ve kültür olarak belli bir seviyeden sonra aynı düzlemde buluştukları ve yeni açılımlar elde ettikleri görülmektedir. Okuma alanlarını genişletip kendi yüreklerini ve etrafı besledikleri bilinmektedir. Hatta belli bir okuma sürecinden sonra, okuyan kimseler olaylara at gözlüğüyle bakmadıkları, tek bakış açılı olmadıkları için bazı ortak paydalar altında toplandıkları da bir gerçektir. Okuyan insanlar en kötü ihtimalle bir araya gelip, oturup konuşabilen insanlardır. Birbirleriyle konuşup, birbirlerini anlayabilen insanlar çoğunlukla okuyan, düşünen insanlardır.

Sanırım biz okumayı sadece bir okulu, bir liseyi ya da bir fakülteyi bitirmek olarak anladık. Kendi medeniyet değerlerimizi, tarihimizi, olaylara eleştirel gözle bakmayı, bilimsel çalışmalarda düşünmenin ve bir düşünceyi yürütmenin önemini de öğrenebilecek, ders kitaplarının dışında yeni ufuklar açarak dergi, kitap okuma alışkanlığını ve günlük faydalı yayınları takip etme alışkanlığını veremedik çocuklarımıza. Şimdiye kadar çeşitli suçlarla ve terör olaylarına karışanların çoğunluğunun en az bir lise ya da bir fakülte bitiren insanlar oldukları, yani okuyup, yazan ama düşünmeyen insanlardan oluştukları bilinmektedir. Sadece verilenlerle yetinmeyip asıl okunması gereken şeyleri okuyan, doğruyu araştıran, güzel olana ulaşmak için düşünen, yorum yapan, algılayabilen insanlar neden suç işlesinler, neden teröre bulaşsınlar ki.

Okumada amaç; kendi toplumsal değerlerimizi, medeniyet motiflerimizi, gelenek ve kültürümüzü de öğretip her şeyden önce ahlaklı, faziletli, şahsiyetli, bilgili, dürüst, hoşgörülü, demokrat, iletişime açık medeni insanlar yetiştirmek olmalıdır. Bu toplumların ve bu insanların öyle büyük bir medeniyet ve kültür birikimi var ki başlangıçta hangi tür okumalar olursa olsun sonuçta o okuma eylemi insanı sel gibi taşıyıp o birikimin ve o kültürün içine götürür. Yapılan devrimler ve harf inkılabı dahi okumayı zaafa uğratmış olsa bile sonuçta bu kültürün ve medeniyet değerlerinin ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur.

İnsanlar tüm dönemlerde tüm yasaklanmalara rağmen okuma, yazma, düşünme ve konuşma ihtiyaçlarını gizlice yer altında da olsa, mizahla da olsa hep gidermişlerdir.

O yüzden kesinlikle okuma, özgür düşünme ve konuşma konusunda suça teşvik hariç hiçbir engel kabul edilemez. Şunu unutmayalım ki insanların dönemin rüzgarına göre bir şekilde savrulup gitmeleri, okumamaları ve düşünmemeleri sonucu oluşmuştur.

Okuma hangi amaçla, hangi yönde olursa olsun sonuçta düşünen ne istediğini bilen insanlar yetiştirdiği için bizi birbirimize yakınlaştırır. Medeniyetimizi ve kültürümüzü öğrenmeye doğru giden bir çizgiye girmemizi sağlar. Sorunların üzerinde düşünüp çözüm arayan insanlar topluluğu oluşturur. Önemli olan okumak, anlamak ve yaşamı düşünmektir. Gerisi arka planda kuru gürültüden ibarettir. Her şey sonuçta yaşamın nedenini doğru okumaya ve anlamaya yardım eder. Etmelidir.

İnsanlığın en güzel erdemi, okumak ve düşünmek değil mi?

[align=left]İSMAİL OKUTAN[/align]

*alıntıdır
 

Giriş yap