Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

dilmurg

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

Refik Halit Karay..Yezidin Kızı, İnkılap Yyaınları

Yezidin Kızı bir roman...

Refik Halit'in sağlam bir dili ve roman tekniği var...

Yezidilik hakkında güzel bilgiler var bu romanda...

Akıcı ve sürükleyici bir bir roman...

Temel çatışma, Yezidi Zeliha ile romanın kahramanı arasındaki karşılaşma ve ilişkiyle kurulmuş...

Tavsiye edilir...
 

ferahsan

Dîvân Üyesi
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi



Hasan Aycın-Gece Yürüyüşü

Kitapta yazan bir şey yok..
Ama okumasını bilen çok şey okur ;)
 
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

ferahsan' Alıntı:


Hasan Aycın-Gece Yürüyüşü

Kitapta yazan bir şey yok..
Ama okumasını bilen çok şey okur ;)
Sana inanmıyorum Ferahsan yaa :(
Ben yazacaktım onu.. Yine benden önce davrandın :p :p :p

Neyse.. Arkadaşlar "gece yürüyüşü" diye söylemiyorum ;) ama gerçekten çizgi araları okunması gereken bir kitap..

"Adam konuşmuyor, ama susmuyor.."
 

dilmurg

Gün akşamlıdur devletlum; dün doğduk, bugün ölürüz
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

İsmet Özel, Toparlanın Gitmiyoruz -I, Ebabil Yayınları, 2008, İstanbul...

İsmet Özel'in yayınlanmamış daha önceki yazıları, konferansları, röportajları...ve tabii ki son konuşmalar..özellikle özeliin türklük anlayışını öğrenmek isteyenler için birebir...
[br]Gönderilme zamanı: 09 May 08, 23:41:59 Toparlanın Gitmiyoruz II, İsmet Özel, Ebabil Yayınları, 2008

Toparlanın Gitmiyoruz III, İsmet Özel, Ebabil Yayınları, 2008


İsmet Özel'in son mülakatları, İstiklal Marşı Derneği konuşmaları, Toparlanın Gitmiyoruz konferanslarının birkaç metni vs...

İsmet Özel tarihe not düşüyor bu konuşma ve yazılarında...

Değerli üç kitap...


Aslında geniş bir alıntı yapmak isterdim ama ne yazık ki vaktim müsait değil...

Özellikle Türklük anlayışı ile ilgili...


Herkese şiddetle tavsiye ederim...
 

GERİLİM90

Divan Üyesi
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

Abdülhamidin kurtlarla dansı kesinlikle okunmalı.Özellikle tarihi kendi düşünceleleriyle gerçekler arasında ayırım yapamayan bihaber insanların aydınlatılması için çok önemli.yüzyılının en önemli lideri yahudileri gerçekten korkutmuş olmalıki taht ta uzun süre kalmasına izin vermediler .İşte bu yüzden gençlerimizde muhakkak okuyup bilinçlenmeleri için çok önemli
 

uzlet

Bağlı Değil
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

amak-ı hayali şiddetle tavsiye ederim özellikle hiçlik tepesi meraklılarına birebir sadelikle yazılmış çok hoşuma gitti benim yazar cenaze imamları gibi sözü uzatıpta uzatan bir anlatımda da bulunmamış
 

sokak lambası

Dîvân Üyesi
Ynt: Okunan Kitaplar ve Değerlendirilmesi

ÇÖLE İNEN NUR u tavsiye ederim arkadaşlar.Necip F. ın o güzel uslubuyla Peygamber Efendimizin hayatını anlatan harika bi kitap.okumanız dileğiyle
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Katre-i Mâtem

İstanbul bahçelerinde ve yol kenarlarında Nisan ayını şenlendiren laleler açarken bir yandan da İskender Pala’nın yeni romanı Katre-i Matem’i okuyor olmak hoş bir rastlantıydı. Bir lalenin adı olan Katre-i Matem, Lale Devri’nde, lale bahçelerinde geçen bir aşk cinayetini anlatıyor. Lale Devri’nin son yıllarında Sultan III. Ahmet dönemini anlatan roman hem divan şiirinden hem de geleneksel aşk öykülerinden besleniyor.

Katre-i Matem’in olayları, Kara Şahin adlı genç bir adamın sırılsıklam âşık olduğu Nakşigül adındaki genç kızla evlenmesiyle başlar. Kara Şahin, gerdeğe girdikleri gecenin sabahı uyandığında, yatağın içinde güzel gelinin parçalanmış cesedini bulur. Nakşigül’ün bedeni vahşice parçalanmış, gelin odası kana bulanmıştır. Kara Şahin’e o geceden kalan tek şey, Nakşigül’ün avucunda sımsıkı tuttuğu bir lale soğanıdır. Böylesine anlaşılmaz ve karanlık cinayeti çözmek için elindeki tek umut bu lale soğanıdır.
Şahin bir yandan katil olmadığını gelinin ailesine kanıtlamaya çalışır, öte yandan da kendisi katili ya da katilleri bulmak ister.

“... Nakşigül’süz bir hayatın beyhude olduğu fikri de birden ters yüz oluverdi. Üç hafta ve bir gece de olsa yaşadığı en anlamlı zaman adına, sevgili edindiği ve birlikte uyuduğu tek insan adına, onun uğrunda, onun için bir şey yaparsa hayatını yeniden anlamlı kılabilir, aksi takdirde kendini affedemezdi.” Tek derdi Nakşigül’ün katillerini bulmak sanırken, aslında kendi haberinin olmadığı başka bir nedenden dolayı padişah ve sadrazam da onun peşindedir.

Bir cinayet, altmış altı soru

Katre-i Matem roman içinde roman formunda yazılmış; “Yek Cinayet Şast u Şeş Sual” adlı romanı barındırıyor. Günümüz diliyle “Bir Cinayet, Altmış Altı Soru” adını taşıyan hikâyeyi anlatıcı bir müzayedede edindiği dergide buluyor ve çok hoşuna giden cinayet öyküsünün dilini sadeleştirip yeniden aktarıyor. Bu sayede, içinde yazılış öyküsünü barındıran, inandırıcı bir roman çıkıyor ortaya.
Roman altmış altı sorunun başlık oluşturduğu bölümlerden oluşuyor. Her sorunun yeni sorular doğurduğunu, her bir yanıtı buldukça da konunun yeni dolambaçlara daldığını görüyoruz. Kurgu bu sorularla açılım kazanıyor. Bazen basit bir gizin ortaya dökülmesi bazen da bir karakterin zekâsını sınamak için kullanılıyor sorular. Romanın merkezinde Nakşigül’ün cinayeti olsa da, başka aşk öyküleri yan temalar olarak destekliyor ana konuyu. Şahin’in cinayeti araştırma sürecinde edindiği dostu Yusuf da kendi aşk öyküsünün pürüzlerini düzeltmeye girişiyor.
Romandaki yan temalar sadece kahramanın dostlarıyla ilgili değil, romana Lale Devri’nin ruhu da çok şeyler katıyor. Kara Şahin’in saray dışında doğmuş bir şehzade olması -kendi bilmese de- bilenler gözünde onu önemli kılıyor. Saray içersindeki güç dengelerinin her yeni kişiyle yerinden oynaması, siyasi oyunların ne denli hassas ölçülerde durduğunu gösteriyor. Aslında barış dönemi olarak bilinen Lale Devri, aynı zamanda varlıklı ve soylu paşalar ile yoksullar arasındaki farkın iyice arttığı, isyanlara gebe bir dönemdir. Barış ile gelen refah, varlıklı kesimin yeni hazlar arayışında olmasına neden olmuştur; bunlar sanatta, edebiyatta ve özellikle de yaşam alanlarını güzelleştirmede ileri götürdüyse de, yoksul ve cahil halk için fazla anlam taşımıyordu.
Katre-i Matem (matem damlası) Lale Devri havasına uygun olarak, bir lalenin gizeminin çözülmesini romanın odağı olarak sunuyor. Roman boyunca Katre-i matem adını verdikleri lale, cinayetin ardındaki gizemi simgeliyor fakat romandaki lale simgeleri bununla kalmıyor, çok farklı anlamlarla karşımıza çıkıyor: Aşkı simgelediği gibi, İstanbul’u, ya da güzelliği de benliğinde var ediyor. “Ve elbette lale doğuludur, Hıristiyanlık kadar, Musevilik kadar, İslamiyet kadar doğuludur yani... Lale utangaçtır, taze bir gelin kadar, iltifat görmüş bir nazenin kadar utangaç (...) Öte yandan lale, aşkın adıdır, hatta belki bağrındaki karalarla aşıkın adıdır.” Bir döneme ve bir yaşam biçimine adını veren çiçeğin Hollanda’ya gidiş öyküsü, batıdaki adının ardında yatan hikâyeler, yetiştirilişi, önemi gibi konular da romanın kurgusu içinde anlatılıyor.

Divan şiirinden örnekler
Daha önce İskender Pala’nın eserlerini okumamış olanlar bile onun divan edebiyatı söyleşilerini, programlarını duymuş olabilirler. Yazar, Katre-i Matem’de çok iyi bildiği divan şiirinden örnekler serpiştirmiş; bu sayede dönemi okurun zihninde canlandırmaya yarıyor. Şiirler kadar romana hoşluk katan bir başka öğe de derkenar başlıkları altında eklenen aşk öyküleri. Yazarın pastiş formunda yaptığı bu metin yan-çıkmaları, satır aralarında geçen bir öykü anlatıldığında, kenara eklenmiş bir not olarak canlanıyor romanın biçeminde. Örneğin, Leyla ile Mecnun’un adı geçtiğinde, hangi bağlamda geçiyorsa ünlü destandan küçücük bir öykü yerleştirilmiş. Hem konuya netlik kazandırmak hem de roman içinde roman formuna sadık kalmak için yapılmış bu derkenarlar. Divan şiirleri ne denli saray sanatını temsil ediyorlarsa, derkenar başlıklı birkaç tümceden oluşan bu öyküler de halk destanlarını çağrıştırıyor. Yazar bunu yaparak saray dili ile halk dili arasında bir köprü oluşturmuş. Bu minik öykülerin büyük çoğunluğu umutsuz aşk hikâyeleri olsa da, aşkın ölümsüzlüğünü yineliyorlar.
Konusu lale devrinde geçiyor diye, divan edebiyatından alıntılar barındırıyor diye (lisede konudan soğuyanlar varsa), kalın bir kitap diye, vb... konuya mesafeli yaklaşan ve bu nedenle okumaktan vazgeçenler olursa çok yazık olur. Çünkü aslında zekice yazılmış bir cinayet romanı bu, hızla ve zevkle okunuyor.


ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE / Radikal Kitap
 

ecrin

Başka bir seyyareden gelmiş gibiyim.
Ynt: Kitap eleştirileri

Üstâdın Katre-i Matemini okumadan önce İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlasını okumanızı tavsiye ederim.Mekanlar hemen hemen aynı.Katre-i Matem bu kitabın devamı gibi..
 

Türkistan

Divan Üyesi
Ynt: Kitap eleştirileri

Katre-i Matem Kritiği

"Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" romanından sonra İskender Pala,"Katre-i Matem" adında yeni bir romanıyla okuyucularının karşısına çıktı. Birinci romanının Bağdat'ın bombalandığı dönemlere rast gelmesi belki de edebî açıdan tenkit edilmesinin önünde bir engel gibi durdu.Birinci romana daha çok duygusal açıdan bakıldığı için, iyi bir satış rakamına da ulaştı diye düşünüyorum. Bana göre her kitap gelinlik kız gibidir. On sekizine gelene kadar toz kondurmayabilirsiniz ama görücüye çıktıktan sonra da her türlü tenkidi anlayışla karşılaşmak zorundasınız. Tabii ki eleştiriler de hakkaniyet ölçüleri içinde kaldığı müddetçe...


Kendi medeniyet havzamıza mensup bir yazar olarak, İskender Pala'nın kitaplarının başarılı olması,her şeyden önce bizleri sevindirir ki; bizim duygusal açıdan yaklaşarak yer yer subjektif değerlendirmeler yapabileceğimiz ihtimali de sürekli göz önünde bulundurulmalıdır. Burada, mümkün mertebe tarafsız bir gözle değerlendirmeye çalışan biri olarak söyleyebilirim ki; roman ne öyle göklere çıkartılacak kadar bir şaheser ne de yerin dibine batırılacak kadar değersiz... Romanda çok güzel bulduğum taraflar olduğu kadar son derece vasat bulduğum taraflar da var.



Muhteva açısından ele aldığımızda, belki yazarın divan edebiyatını iyi derecede bilmesinin verdiği avantajla; zengin bir muhtevaya sahip olduğunu söyleyebilirim. Ama üslup açısından değerlendirmeye tabi tuttuğumda ise; son derece vasat olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.Bizim ülkemizde maalesef edebî tenkit geleneği yerleşmediği için olsa gerek; ya eserleri büsbütün göklere çıkarıyoruz ya da haksız yere yerin dibine batırıp bırakıyoruz. Oysa iyi bir tenkitte, hem olumlu hem de olumsuz yanlar, yan yana orta yere serilmelidir. Hem iyi hem kötü tarafarı aynı metin içinde zikretmek,hiç şüphesiz başarılı bir tenkit için olmazsa olmaz bir kuraldır.



"Katre-i Matem"i, roman tekniği açısından çok da başarılı bulduğumu malesef söyleyemeyeceğim. Başarısız bulduğum noktaları neden başarısız bulduğumla birlikte sırasıyla söyleyecek olursam; ilk önce ifade etmeliyim ki bir kere ciddi bir eksiklik olarak karakter tasvirlerinin zayıf olduğunu ifade edebilirim. Şöyle ki; Kara Şahin ya da Topaç Yeye dediğimde benim aklımda şimdi bile güçlü bir karakter resmi canlanmıyor. Burada karakterler yüzeysel geçilmiş, roman sadece olaylar üzerine inşa edilmiş demeye çalışıyorum. Oysa iyi bir romanda insanın aklında kalacak güçlü karakterler olmalıdır bana göre...Mesela "Çalıkuşu" dediğimizde, çoğumuzun aklına hemen Feride gelmektedir. Oysa "Katre-i Matem" kahramanları olarak sayabileceğimiz öyle birileri aklımızda kalmıyor..



Yine bunun gibi ikinci zayıf nokta, mekân tasvirlerinin de yüzeysel yapılmasıdır. Ahmat Hamdi Tanpınar'ı okuyanlar, bu romanı okuduktan sonra "Katre-i Matem"deki eksik kalan noktayı daha bariz bir şekilde fark edecektir. Mesela Tanpınar'da bulduğumuz detay tasvirlerini burada bulamıyoruz. Bir başka ifade ile söyleyecek olursak sanki cümleler tam söylenilmemiş, iddialı orjinal cümleler kurulmadığı için de okurken şöyle ağız tadı ile roman okuduğunuz hissine kapılamıyorsunuz. Bahsettiğim orijinal cümlelere örnek olarak Balzac'ı gösterebilirim. Balzac'ta hemen hemen her cümlede orjinal bir taraf bulduğunuz için romanı keyifle okursunuz. Aynı şekilde Vladimir Bartol'un "Alamut Kalesi" adlı romanını örnek gösterebilirim ki;"Alamut Kalesi"nde insanı kendine çeken bir akıcılık var. "Katre-i Matem"le üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söyler gibi olsa da "Alamut Kalesi"nde aşk, ihanet, kavga ve felsefe atbaşı gitmektedir; biri diğerinin önüne geçmemektedir. Oysa "Katre-i Matem"de herşey kendi yaşanıldığı yerde durmakta, bu da romanın cazibesini yitirmektedir.



Romanın içeriğine biraz değinecek olursak diyebiliriz ki roman,altmış altı soruda bir cinayeti çözmeye çalışmaktadır. Dilenci külhanında iki arkadaşın kardeşleşmesi olayıyla başlayan romanda,muhtevanın zenginliği dikkati çekmekte olup, tarih, aşk, şiir,entrika, macera gibi hayatın belki her alanıyla ilgili bir şeyler söylenilmektedir. "Matem Damlası'" anlamına gelen "Katre- i Matem", romanda peşine koşulan bir çeşit laledir. Lale bitkisi üzerinden "Lale Devrini" ve o günün şartlarını gözümüzün önüne getiren romanda, hem siyasi hem de edebî tarihimiz açısından bize sağlam ipuçları da verilmektedir. Mekân İstanbul, zaman "Lale Devri"dir. Yani ihtişam ve sefaletin koyun koyuna yattığı bir şehirdir o zamanın İstanbul'u...




Yazar romanda çerçeve öykü tekniğini kullanmış. Bu tekniği kullanırken yer yer başarılı olmuşsa da; yer yer anlamsız tekrarlara başvurmuş. Mesela bazı durumlarda öykü içinde parantez açıp başka bir öykü anlatmış ve parantezi kapatıp ana öyküye kaldığı yerden devam etmiş. Bunu yaparken de bazen ana öyküyle bağlantıyı kuramamış. Romanı derkenar açarak gelenekten ödünç aldığı öykülerle beslemiş olması, romana farklı bir lezzet katmış diyebilirim. Yani bir romanı okurken aynı zamanda Mesnevi'den veya Fuzuli'den alınmış bazı ibretamiz hikâyeleri de okumuş oluyorsunuz ki; bence bu romana ayrı bir renk katmıştır.




Mesela Leyla- Mecnun, Yusuf ile Züleyha hikâyeleri belki tek başına okunmazken, yeniden okuyucuyla buluşmuş oluyor. İhsan Oktay Anar bu tekniği kullanmış olmakla birlikte İskender Pala'da bu gerçek, hikâyelerle beslendiği için daha anlamlı geliyor bana.



Netice-i kelam, İskender Pala divan edebiyatını sevdiren kişi olarak ya da ülkemizde divan edebiyatı alanında çok başarılı işlere imza atmış birisi olarak, herkesin kendine saygı duyduğu bir isimdir.Ama bu durum onun çok büyük bir romancı olarak herkes tarafından onaylanacağı anlamına gelmiyor.



Umut Bulut
 

UluğBey

Divan Üyesi
Ynt: Kitap eleştirileri

tam başlığa girip Katre-i Matem'den bahsedeyim dedim ki, Dil-şâd önce davranmış. İskender Hocam yine harika bir çalışma meydana çıkarmış, kitabın yüzde 65 ini bitirdim, hemen okuyup bitirmek de istemiyorum, tıpki bitmesini istemediğin bir film gibi...

okumama vesile olandan sonra kitabı yazandan ve kitabın esas yazarından Allah ebedlere kadar razı olsun...

hürmetler.
 

terk-i diyar

"aziz misafirim"
Ynt: Kitap eleştirileri

Bugün kitapçıya gidecektim Katre-i Matem i şimdi sayenizde duymuş bulundum bugün temin edip okumaya başlayacağım inşallah.
Teşekkürler
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: Kitap eleştirileri

Bende eleştirebilir miyim?Hemde en pervasız bir şekilde,en özgür bir biçimde ama bu özgürlüğüm yazarın şahsiyeti ile sınırlıdır bunun bilinmesini isterim.Kaza oklarımı Ölmeye Yatmak adlı romana yöneltiyorum.Çünkü bu roman ve bunun gibi yani bu türden ideoloji kokan ve amacı sadece bir kesimin ‘helal olsun be nasılda oturtmuş lafları’ demesi için yazılan romanların bence hiçbir sanat öğesi yoktur.Sanatın kıyısına bile yaklaşamayan bu türden romanlar daha doğrusu roman olarak adlandırılan uzun yazılar sanattan uzak kalmak yetmiyormuş gibi birde bu milletin uhuvvet kaynağı olan bazı değerlere çatallı dilleriyle laf atmaktanda geri durmazlar.Kapalı toplumun ama çirkinliğe ama günaha ama soytarılığa kapalı olan bir toplumun ahlak değerleri ne yazık ki medeni olmaya engel teşkil etmiş ve Atatürk’ün çizdiği çağdaş medeniyet yolunda büyük bir engel olarak gösterilmiş.Ve kapalı toplumda var olan kadın sadece gayr-i meşru ilişkiler sonucu özgür ve çağdaş olabilir görüntüsü hayasızca lanse edilmiş.Bunları kökü edebden gelen bir sanatın gölgesine bile sokmam.Bana verin yobazlığımı ne derseniz deyin ben bunları yapmadığım sürece yobaz kalacaksam kalayım.Bakın yobaz atalarımız ne demiş.

Edeb bir tac imiş nur-ı Hüda’dan
Giy o tacı emin ol her beladan

Selam ile…
 

MİSAFİR

Divan Üyesi
Ynt: Kitap eleştirileri

Katre-i Matem' i hani bir solukta derler ya öyle okuyup bitirdim.
Lakin İskender PALA Hocanın "Babilde Ölüm İstanbulda Aşk" adlı eserini çok daha büyük keyif alarak okumuştum.
Hocamın eline, gönlüne, kalemine sağlık.

"Uyan saki Lale Devrindeyiz"
 

Dil-şâd

Benim tedbirim, Sen'in takdirinden küçüktür.
Bab-ı Esrar ?

"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için... Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti... Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı.

Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor. Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...
Bab-ı Esrar, şu an en çok satan dördüncü kitapmış, henüz okumadım ve nedense kitaba doğru çok yoğun bir akış da yok içimde. Varsa ,özellikle okuyan birilerinden biraz fikir almak istiyorum. selam ile...
 

PeJMüRDE

Divan Üyesi
Ynt: Kitap eleştirileri

Bab-ı esar adlı kitabı okudum.Büyük bir şevkle aldım kitabı bir çırpıda diyemeyeceğim öyle kötü alışkanlılarım yok:)))sindire sindire okudum.Ancak şöyle bilgiler verebilirim.Hippi,özgürlükçü bir ingiliz kadın ile mevlevi bir babanın çocuğu olan karen kimyanın(Kimya Hatun Hz.Mevlana'nın kızıdır.Aynı zamanda Şemsin karısıdır.)konyaya bir otel yangınını araştırmak üzere gider ve oralarda bazı mistik hadiseler yaşanır.Okurken gözünüzde canlandırıverin o zaman çok etkili olacağından şüpheniz olmasın.beni ençok etkileyen yeri Hz.Mevalana ve Hz.Şems'in karşılaştığı andır.Merece'l Bahreyn demişler iki denizin birleştiği yere.Biri maddi ilimler biri manevi ilimlerin en uç noktalarında.Olayların arka planını düşünmek ve de bir polisiye romanı okumak isterseniz kaçırmayın bence.Kahramanın içine düştüğü ikilikler romanı dahada aktüel yapıyor.Şöyle ki;maddi alemi tek bir gözle temaşa eden insanlara mistik objeler anlamsız gelir ve onlara inanmazlar.İşte Karen'in içinde bulunduğu durumda bundan ibaret.Bu çatışma kitabın biraz uzun olmasına neden olmuş.Ayrıca Şems ile Hz.Mevlana'nın arasındaki muhabbeti yanlış algılayan veya bunu yanlış olarak algılamak isteyenler bu kitapta bunun cevabını bulabilirler.Çok uzattım galiba ne yapalım ayda yılda bir okuyunca böyle cahilane bir şekilde bülbüle rakip oluyoruz.:))Selametle......
 

kardelen2006

Divan Üyesi
Ynt: Kitap eleştirileri

PeJMüRDE' Alıntı:
Bab-ı esar adlı kitabı okudum.Büyük bir şevkle aldım kitabı bir çırpıda diyemeyeceğim öyle kötü alışkanlılarım yok:)))sindire sindire okudum.Ancak şöyle bilgiler verebilirim.Hippi,özgürlükçü bir ingiliz kadın ile mevlevi bir babanın çocuğu olan karen kimyanın(Kimya Hatun Hz.Mevlana'nın kızıdır.Aynı zamanda Şemsin karısıdır.)konyaya bir otel yangınını araştırmak üzere gider ve oralarda bazı mistik hadiseler yaşanır.Okurken gözünüzde canlandırıverin o zaman çok etkili olacağından şüpheniz olmasın.beni ençok etkileyen yeri Hz.Mevalana ve Hz.Şems'in karşılaştığı andır.Merece'l Bahreyn demişler iki denizin birleştiği yere.Biri maddi ilimler biri manevi ilimlerin en uç noktalarında.Olayların arka planını düşünmek ve de bir polisiye romanı okumak isterseniz kaçırmayın bence.Kahramanın içine düştüğü ikilikler romanı dahada aktüel yapıyor.Şöyle ki;maddi alemi tek bir gözle temaşa eden insanlara mistik objeler anlamsız gelir ve onlara inanmazlar.İşte Karen'in içinde bulunduğu durumda bundan ibaret.Bu çatışma kitabın biraz uzun olmasına neden olmuş.Ayrıca Şems ile Hz.Mevlana'nın arasındaki muhabbeti yanlış algılayan veya bunu yanlış olarak algılamak isteyenler bu kitapta bunun cevabını bulabilirler.Çok uzattım galiba ne yapalım ayda yılda bir okuyunca böyle cahilane bir şekilde bülbüle rakip oluyoruz.:))Selametle......
çok güzel anlatmışsınız aynen altına imzamı atıyorum :) evet mevlana ve şems arasındaki muhabbet yanlış anlaşılmaya müsait bi şekilde anlatılmış birazcık ama bende beğenmiştim kitabı...
 

Benzer konular

Bu içeriği görüntüleyen kullanıcılar (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt