ÖLÜM NEDİR???

Katılım
2 Ara 2006
#1
ÖLÜM NEDİR

Ölüm güzel şey budur perde arkasından haber,
Hiç güzel olmasaydı ölürümüydü peygamber.

Diyor üstat. Ölüm gerçekten bu kadar güzel mi? Ruhumuzun bedenimizde bulunduğu her an düşündüğümüz hep uzakta görmemize rağmen her zamanda içimizde hissettiğimiz ölüm nasıl güzel olabiliyor? Şairlerin filozofların her dem benliğini işgal eden onları ya çıldırmaya ya da intihara kadar sürükleyen ölüm nasıl güzel olarak görülebilir? Yaşadığımız her mutluluk anında aniden gelip düşüncelerimize saplanan ve en mutlu anımızı acıya dönüştüren ölüm nasıl sevilebilir ki? Daha bir yığın soru…
Düşün düşün sonuç yok… Ölüm zamanın içinde gizlenmiş zehirli yılan, insanoğlu misafir olduğu bu zaman mabedinde çaresizce yılanın zehrini bekleyen aciz varlık. Ölüm yokluğun kapısı… Ölüm bedeni ve ruhu saran hazlara veda… Ölüm meçhule yolculuk… Ölüm ölüme davet…
Ne yandan baksan bak, bu kadar girift ve acı veren soruların cevabı insanı ürpertiyor. Ve hatta çıldırma eşiğine getiriyor. Filozoflar, düşünürler çareyi, bu sorulardan kurtulmanın tek yolu olan, ruhunu bedeninden ayırmakta buluyor. Ama ben yapamıyorum bir şey kalbimin derinliklerinde bulunan bir şey bana engel oluyor. Düşünüyorum beni engelleyen ne? Belki dünya… Belki korku… Belki bir umut… Ve beklide inanç…
Dünya diyecek olursak bu nesneden acı ve gözyaşından başka bir şey görmedim. Korku desen zaten duygularımı işgal eden bu sorularla her zaman yaşıyorum onu. Umut dersen kendimi, dünyayı ve insanları tanıdıktan sonra kafdağının arkasına hapsettim. İnanç? Peki, neye ve nasıl inanmak, beni engelleyebilir?
Hem ben, kendini anlamaktan aciz bu akılla, neye ve nasıl inanacağımı nasıl idrak edebilirim ki, hele beynimin, düşüncelerim bir yığın cevapsız soruların işgali altında olduğu bu halde neyle düşünüp bulacağım bu hakikati. Bir rehber olmalı diyorum bir rehber… Bana ölümsüzlüğü vaat edecek bir rehber.
Yine düşünmeye başlıyorum… Ve birden aklıma yine üstat geliyor:

Öleceğiz; müjdeler olsun, müjdeler olsun!
Ölümü öldüren Rabbe secdeler olsun!

Üstat, ölümün öldüğünü müjdeliyordu bana. Bundan daha güzel bir müjde olabilir miydi? Merakla soruyorum:
Üstat nasıl öldüreceğim bu ölümü? Bütün insanlığın karşısında çaresizlikten ve acizliğinden boynunu eğdiği bu devi nasıl öldürebilirim ki? Beynimin içinde korlaşan bu ölüm korkusunu neyle söndürebilirim? Yine üstat ötelerden sesleniyor:

Ey insan, sana son sığınak,
Son Peygamberin hırkasında!

Devam ediyor üstat:

Sıra bize gelende.
Ona deki: Ey Resul
Ölümsüzlük kölende…

Peki, o kim üstat? Neye ve nasıl inanacağımı göstererek beni ölümden kurtaracak, sonsuzluğu bana bahşedecek olan o büyük rehber kim? Cevaplıyor üstat:
Allah’ın Kuran’ında ‘sen olmasaydın alemleri yaratmazdım dediği’ alemleri yüzü suyu hürmetine yarattığı sevgililerin en Sevgilisi. Ümmeti için yaşayıp ümmetinin kurtuluşu için gözyaşlarının gözlerinin altında izler oluşturduğu rahmet Peygamberi. Kardeşin kardeşten, ananın çocuğundan kaçtığı, bütün peygamberlerin nefsi nefsi dediği hesap gününde ümmeti ümmeti diye ah edip inleyen Ümmetini kendinden çok düşünen gerçek Dost. Allahın katına ulaşıp onunla sohbet etme şerefine nail olduğu en mutlu anında, ya ümmetim onlar bu şerefe nasıl nail olacak diyerek en mutlu anını bile ümmeti için yaşamayan büyük Nebi.
Üstat anlatmaya devam ediyordu ama artık duymuyordum, hiçbir şeyi duymuyordum, ben bende yok olmuştum. Dudaklarımdan onun emanetlerinden bir dörtlük dökülüyordu:

Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

Mırıldanıyorum sessizce, anladım ve idrak ettim üstat…
Anladım Şeb_i Arus’u anladım, ölüme hasret çekenleri anladım, ölüme gülerekgidenleri anladım, ömrü yaşanması tüketilmesi gereken bir nesne olarak görenleri anladım, Senin verdiğin müjdeyi anladım.
Ölümün yokluk olmadığını asıl başlangıç olduğunu anladım, ölümün zehirli yılan olmadığını sevgiliye kavuşturan vasıta olduğunu anladım, ölümün hazlara veda olmadığını gerçek hazza kavuşmak olduğunu anladım, ölümün meçhule yolculuk olmadığını aksine yolculuğa veda olduğunu anladım.
Anladım üstat anladım!

ÖLÜMÜN SONSUZLUĞA DAVET OLDUĞUNU

Anladım…..
 

Konuyu şu anda okuyanlar : (Users: 1, Guests: 0)

Giriş yap